•
-"Bunun üzücü olduğunu biliyorum. Ama bilmelisiniz ki geç olmadan fark edilmesi büyük bir şans. Aksi taktirde sizin hayati tehlikeniz çok yüksek olacaktı. "
Gözlerimin dalıp gittiği kadın aldığı nefesle oturduğu yerde bana doğru döndü ve boşta olan elimi tuttu.
-"Bakın Loya hanım bu çok riskli bir durum. Eğer bunu şimdi fark etmeseydiniz iç kanamanız olacak ve...daha kötü sonuçlanacaktı. Erken tanıyla birlikte döllenme oluşan tüpü kontrol ettikten sonra iğneyle bu dış gebeliğinizi sonlandıracağız. Zor bir süreç olacak. Ve ileride tekrarlanacak gebeliğinize kadar düzenli olarak kontrol amaçlı gelmeniz gerekebilir. Birazdan geleceğim. Yatış işlemlerinizi başlatmanız gerekiyor."
Doktor uzaklaşmadan benim yapamayacağımı anlamış karnımdaki jeli temizlemişti. Odadan çıkmasıyla ileri doğru sabitlenmiş gözlerimi kırptım.
Buz kesilmiş eller elimi serbest bıraktığında yavaş yavaş başımı çevirdim.
Hislerimin yansıması olan dağılmış yüzü görmemle beraber donmuş ruhum çözüldü. Gözlerim etrafı göremeyecek kadar yaşlarla dolmuştu.
-"Loya...?"
Adım dudaklarından ilk defa bu kadar zor çıkıyordu. Başımı çevirip dudağımı ısırdım.
Hissettiğim ağrıyla gözlerimden yaşlar süzülürken yattığım yerde doğruldum. Dirseğimden tutarak destek olan Kuvars diğer yandan dolaşıp önümde durdu.
Ne hissettiğimi bilmiyordum.
Sadece çok kötüydüm. Çok.
-"Bak bana."
Yıkılan omuzlarımı sıkıca tutup elini enseme kaydırdı ve göğsüne yasladı.
Göğsüme öyle bir ağırlık oturmuştu ki ağlamak bile çok zordu. Ağlayamıyordum. Nefesim dahi içimde kalmıştı.
-"Yüzüme bak lütfen." Başımı kaldırıp yüzümü avuçlarıyla kavradı.
Dudaklarıma daha sert geçirdiğim dişlerimle başımı olumsuz anlamda salladım.
Sanki her şey anlaşmış gibi üst üste geliyordu.
Saniyeler içinde aklımın iyice birbirine girmesiyle hıçkırıklara boğuldum.
Yüzümü bırakıp kollarını vücuduma doladı. Ağladıkça sancım artıyor sancım arttıkça daha fazla ağlamak istiyordum.
Korkuyordum.
Çok korkuyordum.
İç çekerek vücudumu oynattım ve ellerimi karnıma koyarak aşağı eğildim. Dakikalar boyunca içim parçalanarak ağladım.
Yaşadıklarıma anlam veremiyordum. Bir anda tepetaklak olmuştum.
-"Güzelim. Sevgilim sakinleş ne olur bak ben yanındayım. Beni dinle."
Uğuldayan kulaklarımı kapatıp yatağımda olmayı dilerdim. Bunu yaşamamayı isterdim. Bu tuhaf içime oturan yaşamadığım acıyı bilmemek isterdim.
-"Özür dilerim. Bak bana...özür dilerim. Keşke bunun olmasını engelleyebilseydim. Ne olur yapma böyle."
Kaldıramazdım ki ben.
Daha yeni kendime bakmayı öğrenmiştim. Hamile oluşumu sindiremeden gerçekleşmeyeceğini öğrenmek bana çok ağırdı.
Allah'ım bu nasıl bir acı ?
Lütfen bana kaldırabileceğim acılar ver. Sana yalvarıyorum.
Neden beni bulmuştu ? Neden böyle olmuştu ?
-"Dayanamıyorum." dedim en sonunda hıçkıra hıçkıra.
Hamilelikle ilgili hiçbir şey bilmezken şimdi nasıl bunun sonlandırılmasını yaşayacaktım ?
-"Ben varım. Ben hep yanında olacağım. Birlikte atlatacağız söz veriyorum. Loya'm bak bana sil göz yaşlarını."
Zar zor yutkunup başımı kaldırdım. Yanaklarımı sildi ve birer birer damlamaya devam eden gözlerimi öptü.
-"Geç mi kaldık ? Bu yüzden mi ?" Sesim titreyerek güçlükle çıktı.
