6.Bölüm
Züleyha hanımda" kızı daha fazla sıkıştırma bahar al tepsiyi mutfağa götür Meryem ablana." dedi ve baharın eline tepsiyi verdi diğer tepsiyide kendisi alacaktıki elinden alıp" ben götürüm." dedim gülerek tam alıp mutfağa doğru ilerlerken Gülnarin hanımın" yeni gelin! " diye bağırdığını işittim ona doğru döndüğümde elinde beyaz bir çarşafla duruyordu aklından ne geçiyordu amacı ne hiç anlayamamıştım onura döndüğümde oda kaşları çatık gülnarin hanıma bakıyordu aynı şekilde Ahmet ağada.
Bana doğru hızla yürüdü ve elindeki beyaz çarşafı yüzüme fırlatarak. "sen daha onur ağanın kadını olamadınmı!" dedi gür sesiyle elimdeki tepsi yere düştü bütün pirinçler yere dağıldı yüzüme fırlatılan çarşafa öylece bakakaldım...
Söylediği kelimeler kulaklarımda yankılanmaya başladı 'hala onur ağanın kadını olamadınmı!' ayaklarımın dibine düşen çarftaydı gözlerim sonra alaylı bir edayla sırıtarak bana doğru yaklaştı ve kafasını eğerek suratıma baktı.
"hoş nasıl kadını olacaksın ki daha dün seni hizmetlerle aynı kefeye koyan adam koynunamı alacaktı seni." dedi ve sonra dikleşip "yazık gerçekten acınacak haldesin hele bir bak şu halini kapıdaki it görse acır ." dedi zevk aldığı belliydi kasıla kasıla, bastıra bastıra akıtıyordu zehrini kafamı kaldırdığında herkes avludaydı onur ve dedesi de ayaktaydı sonra arkamdan gelen genç bir kız sesiyle o tarafa yöneldim.
" birde bunu hanımağa diye gelin etiniz konağa daha şimşeklerin kanını soyadını taşıyamayan kadınmı hanımağa olacak!" dedi esmer balık etli bir kız Gülnarin hanımın yanında durdu o sıra onurun "yeter!" deyişi ilişti kulağıma hızla bana yaklaşarak kolumdan tutup geri çekti beni.
"siz kimsiniz de benim karımın suratına çarşaf fırlatıp hakaret ederek küçük düşürmeye çalışıyorsunuz lan!" dedi karşısında duranlara karşı hayrırırcasına o an gülnarin hanım hemen onura dönerek " daha dün aşalağıyıp küçük düşürdüğün kadını savunmak şimdimi aklına geldi senin onur ağa." dedi dikleşerek
Onur dişlerinin ardından konuşarak" karımla aramda olanlar beni ilgilendirir hiç kimse buna karışamaz sen ve kızında dahilsiniz buna." dedi sertçe sonra başını dikleştirip tek tek her kesin gözlerine bakıp işaret parmağını kaldırıp sesini yükselti" karımla aramda geçenler hiç birinizi alakadar etmez bu sizi ilk ve son uyarışımdır aynı hatayla karşılaşırsam bir daha canınızı yakarım!" dedi yüksek ses tonuyla sonra gülnarin hanıma dönüp" sen bu ailenin değil kanını soyadını bile taşımıyorsun sen kimsin de benim karımdan kendini üstün tutuyorsun." dedi daha sonra yanındaki esmer kıza dönüp.
" sana gelince Zehra hanım sen süten çıkma ak kaşıkmısın sen bu ailenin kanını taşıyormusun ki benim karımın karşısına geçmiş ahkam kesiyorsun unutma senin annen benim babamla imam nikalıyla evli olabilir ama sen ve ben aynı babanın evladı değiliz bunu o aklından hiç çıkarmasan iyi olur şöyle bir düşünürsek bu durumda sen gayrımeşru duruma düşersin." dedi ve sabrının son demelerine gelerek devam etti.
" sakın bir daha kendinizi benim karımla eşit görmeyin aksi takdirde bir dahaki sefere sizi aşaglayıp rezil etmekle kalmam canınızı fena yakarım! " dedi sonra beni bileğimden tutup ilerlemeye başladı odaya çıktığımızda hiç sesim çıkmıyordu.
