İçeriğe geç

Bermuda Üçgeni

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Bermuda Üçgeni

Bölüm 3

Kabus

-- Sakın kıpırdama. Bir şey yapmaya çalışırsan annen ölür.

Şu sırada annesinin sözleri onu daha da çılgına çevirdi.

-- Yeter artık James. Sende bu işleri iyice abarttın haa.

Ne? Şuan onun arkasından boğazına bıçak direyen kişi Williamın oğlumuydu? Şuan elinde olsaydı Jamesi mahv ederdi. Ama annesi onun zayıf noktasıydı. Ayza artık sabr edemedi ve dirseğiyle Jamesa vurdu. Anında silah sesi duyuldu.

--Annen hayatının sonuna geldi , Ayza Polen. Sıra sende.

-- Hayır, hayır, hayıııırrrrr!

Ayza bir anda dik atıldı. Her şey bir kabusmuş ama hala içinde kötü hisler vardı annesi hakkında.

Luca ve Valtor Ayzanın sesini duyup odasına kadar gelmişlerdi.

-- Polen, iyimisin Polen? Tamam geçti, geçti. Merak etme kabustu.

-- İyimisin Polen? Ne oldu? Seni ne bu kadar korkuta bilir?

Ayzanın gözünden bir kaç damla gözyaşı aktı. Gözleri dolmuştu. Görülen gördüğü kabus onu çok etkilemişti.

-- Valtor şimdi bunları sormanın sırası değil. Daha kendine bile gelmedi.

Luca onu teselli edercesine:

-- Tamam hayatım, ağlama, geçti. Bekle ben sana su getireyim.

-- Sen burda Polenin yanında dur. Ben getiririm.

-- Tamam Valtor.

Luca Polenin yanında oturdu. Ayza başını Lucanın omzuna yasladı. Luca Ayzaya sıkı-sıkı sarıldı. Ayza düşünmeden yapamıyordu? Neden böyle bir kabus gördü ki?

Ağlamamak için zor duruyordu. Nihayet Valtor suyu getirdi. Ayza suyu alıp teşekkür etti.

-- Anlamıyorum Luca neden böyle bir kabus gördüm ki? Bu bir işaret mi?

-- Ne gördün ki?

-- Çıkmaz sokakta annemi gördüm ona doğru gittim. Bir anda yanında elinde silahla bir adam belirdi. Silahı annemin başına dayadı. Bir anda arkadan birisi de benim boğazıma bıçak dayadı. Annemin sözlerinden James olduğu anlaşılıyordu. Ben James-e vurdum o sırada silah sesi duydum. Annemi vurmuştular. Sonra James bana "Annen hayatının sonuna geldi. Sıra sende Ayza Polen" dedi.

Luca sinirli sesle:

-- Bekle beni James, canını almaya geliyorum.

-- Gitme Luca. Planlarımız üzre ilerleriz. Hem onun canını kimseye vermem. Onu ben öldüreceğim.

-- Hay hay matmazel.

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

Tarih/ 29:09:2023

Bu gün beklenen o gündü. Jamesin berber günü.

-- Hadi, hadi çabuk olunn. Geç kalmayalım.

-- James Valtoru görse tanır mı?

-- Hiç sanmam. O kuş beyinli bizim varlığımızı bile unutmuştur. Umarım berber seni gördüğünde bir şey çaktırmaz Luca.

-- Umarım. Neyse hadi gidelim.

-- Hadi Valtor çabuk oll, bu gün tıraş günün. Ha bu arada yanına para almayı unutma. Malum berbere para vermemiz lazım.

Luca ve Ayza Valtorla dalga geçercisine güldüler.

-- Bak hiç bir şey yapmam. Öylece kalırsınız orda.

-- Tamam, tamam. Hemen alınma.

Nihayetinde berbere gelip çattılar saat 10-u 5 dakka geçiyordu.