Akan göz yaşlarım arasında gözlerine baktığımda gözlerinin bir anlık dolduğuna şahit oldum.
Başını hemen iki yana sallayıp alnımı öptü ve saçlarımı okşayarak bana sarıldı.
-"Hayır sevgilim hayır. Sadece...sadece dünyaya gelmeyecekmiş. Bu kimsenin suçu değil biliyorsun değil mi ? Ne yaparsak yapalım engel olamazdık." dedi saçlarımı okşamaya devam ederken.
Bütün bedenimle sarsılarak ağlarken beni hiç bırakmadı. Doktor geri gelmiş bir kenarda sakinleşmemi beklemişti.
-"Loya hanımla biraz konuşalım olur mu ?"
Tüm gücüm Kuvars'la birlikte odadan çıktı gitti. Burnumun sızısıyla iç çekip başımı dizlerime yasladım ve hıçkırdım.
-"Bakın Loya hanım. Dış gebelik bir müdahale ile düzelmediği gibi bir etmenle de oluşmaz. Döllenme tüpte kalıp gelişemediği için de üzgünüm ama annenin ölümüne kadar yol açabiliyor."
Sandalyeye oturup elini dizime koyunca yüzümü silerek başımı kaldırdım. Başımda tonlarca ağırlık varmış gibi çok zor dik tutabildim.
-"Daha çok gençsiniz. Korkunuzu , endişenizi anlayabiliyorum. Eminim zamanı geldiğinde çok güzel bir anne olacaksınız. Bütün süreç boyunca yanınızda olacağım. Yapacağım iğneden sonra fetüsü vücudunuzdan atmanız bir kaç hafta sürebilir. Ağrılarınız sancılarınız ve kanamanız olacak. İlk dozu olduktan üç gün sonra değerleriniz için kontrolünüz olacak. Eğer istersen bu süreyi evinde daha az stresle geçirebilirsiniz."
Bilinçsiz , bilgisiz ve tamamen büyük bir korkuyla dinledim. Gözlerim kapıya gidip geliyordu çünkü Kuvars'ın yanımda olmasına ihtiyacım vardı.
Yaşayacaklarımdan çok fazla korkuyordum.
-"Şimdi değerleriniz için tahlil yapılması gerekiyor. Üzerinizi giyinmenize yardımcı olacaklar. Ben Kuvars beyi yanınıza gönderiyorum." dedi ve kalkıp kapıya ilerledi.
Yavaş yavaş sedyeden kalkmaya çalıştım. İçimde tuhaf bir baskı ve sancı hissediyordum.
Ellerimi sedyeye yaslayıp başımı eğdim. Yere bastığım ayaklarımda güçsüzlük vardı.
-"Loya ?"
Elis ve Defne'nin sesiyle başımı kaldırınca arkalarında Meyra hanımı da gördüm. Sanki yeterince ağlamamış gibi gözlerim yaşlarla doldu ve anında akmaya başladı.
Elis'in yanıma gelip sarılmasıyla hıçkırıklara boğuldum. Yüzümü omzuna kapattım.
Yaşadıklarımı hep çok ağır olarak nitelendirirdim.
Bu acıyı yaşayana kadar.
-"Çok korkuyorum Elis."
Benimle birlikte ağlarken sırtımı sıvazladı.
-"Yanındayız. Hep yanında olacağız. Sakın üzülme. Bu senin elinde olan bir şey değildi. "
-"Kızım.."
Doğrulduğumda Meyra hanım beni kucakladı.
-"Buna bir teselli olmaz. Ama iyi olacaksın. Bende senin annenim sakın korkma bak yanındayım. Üzülme demeyeceğim çünkü bende çok üzgünüm ve ne diyeceğimi bilmiyorum. Allah nasip etmiyorsa biz karşı gelmemeliyiz." dedikten sonra geri çekildi. Önce benim yüzümü sildi sonra kendi gözlerini.
Boğazımda var olan yumruyu sızıyı görmezden gelerek başımı belli belirsiz salladım.
Hazır değilim diye günlerce ağladığım bebeğimi kaybediyorum diye mi acılar içindeydim ?
-"Otur ayakta durma." Aralarından geçip elimi tutan Kuvars beni sedyeye oturturken başımın üstünü öptü ve geri çekildi.
Çok geçmeden bana hastane kıyafeti giydirirlerken dışarı çıkmış tekrar gelmişlerdi.
İğnenin yapılacağı odaya girdiğimizde yanımda kimsenin olmayacak korkusu içimde dağ gibi büyüdü.
Kuvars'ın ellerini sıkı sıkı tutmuş sedyede yatıyordum.