Öfkeyle yatağın üzerine oturup ellerini saçlarına geçirip daha sonra yüzüme bile bakmadan" sen onları aldırma." dedi onura doğru dönerek
" aldırmadım zaten ." dedim gözlerini gözlerime dikti" neden biliyormusun?" dedim belimi hafif eğerek ona yaklaştım" Çünkü haklılar." daha sonra devam ettim" aşağıda ağalık taslayıp beni savunduğun ve merhamet ettiğin için teşekür ederim Allah razı olsun." dedim dolu gözlerim fazlasıyla ağırlaşmıştı hiç cevap vermedi.
Gözlerimi gözlerinde gezdirdim bir süre cevap alamayınca Sırıtarak ellerimi dizilerimi hafifçe vurdum ve dikleştim pencerenin kenarındaki salanan sandalyeye oturup gözlerimi gökyüzüne diktim bir müddet sesizliğin ardından gözlerimi onura kaydırdım yatağa uzanmış eli alnında tavanı izliyordu sadece gözler önünde karısıydım birilerine karşı ksrısıydım kağıt üstünde karısıydım asla onun için 'karım' sıfatında olmadım olmayacaktım.
Peki herkese karşı beni savunan herkese o benim karım diye haykıran ve aşağıda küçük düşürüldüğüm için bana merhamet edip beni koruyan adam neden ilk gün bana merhamet ettmedi neden bana o zaman acımadı gözlerim hala ondayken düşüncelere dalmışım kafasını çevirip gözleri bana düştüğünde kafamı geri çevirdim sonra oda çevirdi.
Bakışlarım yerdeydi işaret parmağımın ucuyla sandalyenin koltuk yerine oval çiziyordum bir anda istem dışı olarak "biliyorum unutmamı istedin ama hiç anlatmayı denedinmi?" dedim aniden kafamı kaldırdığımda istifini hiç bozmadı öylece tavana bakmaya devam ediyordu ardan bir veya iki dakika geçmişti "hayır." dedi uzun süre sesizliğin etkilisiyle sesi tiz çıkmıştı.
"neden." dedim bana cevap vermiş olmasına karşı hızla sonra doğrulup yüzüme baktı uzun bir süre sanki yüz hattlarımı aklına kazırcasına daha sonra başını eğip devam etti.
"Dostoyevski 'İnsancıklar' adlı kitabında: çok tuhaftı ağlayamadım ama ruhum paramparça olmuştu. Diyor insanın içine atmasının, güçlü görünmeye çalışmasının en yorucu hali bu olsa gerek." dedi boğuk çıkan ses tonuyla sözcüklerine karşı hiç bir cevap bulamadım.
Yatağın üzerinden kalkıp " hayatının bir köşesinde yerim yok biliyorum seni hayatımın bir köşesine zorla koymamı beklemiyorsun bunda biliyorum. " dediğinde aniden kafamı kaldırdım duymuşmuydu duyduysa bile hatırlıyormuydu dün geceyi.
Derin nefes alıp devam etti "ama şunu kabullenmek zor geldi sen ve ben sevmesekte bir ömür boyu bir birimize mahkumuz kaçış yok, çıkışta yok, geri dönmek gibi bir şansımızda yok." dedi tam kapıdan çıkarken hafif göz ucuyla bana baktı "umarım bir gün içimi sana dökecek kadar yakın hissederim kendime." dedi ve odadan dışarı çıktı.
Son cümlesi afalamama neden olmuştu bu dün beni küçük gören, hor gören onur değildi ikiliyi oynuyor gibi annesinin sözlerine hak vericem nerdeyse kimdi hanğisi gerçek yüzüydü anlam veremediğim bir bilinmezlik gibiydi onur alğılayadığım biri bambaşka bir şeymiş gibi farklıydı.
Onur çıktıktan yarım saat sonra bende çıktım merdivenlerden inip mutfağa geçtim Züleyha hanım mutfakta akşam için yemek hazırlıyorlardı üstelik kazan kazan bir çok çeşit vardı şaşkın bir ifadeyle
"birinimi bekliyoruz." dedim Züleyha hanım kafasını kaldırıp gülerek "onurun amcası ve ailesi misafirliğe geliyorlar kızım Diyarbakırdan düğününüz aniden olunca gelmeye fırsatı olmadı akşama onlar için hazırlık yapıyoruz." dedi bende ellerimi suyun altına tutup "o zaman bende yardım edeyim canım sıkıldı zaten." dedim yumuşakça
Züleyha hanım başını kaldırıp "bana kalsa sana iş yaptırmam ama şuan dar bir vaktimiz var kızım sende salatayı edersen çok iyi olur." dedi bende başımla onaylayıp dolaba adımladım salata malzemelerini çıkartıp suyun altına tutup iyice duruladıktan sonra tezğaha geçip doğramaya başladım.
