İçeriğe geç

BERCESTE

Bölüm 48 · 12 dk okuma

BERCESTE

Bölüm 48

48

•

Akşama doğru manzaranın muhteşemliğini izlediğimiz yatın içerisinde neredeyse uykum gelmişti.

Bu saate kadar yemek yemiş biraz sohbet etmiştik. Şimdi ise Kuvars'ın kucaklamasıyla havadaydım.

Gözlerimi hafifçe açıp etrafa baktığımda büyük yatak odasındaydık.

-"Kuvars.." dedim mırıltıyla. Çıplak ayaklarımı kendime çekerken yanıma yan şekilde yatıp saçlarımı okşadı.

-"Uyu güzelim." demesiyle otomatik olarak gözlerimi kapattım.

-"Burada mı kalacağız ?" Uykulu çıkan sesimle zar zor konuşuyordum.

-"Evet." dedi ve alnımı öptü.

Daha sonra kendimi uykunun ve Kuvars'ın huzurlu kollarına bırakmıştım.

'

Kuvars Soysal

Yanından kalkmaya isteğim hiç olmasa bile gelen telefonla ayrıldığım yatağa dakikalar sonra geri döndüm. Bıraktığım gibi değil yüz üstü dönmüş öyle uyumaya devam ediyordu.

Yüzüne yansıyan güzelliğine ve dağılan saçlarına iç çektim.

Bu kadar da güzel olmamalı.

Dizimi yatağa koyup üzerine eğildim ve pürüzsüz sırtına dudaklarımı bastırdım. Hala hasta olmasından ötürü dinlenmesi için uyanmasını istemiyordum. Bu yüzden temaslarımı en aza indirgeyerek yataktan kalktım.

Arka kısıma yürüyüp masaya oturdum ve başımı geriye yasladım.

-"İyi akşamlar patron."

Orhan'ın sesiyle başımı kaldırıp dirseğimi masaya koydum. Elimle işaret edince yata çıktı.

Getirmesini istediklerimi bırakması için önden yürüyerek yatak odasının girişine kadar geldim.

-"Ver." dedim içeri girmesine müsaade etmeyerek.

Bir kaç parça kıyafet istemiştim. Yazlıkta kalan kıyafetlerimi tekrar toplayıp alma gereği duymuyordum.

Açıkçası oraya geri gidesim de yoktu.

-"Başka bir isteğin var mı abi ?" diyince başımı iki yana salladım.

-"Gidebilirsin." dedim.

O ayrılırken bende açık olan oturma bölümüne ilerledim. Kendimi koltuğa bıraktığımda yorgunluktan gözlerim kapanıyordu.

Fakat yapmam gereken işler olduğu için tableti ve telefonumu açarak önüme koydum.

Bazen kendime bile yetemiyorken Loya'yı ihmal edeceğimi düşünerek endişeleniyordum. Son isteğim onu kırmak olurdu. Yüreği çok hassastı ve kırılmaya incinmeye çok müsaitti. Bende aksine kaba bir adamdım. Dizginleyebildiğim kadarıyla bir tek Loya'ya karşı tutuyordum.

Gün geçtikçe aklıma kalbime daha da yer ediyordu.

-"Ne yapıyorsun ?"

Başımı kaldırdığımda eli dudaklarında esneyerek bana bakıyordu.

-"Niye uyandın ?" diye sordum ve elimdeki tableti yan tarafıma bıraktım.

-"Susadım. Seni de göremeyince.." Delicesine yavaş gibi gelen adımlarıyla bana ulaştığında elinden tutup yanıma çektim.

Göğsüme yaslanınca beni rahatlatan kokusunun yayıldığı saçlarını öptüm ve elimi sırtına koydum.

-"Çalışıyordum." diye yanıtladım.

Ardından ince belini okşayarak boynuna bir öpücük bıraktım. Bana doğru sokulmasından büyük haz duyarken beklemeden bedenini kucakladım. Kuş gibiydi.

-"Yatağa geri dön sana su getireyim." dedim yatak odasına girerken.

-"Sen yatmayacak mısın ?" Gözlerime masum masum bakması bile farklı noktalarıma etki ediyordu.

-"Geleceğim güzelim. " dedim onu yatağa bırakıp doğruldum.

Mutfaktan aldığım suyu verdikten sonra üzerimi çıkartıp yanına yattım. Yatmanın verdiği rahatlıkla bedenim gevşerken her santimimin ağırdığını hissettim.