-"Gitme sakın gitme." dedim yaşlardan bulanık görürken.
Eğildi ve başımı karnına yasladı.
-"Buradayım gitmiyorum."
Yüzümü gömdüğüm vücudunda ister istemez durmadan ağlıyordum. Her yanım titriyordu.
Vurulan doz benim en zirve korkularımı yaşatmıştı. İnce bir iğneyle uygulanan tedavi sonrasında Kuvars'ın kollarında kendimden geçercesine ağlamaktaydım.
Bilmiyorum belki de hassas oluşumdan kaynaklanıyordu ama o iğne anında kaçıp gitmeyi bile düşünmüştüm.
-"Sana bunları yaşattığım için beni affedecek misin ?"
Ağlamamın sessizliğe dönüştüğü anlarda Kuvars'ın kulağıma değen dudaklarından titrek bir ses çıkmıştı. Göğsünü indirmiş kaskatı duruyordu.
Burnumu çekerek göz yaşlarımla birlikte göğsünden kalktım. Başımı çevirip tuhaf bakan gözlerine baktım. Geçen sürede bakmadığım yüzü çökmüş gibiydi.
-"O nasıl bir söz ? Hani bu kimsenin suçu değildi..?" O kadar ağlamıştım ki artık sesim çatallı ve çok düşük ayarda çıkıyordu.
Dudaklarını aralayıp beni yeniden göğsüne çekti.
-"Özür dilerim." diye fısıldadı tekrar.
Durmadan benden özür diliyordu.
-"Dileme lütfen dileme." dedim gözlerimden süzülen yaşlarla.
Titreyen dudaklarımı ısırıp yanağımı sildim.
Yattığım odanın kapısı tıklandıktan sonra içeri girenlere bakmak için döndüm. Kuvars yanımdan kalkarken elimi ellerinin arasına aldı.
-"İyi misin ?" diye sordu Defne.
Başımı iki yana sallarken gözlerimden akan yaşları Elis'in uzattığı peçeteyle sildim.
Meyra hanım da ayak ucundaki ince örtüyü belime kadar çekip omzumu okşadı.
-"İnşallah Allah nasip ederse...vakti saatinde sağlıkla kucağımıza alacağımız çocuklarınız olur. Ağlama yavrum üzme kendini." dedi ve saçlarıma dudaklarını değdirdi.
Sertçe yutkununca boğazım sızlamıştı. O sırada Kuvars elimi yavaşça bıraktı ve ona bakmama fırsat kalmadan odadan sessiz sedasız ayrıldı.
Günlerdir ağlamaktan tek değerli yanımı düşünmemiştim. Üzülmüş müydü bilmiyorum. İstiyor muydu onu bile bilmiyordum.
Ama eğer biraz tanıdıysam içi yanıyordur.
Tıpkı benim gibi.
Dizlerimi kendime çekecekken hissettiğim acıyla daha fazla ağlamaya başladım. Neydi bu en büyük sınavımız mı ?
'
Geride kalan on günlük zaman diliminde hastaneden hiç ayrılmamıştık. Çünkü çok fazla sancım vardı.
-"Gel buraya yat. Uyumaya çalış olur mu ?"
Kıvrandığım hastane yatağına oturup beni göğsüne çekti. Sık ve derin nefeslerle bir an önce bitmesi için dualar etmek beni daha çok yaralıyordu.
-"Bitsin artık ne olur bitsin gücüm kalmadı." dedim hıçkırıklarım arasında.
Tek yaptığım ağlamak yatmak sancı çekmekti. Kızlar ve Meyra hanım her gün yanımdaydı. Cihangir de geliyordu fakat başka kimsenin haberi yoktu. Korhan'ın bile.
Hepsi sık sık yanımda destek olurken geceleri Kuvars'la kalıyorduk. En az benim kadar tükenmişti.
Belki çektiğim sancıları çekmiyordu ama en derinden hissettiğine emindim. Kendini de suçlamasıyla birleşince günden güne daha fazla çöküyordu.
Ben kendimi çok güçsüz bilirdim. Eğer daha önce olsaydı korkudan ölürdüm. Ama altından öyle kalkıyordum ki şaşırıyordum.
Evet berbat bir haldeydim. Bu on günde on yıl yaşlanmış gibiydim ama Kuvars'ın elimi tutup sıktığı anlarda onunla tekrar güçleniyordum.
Öğrendiğimiz ve ne olacağını bilmeden geçirdiğimiz o şok günlerimizde farkında olmadan bebek kavramı hayatımıza girmişti. Şimdi eğer...eğer düşürmek yerine hamileliğim devam etseydi nasıl olurdu düşünmek istemiyordum. Düşünürsem mahvolurdum.
