İçeriğe geç

Berdel-i yeşil zümrüt

Bölüm 2 · 13 dk okuma

Berdel-i yeşil zümrüt

Bölüm 2

BÖLÜM İKİ

2.Bölüm

"Enkaz..."

Onur şimşek'ten

Sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp banyoyaya geçtim ve bir duş aldım, Bugün şirketeki ilk günümdü, duştan çıkıp havluyu belime doladım ve büyük beyaz kapaklı dolabımın önünde durdum, dolabın kapağını açtım ve içinden lacivert takım elbise mi alıp giydim, kol dügmelerimi takıp saatimi koluma geçirdim, son olarak lacivert kıravatımıda taktıktan sonra hafif sarı kumrala dönük saçlarımı sola doğru gelişi güzel taradım ve telefonumu alıp çıktım odadan.Konagın taş merdivenlerine yöneldim ve aşagıya indim, aşiretin gelecek ağası bendim töreye göre bir önceki ağa hangi kademedeyse gelecek ağa da o kademede olmak zorundaydı maalesef benim babam olcak o herif 2. Çocuktu ağa olmayı o ateşden gömelegi giymeyi hiç istemiyordum, nasıl ki insan kaderinden kaçamıyorsa aşiret çocugu oldugun için töredende kaçamıyorsun işte, avlunun ortasında duran büyük masaya yöneldim henüz kimse yoktu annem dışında.

"günaydın sultanım yine döktürmüşüsün." dedim agzıma bir salatalık atarak annem sofrayı her zaman ki düzene göre kuruyordu içten bir gülümsemeyle,

"günaydın aslanım." dedi

***

Her kez kahvaltı için masada toplanmıştı son olarak dedemde geldi sofraya bir göz gezdirdim ve ablamın olmadığını fark ettim anneme döndüm ve

"kızın nerde anne çağırında gelsin dedem bile geldi." dedim şaşkın bir edayla ilk defa ablamın sofrada olmadığına şahit oluyordum, normalde her kez den önce uyanır anneme ve meryem ablalara yardım ederdi, annemde şaşırmış olucak ki agzına aldıgı lokmasını seslice yutkundu.

" hala hala hiç böyle yapmazdı Zeynep noldu acaba hastamı ki? Bahar koş kızım ablanı çagırda gel."

"tamam anne."

Bahar sofradan kalkıp hızla taş merdivenlere yöneldi ve çıkmaya başladı onu takip ederken bir anda aryanın çığlıyla kendime geldim.

"Amcaaaaa!" diyerk koşar adım yanıma geldi ve kucağıma çıktı, arya abimin ilk kızı ve çok tatlı cadı, tamam tamam çok tatlı bir prenses.

"amcasının gülü." dedim onu kucaklarken kucağıma yerleşti ve küçük dişleriyle bana gülümsedi.

"amca ben seni çok özledim sen beni özledin mi?" dedi kıvırcık kızıl saçlarını geriye atarken.

"hemde nasıl özledim ben seni." dedim arya beni çok sever hata en sevdigi amca sırasında ben baştayım buna yemin edebilirim ve aynı şekilde bende onu çok severim.

"amca artık burdasın demi?" dedi elaya vurgun gözlerini mavi gözlerime diktiginde tam cevap verecektim ki baharın bagırarak merdivenlerden koşmasıyla aryayı hızla yere indirip ona dogru yöneldim.

"Anneee! Abi!" dedi tüm sesi konagı titretiyordu , hızla ona dogru yürüdüm ve kollarından tutup

"Ne oldu bahar ne diye avazın çıktı kadar bagırıyorsun?!" dedim sert bir şekilde hafif maviye kaçan gözleri yaş doluydu.

"A-abi a-ablam." kekeliyerek konuşuyordu ve canımı sıkıyordu sabır dilercesine bir nefes çektim cigerlerime, sıktıgım gözlerimi gevşeterek.

