2025-11-26 — 2025-12-03 / 19:50
Bir çiçeğin susuz toprağı gibi çatlıyor içim,
geceye bırakılmış yarım bir dua misali.
Karanlığın en sessiz yerinde bile
senin adının gölgesi düşüyor omzuma;
kim bilir kaç yıldız söndü de,
varamadı o ışık sana.
Rüzgâr, alnıma dokunan bir eski hatıra gibi geçiyor,
ben senden kalan kırıntıları topluyorum,vakitsiz.
Bir ömrün en ince çizgisine yazılmışız sanki;
silsem de z kalıyor,
kapatsam da sen sızıyorsun içeri;
bir yağmur kokusu kadar duru,
bir yara izi kadar kalıcı.
Sana doğru yürüdükçe
ayaklarımın altından çekiliyor dünya,
adımlarım boşluğa alışıyor yavaş yavaş.
Kalbim, adını unutmayan kör bir göçmen;
nereye gitsem gölgen geliyor arkamdan,
nereye baksam gözlerin büyüyor karanlıkta
bir mavi ay misali.
Suskunluğunda boğulsa da sözlerim,
yine de bırakıyorum bu son dizeyi geceye:
sen bilmesen de bir yerlerde
hala seni bekleyen bir ışık var içimde.
Ve ben, ne zaman söneceğini bilmeden
yanıyorum adıyla,
bir aşkın küle
dönmeyen son kıvılcımı gibi.