İçeriğe geç

Beyaz Kuğu

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Beyaz Kuğu

Bölüm 4

3.Bölüm

Arkasından yürüdüğümü fark ettiğimde çok geçti. Adımlarım onun adımlarına kilitlenmişti. Durursam fark edecektim. Devam edersem… daha da içine girecektim. Cadde uzundu. Işıklar yer yer sönüktü, vitrin camları yansımalarla doluydu. Önümdeki adam ne hızlandı ne yavaşladı. Sanki benim varlığımı başından beri biliyormuş gibiydi. Bir an durdu. Ben de durdum. Aramızda sadece birkaç adım vardı. Başını çevirmedi. Ama sol omzunu hafifçe geri aldı. Dövme, ceketinin altından net bir şekilde göründü. Beyaz kuğu. İçimde bir şey kasıldı. Bu, ilk kez görüyormuşum gibi değildi. Ama nerede, ne zaman… bilmiyordum. Yürümeye devam etti. Bu kez ben tereddüt ettim. Sonra yine peşinden gittim. Cadde bir ara sokağa açıldı. Daha sessizdi. Ayak seslerimiz netleşti. Artık saklanacak bir gürültü yoktu. “Tesadüf mü?” diye geçirdim içimden. Ama tesadüfler bu kadar düzgün ilerlemezdi. Adam bir kez daha durdu. Bu kez döndü. Göz göze geldik. Yüzünde şaşkınlık yoktu. Tanımadığım birine bakan biri gibi durmuyordu. “Bu sokak insanı peşinden sürükler,” dedi. Sesi sakindi. Ama sanki bu cümleyi daha önce söylemiş gibiydi. Ne diyeceğimi bilemedim. Sanki yanlışlıkla bir sahneye girmiştim. “Özür dilerim,” dedim refleksle. “Niyetim—” “Biliyorum,” dedi. Sözümü kesti. “Bazen insan neden yürüdüğünü bilmez.” Kalbim hızlandı. Çünkü o an anladım: Ben onu takip ettiğimi sanıyordum. Ama aslında… o, benim gelmemi bekliyordu. Sözleri havada asılı kaldı. Ne bir adım attı, ne de bakışlarını çekti. Gözleri sabitti. Sanki beni değil, içimdeki bir kararı izliyordu. “Beni mi bekliyordunuz?” diye sordum. Sesim düşündüğümden daha net çıktı. Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. “Hayır,” dedi. “Beklemek başka bir şeydir.” Bu cevap içimi daha çok huzursuz etti. Beklemiyordu… ama şaşırmamıştı. “Peki neden durdunuz?” Omuz silkti. “Bazen biri yürürken, arkasındaki adımlar değişir. İnsan fark eder.” Yalan söylemiyordu. Ama doğruyu da söylemiyordu. Bakışlarım yine dövmeye kaydı. Beyaz kuğu, sokak lambasının altında daha netti. Çizgileri tanıdıktı. Mideme ani bir ağrı girdi. “Güzel bir dövme,” dedim. Kelimeler ağzımdan kendiliğinden döküldü. İlk kez bakışları gerçekten üzerimde gezindi. Yüzümde durdu. Sonra boynumda. Omzumda. “Beğenmen ilginç,” dedi. “Çünkü çoğu insan fark etmez.” “Ben fark ettim,” dedim. “Sebebini bilmiyorum ama… ettim.” Başını hafifçe yana eğdi. Bu hareket, sanki bir şeyi doğruluyormuş gibiydi. “Bazı semboller herkese görünmez,” dedi. “Sadece ait olduğu gözlere.” İçimde soğuk bir ürperti dolaştı. Bu cümle fazla tanıdıktı. Ama daha önce duyduğumu hatırlamıyordum. “Adınızı öğrenebilir miyim?” diye sordum. Bu kez bilerek sordum. Bir an sustu. Sonra bakışlarını benden çekti. Caddeye doğru çevirdi. “Henüz değil,” dedi. “Şimdilik tesadüf yeter.” Arkasını döndü. Bir adım attı. Sonra durdu. “İzem,” dedi. Kalbim duracak gibi oldu. Döndü. İlk kez gerçekten gülümsedi. “Bazı insanlar adlarını söylemeden de tanınır.” Ve bu kez yürüyen oydu. Ben kaldım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.