"Ne oldu ablama söyle!" dedim iki yandan tutugum kollarını biraz sıkmıştım asabım bozuktu buraya geldiğimden beri ağalıkta ağalık diye tururmuşlardı ve en ufak şeyde sinirleniyordum,kaşları biçimli bir şekilde çatılmıştı ve yumruk yaptıgı elini havaya kaldırdı, gözlerinden yaşlar tamamen onun isteği dışında pembesi yanaklarına süzülüyordu, kaldırdığı elini açtı ve avucunun içinde küçük bir not kağıt vardı.

"A-ablam yok yatagının üstünde sadece bu not vardı." dedi sesi boğuk çıkıyordu, ben ona şok içinde bakarken bütün konak toplanmıştı annem başında ki şalı ağzında öylece dona kalmış aynı şekilde tüm ev halkı sus pus olmuşlardı adeta ölüm sessizliği çökmüştü ellerim titreyerek baharın avucunda duran küçük not kağıdını aldım ve sesli bir şekilde okudum.

"Annem, kardeşlerim ve tüm ailem sizden özür dilemek kendimi affettirmek çok isterdim ama beni affetmeyeceksiniz bunu çok iyi bilirim,Sadece şunu söylemek istiyorum ben sevdim bu kağıdı okuduğunuzda büyük ihtimalle ben olmayacağım sizi seviyorum kendinize iyi bakın."

Zeynep

Derince aldıgım nefes cigerlerime idam ediyordu, anlamakta güçlük çekiyordum idrak edemiyordum, ufak çaplı şokun ardından kendime gelmiştim, bedenimi bir öfke sarmış yüregim kor popalıyordu damarlarıma, elimde ki kagıdı avucumda sıkıp fırlatım, göğüs kafesim sıklaşımştı nefes alış verişlerim düzensizleşmişti bütün dünyam ayaklarımın altından kayoyordu, gözlerim kararıyordu, Zeynep töreleri iyi bilirdi ya berdel olucaktı ya ölüceklerdi.

Bunun düşüncesi bile beynimde Bir kaos ortamı yaratırken o an bütün öfkemin kurbanı olmuş kendime hakim olmamıştım, Koşar adım konağın büyük demir kapılarına yöneldim ve Emrullah denen korumanın yakasına yapıştım.

"Ne bok yemeye burda dikiliyorsunuz lan siz elin iti gelmiş ablamı kaçıyor siz ne halt yemeye burda dikiliyorsunuz! Ben sizi bu kapıya süs eşyası diyemi koydum ha!" bütün öfkem vücudumu esiri altına almıştı ramazan ve Bora beni ayırmaya çalışıyorlardı ama gözüm dönmüştü Emrullah denen bu herifi bir kaşık suda boğmak istiyordum, kanım kaynıyordu damarlarımdan kor alevler akıyordu, Emrullahın yakasını bırakıp geriye doğru sendelemiştim ramazan ve Bora beni sıkı sıkıya tutuyordu,

"Ağam vallahi gece boyu hiç ayrılmadık bir ara sokagın başında bagırma sesi duyunca o yöne gitim o kadar." dedi sesi alçak çıkıyordu başı eğik elleri önündeydi

"iki!" dedim sesim tüm konagı inletirken "iki dakikaya ne kadar adam varsa topla arabaları hazır et ve tüm urfanın altını üstüne getirin o ikisini bulun !" dedim

"hemen ağam..." dedi ve demir kapıdan çıktı ramazan ve Boranın kollarından kurtulup ellerimi saçlarıma geçirdim ve konagın ortasında volta atmaya başladım.

" ramazan yürüyün oğlum bizde çıklaılm." dedi dedem sakinligini korumaya çalışır bir edayla

"bende geliyorum." dedim öfkeme hakim olamazken.

"sen gelmiyceksin sen şirkete gidiceksin." dedi demem bana karşı parmağını salarken.

"Ne dersin sen dede ben hiç bir şey olmamış gibi elim kolum bağlı öylece şirketemi gidim!" dedim öfkem misliyle artarken her kez bana nazaran çok sakindi çünkü onlar hep törenin içindeydi bense Eskişehir de bir okuldaydım.

