"Onu nerede bulmuştum dedin?"
"Kulübemin birkaç adım ötesinde ki ormanın girişinde, bir ağacın altında uyuyordu."
Gözlerimi işittiğim seslerle açmaya çalışıyordum, ancak birşey gözlerimi acıtıyor ve açmamı engelliyordu. Refleks olarak elim bir an için gözlerime kapandı, "Uyandı!" diyerek sevinçle biri bağırdığında kim olduğunu görmek istiyordum ancak içimden bunu yapmak gelmiyordu.
O yaşlı kadın ya da o sarışın çocuk kimdi? Peki ya beyazlara bürünmüş genç kadın? Tanrı'm bunlar ne anlama geliyordu, yoksa çıldırıyor muyum.
"Çaylak? Neden ağlıyorsun?"
Hızla yattığım yerden doğruldum ve elime baktım, Tanrı'm neden ağlıyordum ben şimdi.
Odada ki herkese göz gezdirdim, hepsi oldukça endişeli görünüyordu. Ancak dikkatimi hiç beklemediğim biri çekti, sarışın boğa?
Neden ona bakarken o küçük sarışın çocuğu görüyormuş gibi hissediyordum kendimi. Ağzımı konuşmak için araladığımda oldukça susadığımı farkettim, neyse ki Chuck zamanında benim için oradaydı. Hızla bana bir bardak su verdi, ben ise bardağın içindeki suyu bitirip boş bardağı ona geri uzattım.
Hâlâ yerine oturmayan parçalar vardı kafamda ki, "İyi misin çaylak?" diye sordu Newt.
Ona bakamadım bile, "Sadece düşünüyorum Newt," derin bir nefes aldım sözlerine devam etmeden önce. Bakışlarımı yerden çekip hızla sarışına çevirdim.
"Söylesene, neden buradasın?"
Bu sorumla odada ki herkes tıpkı onun gibi şaşırmış, ancak o sadece "Ne?" diyebilmişti.
"Hiçbir şey, afedersiniz." diyerek çıktım odadan, Tanrı'm o aptal çıkıntı kesinlikle birşeyler saklıyordu.
Derin bir nefes alıp yürümeye devam ediyordum ki, ardından biri bağırdı.
"Çaylak, beni bekle!"
"Chuck?" Yanıma geldiğinde ona baktım ve "Birşey mi oldu?" diye sordum.
"Alby bir kez daha ortadan kaybolmaman için sana göz kulak olmamı istedi." dedi gülümseyerek.
Ben ise kafamı sallayıp yürümeye devam ettim, Chuck gerçekten tatlı bir çocuktu. Tıpkı bir kardeş kadarda iyi olduğundan eminim, ancak onun yanında bu tarz ciddi konuları düşünmek biraz zor olabilir.
"Akşam için hazır mısın çaylak?"
"Akşam için mi? Neden ki?" diye sorduğumda gülümsedi ve durdu.
"Sana söylemeyi unutmuşum, bu akşam senin için bir kabul töreni yapacağız. Her çaylak için yapılan birşey."
"Ah, anladım. Peki buralarda yemek yiyebileceğim bir yer var mı?"
Gülümsedi ve "Tava'yı hatırlıyor musun?" diye sorduğunda yolumuzu değiştirmiş, onu takip ediyordum.
Kafamı hızla iki yana salladığımda, dudaklarını büzdü ve "O halde tanışmaya hazır ol." dedi.
Oldukça geniş bir odaya girdiğimizde neredeyse herkes oturmuş yemek yiyordu, ancak içeriye girmemle tüm bakışlar bir ok gibi benliğime saplandı. Hızlı adımlarla Chuck'i takip ettim, "Merhaba Tava, geç mi kaldık?" diye sordu Chuck siyahi çocuğa.
"Merak etme dostum, tam zamanında geldiniz." diyerek uzattı bize tabaklarımızı, oldukça güzel görünüyordu. Yine Chuck'i takip ettim ve onun oturduğu masaya oturdum.
"Biraz daha iyi misin çaylak?" diye sordu masada ki bir çocuk, sanırım ismi Clint'ti.
"Evet, teşekkür ederim." diyip yemeğime döndüm, dakikalar sonra ise içeriye sarı boğa girdi. Birkaç saniyeliğine bakışlarını yakaladığımda ona birkez daha güvenmemem gerektiğini düşündüm.
Yemekten sonra ise herkes ateşin başına toplandı ve kabul töreni yapıldı, daha sonra ise herkes kendi başına eğlenmeye başladığında sonunda yalnız kalabilmiştim. Büyük bir taşın ardına geçip, oturdum ve neden bana Juria dediklerini anlamaya çalıştım.
Benim zaten bir ismim vardı, değil mi?
Hafızamı zorladım ancak benliğime dair hiçbir şey hatırlayamadım.
Bir ismim dahi yok muydu, bu yüzden mi hatırlamıyordum?
"Bu kadar takma kafana çaylak, hepimiz geçtik bu yoldan."
İşittiğim sesle kafamı kaldırdığımda, elinde iki bardakla yanı başımda duran Newt'i gördüm. Elinde ki bardağı bana uzattı ve yanıma oturdu.
Ben ise elinde ki bardağı alıp sordum.
"Yani buraya geldiğinizde hepiniz benim gibi rüyalar görüp, hiçbir şey hatırlamıyor muydunuz?"
Bardağından aldığı yudumla bana döndü, "Diğerlerini bilemem ama ben bir rüya görmedim, ya da bir kabus. Ancak Gally sokulduktan sonra birkaç şey görmüş olmalı." dedi.
Derin bir iç çekti, "Şimdi bunları düşünme sen, hepimiz bu gece senin için buradayız. İçeceğini iç ve rahatla." dedi gülümseyerek.
Kafamı salladım ve içecekten bir yudum aldım, ancak işler pekte beklediğim gibi gitmedi. İçeceğin tadı oldukça kötüydü, hızla ağzımdan püskürttüm ve "İğrenç!" diyerekten isyan ettim.
Newt gülerek bana bakıp, "Gally'nin özel tarifi, afiyet olsun çaylak." dedi ve elinde tuttuğu bardaktan birkaç yudum daha aldı.
"Neden bu kadar iğrenç olduğu belli, kesin beni öldürmeye çalışıyor." diyerek bıraktım elimde ki bardağı.