Salatayı doğradıktan sonra ellerimi yıkayıp havlu ile kuruttum ve mutfağa göz ucuyla baktım her şey tam görünüyordu daha sonra züleyha hanıma dönüp "her şey tamsa ben kıyafetlerimi değiştireceğim." dedim
Züleyha hanım elindeki son işide haledip "sen çık kızım sadece bir sofrayı kurmak kaldı onuda kızlar halleder." dedi mutfaktan çıkıp merdivenlere yöneldim odanın kapısına geldiğimde onurun sert ve yüksek tonda konuştuğunu duydum.
"Eğer ona dokunacak olursan seni mahvederim." diyordu sonra bir müddet sustu telefonun karşısında ki konuşan kişiyi dinliyordu sanırım ve yine sert bir şekilde devam etti "onunla severek evlenmedim bunu zayıf noktam veya zafım beleme yoksa pişman olursun hancıoğlu." dedi ve telefonu kapatıp cebine attı.
Kiminle ne konuşuyordu bilmiyorum ama benden bahsetiği kesindi aralık olan kapıyı itekleyip içeri girdim hafifçe arkasına döndü benim olduğumu görüncede geri önüne döndü arkası dönük bir şekilde
" akşam amcamlar burda olucak." dedi sıtabil tonda "bende bavuluma eğilip kapağını tamamen açtım ve" biliyorum Diyarbakırdan geliceklermiş." dedim sonra dolabın kapağını açıp onurun kıyafetlerini sağ tarafa yerleştirmeye başladım kıyafetleri yerleştirirken arkamdan" ne yapıyorsun? " diye yönelttiği soruyu işittim ve ona döndüm.
" artık birbirimize mahkum olduğumuza göre kıyafetlerimi dolaba yerleşitiryorum sence bir sakıncası varmı? " dedim kafasını hayır anlamında saladı tekrar önüme döndüm onurun kıyafetlerini tamamıyla sağ tarafa yerleştirmiştim sıra kendi kıyafetlerimi sol tarafa yerleştirmek kalmıştı bavuluma eğilip kıyafetlerimi aldığım sıra tekrar sözleri kulağıma ilişti
" amcamın kızlarıyla fazla yakın olmazsan senin yararına olur." dedi duraksayıp arkamı döndüm kaşlarım biçimli bir şekilde çatılmıştı "neden adamı yiyorlar." dedim ifadesizce sabır diler gibi içini çekip "adam yedikleri yok ama insana bir yılan gibi sokabiliyorlar." dedi uyarırcasına.
"peki sevgili kocacım muhatap olmamı istemiyorsan olmam." dedim ve tekrar işime döndüm o kadar kelime içine takıldığı tek şey "kocacım? " dedi kıyafetlerimi dolaba yerleştirerek cevapladım "sen nasıl bana karıcım diyorsan bende sana kocacım dedim sakıncası olduğunuda düşünmüyorum nede olsa kağıt üzerinde kocamsın." dedim.
Bir iki daka sonra "çenen fazla çalışıyor kırımlı şöyle bir düşününce amcamın kızlarıyla ortak noktan olduğunu farketim." dedi sırıtarak" sende fena değilsin onur ağa." dedim
Tüm dolabı yerleştirdikten sonra koltukta telefonuyla ilgilenen onurun başına ellerimi göğsümde baglayarak dikildim gözlerini bana doğru kaldırıp ne var gibisinden başını saladı nefes alıp devam ettim" üzerimi değiştireceğim rica etsem çıkarmısın." dedim oda bana" çok naziksin ama çıkmaya eriniyorum istersen üstünü degiş istersen değişme." dedi tekrar telefonuna dönerek.
" şakamı sın sen hoş niye rica ediyorum ki senin gibi yontulmamış bir odundan kibarlık beklemek salaklıktı zaten." dedim ve kıyafetlerimi alıp banyoya geçtim.
