5.Bölüm
Derin nefes alıp "bunda anlamayacak bir şey yok istersen ben senin yerine sayayım." dedi ve işaret parmağıyla sol baştan teker teker saydı "10, 11" sayarak işaret parmağını bana dogru kaldırınca " ve 12" dedi şok içinde başımı kaldırdım gözlerim kocaman olmuş kanım buz kesmiş gibiydi başımdan aşagı kaynar sullar döküldüğünü hisetim sanki deprem hissiyatı yaratmıştı.
Sonra devam etti "evet yanlış duymadınız bundan sonra bu evin 11 değil 12 hizmetlisi var" dedi. Şok üstüne şok yaşıyordum.
Sonra bana doğru eğilip "umarım gelinliğin fermuarlıdır çünkü onu açmak için yanında ben olmayacağım. Nasıl ki gelinliğini açmak için yanında olmayacaksam bundan sonra da beni yanında bekleme çünkü ne zaman ihtiyacın olsa ben senin yanında olmayacağım." dedi ve devam etti "sadece kağıt üzerinde karımısın asla kadınım olmayacaksın." dedi...
Kendimi tarifsiz bir duygunun içinde boğulmuş gibi hissediyordum. Sanki acının her tonunu görmüş gibi her tonu bir araya gelmişte tek renk olmuştu, canımı yakıyordu yüreğimin damarlarıma kan değil kor popaladığını hissediyordum.Tarifsizdi açıklayamadığım sözcüklere dökemediğim bir hissiyatı benimkisi.
Onur arkasını dönüp hızlı adımlarla arabaya binip aynı hızla konağın avlusunda çıkıp gitmişti her yaptığına karşı esip gürleyen Ahmet ağa bile gıkını çıkarmıyordu nediye bilirdi ki torununun yaptığı hareket karşısında her kesin nutku tutulmuştu buna bende dahildim. Sonra omzumda bir el hisetim kafamı sağ tarafa çevirdiğimde onurun annesini gördüm dolu ve kırmızının istilasına ugrayan yeşil hareleri göz yaşlarını fazla taşıyanamıştı tebessüm ederek.
"Hadi kızım gel yukarı çıkalım." dedi uzun süren bir sesizliğin ardından kafamı kaldırıp etrafıma bakınığımda kimisinin eli ağzında kimisinin önünde hizmetliler dahil bana acınası ve şaşkın gözlerle bakıyordu. Kafamı olumlu anlamda sallayıp taşlı ve kabarık gelinliğimi hafif kaldırdım. onurun annesini takip etim üzerimde yeterince ağırlık vardı zaten.
Merdivenleri çıkıp bir kaç adım attıktan sonra onurun annesi odanın kapısını açıp karanlık olan odanın ışığını yakıp "hadi kızım içeri gel." dedi sıcak ses tonuyla içeri girip kapıyı ardımdan kapattım ve saçımdaki duvağı çıkarıp bir kenara koydum daha sonra tokalarımı ve belimdeki kurdele ve altın kemeri çıkarıp komidinin üstüne koydum.
"Gelinliğini çıkarmana yardım edeyim." dedi onurun annesi başımla onaylayarak arkama geçip düğmleri tek tek açtı bende kolumdaki ve boynundaki altınları çıkarıyordum Daha sonra onurun annesi elimden tutup beni yatağın kenarına oturtup kendiside karşıma oturdu. Derin bir nefes alıp cümlesine başladı.
"Bak kızım sana onuru asla savunmayacağım çünkü farkındayım yaptığı şey akla mantığa sığılır bir şey değil yaptığı şeyin normal olduğunuda savunmuyorum zaten ama şunu söyleyim senin tanıyıp gördüğün onur asıl onur değil sırf canını yakmak için, sırf berdeli kabul ettiğin için seni pişman etmeye çalışıyor zamanla alışacak sende görüceksin böyle biri olmadığını." dedi gözleri dolu dolu tebessüm ettim ve elimi elimin üstüne koydum.