Benim ağlama sebeplerim kaldıramayacağımdandı. Dünyaya yeni yer edinmişken bir varlık büyütme korkusuydu.
Aksi takdirde elbette en büyük mucize böyle bir adamın çocuğuna sahip olmaktı. Olmamıştı. Ne daha az ağlasam ne de daha fazla istesem yine olduramazdık. Bunu yavaş yavaş anlıyordum.
-"Loya..."
Sancımın kısa süreliğine dinmesinin rahatlığıyla kapattığım gözlerimi açtım. Hastanenin boğucu duvarlarına tek derman olan yüze baktım.
-"Eğer özür dileyeceksen sus Kuvars." dedim bıkkınlıkla.
Yutkunduğunu işittim. Sırtımda gezinen eli saç diplerimde durdu. Alnımı öpüp çekildi başımı öptü ve orada kaldı.
-"Seninle evlenmek istiyorum."
Mimiklerimin hareket edemediği o anda bütün organlarımda çalışmayı durdurmuş gibi donakaldım.
Ne ?
-"Nasıl yani ?" diyebildim saniyeler sonra.
Vücut fonksiyonlarım için aldığım nefesle doğrulup ona baktım. Hayır şaka yapmıyordu ciddiydi.
-"Ne demek nasıl ? Anlaşılmayacak bir yanı yok seninle evlenmek istiyorum Loya. Bu durumla bir ilgisi yok ama bunu bil." demesine gerek dahi yoktu.
Kaşlarımı düz çizgi haline getirip tekleyen kalbime içimden sakin olmasını fısıldadım .
-"Hayır tam da bu durumdan kaynaklı. Şimdiye kadar hiç sözünü etmediğimiz bir şeyi durup dururken istemezsin. Bunun için kendini sorumlu hissetme. Böyle bir şey istemiyorum Kuvars."
Hamile kalmış olmam , hatta kısa sürede kaybetmem bir evlilik nedeni olamazdı.
Zorunluluk olarak görmemeliydi.
Elbette onunla bir ömür aynı hayatı paylaşmayı çok isterdim. Fakat bunu onun da içten istemesini diliyordum.
Ve Kuvars öyle bir adam değildi. En azından ben öyle düşünüyordum.
-"Şuan gerçekten yersiz bir gerginlik çıkarıyorsun farkında mısın ? Ben sana ne söylüyorum sen bana nasıl bir tepki veriyorsun ? Eğer bunu istemiyor olsam sence herhangi bir boşlukla söyler miyim ?"
Gözlerimi ondan çekip yavaşça yastığa uzandım ve sırtımı döndüm.
-"İzin verirsen dinlenmek istiyorum." İyi değildim. Bu haldeyken de bu kafayla sorun yaşamaya niyetim yoktu.
İğrenç hissediyordum. Bitmiş tükenmiş daha ne söylenir ki ?
-"İzinin olursa bende sırtını dönmemeni rica ediyorum. Hassas bir durumdayız ve seni üzmek istemiyorum." dedikten sonra omzumdan çekerek beni döndürdü. Göğsüne hapsettiği gibi de sarılmıştı.
Hiçbir şeyi düşünmeyip uyuma isteğim çok kısa sürdü. Öyle karışık öyle çökmüş hislerin içindeydim ki huzurla uyumak imkansızdı.
Zaten çok geçmeden tekrar sancılar baş göstermişti.
'
Hastaneden 15.günde ayrılırken otoparktan çıkıyorduk. Kimsenin öğrenmesini kaldıramazdım. Bu utandığımdan veya çekindiğimden değil gücüm kalmadığı içindi.
Kimseden çıt çıkmazken başımı cama doğru çevirip gözlerimi kapattım. Sanki hepimiz sessiz bir matem havasındaydık.
Bitmişti.
Gitmişti.
Varlığını hissetmeye yüzüm yokken kayıp gitmişti. Alışmamıştım bile neden böyle göğsüm ağırıyordu. Neden böyle gözlerimden yaşlar durmadan akıyordu ?
Dudağımı ısırıp acıyla yumduğum gözlerimi açtım. Kuvars direksiyonda olan sağ elini uzatıp kucağımdaki elimi tuttu ve tekrar yola döndü.
Aramızda gözle görülen bir mesafe vardı. En son ki evlilik mevzusu içime dert olmuştu. Kuvars'ın da öyle olmuşa benziyordu.
Niye her şey böylesine içinden çıkılmaz ?
