Güne ikinci uyanışımda hala bitkin hissederek uyanmıştım. Gözlerim ağrıdan patlıyor başım ise çatlıyordu.
Giysi odamdan üzerime ince bir pijama takımı geçirip odadan çıktım ve banyoda elimi yüzümü yıkadım. Saçlarımı topuz yaparken mutfağa doğru yürüdüm.
Meyra hanımı göremeyince kaşlarımı çattım.
-"Kuvars ?" diye seslendim acaba gitti mi diye düşünürken.
-"Buradayım güzelim."
Oturma odasından gelen sesiyle o yöne döndüm. Üzerini düzelterek yanıma yaklaştı.
-"Meyra hanım nerede ?" diye sordum.
Başımın üzerini öpüp eğildi yanağıma dudaklarını bastırdı.
-"Eve gitti. Dinlenebildin mi ?"
-"Kısmen." dedim kısık sesle ve beline sarıldım. Sarılmam hoşuna gidince hafif mırıltılarla boynuma sokuldu.
-"Sen yatağa dön. Yemek getireceğim." dediği zaman hafifçe geri çekildim.
-"Yatmaktan çok sıkıldım. Masada yesem ?"
Başını hafifçe eğip düşündü sonra onayladı.
-"Pekala o zaman otur ve bekle."
-"Birlikte hazırlayabiliriz. İyiyim şuan." desem bile dinlememiş beni oturtmuştu.
Masaya yalnızca bana tabak koyduğunda eğer kendisi de yemezse yemeyeceğimi söyleyerek ikna etmiştim. Çünkü o da doğru düzgün bir şey yemiyordu.
-"Her şeyi çok güzel yapmış." dedim masayı birlikte toplarken.
-"Sen daha güzel yapıyorsun." dedi ve arkamdan gelip yanağımı öptü.
-"Bunun bana olan sevginle bir alakası yoktur değil mi ?" dediğimde dudağının kenarı yukarı kıvrıldı. Elindeki tabakla mutfağa doğru geçerken bende peşinden ilerledim.
Ardından odamdan aldığı örtü ve yastıkla beni oturma odasına yatırdı. Köşe takımına boydan boya uzanırken yanıma oturup ayaklarını sehpaya uzattı. Elinde kumandayı sallayışı dakikalar alınca dayanamayıp elinden çektim aldım.
-"İzlemeyeceksen neden bakıyorsun ?" dedim ve sesini kısıp arka tarafa bıraktım.
-"Ses olsun diye." dedi öylesine umursamazca.
İç çekerek geriye doğru kaydım. Başımı sola yatırdığımda omzuna denk gelmişti.
-"Ne hissediyorsun ?" Galiba uzun zamandır konuşmamız gerekiyordu. Ve birimizin başlaması lazımdı.
Omuzlarını verdiği solukla indirdi.
-"Bilmiyorum. " dedi dümdüz tonda. Sonra bana dönüp başımı göğsüne çekti ve saçlarımı öptü.
-"Tek bildiğim...sana bir şey olsaydı dünyayı yakardım Loya."
Elimi koluna koyup usulca okşadım. Gözlerindeki endişeyi günlerdir görüyordum.
-"İyiyim yani olmaya çalışıyorum." derken başımı eğip dudaklarımı ısırdım.
-"Böyle olsun istemezdim." dedi kısık tonda. Saçlarımı öpmeye devam ederken gözlerimi kapattım.
-"Kuvars... " diye fısıldadım. Düşüncelerimi sindire sindire gözlerimi araladım ve nefes aldım.
Dudaklarımı aralarken gözlerim yaşlarla dolmuştu.
-"Düşünüyorum da...çok çaresiz kaldım. Çok korktum. Ama...gitmemiş olmasını isterdim."
Belki de kendimle birlikte ona da itiraf ediyordum. Bir damla yaş usulca yanağımdan çeneme doğru kaydı gitti.
Sesli nefes alışverişlerinin peşinden çenesini başıma koydu ve durdu.