" ben onunla evlenmeye meraklı değildim sadece abimin hayatına karşılık kabul ettim onu hayatımın bir köşesine koymadım kocam olarak kabul etmek zorundayım çünkü hakikat bu bunu ne ben nede onur değiştirebilir o beni kabul etsede etmesede ben onun karısıyım beni alıp zorla hayatında bir köşeye koysun demiyorum ona ama karısı olduğumu aklına yer ederse onun yararına olur aksi taktirde aşağıda beni aşağalamasını ne unuturum nede unuturum." dedim
sona doğru dişlerimin arasından sertçe konuştum daha beni tanımıyorlardı hepsine beni aşağlamanın bedelini ödetecektim en baştada onur ağaya. Ellerimi sıkıp gülümsedi ve kapı aniden açıldı içeri yarı baygın onur girdi başımızı ona doğru çevirdiğimizde kendini duvara dayamış yarı baygın duruyordu üstü başı dağılmıştı içeri girdiği andan itibaren içeri ağır bir alkol kokusu sarmıştı.
Gözlerini bize dikip "annecim gelininle arana girmedim umarım." dedi yayık bir şekilde Züleyha hanım kaşlarını çatıp ayağa kalktı ve onuruna doğru bir kaç adım atıp gelişi güzel bir tokat attı onurun başı sağ tarafına doğru sert bir şekilde yatı hiç cevap vermemişti başını çevirip annesinin gözlerini içine bakmadı bile öylece duruyordu. Züleyha hanım onurun omuzlarından tutup sarsmaya başladı.
"alkol içtin öylemi ben sizi böylemi yetiştirdim!" öyle bir bağırıyordu ki diğerlerinin varlığını unutmuştu deliye dönmüştü kadın cağaz sert bir şekilde onuru sarsmaya devam etti resmen kin ve öfke kusuyordu hem ağlıyor hemde bağırarak onuru sarsmaya devam ediyordu.
" cevap ver onur bana! Biriniz kaçıp giderek başımızı öne eğdi! biriniz sırf ablasının hatası yüzünden evlenmiş diye alkol içip abuk subuk hareketler edip karısını milletin önünde rezil ediyor! ben sizi böylemi yetiştirdim! böylemi öğretim! yazıklar olsun size siz benim evlatlarım olamazsınız! " deyip kapıyı sertçe kapatıp çıktı sadece olup biteni izlemiştim bu aile beni şok etmekten başka bir şey yapmıyordu her an bir şey olması veya her an bir yerden birinin çıkıp konuşması bile şok etkisi yaratmaya yetiyordu zaten.
O an onurun gözlerinden bir iki damla yaş aktığına şahit olmuştum çelişkideydim içinde boşluk olan bir bilnmezliğin içindeydim ayağa kalktım avuç içlerimle gelinliğimi sıkıca tutmuştum onur bir anda sarılınca ona doğru bir atak yaptım ama beni sert bir şekilde itledi her zamanki yaptığı şey gibi kızarmış harelerini kaldırıp bana bakarak "sarhoş olabilirim ama bilincimi kaybedecek kadar etkisine girmedim." dedi düz bir şekilde.
Alkolün etkisine girmediğini söylüyordu ama vaziyetini görüyordum tamamiyle sarhoştu sadece gurundan ödün vermiyordu destek aldığı duvardan yardım alarak dikleşip kaşlarını çatarak bana doğru yürümeye başladı.
" neden." dedi boğuk çıkan sesiyle o bana doğru geldikçe ben geri geri gidiyordum ve tekrar aynı şeyi söyledi "neden! Neden hepimizin hayatını mahvetin böyle bir zorunluluğun yoktu." dedi sert ve çaresiz ses tonu içimde burukluk hisi yaratmıştı "abim iç-" cümlemmi yarıda bırakıp iyice dibime girdi artık sırtım duvara değiyordu.
Sonra dibimde bağırmaya başladı "eğer sen karışmadasaydın ben halederdim bir çaresini bulurdum neden kabul ettin neden!" sesi ağlamaklı çıkıyordu bir anda dengesini kaybedip elini omzuma attı düşmesin diye atak yaptığımda yere çöktüm ve oda dizlerimin üzerine düştü sonra küçük bir çocuk gibi dizlerini karnına doğru kıvırıp gelinliğimi avuç içinde sıkmaya başladı.