Valtor selam verip içeri geçti ve Jamesin yakınlarında bir yerde oturdu. Aralarında 1 kişi vardı sadece. Bir süre geçti ve Valtor tıraş olmaya başladı. İçeriden bir gülme sesi geldi. Bu Williamın oğlunun sesiydi.

Ayza keçen günkü kabusu hatırladıkca deliye dönüyordu. Bu yetmiyomuş gibi Jaçesin gülüşünü duyduğunda biraz da sinirlendi. Artık dayanamayıp kapıya doğru gidicekti ki, Luca arkadan Ayzanın kolunu tutup kendisine çekti. Yüzleri baya yakındı.

-- Sakin ol Polencim. Buraya büyüye gerekli saçı almaya geldik. Şimdi bunun sırası değil.

-- Öyle mi? Büyü yaptırılmasına bu kadar meraklıysan o büyüden sana da yaptıra bilirim Maviş . Çok zor olmaz.

-- Ben zaten senin güzelliğinden büyülenmişim. Bir diğer büyüyü bünyem kaldıramaz.

-- O zaman çok konuşmada git görevini yap. Valtor orda boşuna tıraş olmuyor dimi?

-- Tamam, tamam prenses kızma.Gidiyorum.

Görev başarıyla tamamlanmıştı. Aslında düşünüldüğü kadar da zor olmadı. James onları fark etmedi bile. Valtorsa yeni stiliyle daha karizmatik gözüküyordu. Aslında pek birşey yaptırmamıştı. Sadece uçlarından aldırmıştı. Ama bu sayede özgüvenini yenilemişti.

Luca içinde saç olan poşeti cebine koydu ve Emilynin evine doğru yol aldılar.

Valtor kapıyı çaldı.

-- Hoş geldinizz. Buyrun geçin içeri.

--Yok yaa biz saçı verip gidelim. Siz yapacağınız büyüyü buldunuzmu?

--Evet bulduk. Çok fazla etki etmiycek ama rahatını bozucak bir büyü.

-- Tamam. En iyisi de o zaten. Bu arada her şey için çok teşekkür ederim Emily.

-- Rica ederim. Başka bir şey lazım olursa istemekten çekinme bu arada.

-- Oldu canım. Biz gidelim artık.

Emily ve Ayza konuşurken Luca çoktan saçı Olivere vermişti bile.

-- Güle, güleee.

Ayza, Luca ve Valtor eve doğru gidiyordu. Bu sırada bir "adam" Ayzaya bakıp dedi:

-- Tanışabilirmiyiz güzellik?

Ayza net bir tavırla:

-- Hayır.

-- Belki bir şans versen?

Luca " adam"a dalıcakken Valtor eliyle işaret yaptı ve Lucayı durdurdu. Kısık bir sesle:

-- Yapma. Ayza bundan hiç hoşlanmaz. Gerekirse Ayza haddini bildircektir ona.

Ayza "adam"a

-- Yeterince net konuştuğumu düşünüyorum. Bas git, bulaşma bana , doğduğuna pişman ederim seni.

-- Ama...

Ayza Luca ve Valtora bakıp:

-- Valla kaşınıyo

-- Evet kaşınıyorum gel de kaşı.

Ayza "adam"ın yakasına yapışıp kafa attı. Ayzanın bir vuruşuyla "adam" yere serildi.

-- Ayza hiç acımadııı. Yürü be Ayza. Kim tutar seni.

-- Bir de acıyıcakmıydım? Acımam. Haddini aşmasın.

O sırada Valtor:

-- Olan oldu artık boşverin. Ben acıktım eve gidip yemek yiyelim.

-- Tamam Valtor. Ama evde pek bir şey yok. Bir markete gidip bir şeyler mi alalım. Yanınızda para varmı?

-- Ben tüm paramı berbere verdim galiba.

-- Bende biraz para var. Ama gerekeceğini düşünmediğim için yanıma az para almıştım.

-- Olsun, sorun değil. En azından makarna almaya yeter mi?

-- Yeter bence. Şuralarda bir market olması gerekiyordu. Hadi gidelim.

Bölüm sonu

2 yorum