-"Bende öyle. Yine de senin için endişelendim. Ne sen böyle bir sorumluluğu kaldırabilirsin ne de ben sana bunu yükleyebilirim. Benim için değil ama senin yaşın için çok erken. Ve şuan istesem bile senden bunu isteyemem."
İkimizde sustuk. Gerçeklerle yüzleşirken göğsüme ağırlık çökmüştü.
Isırdığım dudağımı serbest bırakırken yanaklarımı sildim ve küçük de olsa acı acı tebessüm ettim.
-"Baba olmak ister miydin ?" diye sorduğumda yeni bir yaş süzülmüştü.
Kuvars'ın aldığı titrek nefesle bir tuhaf olmuştum.
Aradan geçen dakikalar adeta saat gibi geldi. Kuvars çenesinin baskını azaltıp burnunu saçlarımda gezdirdi.
-"Doğruyu söylemem gerekirse öğrenene kadar...istemezdim." Yutkunup devam etti.
-"Ama sonra düşündüm. Seni o kadar çok seviyorum ki senden gelecek olanı nasıl sevmem ? Üstelik ikimizin. Küçük minik bir mucize. İsterdim."
Gözlerimi yumduğumda yüzüm fazlasıyla ıslandı. Yana doğru dönüp kucağına sokularak boynuna sarıldım. Sıcak teninde dakikalarca sakinleşmeyi bekledim.
İlişkimizin girdiği farklı boyutta sanki büyüdüğümüzü hissediyordum. Bağ olarak. İyi yönde bir büyümek.
-"Ama sen kendini sakın üzmüyorsun anlaştık mı ? Zaten erkendi ve daha önünde çok yol var. Daha hayatının tadını çıkaracaksın. Eğleneceksin gezeceksin ve hep mutlu olacaksın." diyerek teselli vermeye çalıştığında beni üzdüğünün farkında değildi.
Ben onunla en büyük mutluluğu yaşıyordum.
-"Seni çok seviyorum Kuvars."
Bel boşluğumu okşayıp omzumu öptü.
-"Bende güzelim çok."
Bir süre birbirimize sarılarak vakit geçirdik. Sessizliği ilk bozan Kuvars oldu. Üzerime örttüğü örtüyü düzelterek oturduğu yerde kaydı ve başımı göğsüne daha iyi yerleştirdi.
-"Geçen gün beni yanlış anladın. Ben tamamen içten gelerek söyledim. Seninle aile olmak istiyorum Loya. Eğer sen olmayacaksan hiç kimse olamaz. İlerde doğacak çocuklarımın annesi de , başımı yastığa koyacağım ömürlük eşim de sen ol istiyorum. Anlıyor musun beni ? Ben bu dünyada senden daha fazla kimseyi sevemem. Yine de istemiyorsan buna sonsuz bir saygı duyarım. Yalnızca beni biliyorsun ve farklı bir şüphen olmasın. Bilmelisin ki ben her şekilde yanında olacağım. Evliliğin de senin için erken olacağı kanısındayım ama ben kendime senden başka yol çizemem. Karar senin kararın. "
Uzun soluklu konuşması bana uzun bir soluk aldırdı.
Yavaş yavaş hazmederek dinlemiş ardından başımı göğsünden kaldırmıştım. Elimi sakallı yanağına koyduğumda koyu gözlerini kapattı. Uzandım ve dudağının kenarını öptüm.
-"Hayatımda hedefim daha iyi bir yere gelmek değil. Yada her türlü mutluluğu tatmak değil. Ben yalnızca ve yalnızca senin yanında yaşamak istiyorum. Eğer sevgi dolu bir aile istiyorsam bunun sadece seninle olacağını biliyorum. Eşin olmak istiyorum. " Son cümlem utanç içinde fısıltıyla çıkarken aynı anda dudaklarımız kıvrıldı.
Gözlerini açıp dudaklarıma dudaklarını bastırdı.
23 yaşında kendi başıma karar vermenin mutluluğuyla içime dünya dolusu heyecan girmişti.
-"Seni seviyorum." dedi dudaklarımdan ayrılıp.