Hıçkırık sesiyle öne dogru eğildim ve onurun küçük çocuklar gibi masum ve sessizce ağladığına şahit oldum ellerimi saçlarına yacaşca dokundurdum ve "gerçekten istemezdim yemin ederim tek sebebi abimdi." dedim sonra hıçkırıkları kesildi.
"daha doğmadan istenilmeyen bir çocuktum." dedi boğuk ve kısık bir ses tonuyla "nasıl." kelimesi çıkıverdi birden dudaklarımdan sonra burnunu çekip "daha doğmadan babam olacak adam beni istememiş sen neden istedin beni." dedi masumca o an karşımdaki onur beni hizmetlerle aynı sıraya koyup '12.hizmetli sensin' diyen onur değildi bu karşımdaki onur bambaşka bir onurdu bu onur masumdu saftı biliyorum başka türlü bunları asla anlatmazdı şuan alkolün etkisinde ve ne dediğini bilmediğine adım kadar emindim.
Yine devam etti ağlayarak "neden kızım neden sen babası tarafından istenilmeyen bir çocuğu neden istedin." dedi kendini ksarak sonra bir müddet sustu "devam et."dedim yumuşak bir tonla " daha doğmadan istenilmedim. doğdumdaysa annemle birlikte kapının dışına fırlatıldım. Hiç sevilmedim, babam tarafından bir kez olsun saçımı okşanmadı çocukluğum babasıyla futbol oynayan çocukları izleyerek geçti hep eksiktim nefret ettiğim adamın eksikliğyle büyüdüm,nefret ettiğim adamdan hep bir umut bekledim belki bir gün olsun beni sever diye bir gün olsun oğlum deyip başımı okşar diye." kendini kasarak konuşuyordu ağlıyordu.
Sonra başının üzerindeki elimi tutup" lütfen saçımı okşarmısın."dedi şuan okadar masum ve savunmasuzdı ki gür ve uzun kumral saçlarına elimi daldırdım ve okşamaya başladım diger elimide başının altına koydu ve ağlamaya devam etti" beni uyuturmusun."dedi hıçırıkları arasında bunları tamamen bilinç altı yaptırıyordu kesinlikle aklına ve mantığına şuan hakim değildi.
İçinden bir yerden sanki küçük bir onur çıkmış o konuşuyordu bir şekilde bastırdığı duygularına kesinlikle hakim değildi içinden geldiği gibi söylüyordu bir müddet sonra onurun uyuduğunu gördüm uyku okadar baskın olmaya başlamıştı ki gözlerim kendiliğinden kapanmış tamamen uykunun esiri olmuştum her şeyden soyutlanmış bir boşluktaydım.
Uçurumdan düşer bir hisle sıçrayarak uyandım kalktığımda kendimi yatakta bulmuştum onursa ortada yoktu doğrulup etrafıma baktığımda güneş tam tepeden vuruyordu. Komidin üstündeki küçük saate baktığımda saatin 9.51 olduğunu gördüm hızla yataktan katıktım ve dolabın önündeki duran koca bavuluma yöneldim.
Sırtım açıktı ve tutmasam gelinlik üstümden sıyrılıp düşücekti banyonun kapısı açıldı kafamı o yöne çevirdiğimde onurun beline havlu sarıp saçını kurutarak çıktığını gördüm bana doğru yaklaştı ve dolabın kapağını açtı sanki dün geceyi hatırlamıyor du dün gece kucağımda ağlayan onurdan eser dahi yoktu.