Banyonun kapısını kapattığımda ise arkamdan" odun olduğumu söyleyip duruyorsun ama inat eder gibi kibarlık bekliyorsun birde." dedi onunla ugraşmamaya karar vererek hızla hazırlandım zümrüt yeşili etek üstüne yarım kol hafif koları kabarık bir badi giydim altına düz taban babet tarzı bir ayakkabı gidim saçlarıma hafif dalğa şeklini verip makyaj olarak küçük dokunuşlar yaptım ve banyodan çıktım.
Tekrar odaya döndüğümde onur yoktu çıkardığım kıyafetleri sepete bırakıp odanın lambasını örterek çıktım artık sofra kurulmuş herkes avluya toplanıyordu bende avluya çıktım göz ucuyla baharı aradım ama görüş alanımda yoktu sonra yan tarafımda kamalyada oturan Ahmet ağanın sesini duydum.
"yeni gelinim hele yanıma gelesen." dedi başımı o tarafa çevirip gülerek başımla onay verdim ve o tarafa doğru adımladım. Yanına vardığımda "buyurun Ahmet ağa bir şey mi istediniz." dediğimde yüzümü buruşturup dilimi ısırdım "pardon ağa dedecim bir şey mi istediniz." dedim çünkü ona Ahmet ağa dememden dolayı sürekli azar iştmiştim ilk başta kaşlarını çatsada sonra "He şöyle gel yanıma otur güzel gelinim." dedi yumuşak bir ifadeyle beni onur ve kendi arasına oturttu.
Ahmet dede sürekli olarak onurun ramazan ve boranın çocukken yaptığı bir sürü yaramazlığı anlatıyordu hata bazıları o kadar komiktiki bazen kendimi tutamayıp kahka atmışlığım vardı en son konuyu zümra diye bir kıza getirdi meğersem zümra onurun akşama gelecek olan amcasının kızıymış gülerek devam etti.
"sırf onurun sütünü döktü diye kızın sütüne çamur katıp içirmişti zavalı kıza." dediğinde kulaklarıma inanmamıştım daha sonra Ahmet dedeyle ikimiz onura baktık kaşları çatık bir tavırda bize bakıyordu ve ardından Ahmet dedeyle bir kahka daha atmıştık sonra onurun huysuz çocuklar gibi" göm beni dede göm işin yok zaten beni rezil et." Ahmet dede yalancı bir sinirle" sus sen eşkek sıpası anlatıyorsam gelinime anlatıyorum." dedi.
Onurda sitem ederek" kusura bakmayasın Ahmet ağa torununla aman gelininle arana girdim af buyur." dedi çekemeyen çocuklar gibi onların bu haline sırıtıyordum ki daha sonra görüş alanıma Gülnarin yılanı girdi yüzümü deki sırıtmam solmuştu iyice yaklaşıp Ahmet dedenin önünde durdu ve" ağam neşenizi bölüyorum ama zahir ağam konağa gelmiş haber etmek istedim." dedi
Ahmet dede ciddiyetle" sen git biz geliriz." dedi yüzüne bile bakmıyordu o sıra Gülnarin le göz göze geldik yılan gözlerini devirip bizden uzaklaştı Ahmet dede bana doğru tebessümle" de haye gidelim gel kızım zahir amcan çok şakacı bir insandır onunla konuşsan gülmekten karnına kırpmplar girer." dedi ve önden eli arkada tesbihini çekerek ilerlemeye başladı onur ve bende onun ardından ilerliyorduk.
Büyük masaya dogru ilerlediğimiz sıra herkes selamlaşıyor sarılıyordu tamamen yaklaştığımızda ilk önce hafif kır saçlı bir adam daha sonra kapalı bir kadın ardından genç kızlar olmak üzre tek tek Ahmet dedemin elini öptüler onurda kır saçlı adamın ve kapalı kadının elini öptükten sonra yanda duran 3 genç kıza baş selamı verip geri çekildi.
Ahmet dede elini belime atıp "işte buda benim gelin hanımım" dedi kır saçlı adama gülerek kır saçlı adam "onurun karısı sensin demek maşallah pekde güzelmişsin bende zahir amcan ." dedi tebessümle bende başımla onayladım ve "hoş geldiniz." diyerek ellerini öptüm yandaki genç kızlara baş selamı verip onurun yanına geçtim.