-"İyi ki varsın." dedim varlığına sessizce şükredip.
Yaşadığımız yüklü acı bize galiba başka iyi bir kapı açmıştı.
'
Bir haftayı daha geride bıraktığımızda Elis'in verdiği haber üzerine sessiz sakin düşüncelere gömülmüştüm.
Amcamla konuşmasının peşinden arayıp malikanede kalacağını söylemişti. Dün ise arayıp farklı bir haber verdi.
Ülkenin ve dünyanın farklı bölgelerine dağılmış akrabalarımız bir akşam yemeği için toplanıyorlardı. Amcamın babamlarla görüşmesiyle birlikte beni de davet etmişlerdi. Kimin düşüncesiydi bilmiyorum ancak Elis'in söylemesine göre bu ayrılma durumunu düzeltmek istiyorlardı. Yani benim aileden kopuşum belli ki büyük bir olay yaratmıştı.
-"Gitmeni istemiyorum Loya. Tam olarak iyileşmedin ve seni üzmelerine izin veremem."
Kuvars dudaklarından aldığı sigarayı küllükte söndürüp nefesini üfledi. Koltuktan kalktım ve yanına yürüdüm.
Aklıma yer eden düşünceyi onunla paylaşacaktım.
-"Sanırım bir zararı olmayacak. Ama bir fikrim var." dedim beline sarılırken.
Anne ve baba dediğim insanların yüzüne bakasım olmasa da reddedemeyeceğim bir soy vardı.
-"Ne gibi ?" Çok gerilmişti. Kesinlikle istemiyordu.
-"Benimle gelir misin ? Hemen itiraz etme. Seninle karşılarında olmak bana...iyi gelecek." dedim kabul etmesini umarak.
Sanırım bir şeylerle yüzleşmek geçmişimi tamamen bırakmama yardımcı olabilirdi.
-"Bak güzelim...biliyorsun ki seni kırmaktan hoşlanmıyorum. Ama orada bir yerim yok."
Kaşlarımı çatarak geri çekildim.
-"Ne demek yok ? Sen benim içimde bir yere sahipsen orada da yerin var."
Uzun bir solukla elini ensesine attı.
-"Pekala. O zaman bir şartım var."
Kaşımı kaldırıp bekledim.
-"Aldığımız kararı ailene söyleyeceğiz. Böylece onları yeterince sinir edebiliriz." dediği gibi az önceki gerginliğim kayboldu.
Kıkırdayarak bakmayı sürdürdüm.
-"Anlaştık sevgilim. " dediğimde iç çektim. Galiba her anımızı birlikte geçirmek bize iyi gelmişti.
Gün geçtikçe o içinden çıkılmaz anları bırakıyor biraz olsun gülümsüyorduk.
-"Ama lütfen gerçekten iyi hissediyorsan gidelim." dedi kolumu tutarak.
Başımla onayladım.
-"Aklımı dağıtmaya ihtiyacım var. "
-"Bunu farklı yollarla da yapabiliriz. Uzun zamandır evdeyiz."
-"Hayır. Onlarla da yüzleşmem gerek. Ömrüm boyunca karşılarında boyun eğdim. Bağımsızlığımın beni getirdiği yeri görmelerini istiyorum. Gerçek beni." diye ekledim.
Yavaş yavaş başını salladı.
-"Nasıl istersen güzelim." dedi eğildi yanağımı öptü.
Yarın akşam olacak olan yemek için Elis'i arayıp Kuvars'ı getireceğimi söylemeliydim. Böylece bir misafirle geleceğimi bilip hazırlıklarını ona göre yaparlardı.
-"İçerideyim." Kuvars çalan telefonunu yataktan alıp koridora çıkarken bende banyoya girdim.
Saçlarımı toplayıp yüzümü yıkarken yorgun gözlerime baktım.
-"Bilmiyorum Yaman olmayacak gibi." Kuvars'ın yaklaşıp uzaklaşan sesiyle yavaşça banyodan çıktım.
Mutfağa girmiş elinde birayla oturma odasına geri dönüyordu.