Son günlerde biraz uykusuz kalmıştım ve vücudum artık isyan ediyordu.

-"Kuvars ?"

Dudaklarını ısırma isteğiyle yan dönüp örtünün altında kalan bedenini kollarımla sardım. Boynuma yerleştikten sonra dudaklarını oynattı.

-"Her yer cam. Sende biraz rahatsız olmuyor musun ?" diye sordu kısık sesiyle.

Hafifçe gülümseyip omzunu öptüm.

-"Yandaki yat daha alçakta kalıyor. Görüş mesafesinde değiliz."

Nefesini boynuma üfleyerek ince kollarını karnıma doladı.

-"Uykum kaçtı sanırım. "

-"Kapat gözlerini." dedim mırıldanarak. Eğer tamamen iyileşmiş olsaydı kapatmasına izin vermeyebilirdim ancak iyi olması her şeyden daha önemliydi.

Dakikalar geçmişti öylece duruyordu. Gözlerimi kapatmış sessiz dinlenirken kollarımın arasında sırtını döndü. Karnından çekerek göğsüme yaklaştırırken yüzümü omzuna yasladım.

Ona hissettiğim cinsel çekimin aksine teninde huzur bulmak bir başkaydı. Sakinleştirici etkisine ömrümü adayabilirdim.

Nefes alışverişlerini dinleyip uyku eşiğine geldiğim zaman nefesleri düzenli hale gelmişti. Uyuduğunu anlayarak boynuna bir öpücük kondurdum ve başımı yastığa bıraktım.

Sabah uykumdan ayılırken yüzümde yer eden sıcak dudakları hissettim. Bir kere dokunmuş sonra uzaklaşmıştı.

Hala bir yerlerde aklının karşılıklığı yüzünden uzak kalıyordu. Bile isteye yapmadığının farkındaydım. İstemsizce uzaklaşıyordu.

Bu durumun canımı ne denli sıktığını belirtmeme gerek yoktu.

-"Günaydın güzelim." dedim ve kolumu gözlerimin üstüne koydum.

-"Günaydın."

Kendime geldikten sonra yan dönüp beline sarıldım.

-"Ne zaman uyandın ?" diye sordum. Oturmuş başlığa yaslı duruyordu.

Ellerini başıma koyunca gözlerimi yeniden kapattım.

-"Oldu biraz. Akşam uyuduğum için erken uyandım."

Bir şey söyleyecekken telefonu çalmaya başlayınca başımı kaldırıp geri yattım. Yataktan kalktı ve çantasına doğru ilerledi. Aldığı telefonuyla kenarda berjere oturdu.

Defne ile olan konuşmasının başını dinleyerek yataktan çıktım. Saçlarımı karıştırıp geriye doğru esnerken denize baktım.

Ayılmak için iyi bir seçenek olarak görünmesiyle kapıdan çıkıp denize inen merdivenlere yürüdüm. Derin sular tepedeki güneşe rağmen sıcak değildi. Bir kaç kulaçla suyun altına dalıp geri çıktım. Saçlarımı geriye atıp yeniden yatın demirlerine doğru yüzdüm. Üzerimden sızan sularla yatak odasına döndüğümde camın önünde denize bakan Loya'ya yaklaştım.

-"Kahvaltı yapmaya gidelim mi ?" diye sordum ve yanağını öptüm.

Yüzünü ıslatmış olmamdan herhangi bir rahatsızlık duymadı. Bana doğru döndü başıyla onayladı.

-"Yazlığa uğrayıp öyle gitsek ? Üzerimi değiştirmek istiyorum. "

-"Olur duş alıp geliyorum." dedikten sonra yanından ayrıldım. Odayla bitişik olan banyonun cam kapısından geçip boxerımı çıkarttım ve soğuk suyun altına girdim.

Saçımı şampuandan arıtırken gözlerim Loya'ya kaydı. Yüzünü yıkıyordu. Aynadan göz göze geldiğimizde başımı geri atıp yüzümden akan suları elimle giderdim.

Duş jelini almak için arkamı döndüğümde hissettiğim harekete rağmen bakmadım.

Cesur davranışları gün geçtikçe hoşuma gidiyordu. Ve etkilenip kendi kendine bana gelmesi ayrı bir zevk içeriyordu.

