2025-12-31 / 00.00 — 2026-01-11 / 00.00
Ocak ayı her yaklaştığında
zaman geri sarılır bende.
Takvim ilerlemez,
aynı soğuk aynı yerden yürür içime.
Yeni yıl dedikleri,
yaralarımı yeniden saymaktan ibaret;
üstü örtülmüş ne varsa
aynı ayda, aynı sessizlikle
birer birer açılır.
Ocak’ta doğmuş olmak
hayata üşüyerek başlamak gibidir.
Kutlama ister dünya,
bense içimde hep bir yanlışlık duygusu taşırım.
Sanki beni
yanlış bir mevsimde bırakmışlar hayata;
o yüzden hiçbir başlangıç
bana hafif gelmez.
Gülüşler yükselirken dışarıda
ben içimde ağır bir şeyi taşırım,
adını koyamasam da
çok iyi tanıdığım bir yas'ım.
Zemheri yalnız havada değildir;
insanın içine çöker.
Bakışlarım puslanır,
yollar var ama yön yoktur.
Göğüs kafesimde bir börü yaşar,
vahşi değildir ama uysal da sayılmaz.
Kanı tanır, acıyı koklar,
ne ulur ne saldırır,
en sessiz anlarımı kollayarak bekler.
Ben sustukça yer edinir,
ben dayandıkça kemikleşir içimde;
zemheriden kalma bir sabırla
ruhumun çevresinde dolaşır,
ne gitmeyi bilir
ne de tamamen görünmeyi.
Bazı kışlar geçmez,
yuva yapar.
Her yeni yıl gecesi
zaman önüme koyar
unutmuş gibi yaptıklarımı.
Eski kırıklar
aynı masaya dizilir;
kader bazen insanı
her yıl aynı ayda sınar,
aynı soğukla,
aynı sessizlikle.
Ne kaçılır ne alışılır.
Ben yeni yılı karşılamam,
doğduğum geceleri kutsamam;
sadece biraz daha dayanırım.
Şimdi Ocak yaklaşınca
içim daralır.
Ne korkudur bu ne umut,
sadece derin bir yorgunluk.
Yıl değişir,
insanlar ileriye bakar;
ben bir kez daha
kendime geri düşerim.
Ve bilirim:
bu ay geçse bile
bende bıraktığı iz
hiçbir takvimden silinmez.
Ben Ocak aylarını sevmedim.
Yeni yılı,
doğduğum geceleri.
Hepsi aynı karanlığın
başka başka saatleri.
Bazı insanlar bahara ulaşamaz;
ama kışı
en derin yerinde taşır.