-"Sıkıntılı bir dönem. Kesin tarih veremem. Sen yalnız yaparsın ısrar etme."
Kiminle konuştuğu hakkında bir tahminim yoktu. Ancak merakımı gidermek için kendimi tutmayıp salona geçtim. Koltuğa oturmuş öyle konuşuyordu.
Yanına yaklaştığım an elimden tuttuğu gibi beni kucağına çekti. Çenesiyle işaret edince sehpaya koyduğu birasını ona verip başımı omzuna bıraktım.
-"Uzatma lan tamam dedik işte ! Orhan'ı yollayacağım her işine yardımcı olur."
Anlayamadığım ama baya hararetli ses karşı taraftan geliyordu. Kuvars ise normaldi.
-"Sonra ararım Yaman müsait değilim." dedi ve telefonunu yanına bıraktı.
Biraz daha kucağına kıvrıldım. Birasından büyük bir yudum alıp başını geriye attı.
-"O kim ?" diye sordum biraz bekledikten sonra.
Sert göğsü inip kalktı.
-"Ortağım. Kumarhane için."
Dudağımın kenarını ısırıp avuç içimi kalbinin üzerine bıraktım.
-"Ne olmuş ?" derken beni terslememesini diliyordum.
Fazla soru sorarsam bunalır endişesi vardı.
-"Kıbrıs'a gitmem gerekiyor. Açılış var ve yapılması gereken tonla iş var. Fakat gidemem. Çünkü daha mühim bir işim var. Sormadan söyleyeyim sensin." diyince hafifçe tebessüm ettim.
Konuşmadan düşündüm. Aklımda iyice tarttım.
Ve karar verdim.
-"Gidelim. Planlarını değiştirme."
Anında başını olumsuz anlamda salladı.
-"Hayır Loya. Şuan öyle bir kafada değilim. Seni de perişan edemem. Ki yeterince öylesin. Yalnızca erteleyemediğimiz için böyle sorunlar oluştu." dedi sırtımı okşarken.
Göğsünden doğrulup ona doğru döndüm.
-"Ciddiyim. Gidelim. Buradan uzaklaşalım. İkimize de iyi gelecek. Ben ne kendimi ne aklımı toparlayamıyorum. Değişiklik olur." dedim.
Ciddi olup olmadığımı anlamak için dikkatle beni izledi. Elini kaldırmış yanağımı okşuyordu.
-"Bilemiyorum. İyice düşünmeliyiz. Kısmen yeni bir hayat kuracağız. Orada evimiz olacak. Hareketli gece hayatları. Bunlar seni yormaz mı ?" diye sordu kaşlarını çatıp.
Omuz silktim.
-"Seninle olduğum sürece bir şey fark etmez." dedim.
Gülümsedi.
Omzumdan çekip tekrar göğsüne yatırdı.
-"Öyleyse toparlanmaya başlarsan iyi edersin. Ve bir de kızlarla vedalaşman gerekecek."
'
Ertesi gün yataktan diğer günlere göre daha iyi uyanmıştım. Gözlerimin ağlamaktan inmeyen şişleri düzelmeye başlamıştı. Kuvars kesinlikle ağlamama izin vermiyordu.
Bugün ikimiz içinde değişik bir adım atacaktık.
Hanzade'lerin gösterişli ve antika değeri taşıyan çiftliğinde yemeğe gidecektik.
Bitik bir vaziyette değil. Aksine çok iyi olarak oraya gitmeliydim. Yüzlerinde memnuniyet yerine daha farklı duygular görüp tatmin olmak istiyordum.
Elis'e haber vermiş ve onunla aynı heyecanı paylaşarak biraz konuşmuştuk.
Sabah kahvaltıdan sonra Kuvars artık şirkete baya bir vakit ayırması gerektiğini söyleyerek gitmişti.
Bende yalnız kalarak kendi içimi dinledim. Eğer kendimi bırakırsam bir daha toparlayamazdım. Bunu düşündüm. Kuvars'ı düşündüm. İyi olmalıydım. Yanımda Kuvars var oldukça iyi olacaktım.