-"Sizi eve mi bırakıyorum ?"
Başımı oynattığımda Kuvars dikiz aynasından annesi ve kız kardeşine bakıyordu.
-"Yok bende Loya'nın evine geleyim. Yemek yapıp öyle geçerim. Sağlıklı beslensin kendini toparlasın." dedi Meyra hanım.
Kurumuş yer yer çatlamış dudaklarımı ıslatıp kıpırdandım.
-"Ben iyiyim. Hiç zahmet etmeyin." dedim büyük bir yorgunlukla.
Günlerdir çektiğim sancılarla birlikte bunca ağlamak insana nasıl hissettiriyordu tarif edemem.
-"Ne zahmeti kızım. Bir şey olmaz. Hem içim rahat etmez." diyince daha bir şey söylemedim.
Rahatsız olacağımdan değildi gerçekten mahcup olduğum içindi.
-"Benim derse yetişmem gerekiyor. Sonra mutlaka geleceğim tamam mı ?" Defne arkadan omzumu hafifçe sıktı.
-"Olur sorun değil." dedim.
-"Abi şurada indir." dediği yerde Kuvars durunca hemen arabadan inmiş uzaklaşmıştı.
Yola Elis ve Meyra hanımla devam ederken elimi Kuvars'ın elinden çekip istemsizce hala biraz ağrı olan karın bölgeme koydum.
Buna karşılık Kuvars sesli sert bir soluk vermiş yol bitene dek benden tarafa dönmemişti.
-"Benimde eve gitmem gerek. Babam aradı konuşmak istiyormuş."
Arabadan indiğimde kaşlarımı çatıp Elis'e baktım.
-"Emin misin ?" diye sordum. Malikaneye gitmeyi hiç istemediğini biliyordum.
-"Evet ararım seni olur mu ? Uyumaya çalış." Sarılıp yanağımı öptü.
-"Dikkat et." dedim ardından.
Başını sallayıp sitenin karşısında olan taksi durağına yürümeye başladı.
Bizde apartmana girip asansöre binmiştik. Günlerdir girmediğim evim fazlasıyla havasızdı.
Meyra hanım direk mutfağa gireceğini söylerken Kuvars'la koridorda kaldık. Ufak adımlarla yatak odama girdiğimde camları açtım.
-"Nasılsın ? Var mı ağrın ?" diye sordu.
Perdeyi camın üzerine çekip arkama döndüm. Uzun adımlarla önümde durdu ve saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdı.
Başımı iki yana salladım.
-"Yok ama yorgun hissediyorum. " diye mırıldandım.
Derin bir nefes alıp omuzlarıma kolunu sardı. Biraz olsun rahatlamak adına başımı göğsüne yaslarken gözlerimi kapattım.
İlişkimizin böyle bir durumla karşılaşacağını nerden bilebilirdik ? Nerden nereye gelmiştik.
Bağlarımız güçsüzleşmiş miydi yoksa daha mı güçlenmişti bilmiyordum.
Tek bildiğim şey vardı o da bu süreçte Kuvars yanımdan bir kere bile ayrılsa üstünden gelemezdim. Elimi tutuşu bile kendimi bırakmamam için bir sebepti.
-"Seni uyutmamı ister misin ?" Öyle yumuşak bir tonda sormuştu ki gözlerim istemsizce doldu.
Sessizce başımla onayladım.
Yatak örtümü kaldırıp yere attıktan sonra beni iç çamaşırlarımla kalacak şekilde soyup yatağa yatırdı. İnce örtüyü omuzlarıma çektiğinde her yerim kapanmıştı.
Örtünün altına girmeden yanıma oturarak sırtını başlığa yasladı. Beklemeden başımı karnına doğru bıraktım.
Gözlerim kendiliğinden usul usul kapanmıştı. Saçlarımı okşayışı uykumu daha hızlı getirirken içimden yalnızca dua ediyordum
Bu acıyı kaldırmaya gücümüz olsun. Ve başka bir acı daha yaşamayalım.
Gönül ferahlığı ver Allah'ım.
•••
Herkese merhaba ❤
Yazarken de ağlamazsın be demeyin ağlanıyormuş shjsjd
Kızmayın lütfen başka türlü sonuçlandırmayı istemedim. Bu şekilde hayal ettim.
Her zaman her şey yolunda gitmeyebiliyor ve yüzlerce insan bunu yaşıyor.
Çiftimiz için ne düşünüyorsunuz ?
Kuvars'ın evlenme isteğine ne demeli ? Bu konuyu bir sonraki bölümde devam ettireceğim bakalım neler olacak..
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum.