Jeli aldığım rafa geri koyup yavaşça önüme döndüm. Islak kirpikleri arasında usul usul gözlerini gözlerime doğru kaldırdı ve dudağını yaladı.

Minik parmakları yükselip göğsüme dokundu.

Gece sürekli kasıklarıma dayalı duran şekilli kalçasına yeterince dayanmışken şimdi böyle karşımda duruşu daha fazla sabır isterdi. Ne yazık ki bende yoktu.

İnce yüzünü iki elimle birden kavrayıp başımı eğdiğim gibi dudaklarını öpmeye başladım. Nefessiz kalana dek öpsem yine bıkmazdım. Tadı başkaydı. Doyulmazdı.

Loya zaten benim için tepeden tırnağan doyumsuzluğu ifade ediyordu. İstedikçe istenen her şey bedeninde toplanmıştı. Gözlerine gözlerim değse ruhum alev içinde yanıyordu.

Ellerimi yüzünden indirip dudaklarını içmeyi sürdürürken çıplak kalçasını tutar tutmaz sırtını mermer duvara yasladım.

Dudaklarından çıkan kısık sesli inlemesi anında kat ve kat sertleşmeme neden olurken dudaklarından ayrılıp boynuna eğildim. Ona yapışık durmama rağmen sanki aramızda mesafe varmış gibi dayanamayarak bacaklarını belime doladım ve ona büsbütün yapıştım.

İnledikçe insan dışı bir dürtüyle içini parçalama isteği duyuyordum. Sevişirken son tutamlarıma kadar kendimi zincirliyor sakin olmaya gayret ediyordum. Ama yerimi öyle sevmiştim ki kendimi tutmam zorlaşıyordu. Her sevişmemizde vurduğum zincirler bollaşıyor ona daha sert sahip olmak istiyordum

Canını yakıp farkında olmazsam diye korkuyordum. Bu yüzden zihnimi kapatmamaya özen gösteriyordum.

Sadece şuan yeterince ıslanıp kıvama gelmesini beklemeyecek kadar doluydum. Yüzünde olan diğer elimi beline koyduğum gibi sıcak derinliklerine doğru yol aldım.

Aldığım nefesi veremeden başımı geriye atıp yeni bir soluk aldım.

Sevişirken soluğumu kesen ilk kadına, yanında son nefesimi verecek kadar aşıktım.

-"Kuvars..."

Ah işte buna hiç dayanamıyorum.

İçinden çıkmaya canım almıyorken o inledikçe farkında olmadan daha da hızla çıkıp yeniden yerleşiyordum. Hamlelerim sert oldukça vajinasını kasıyordu ve ben deliriyordum. Erkekliğimi saran sıcak ıslak duvarları aklımı alıyordu. Kendini sıktıkça bedenimin içten içe titrediğine şahit oluyordum.

Çok geçmeden boynunda olan dudaklarımı omzuna geçirip kendimi bıraktım.

Verdiği hazza rağmen yine iyi dayanmıştım. Boşaldığım gibi hassaslaşan uzvumu içinden çıkartıp boynunda soluklandım.

Göğsüme dayalı yüzünü kıpırdatmadan sesli nefeslerini veriyordu.

Sakinleşmesini bekleyip yavaş yavaş geri çekildim. Teması en aza indirgemem gerekiyordu çünkü durmalıydım.

-"Seni de yıkamam lazım sanırım." dedim mırıltı halinde ve saçlarını okşayarak sırtından aşağı dökülmesini sağladım. Neredeyse tamamen ıslanmıştı.

İlk önce güzelce saçlarını köpürtüp arıttım. Yanaklarını öpmeyi ihmal etmeden burnunun ucunu da öptükten sonra bedenini yıkadım.

-"Kurulan hemen." dedim hastalığının endişesiyle.

Başını aşağı yukarı sallayarak kabinden çıkmadan yanağımın kenarını öptü ve öyle çıktı.

İç çekerek baktığım kalçasının salınan güzelliği yine sertleşmeme neden olunca suyu tamamen soğuk yapıp öyle devam ettim.

Banyodan çıktığımda Loya aynı elbisesiyle beni bekliyordu.

-"Saçlarını kurut." diye uyardım.

-"Kurur şimdi. "

Ona onaylamadığımı belirten bakışlar atarak gece astığım gömleğe uzandım. Önünü kapatmadan havluyu yere bırakıp çantadan boxer çıkartıp giyindim.