Biz
Biz mutlu olmayı hak ediyorduk.
Evet yaşadığımız çok acıydı. İkimizin içinde de derin bir iz bırakmıştı. Ama burada pes edemezdik.
Ben düştükçe sarsılmaz sandığım adam da yıkılıyordu. Bu yüzden hem kendimi hem onu iyi tutmalıydım.
Öncelikle beslenme konusunda olan titizliğini hatırlayarak yemeyi ihmal etmedim. Mücevheratta sorumlu olan çalışanımla görüşüp bilgi aldım.
Sonra kızlarla ve Kuvars'la kısa kısa konuşmuştum.
Akşama yakın saatlerde vücudumu ılık suyun altına bıraktım. Her şeyiyle gergin geçecek olan akşamdan önce rahatlamalıydım.
İyice yıkanıp bornozumu giyerek çıktım. Banyodayken saçlarımı kuruttum ve dümdüz gelecek şekilde düzleştirdim. Bir ara gidip saçlarımın boyundan kestirmem gerekiyordu.
Aklıma olan elbisenin sırt detayından dolayı saçlarımı tepede sıkı bir at kuyruğu yapıp banyodan çıktım.
Ojelerimi yenilediğim dakikalarda kurumasını beklerken içim kavruluyordu. Bir yanım onları hiç görmemek diğer yanım ise Kuvars'la olan muhteşem hayatımı göstermek için kıvranıyordu.
Üzerimi giyinmeden zayıflamış yüzümü makyaj malzemeleriyle oldukça iyi duruma getirdim. Günlerdir kendime bir gram bile bakmamıştım.
Şimdi biraz daha güçlenmiş hissediyordum.
Derin bir nefesle ayağa kalktığım anda telefonum çaldı. Kuvars arıyordu. Hoparlöre verip telefonumla giysi odama yürüdüm.
-"Güzelim. Ne yapıyorsun ?"
Sesini duymak dahi insana enerji verebiliyor.
-"Şimdi giyineceğim sevgilim. Sen hala şirkette misin ?" Ona yavaş yavaş sıklıkla sevgi sözcükleri kullanmaya alışmaktaydım. Kalbimi sıkıştırıp hoşuma gidiyordu.
-"Otele geçiyorum. Üzerimi değiştireceğim sonra seni almaya gelirim. Umarım beni fazla etkileyecek bir şeyler giymezsin."
Sessizce kıkırdayıp askıya uzandım.
-"Bilmem belki !"
-"Aile içi olacağından susma hakkımı kullanıyorum." Aslında pek ufak bir aile sayılmadığımızı söyleyemedim.
-"Sende çok yakışıklı olma !" diye seslendim gülümsemeye devam ederken.
Gülümsediğini hissettikçe dudaklarım daha da kıvrılıyordu. Bu nasıl bir his böyle ?
-"Söz veremem. Yapımda var biliyorsun."
Ah çok fena.
-"Biliyorum bende dış görünüşüne aşık olmuştum." dedim sırıtarak.
Telefonumu kenara koyup bornozumu yere bıraktım.
-"Bak sen...demek öyle ufaklık."
Kendi kendime omuz silkip daha fazla sırıtmamak için dudaklarımı ısırdım.
-"Giyineceğim. Hazır olunca ararım." dedim.
-"Tamam hızlı ol özledim." dedi ve beni mayışmış yüz ifademle bıraktı.
Nasıl aşık olmam ki ?!
Ah tanrım.
İyi ki !
Yüzümden silinmeyen gülümsemeyi bırakıp ince bir kumaşı olan elbisemi giyindim. Çoğunlukla böyle iddialı parçalar giyinmezdim. Ancak zaman geçtikçe zevklerim de değişmeye başlamıştı.
Yine de bu elbiseyi seçme sebebim içten içe annemin hoşlanmayacağı içindi. Erkekleri bedenle etkilemek ona göre çok yanlıştı. Tahrik eden kızları ayıplardı.
Bu durumda ben onun zıttına gitmekten büyük zevk alacaktım.