Başımı ona doğru kaldırıp "iyimisin." dedim yumuşak bir tonda suratıma bile bakmadan cevap verdi "iyim neden?" dedi "dün gec-" dediğimde bir anda kolumdan tutup beni hızla kaldırıp dolapla kendi arasına sıkıştırdı öfkeyle kaşlarını çatıp dişlerini sıkarak "dün gece bilincim yerinde değildi ne dediysem unutacaksın benim özelim seni ilgilendirmez o an kendime hakim değildim ve anlattığım şeyler tamamen hakimim dışında olan şeylerdi her şeyi unut!" dedi kolumu sıkarak yüzümü burşutduğumda kendini biraz çekip kolumu gevşeti dudaklarımı araladım ve
" anacım seni kırmak veya özeline karışmak değildi sadece dün gece iyi değildin insanlık edip sormak istedim ama sen kim insanlık kim doğru ya unutmuşum." dedim sert bir şekilde "insan olmadığımı anlaman ne iyi olmuş sakın." dedi işaret parmağını bana doğrultarak "bir daha bana bu kadar yakın olma sakın dün geceki şeylerde seni alakadar etmez!" dedi sesini yükselterek.
"doğru beni alakadar etmez insanlıktan nasibini almamış taş kalplinin teksin sen!" dedim "sana inasanca soru sormak aptalıktı zaten."
Sinirle dişlerini sıkıp üzerime yürüyerek beni dolapla arsına iyce sıkıştırdı ve "bana bak!" dedi ve kapı hızla açılınca sözü aniden kesildi ikimizde o yöne baktığımızda kapıdan içeri girenin onurun babasıyla gelen kadın olduğunu gördüm.
Onur sabır dilercesine başını çevirip gözlerini yumdu ve derin bir nefes alıp tekrar başını çevirip sert bir tavırla " ne bu densizlik gülnarin hanım sen nasıl benim odama destursuz girersin o kapıyı boşamı koymuşlar oraya !" dedi sesini yüksek tonda tutu adının gülnarin oğlunun öğrendiğim kadın "bana ders veriyorsun ama sende evlenince bu evin kuralarını unutun heral onur ağa." dedi oda sert tavırıyla gözleri bana düştü ve egoist bir tavırla sırıtarak tekrar onura döndü.
"Ne kuralı unutmuşum ben ne saçmalıyorsun sen yine." dedi onur bir eli belinde sabrının son demlerindeydi
Kadın derin nefes alarak "yani diyorum ki saat oldu 10 bilmezmisin bu konakta saat 9 dedimi herkesler sofrada olur." dedi düz bir şekilde onurda sırıtarak "ben yeni evli biriyim gülnarin hanım bana çok görmezler sen bunları o güzel kafana takıp benim için kendini yorma ." dedi ve beni belimden kavrayarak devam etti "ben bu evin kuralarını senden daha iyi bilirim sen gide bilirsin sorarlarsa yeni gelinlerini kocasının yanıdaymış dersin." dedi alayla.
Ve devam etti "sen gidebilirsin biz sonra gelicez." dedi gülnarin hanımda gözlerini kısarak "neden?" dedi onurda beni kendine iyice bastırıp "belki karıma daha doyamadım gülnarin hanım sanamı düştü neden gelmeyeceğim." dedi sertçe kullandığı sözler karşısında yanaklarıma alev topu düştü sanki kıp kırmızı olduğuma yemin edebilirim.
Gülnarin hanımda utanmış olacaki sertçe kapıyı çarpıp çıktı o çıkınca onurda beni bıraktı ve bir anda sendeledim yüzüme bile bakmadan" üstünü giyin ve aşağı in." dedi eğilip bavuldan iç çamaşırı ve kıyafet alıp kalktım ve onura baktım oda bana ne var gibisinden baktı ve" banyoya gitmem gerek. " dedim ve önümden çekildi hızla banyoya girdim ve sırtımı kapıya dayadım.
Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi rayından çıkmış ritmini şaşırmıştı adeta kendimi toparlayıp gelinliği serbest bırakıp üzerimden düşmesine izin verdim ve kendimi ılık suyun altına atım rutin işlerimi halledip banyodan çıktım ve onuru tekli koltukta telefonuyla ilgilenir vaziyete buldum başını kaldırıp dik dik baktı ve
Ayağa kalkıp elleri cebinde bana doğru yaklaştı askılı v yaka giydiğim kıyafete üsten dik dik bakıp "benim karım bu tür şeyler giyemez." dedi gözlerimi kaldırıp suratına baktım alayla "anlayamadım." dedim devam etti "anlamayacak bir şey yok benim karım öyle gögüs çatalını gösteren şeyler giyemez." dedi ve arkasını dönüp cama doğru ilerledi " git değiştir şunu." dedi sonra dönüp bagırarak "hadi!" dedi ardından sinirle banyoya girip değiştirdim ve geri çıktım.
Banyodan çıktığımda bana döndü ve "aferim yola geliyorsun kırımlı." dedi sıtabil bir tonda telefonunun alıp "gidelim artık." dedi derin bir nefes alıp ilerledim tam kapıyı açarken arkamdan kapıya baskı uygulayarak kaptı ve beni kapıyla arasına alarak mesafeyi sıfırladı.
Sıtabil bir tonda "benim soyadımı taşıyorsun artık kırımlı hal ve hareketlerine giyinmene çeki düzen ver." dedi başımı kaldırarak "daha dün beni hizmetlerle aynı terazide tutuyordun şimdimi aklına geldi soyadını taşıdığım ." dedim dik bir tavırla
Kolumu sıkıca kavrayarak "bana bak krımlı." artık kolumu tutup beni ordan oraya sürüklemesi hakaret edip emir vermesi canımı sıkmaya başladı her kesin bir guru vardı ben el bebek gül bebek büyütülüp yetiştirildim bu kim oluyordu kolmu silkeleyerek "ee yeter be ben senin gel diyince gelecek git diyince gidicek oturu deyince oturacağın hakaret edip emirler yadıracağın kuklan değilm asıl sen ayağını denk alacaksın onur ağa!"dedim.
Canıma tak etmişti artık dişlerini sıkıp bir atakta bulunacaktıki kapının tıklatılmasıyla kendini geri çekti ve ardından" abi dedem diyorki anladık yeni evlendi ama saat artık olmuş 12 e artık aşağı insin bir zahmet diyor." onurda gözlerini gözlerime dikip" geliyoruz! " dedi ve son kez" bu seni son uyarışım kırımlı." dedi ve beni çekerek hızla devam etti.
Aşağı indiğimde her kes bir işle meşguldü Ahmet ağa kahvesini içiyor Züleyha hanım ve baharsa masada oturmuş pirinç ayıklıyorlardı onlara doğru ilerledim ve" yardım edebilirmiyim." dedim Züleyha hanım ve bahar gülümseyerek" tabiki geç otur." dediler baharın yanına oturdum ve önüme biraz pirinç aldım.
Daha sonra bahar bana omzuyla hafifçe vurarak" saat oldu 12 gece uzun geçti sanırım." dedi ve gülmeye başladı Züleyha hanımınsa onun aksine yüzü düşmüştü bende" ne alakası var canım." dedim sonuçta abisinin gece yarısı sarhoş bir şekilde geldiğini daha sonra içini döktüğün söyleyemezdim.
Züleyha hanımda" kızı daha fazla sıkıştırma bahar al tepsiyi mutfağa götür Meryem ablana." dedi ve baharın eline tepsiyi verdi diğer tepsiyide kendisi alacaktıki elinden alıp" ben götürüm." dedim gülerek tam alıp mutfağa doğru ilerlerken Gülnarin hanımın" yeni gelin! " diye bağırdığını işittim ona doğru döndüğümde elinde beyaz bir çarşafla duruyordu aklından ne geçiyordu amacı ne hiç anlayamamıştım onura döndüğümde oda kaşları çatık gülnarin hanıma bakıyordu aynı şekilde Ahmet ağada.
Bana doğru hızla yürüdü ve elindeki beyaz çarşafı yüzüme fırlatarak. "sen daha onur ağanın kadını olamadınmı!" dedi gür sesiyle elimdeki tepsi yere düştü bütün pirinçler yere dağıldı yüzüme fırlatılan çarşafa öylece bakakaldım...