Sinirimi bozmaya başlayan telefon sesi tekrar yükseldiğinde onu inceledim. Eğilip yataktan aldı ve yatağa oturdu.

-"Hiç de bile!"

Konuşmaya başlangıcıyla birlikte yüzüm gerilirken pantolonumu yavaşça giyindim.

O lavukla konuştuğuna emindim çünkü kızlar dışında bir tek o herif vardı.

-"Peki affediyorum teşekkür ederim."

Kıkırdayınca dişlerimi sıkıp banyoya geri gittim. Derin bir nefesle saçlarımın su süzülen kısımlarını kurutup düzgün durmalarını sağladıktan sonra banyodan çıktım.

Hala gülerek konuşuyor olmasına fena halde kıl oluyordum.

Adamı sevmemek için sırf bu nedene tutunabilirim. Loya ona gülüyordu !

Dikkatim onda olduğu için bir kaç saniye ne yapacağımı unuttuğumu fark ederek kendime sövmeyi ihmal etmedim. Gömleğimin üst düğmelerini bırakarak ilikledikten sonra ayakkabılarımı giyindim ve telefonumla cüzdanımı aldım.

-"Çıkalım. " diye sesimi duyacağı yükseklikte çıkarttım.

-"Görüşürüz Cihangir. "

Görüşmenizi sikeyim.

-"Tutar mısın ?"

Bir adım atmıştım ki başımı çevirip döndüm. Elimi uzattım. İskeleye çıkıp nemli olan saçlarını düzeltti.

Marinanın otoparkında arabanın kilidini açıp bunaltıcı havaya sahip arabaya oturdum. Kapıyı kapatmadan bir sigara yaktım ve klimayı açtım. Loya'nın oturmasıyla kapıyı kapattım.

Gerginliğimi bastırırken ara sıra gözlerimi Loya'ya çevirip yola odaklanıyordum.

Yazlığın otoparkında rastgele bir yerde durdum.

-"Bekliyorum." dedim.

-"Burada mı ?" diyince başımı salladım.

İçeri girip yeni bir gerginliği kaldıramayacaktım.

Gidip gelmesini beklerken yanıma Orhan gelince ilk kez ortaklık kuracağım adamla ilgili edindiği bilgileri anlatmıştı. Şimdiye kadar işlerimi yalnız yürütmek ilk tercihimdi. Ancak Kıbrıs'ta işin ehli olduğunu bildiğim ve farklı yerlerde bir çok kez karşı karşıya geldiğimiz Yaman'la ortak işe girişiyorduk. Bundan dolayı istediğim zaman elimi çeksem aklım kalmayacaktı.

Loya'nın gelişiyle kapattığımız konu nedeniyle Orhan uzaklaşırken arabaya bindim.

Kahvaltı için deniz kenarında bir restoran tercih ettim.

Karşıma değil de yanıma oturmasını istediğimde artık iştahla karnımı doyurabilirdim.

-"Kuvars ?"

Öpülesi dudaklarından adım çıktığında yan gözle ona baktım.

-"Efendim güzelim. " dedim ve ağzıma bir peynir parçası attım.

-"Kızlar...doğum günüm için planladıkları gece iptal olunca tekrarlamak istiyorlar. Israr ettiler. "

Çekinerek seçe seçe kurduğu cümleden dolayı asıl ben rahatsız hissetmiştim.

Loya'nın eski yaşantısı gibi olmaması için elimden geleni yapmak isterken bana böyle çekinerek yaklaşması hiç hoş değildi.

Bunu kendim yaptığımın farkındaydım.

-"Eğer birlikte vakit geçirelim dersen-"

-"Güzelim biz her zaman birlikte vakit geçiririz. Doğum gününü berbat bir güne çevirdiğimi biliyorum. Bu yüzden eğlenmeni istiyorum. Ve ayrıca bir şeyler yapmak istediğinde bana çekinceyle yaklaşma. Yalnızca bilgim olmalı ki endişelenmeyeyim." dedikten sonra kahveden bir yudum alıp başımı ona çevirdim.

-"Ne yapacaksınız ?" diye sordum.

Dudaklarını ıslatıp büktü. İnsanların içinde ona yapışmamak için başımı tekrar önüme çevirmek zorunda kaldım.