Siyah olan elbisemin önünde hoş bir dekoltesi vardı. Sıkıca oturduğu için göğüslerim ayrı bir dolgun görünüyordu.
Kısalığı değil ama darlığı vardı. Ve bu da Kuvars'ı delirtecekti. Aslında elbisenin her noktası onu delirtecek evet evet.
Sırtı ise sırtıma çok güzel oturmuştu. Kendi kendime bollaştırıp yalnızca dibini bağlayınca zor olmamıştı.
Ayakkabı olarak yüksek topuklu siyah tek bant seçtim. Giyinip çanta da aldıktan sonra son kez parfüm sıktım ve Kuvars'ı aradım.
Birazdan geleceğini söyleyince rujumu tazelemiştim.
Dakikalar sonra evden çıktım. Sitenin önünde kaportaya kalçasını yaslamış sigara içerken göründü. Nefes kesen görüntüsü ufak çaplı bir kalp çarpıntısı yaşattı.
Simsiyahtı.
Çok ama çok karizmatikti.
Omuzlarına oturan siyah ceketinin altında siyah gömleğin yakalarına tutuşturulmuş pırlanta iğne bile yakışıklıydı !
Beni görür görmez kaşları çatıldı gözleri büyüdü.
-"Siktir bu ne hal ?!" Sigarasını fırlatıp önüme dikildi. Hiddetli gözleri göğüslerimden ayrılmıyordu.
-"Küfür etme çok ayıp." diyip elimin içiyle taş gibi olan göğsüne vurdum.
-"Sikerim küfürünü böyle çıkamazsın kızım ! Fazla...fazla ateşli !" Doğru kelimeyi tiksinir gibi söylerken istemsizce kıkırdadım.
-"Geç kalmak istemiyorum." dedim ve gazabından korunmak için arabaya bindim. Ön koltukta oturan Orhan hafifçe başını eğerek selam verdi.
-"Anlaşılan sabrım sınanacak. Çok güzel !"
Yol boyunca asık suratıyla ve ettiği küfürlerle eğlenmekten gerginliğimi unutmuştum.
Çiftliğin görevlileri arabayı çekecek yer ayarladığı an Kuvars yine bir küfür savurdu. Muhtemelen arabaların çokluğunu gördüğü içindi.
-"Ailen olacağını düşünmüştüm." dedi elimi kavrarken.
Titreyen elimle çantamı ve elini sıkıca tuttum.
-"Kalabalık bir aile." diye yanıtladım.
Çiftliğin açık duran kapısından girdiğimiz gibi evin hizmetlisi şaşkınlığını gizleyerek karşıladı.
-"Bu taraftan efendim. "
Sanki yolu bilmiyordum.
Kalabalığın sesi yaklaştıkça kalbim ağzıma çıkmıştı. Salona dönmeden nefesimi tuttum. Mecburen Kuvars'ın elini bıraktım ve yüzümü yelledim.
-"Vazgeçtim sanırım." dediğimde sinirli olsa bile gözlerini devirdi.
-"Zaten seni eve götürmeye bahane arıyorum zorlama istersen." diyince yine gülümsemiştim.
-"Sevgiline kızgın olduğunu anlarlarsa çok üzülürüm." dedim ve dudağımı büzdüm.
Bana bakarken kıvrılacak olan dudağını güçlükle bastırdı. Elini belime kaydırıp sıkarak kendine çekti.
-"Göğüslerini yaladığımı hayal ederek mutlu görüneceğim." diye kulağıma fısıldadı.
Ağzım o şeklini aldığında yüzüm alev topu olmuştu. Utanmazlığı beni utandırdı.
Daha üzerimden atamadığım sözlerini sindirirken elimi tuttuğu gibi bir sürü gözle dolu salona girdi. Nefesimi vermeden ayaklarımı yere bastırdım.
Neredeyse çiftlik evinin en ama en büyük olan salonu Hanzade soyuyla doluydu.
Bir de hepsi bize bakıyordu.
•••
Herkese merhaba 🌸
Bölüm hakkındaki düşünceleriniz neler ? Umarım beğenmişsinizdir ❤