***

Dedemi dinlememiş ve ablam zeynebi aramaya çıkmıştım, 3 saatin sonunda bulmuştuk nihayet urfanın hatırı sayılır olan Yusuf ağanın konağında bulmuştuk, ablamı kaçıran o baran denen herifi görünce koşar adım yaklaşıp yüzüne bir bir yumruklarımı geçirmiştim öfkem misliyle artarken onu oracıkta öldürmek istiyordum, onu öldürmek için kanım kaynıyordu adeta.

"sen kim köpeksin benim ablamı kaçırma hadini kendinde buluyorsun lan!" dedim öfke kusuyordum Yusuf ağa beni kolumdan çekip

"destur diyesin onur ağa onlar benim misafirimdir kendine gelesin." dedi Yusuf ağa

"bu it benim ablamı kaçırdı Yusuf ağa görmezmisin!" dedim kudurmuş gibi bir halim vardı gözüm dönmüş baran denen bu iti öldürmemek için zor duruyordum.

"görürüm lakin kapıma sığınan bu iki gencinde hayatını mahvedemem zira bu benim kişiliğime yakışmaz onur ağa vaziyet ortada bütün aşiret ağalarına haber saldım hepsi toplanınca hükmü vericez." dedi sakinligini korur vaziyete kan beynime sıçrıyordu tüm urfayı yakmak küle çevirmek istiyordum.

Gözlerimi ablama çevirdim başı önüne eğikti başını kaldırıp bana baktığında mavi gözlerim keskinleşmişti sanki karşımda düşmanım varmış gibi bakıyordum gözlerinde gördüğüm buğ içimde bir burukluk hisi yaratmıştı.

Bütün aşiret ağaları toplanınca konuyu Yusuf ağa açtı. " hoş gelmişseniz ağalar." dedi Yusuf ağa güleç bir tavırla. Her kez arsında konuşup tartışıyorlardı neden burda olduklarını ve salman aşiretin den bejno ağa " ee sadede gelesin Yusuf ağa Ne demeye bütün urfayı topladın?" dedi elinde tespihiyle zıt zıt konuşan adam sinirlerimi iyice depreştiriyordu.

"sizi buraya önemli bir konu için topladım bejno ağa öyle kıytırık bir konu için tüm urfayı toplamam bilirsin hele sabredesin kırımlı aşireti de gelince Ne demeye burda olduğunu ögrenirsin elbet. Dedi düz bir şekilde

O sıra içeri konagın kahyası girerek

"ağam kırımlı aşireti gelmiştir." o an Yusuf ağa "Ne bekliyorsun ozaman azad alasın içeri." dedi sert tavrıyla kırımlı aşiretin agası Halil kırımlı da gelince Yusuf ağa konuya girdi. " urfanın degerli aşiretleri ve ağaları hepiniz tekrardan hoş gelmişse niz sizi buraya toplamamın nedeni töredir Ahmet ağanın torunu ve Halil ağanın yeğeni kaçmıştır." herkez arasında konuşmaya başladığında Yusuf ağa devam etti.

" bilirsiniz ki iki hüküm var ya ölüm ya berdel sizide bunun için buraya topladım şimdi hepimiz bu iki gencin ölmesine razı gelmeyiz elbet ama velakin töre bellidir,boynumuz kıldan incedir, bu yüzden ben berdel yapılmasından yanayım."

O sırada bejno denen ağa bozuntusu

" birde bu iki namussuz için buralara kadar geldik hüküm beli degilmi berdel yoksa sıkın gitsin kafalarına." dedi o an kan beynime sıçradı tam kalacaktım dedemin sert bir şekilde kolumdan tutup" otur! " diye emretmesiyle geri yerime oturdum Yusuf ağa sabır çekip devam etti.

