Kapının önünde kararımı verdim. Bu buraya girmem için son şansımdı, bunu biliyordum. O yüzden girecektim. İlk adımımı atar atmaz nefesim bir anda kesildi. Kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. Evren bana bir mesaj mı gönderiyordu, bilmiyordum. Gözlerimi içerdeki kapılara diktim. Fark ettiyseniz kapılar dedim. Çünkü o kadar çok kapı vardı ki, gözüm karardı. Sağda solda her yerde insan vardı. Hiç bir ev gibi yada saray gibi değildi. Çok garip. Siyah kravatlı ve güzel yüzlü bir adam çıktı karşıma. Fazla sıcak kanlı bir insana benziyordu. Yanıma gelip,
-"Merhabalar. Peri okuluna hoş geldiniz."
İçimden, "peri okulumu" diye geçti.
Şaşırdığımı belli etmemeye çalıştım. Şaşkın yüz ifademi bir kenara attım ve gülümseyerek,
-"Hoş buldum" dedim.
-"Buyurun, size okulu gezdireyim."
-"Olur."
-"Bu taraftan."
Sağa doğru giderek etrafı inceledim. Duvarlarda garip peri tabloları asılıydı. Şaşırmıştım. İlk defa böyle bir şey görmüştüm. Yani nasıl peri okulu olabilirdi ki. Okulu gezmeye ve bakınmaya devam ettim. İnanılmazdı gerçekten. Çok güzeldi ve büyüleyiciydi. Sanırım perileri sevmeye başlamıştım.
-"Buyurun sizi okulun sahibiyle tanıştırayım."
Başımı salladım ve adamın gösterdiği taraftan yürüdüm...