Herkes sofraya oturduktan sonra Ahmet dede ve zahir amca sofrada neşe kaynağı gibiydiler onların konuşmalarına gülmekten doğru düzgün yemek yiyememiştim ama arada bir esmer beyaz tenli kara kaşlı kar gözlü bir kızın bana düşman gibi bakmasını kaçırmıyor degildim hani Ahmet dedemin dediği gibi zahir amcanın sohbeti bir başkaymış o anlattıkça biz kahka atıyorduk.
Herkes yemegini yemiş sofra kaldırılmıştı tatlılar çaylar derken en son yeni gelin olarak Ahmet dedem bende türk kahvesi istedi ve tüm konak halkına resmen bir kazanda kahve yapmıştım. Herkesin kahvesini dağıtıktan sonra en son onura kahvesini uzatmıştım ki sürekli beni düşman gibi izleyen kızın sesini işittim.
"onur ağam Türk kahvesi içmez." dedi sert ve soğuk tavrıyla onurla ikimiz ona baktığımızda sinsi sini bana sırıtıyordu daha sonra onur elimdeki fincanı elimle birlikte tutup dudaklarına götürdü ve bir yudumda içti hepsini fincanı yavaşca dudaklarından çekti şok içinde ona bakıyordum hala elimi bırakmadı ve kızın gözlerinin içine bakarak "ellerine sağlık karıcım kahveyi sevdiğimi unutmamışsın." dedi elimi sıkıca tutuyordu.
Yaptığı ve söylediği karşısında hem benim hem de kızın nutku tutulmuştu adeta bir an olsun gözlerim Ahmet dedeye ilişti ve sırıtarak keyifle kahvesini yudumladığını gördüm kız kıp kırmızı bir biçimde hışımla kalkıp konağa doğru ilerledi.
Onurda elimdeki fincanı bırakıp elimden tutup beni peşinden sürüklemeye başladı beni kendisiyle birlikte mutfağa soktu bir bardak su içti sonra mahçup bir şekilde "kahve sevmediğini bilseydim." dediğimde sözümü yarıda kesti "bilemezdin sen onu kafana takma zaten bu yüzden muhatap olmanı istemedim." dedi
Daha sonra "gel çıkalım." dedi " sen git ben su içip geliyorum." dedim kafasını salayarak çıktı suyumu içip bardağı aldığım yere bıraktım ve mutfağın kapısında bir karartı belirdi kafamı çevirdiğimde o kızın olduğunu gördüm.
Bana dogru bir kaç adım atıp durdu "2 günde nasıl kendine aşık ettin!" dedi gür sesiyle afalayarak "ben kimseye bir şey etmedim." dedi düz bir tonda "onur sana değil bana ait bana!" dedi abuş içigle göğüsne vurarak kaşlarımı çatarak "anlamadım?" dedim
Öfkeye bürünen bedeni "nesini anlamadın be sen bana ait olanı aldın elimden nesini anlamadın! " dedi çatalaşmış sesi ne karşın sakinince devam ettim "nedemek elinden aldım. Sen onurun nesi oluyorsun ki?" dedim sırıtarak kız kendini tutamayıp.
"ben onurun sözlüsüydüm sözlüsü.!" dedi kuz haykırarak o an bir şeyin beni tutup sarstığına yemin edebilirdim duyduğum sözcükler beynimde kaosa yer açtı kulağımın içinde yankılanaıyordu söylediği kelimeler karşısında yüreğim damarlarıma kor pop alıyordu sanki dünyam ayaklarımın altından kayıp gitmiş gibi...
^Selam okurcanlarım^
Umarım yeni bölümü beğenirsiniz bölümleri elimden geldiğince seri atmaya çalışıyorum işte artık kaosun başladığı bir çok çıkmszın olduğu bölümlere hep birlikte giriş yapacağız ailemize katılıp bize destek verdiğiniz için hepinizin minoş kalbinden kocaman öpüyorum yeni bölümde görüşmek üzere oy ve yorum yapmayı unutmayın sizi seviyorum🦋💖
İstegram hesabım: Ceylan.erbas2
Ailemize katılırsa uz sevinirim hoşcakalın💘🌺