" siz ne dersiniz ağalar? " dedi her kesin gözüne tektek bakarak ordan Halil Ağa" yusuf ağa iyi hoş dersinde baranın bir kız kardeşi yoktur bende berdelden yana olmak isterdim lakin malesef." dedi o anda dedem bütün sakinligini bozup sertçe" ozaman ölecekler Halil Ağa bize verecek kızın yoksa toy burda bitmiştir yarına kalmaz bu iş bitecek aha buda son sözümdür ! " dedi dedem azarlar bir tavırda bütün tartışıp konuşlanlar üzerine ölüm hükmü verildi. Ölüm hükmü için dedem ve bir heyet kırımlı konagına gitti.

***

2 saatin sonunda dedemler gelmişti belli ki hüküm verilmişti dedem ve arkasında ki kalabalık Yusuf ağanın konagına girince sadece ablamı görebilmiştim Baran şerefsizini görmemiştim ölüm hükmü verilmişti nerde bu ?

"Baran nerededir Ahmet ağa." dedi Yusuf ağa

"ölüm hükmü kalmıştır Yusuf ağa berdel yapılacak."

"sen ne dersin Ahmet ağa Baranın kız kardeşi yoktur nasıl berdel olacak?"

"amcasının kızı abisinin canının bağışlanması karşılığında berdeli kabul edeceğini söyledi 1 haftaya kadar berdel yapılacak." dedi dedem

"kiminle berdel yapılacak Ahmet ağa?"

"onur ve Halil ağanın kızı açelyayla." o an tüm dünyam durmuştu onurmu demişti o? Kalbim tekliyor gögüs kafesim kalbimi parçalarcasına sıklaşıyordu, aldıgım her bir nefes cigerlerime idam ediyordu, dedemin kelimeleri kulaklarımın içinde yankı yapıyordu. Onur demişti!

Bana dönerek" sende hiç bir şey demiyorsun kes sesini otur ve evleneceğin günü bekle! " dedi sanki karşısında kız çocugu vardı.

***

Konağa geldim ve hızla kapıdan içeri girdim kan beynime sıçramıştı tam bir kaosun içindeydim kıravatımı gevşetip hızla merdivenlerden odama yöneldim

"oğlum!" dedi annem bana dogru yaklaşırken öfkem bedenimi azad edemezken annemi es geçip kendimi odama atım ve parmaklarımı saçlarımdan geçirdim komidinin üstünde duran parfüm ve diger ne var ne yoksa tüm hırsımı olanlardan çıkarmak adına yere savurdum, ellerimi komidine yaslayıp aynada yansıyan aksime baktım tam 5 saate tüm hayatım degişmişti ablam aşagıdaydı ve yüzünü dahi görmek istemiyordum.

"Allah sizin belanızı versin! Şu hale bak baran iti yüzünden hayatım 5 saate 365 derece döndü lan! Haa baran denen o namussuzun kız kardeşi bile yok! Onun yerine abisi için berdel yapıcak cesaret abidesi olan kuzeniyle evlencem! Hayatımı kaysırdınız lan! bende bunu size sormasam özelikle de sen baran şerefsizi seni o cesaret abidesi kuzeninle yıkmasam onu buraya yolladığınız için bir bir sizi pişman etmesem banada onur şimşek demesinler! "

Kinim öfkem bir türlü bedenimi azad etmiyordu, kanım öc almak için kaynıyordu,hale bak hangi aklı selim insan abisinin üstelik öz olmayan abisinin canı için tanımadığı bir ile berdel kabul eder aklım almıyordu kafayı yiyecektim, Nasıl bir kız bu? Nasıl bir cesaret bu? Allah kahretsin.

***

Saat hayli geç olmuştu perişan bir haldeydim, yatagın kenarına oturmuş saatlerdir degişen hayatımı sorguluyordum odamın içi kararmaya başlamıştı saatlerdir ben yere yer bana bakıyordu perişan durumdayım urfaya adım atıgım an itibarıyla bela ve müsibetlik peşimi bırakmıyordu ben düşüncelerimle savaşırken kapı tıklanıp gir komutunu bile beklemeden açıldı kim diye hızla oraya bakınca ramazan oldugunu gördüm ve geri yönümü degiştirdim.