-"Bilmem ki. Onu sormadım." dedi tatlı kısık sesiyle.

-"İsterseniz yatı kullanabilirsiniz." dediğimde başını salladığını gördüm.

-"Söylerim."

-"Arabanı da alırsın artık." diyerek kabullenmesinde yardımcı oldum.

-"Peki...olur." diyince içten içe gülmüştüm.

Kahvaltı bittiğinde bir bardak daha kahve eşliğinde sigara keyfi yapmanın en güzel yanı yanımda Loya'nın var olmasıydı.

Yanımda denizi izlerken bende onu izliyordum.

Derin bir iç çektim. Bir dilek hakkım olsa gözlerimi son kez bu manzaraya kapatmayı dilerdim.

'

Loya Hanzade

Akşama doğru Kuvars'ın beni yazlığa bırakmasıyla kızlar etrafımda dönüp duruyordu. Heyecanlarıyla kıpır kıpır oluşlarıyla keyfim çoktan yerine gelmişti. Ara ara düşünüp içime kapanıyordum ama o gerçeğe alışmak kolay olmayacak gibiydi.

-"Öncelikle güzel bir akşam yemeği yiyoruz. Ardından sabahlar olmasın ! Gece kulübünde deli gibi dans edip içiyoruz !"

Elis'in kahkahasına eşlik eden Defne sırıttı.

-"Yaşananların acısına !" diye bağırdı gülerek.

-"Kesinlikle. " diyen Elis olanları hatırlayıp kendi kendine göz devirmişti.

Beni aynanın karşısına oturtup saçımı düzleştirmeye başladılar. Diğer yandan Defne masanın ucuna kalçasını yerleştirmiş makyajına başlamıştı.

-"Kızlar...siz biraz uçmuş gibi görünüyorsunuz ve beni bu beni korkutuyor." dedim.

Defne kıkırdayıp yüzüne sürdüğü krem şişesini bıraktı.

-"Eğlenmeye bak. Bende çok yabancıyım ama ihtiyacım olduğunu hissediyorum. "

-"Çok eğleneceğinize emin olun. Ben parti kızıyım biliyorsunuz. " diyen Elis'e gülmeden edemedim.

Hanzade torunları olarak sülalenin en fenaları olma yolundaydık. En uygunsuz ! Evet evet tabiri bu.

-"Pekala kendimi size bırakıyorum." diyip dirseklerimi masaya yasladım ve ellerimi çenemin altına koydum.

Hep birlikte oldukça eğlenerek saçımızı makyajımızı yapmıştık. Elis saçlarını dalgalandırırken Defne de benim gibi düz yapmıştı. Makyajlarımız ise gözlerimiz sade dudaklarımız ön plandaydı.

-"Evet ! Bu benim hediyem." Elis az önce çıktığı odama elinde elbise kılıfıyla girdi.

-"Seçimlerin beni ürkütüyor." dedim gülümseyerek.

-"Sana çok yakışacak kuzum." diyip öpücük attı.

Elinden kılıfı alırken yanağını öpmeyi ihmal etmedim.

-"Sen giyin biz de giyinip gelelim."

Odada yalnız kalınca merak içinde hızlıca kılıfı açtım. Gümüş renkli çok güzel mini bir elbiseydi.

Elbiseye bayılarak üzerime giyindim.

Aynada üzerimi düzeltirken göğüs dekoltemin ölçüsünü tartmış fazla olmadığına karar vermiştim.

O sırada kapı tıklatıldı. İçeri giren kızları sırayla süzdüm.

-"Efsane olmuşsun !" dedi Defne elbiseyi inceleyerek.

-"Siz de çok güzel görünüyorsunuz." dedim elbiselerini beğendiğim için.

Defne şimdiye kadar en iddialı kıyafeti seçmiş ve giyinmişti. Bikinileri elbette açıktı ancak hiç böyle dekolteli giyindiğine şahit olmamıştım. Ancak bu elbisenin içinde fazlasıyla göz alıcıydı.

-"Abimler ve babamın tepkileri olmazsa daha iyi olacağım." dedi kendisi de emin olmayarak.

-"Bence çok iyi." diyen Elis'e döndüm.

Bir hayli seksi parçayla tabiri caizse ateş gibiydi. Göğüs dekoltesiyle yırtmacı tekrar tekrar bakılacak cinstendi.

Kızları böyle görünce kendi dekoltem bana dekolte gibi bile gelmemişti.

