Otobüs un camı çatladı Herkes sustu. Baran’ın kendisi de sustu. “Ben… camı ben mi yaptım?” dedi kısık sesle. İnsanlar ondan uzaklaştı. Baran, utançla indi. Eve yürürken kendi kendine konuştu: “Harika. Süper gücüm var. Cam kırıyorum. Kariyer.” O an, sokağın köşesinde bembeyaz bir parıltı belirdi. Baran gözlerini kısmak zorunda kaldı. Işık, konuşmuyordu ama Baran’ın içini rahatlatan bir sıcaklık yayıyordu. “Yalnız değilsin” hissi verdi. Baran bir anlığına iyi hissetti. Sonra ışık söndü. Ve Baran, garip bir boşlukla kaldı. Sanki birisi ona umut verip geri almıştı. O sırada, şehrin en yüksek binasının tepesinde, bembeyaz bir siluet şekillendi. Ulu Işık, aşağıya baktı. “Umut dağıtmak kolay,” dedi kendi kendine. “Zor olan… kime dağıtacağını seçmek.” Gölge, binanın diğer ucunda belirdi. “Seçmek dediğin şey, korkaklıktır.” Ulu Işık güldü. “Sen de onları avlarken seçiyorsun.” “Hayır,” dedi Gölge. “Ben sadece arada kalanlara bakıyorum.” İkisi bir süre şehri izledi. Aşağıda insanlar koşuşturuyordu; küçük hayatlar, büyük korkular. Ulu Işık, karanlığa bakmadan sordu: “Bu şehir uzun süre dayanamaz. Başlayalım mı?” Gölge’nin sesi, rüzgârla karıştı: “Başla. Ama onları küçümseme.” Ve aynı anda, şehrin başka köşelerinde iki şey daha kıpırdadı: Bir aynalar dükkânında, çatlaklı bir yansıma parladı. Bir kömür deposunda, isli bir şekil gülümsedi. Şehir henüz farkında değildi… Ama biri umut seçmeye, biri nefret fısıldamaya, biri arada kalanları izlemeye başlamıştı Şehir, geceleri başka bir şehre dönüşüyordu. Gündüzleri kalabalık, gürültülü, aceleci olan sokaklar; geceleri sessizleşiyor, sesler yankı yapıyor, gölgeler uzuyor ve her köşe başı sanki bir sırrı saklıyordu. İnsanlar evlerine çekildiğinde şehir boşalmıyordu aslında. Sadece… başka şeyler ortaya çıkıyordu. Aras bunu çocukluğundan beri hissediyordu. Karanlıkta bir şeylerin gezindiğini, görünmeyen adımların kaldırım taşlarında dolaştığını, bazı geceler penceresine bakan gözler olduğunu… Ama kimse ona inanmıyordu. “Yine mi hayal kuruyorsun Aras?” derdi annesi. “Az korku filmi izle.” Aras korku filmi bile izlemezdi aslında. Onun korkusu hayalden gelmiyordu. İçgüdü gibiydi. Bu gece de öyleydi. Penceresinden dışarı bakarken sokak lambasının altında duran gölgeyi fark etti. Normalde orada çöp konteyneri olurdu. Ama gölge, konteynerin gölgesine benzemiyordu. Fazla uzundu. Fazla inceydi. Kenarları sanki dalgalanıyordu. Aras gözlerini kıstı. “Rüzgâr…” diye fısıldadı kendi kendine. “Kesin rüzgâr oynatıyor.” Arkasını dönmek üzereyken gölge yer değiştirdi. O an kalbi hızlandı ama çığlık atmadı. Koşmadı. İçinden bir ses bunun ilk defa olmadığını söylüyordu. Montunu aldı, kapıyı sessizce açtı ve sokağa indi. Soğuk yüzüne çarptı. Sokak lambasının altına geldiğinde gölge yoktu. Ama Aras, arkasında biri varmış gibi hissetti. Yavaşça konuştu: — “Beni izliyorsun.” — “Bari çık ortaya.” Duvardaki karanlık kıpırdadı. Sonra gölge duvardan ayrıldı. İnsan şeklini andıran, ama insan olmayan bir karaltı ortaya çıktı. Yüzü yoktu ama Aras onun kendisine baktığını hissetti. — “Beni… görebiliyorsun.” Ses fısıltı gibiydi. Aynı anda birçok kişinin konuşması gibi. Aras boğazını temizledi. — “Evet.” — “Ve sen… normal değilsin.” Gölge hafifçe eğildi. — “Ben Gölge’yim.” — “Beyaz canavarlardan biriyim.” Aras kaşlarını çattı. — “Beyaz… ama sen kapkarasın.” Gölge boğuk bir kahkaha attı. Rahatsız edici bir sesti. — “Adımız beyaz.” — “Niyetimiz değil.” Bir adım yaklaştı. — “Sen fark eden çocuksun.” — “Bizi ilk hissedenlerden.” — “Ne istiyorsunuz?” diye sordu Aras, sesi titreyerek. Gölge’nin sesi sertleşti. — “İnsanların korkularını…” — “Travmalarını…” — “İçlerindeki boşluğu…” — “Biz onlarla besleniriz.” Birden sokak lambası patladı. Karanlık her yeri yuttu. Aras gözlerini açtığında gölge yoktu. Yerde siyah, yanık gibi bir iz kalmıştı. O geceden sonra Aras yalnız olmadığını anladı. Ertesi gün okula gittiğinde ilk gördüğü kişi Mira oldu. Mira, okulun en “normal” görünen kızlarından biriydi. Sessizdi, dersleri iyiydi, kimseyle kavga etmezdi. Ama Aras onun tuhaf olduğunu biliyordu. Çünkü Mira, güneşe bakarken gözlerini kısmıyordu. Işık onu rahatsız etmiyordu. Sanki ışıkla anlaşması vardı. Yanına oturdu. — “Dün gece bir şey gördüm.” Mira defterini kapattı. — “Beyaz canavarlardan biri mi?” Aras’ın boğazı düğümlendi. — “Sen de mi?” Mira derin bir nefes aldı. — “Ulu Işık.” — “Beni seçti.” — “Ne yaptı?” Mira’nın yüzü gölgelendi. — “İlk başta insanlara umut verdi.” — “Sonra o umudu onlardan çekti.” — “İnsanlar çöküyordu… ve o güçleniyordu.” Aras başını eğdi. — “Demek yalnız değilim.” Mira acı bir gülümseme attı. — “Keşke olsaydın.” O gün Mira, Aras’ı terk edilmiş bir spor salonuna götürdü. İçeride üç kişi vardı. Cem, laubali laubali konuşan ama gözlerinde bastırılmış bir öfke olan biri. Leyla, sessiz ama bakışlarıyla her şeyi tartan biri. Baran, iri yapılı, sert görünüşlü ama içi pamuk gibi. Cem Aras’a baktı
Bölüm 2
#2
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.