"abi sen sabahtan beri burda ne yapıyorsun? bu odanın hali ne?" "bilmiyormuş gibi bir de açıklama bekleme ramazan." dedim uzun bir saat konuşmayınca sesim tiz çıkmıştı, "kardeşim olan oldu artık kendine gel her kes bu durumu kabullendi sende kabullensen iyi olur." alaylı bir şekilde sırtım "başka çaremi var sanki bırakta bari halime yanim." dedim cebimden çıkardığım sigara paketinden bir dal alıp dudaklarımın arasına geçirdim ve yaktım "bırak şimdi şunu dedem aşagı da seni bekliyor çağırda damat beyi aşagı ya teşrif etsin dedi.

" hay ben düştüğüm işi sikeyim! "dedim dişlerimin arasında sertçe bir küfür savurarak" Bir damatlıgımız eksikti amıma koyayım." konuştukça sinirleniyordım ramazan sırıtarak" niye öyle diyorsun oglum sen görmedin evleneceğin kız cesaretli oldugu kadar güzelde daha ne istiyorsun dogru su böyle bir yenge her kese nasip olmaz. " dedi hala işin gırgırındaydı" dalgamı geçiyorsun Oğlum bide yenge diyor yerin dibine girsin yengen! "

"neyse neyse hadi dedem seni bekliyor." dedi ve çıktı.

2 saat önce

~Yazardan ~

"onur oğlum nereye böyle bir dursaydın." dedi Züleyha bağırarak oğlunun peşinden "bırak gitsin Züleyha yanlız kalsın ve aklını başına toplasın."

"baba kurban olayım noldu onurun bu hali ne? hem-" dedi ve Zeynepi görünce dolu dolu olan zümrüt yeşili harleri kızında durdu zeynepte annesine tebessüm ederek hızlı adımlarla annesine yaklaştı ve Züleyha nın elini kaldırıp onu durdurmasıyla yerinde mıhlandı Züleyha Ahmet ağaya dönerek.

" o baran itinin kız kardeşi yokmuş ve ölüm hükmüne karar verildi." dedi Ahmet ağa düz bir sesle Züleyha ise kalbine oturan acıyla kalakalmıştı öylece ve devam etti Ahmet ağa "lakin korkmayasın gelinim baranın amcasının kızı berdeli kabul etti Halil ağanın kızı açeyayla onuru 1 hafta içinde aileler arsında küçük bir nikahla evlendirecem tam sana layık bir gelin onu sevip tıpkı anası gibi davrabacagından hiç şüphem yok böylelikle iki aşiretin arasındaki yıllardır süren bu davada son bulur buda beni memnun eti bilirsin düşmanlığı sevmem."

ve kapıdaki koruma behramı çagırdı kapıdaki koruma eli ceketinde koşar adım geldi ve" buyrasın ağam bir emrinmi vardı. " dedi saygıyla oda gülerek gögsünü kabartı ve" tez avusturyaya telefon açasın söyle o ağan olacak şerefsize 1 hafta sonra oğlunun dügünü var tez türkiye'ye dönsün." dedi gurla Behram eleri önümde kafasını eğerek" emirin olur ağam ben hemen haber veririm Karan ağama. " Züleyha şok olmuş ifadeyle

" onuda mı çagıracaksın baba? " dedi inanmıyormuşcasına" elbette bugüne kadar sana ve evlatlarına sahip çıkamadı bırak oglunu düğününe gelip babalık görevini yerine getirsin 15 yıldır şu konaga adım atmadı bundan sonra orda yaşamasına izn vermiycem zaten. " dedi Ahmet ağa sonra gözlerinden birer damla akan Züleyha ya dönerek" senden afını dilerim gelinim böyle bir evlat yetiştirdiğim için bunca sene sana bu ızdırabı çektirdiği için beni afedesin kızım. " dedi bugulu ve hüzün dolu gözleriyle