-"Elbiseme bayıldım Elis. Tekrar teşekkür ederim." dedim gülümseyip.

-"Bunlar da benden canım. Güle güle kullan." diyen Defne'nin elinde şuan fark ettiğim çantalar vardı.

-"Beni mahcup ediyorsunuz ya." diye hayıflandım.

-"Hadi hadi geç kalacağız." diyince çantaları açtım.

Elbiseme uyumlu şık bir kutu çanta ile yüksek topuklu özel tasarım ayakkabı vardı.

Hızlıca giyindikten sonra en güzel kokulu parfümlerimizi sıktık. Merdivenleri titreten topuk seslerimizle alt kata indiğimizde salondan televizyon sesi geldiği için o yöne döndük.

Çok ama çok şaşırmıştım. Çünkü Kuvars annesiyle bir koltukta otururken Korhan da karşıda Sancar beyle oturuyordu.

Kuvars gözlerini telefonundan kaldırdığında nefesimi tuttum.

-"Ooo hanımlar ? Işık saçıyorsunuz." diyen Sancar beyle gözlerimi kırptım.

Kuvars'la aramızda oluşan görünmez akıma kapılmış gidecektim.

Kalbimi titrete titrete beni süzdü.

-"Biraz daha açsaydınız ! Az olmuş bu."

Yutkunup Korhan'a baktım. Önce Defne'ye sonra Elis'e kaş çatınca anlam veremedim.

Ona neydi ki ?

-"Kızlarıma karışmayın ! Çok güzel olmuşsunuz maşallah !"

Meyra hanım kadın desteğini konuşturunca üçümüz birden gergince tebessüm ettik.

Kuvars ise salonda gerilim hattı gibiydi. Çenesini sıktığı o kadar belliydi ki gözlerinden ateşler fışkırıyordu.

-"Bu halde...nereye ?" diye sordu dişlerini sıkarak.

-"Eğlenmeye." Elis omuz silkip umursamazca güldüğünde yüzümdeki tebessüm yok olmaya yüz tuttu.

Kuvars bir anda koltuktan kalktı.

-"Bu şekilde yalnız gidemezsiniz. Bende geliyorum." dedi itiraz istemez bariton sesiyle.

Sabah ki anlayışlı adam nereye kaybolmuştu ?

-"Bende geliyorum !" Asıl şaşırtıcı olan Korhan da ayağa fırlayınca birbirimize baktık.

-"Sen nereye ?" diye sordu Meyra hanım.

Bir an duraksadı. Aklı karışmıştı. Elini kaldırıp indirdi.

-"Bende...bende Defne'ye göz kulak olurum işte. Bu herif Loya'ya bakmaktan Defne'yi unutur."

Öylesine inandırıcı değildi ki yüzümün ifadesi değişti.

-"Defne çocuk değil. Kuvars yanımızda yeterli." Araya Elis'in girmesi ne kadar doğruydu bilememiştim fakat Korhan'ın gözleri direk onunla bağlantıdaydı.

-"Defne çocuk değil evet. Bende sizi böyle dışarı bırakıp evde oturacak bir adam değilim. " dedikten sonra onu baştan aşağı süzüp ilerledi.

Kuvars soğuk eliyle elimi sıkıca kavradığında salondan hemen ayrılmıştı. Topukların üzerinde ona yetişmek çok zordu.

-"Yavaşlar mısın ?" diye uyardım.

Sözüme uyup adımlarını yavaş atmaya başladı.

Diğerleri önümüze geçmişti. Elimi sıkıp kulağıma eğildi.

-"Planınıza böyle seksi olman dahil miydi ? Haberim olsaydı baştan onaylamazdım güzelim."

Yüzüm yere eğik duruyorken istemsizce dudaklarım yukarı kıvrıldı.

Sinirli haline rağmen damarlarında tutuşan kıskançlık somut şekilde görünüyordu.

Ve ben bundan fazla fazla zevk alıyordum.

Hey nasıl bir kıza dönüşüyordum ?!

•••

Herkese iyi geceler 🌸

Umarım bölümü beğenmişsinizdir.

Yine beklettiğim için üzgünüm. Ancak bu kadar oluyor.

Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler ❤

Bölüm sonu

1 yorum

  • Aşırı aşırı toxic geliyor...Sürekli loya'yı manipüle etmeside cabası