" Ne afı babam. " dedi Züleyha bir adım atıp babası yerine koydugu adamın nasırlı ellerini tutarak" asıl sen bana hakını helal edesin beni meltem abladan ayırmadın bunca sene kızım dedin evladın saydın çocuklarıma sahip çıktın asıl sen hakını helal edesin koca yürekli adam." dedi güler yüzle Ahmet ağada tebessüm etti gelinine ve tutugu ellerine hafif bastırarak" de hayde gelin kızım dügün hazırlıklarına başlayın herkez duysun bilsinki şimşek aşiretinin veliahtı evleniyor hazırlıklara başlayasın . "

***

" sen ne dersin Ahmet bey bu da nedemek düşmanımızın kızını torunumuza hemde veliahtımıza kadın diyemi alırsın nasıl düşmanımızın kızını kadın diye torunumuzun koynuna sokarsın . "

" bir destur diyesin be hatun sabahtan beri her şey üst üste gelir bide sen başlama ben öyle uygun gördüm hem artık onurun evlenme yaşı geldide geçiyor artık bu aileye bir veliaht vermesi lazım gelir." dedi Ahmet ağa sevinçli bir şekilde, ayrıca dedi" avusturyadaki oğluna haber saldım en geç 3 güne burda olur. " dedi sıkıntılı bir şekilde.

Şimdiki zaman

Sigaram dan bir yudum daha alıp savurdum ve cam tabagın içine basıp yerimden dogruldum yavaşça dışarı çıkıp temiz havayı soldum ama aldıgım her bir nefes cigerlerime idam ediyordu ve yavaşca aşağıda akşam yemeği için toplanan konak halkına doğru ilerledim dedem beni görüş alanına alınca yerinden doğrulup sanki bir şey olmamış gibi güleç bir tavırla "şöyle yanıma buyrasın torunum." dedi oturduğu yere elini hafifçe vurarak yavaş adımlarla dedemin yanına oturdum.

Dedem elini bacağımın üstündeki elimin üstüne koyarak gözlerime baktı ve "inanasın bana torunum ben senin adına kötü bir şey etmedim böylesi her kes için daha hayırlı ve adaletli olacak." dedi tebessüm ederek o sırada bütün konak halkı pür dikat bizi izliyordu, ve dönüp dedeme keskin bir şekilde baktım elimi elinden çektim.

" senin adaletin çocuglumumdan beri aha bunlar düşmanımız diye kafama sokulan ve o bizim düşmanımızdır diyen aşiretin kızını alıp kendine kadın edip koynumamı almak dede." dedim düz bir şekilde dedemin gülüşü kaybolmuş kaşları biçimli bir şekilde çatılmıştı

" onlar artık düşman degildir onur kendine gel ve aklını başına topla o düşman dedigin kız senin sözlündür yakında nikahlı karın olcak elbetteki kadınında olacak ve koynunda alacaksın rabim nasip edersede çocuklarının anası olacak bu konagın hanımı olacak! " dedi gür sesiyle ve ayağa kalktım.

" bende and içerimki düşmanım olan o kızı buraya getirdikleri için bende sizi ve onu buna pişman etmesem Banada onur demesinler! Belki nikahımda olacak belki yatağımda olacak belkide bu konagın hanımı olacak ama asla ne koynuma alırım nede çocuklarımın anası ederim! " dedim sertçe dedem iyce sinirlenmiş olacak ki ayağa kalkıp karşıma dikildi.

" yeter artık onur dedim! o kız senin karın olucak ve onunla birlikte yaşamaya kendini hazır etsen iyi olacak. Şimdi de hayde gözüm seni görmesin! " dedi ve arkamı dönüp Bir iki adım attıktan sonra " ha bu arada şunuda bil 3 güne kalmaz baban burda olacak." duyduğum sözlerle ruhumda şimşekler çaktı zelzele oldu başımdan aşağı kaynar sular döküldü bedenim artık daha fazlasını kaldıramıyordu bugünkü kotam dolmuştu artık.

Bölüm sonu

7 yorum