İçeriğe geç

BERCESTE

Bölüm 47 · 11 dk okuma

BERCESTE

Bölüm 47

47

•

Sarıldığım bornozu bağlarken yatağın ucuna oturdum ve nefesimi üfledim. Üç gündür hasta yatağından kalkmış daha iyi hissediyordum. Yine de herkes üzerime titriyordu.

Fakat aklımın dağınıklığından hastalığımı unutuvermiştim.

Hafifçe üşüdüğümü hissedince yatağın küçük bir kısmına kıvrılıp bornozumun açılmamasına dikkat ettim ve gözlerimi kapattım.

Günlerce yük taşımışım gibi bir ağırlık vardı. Fakat yatmaktan öyle sıkılmıştım ki artık iyileşip kalkmak istiyordum.

Tıklatılan kapıdan dolayı gözlerimi aralayıp başımı çevirdim. Aralanan kapıdan gözlerime değen gözlerle yavaşça doğruldum.

-"Kızıyorum ama Loya ! Daha iyileşmedin bile güzelim giyinmeden yatıyorsun !"

Kapıyı kapatıp kilitledikten sonra ıslak saçlarımı öpüp dolaba döndü. İlgisinin güzelliğiyle başım dönüyordu. Geçen üç gün başımdan eksik olmamıştı.

-"Ben giyerim Kuvars. " dedim saçlarımı baygın bakışlarımla geri iterken. Duşta kendime gelmek yerine daha da mayışmıştım.

-"Giyebileceğini biliyorum." dedi ve çekmeceden aldığı siyah iç çamaşır takımımla geri döndü.

Yanaklarım kızara kızara bornozumu çıkarmasına müsaade ettim. Omuzlarımdan düşürüp iç gösteren dantel südyeni giyinmeme yardımcı olurken bakışlarını bilerek başka yerlerde tutuyordu. Çıplak göğüslerime bakmamaya özen göstererek kopçasını taktı. Omzuma dudaklarını değdirip doğruldu.

Yatağa koyduğu külodu alarak hızlı hızlı bacaklarımdan geçirdim yukarı çektim.

Yeniden dolaba ilerlediğinde bornozu banyoya asıp geri geldim. Elinde omuzlardan bağlanan ince askılı kırmızı kısa bir elbise vardı. Salaş kesimiyle rahat olacağını bildiğimden elinden alıp giyindim. Ancak südyen askılarım müsait olmayınca onu çıkartıp çekmeceden askısız bir südyen seçtim.

Omuzlarımı bağlarken kapı tıklatıldı.

-"Loya müsaitsen konuşabilir miyiz ?"

Korhan'ın dışarıdan gelen sesiyle Kuvars adeta avını gören kaplan gibi göğsünü şişirdi. Kapıya yönelecekken elimi karnına koyup geri ittim.

-"Hayır Kuvars !" diye fısıltıyla kızdım.

Artık bir gerginlik daha istemiyordum.

-"Üstümü giyiniyorum Korhan." dedim seslenerek.

Şu sıralar onunla da konuşasım gelmiyordu. Kuvars'ı olmaması gereken anlarda tahrik ediyor olması hoşuma gitmiyordu.

-"Peki öyleyse...sonra." Uzaklaşan ayak sesleriyle Kuvars'tan çekilip yan kapağı açtım.

-"Dışarıda biraz yürümek istiyorum. İtiraz etme hava almaya ihtiyacım var." dedim peşin peşin.

Ciddi anlamda duvarlar üzerimdeydi. Çok bunalmıştım. Düşün düşün deliriyordum.

-"Bahçeye çıkalım. Tam iyileşmeden çıkmanı istemiyorum."

-"İyiyim ben."

Bu hazmetme aşamasında ister istemez ondan uzaklaşıyordum. Aklım almıyordu. Geceleri uykularım kaçmıştı.

Bildiklerimi kabullenmem çok ama çok zor oluyordu.

-"Pekala tamam." Tavrımın tersliğini fark ettiğini biliyordum. Bu yüzden kabul etmişti.

Rahat yürüyebilmek için elbisemin altına hasır terlikleri giyinip yalnızca cüzdanımı ufak bir çantaya attım.

-"Bekle beni." diyerek kapının kilidini açtı ve sanırım kendi odasına geçti.

Onu beklerken kurumaya dönen saçlarımı ensemde topuz yaparak ferahladım.

Koridora çıktığımda Defne merdivenleri çıkıyordu.

-"Hey neden kalktın ?" dedi kaşlarını çatıp.

-"Çok bunaldım. Hava alacağım."

-"Dikkat et ama kötü hissedersen kendini zorlama." diyince başımla onayladım.

Defne dışında bir de Elis'e çıktığımı söyledim. Meyra hanımla Sancar bey bahçede komşularıyla otururken onlara görünmeden evden ayrıldık.

Kuvars elimi sıkıca tutmuş sitenin kapısına yürüyordu. Peşinden giden ayaklarım isteksiz yüzüm donuktu.

Öksürüğümü duyar duymaz bana dönmüştü.

-"Su alalım mı ?"

Başımı iki yana salladım.

-"Gerek yok." dedim.

İç çekerek gözlerini benden uzaklaştırdı ve yürümeye devam etti. Kapının sağ tarafına yönelip kapalı otoparka ilerlerken güneşin tenime yaydığı sıcaklığı düşünüyordum.

-"Patron ?" Orhan'ın sesini duyunca başımı kaldırdım. Arabanın kapısını kapatıp dikleşti.

-"Anahtarları ver." dedi Kuvars.

Arabanın içinden aldığı iki araba anahtarını Kuvars'a uzatınca kaşlarımı havaya kaldırıp indirdim.

-"Gel bakalım." dedi Kuvars bana dönerek. Ardından elini hafifçe belime bastırıp adım attırdı. Bir kaç arabanın önünden geçtiğimizde otoparkın son kalan kısmında iki tane araba üzerinde hediye süsleri ile duruyordu. Üstlerinde toz bile olmadan parlamalarının yanı sıra süsleri de dikkatimi çekmişti.

Cevap ararcasına Kuvars'a döndüm. Başıyla arabaları işaret etti.

-"Ne ?" dedim.

Elimi kaldırıp iki anahtarı da avucuma bıraktı.

-"Hediye almak istedim. Ama iki renk arasında kalınca ikisini alıp senin seçmene karar verdim."

Ne ?

Kırpıştırdığım kirpiklerim arasında bana göz kırpan arabalara tekrar tekrar baktım.

İki renk almak da ne demek ? Delirmiş miydi ?

-"Sen...ciddisin..?" İfade tutturamadığım yüzümü eğip başımı salladım.

-"Böyle bir şeye gerek yok. Gerçekten. " dedim.

-"Güzelim gerek mi olması lazım ? İçimden gelmiş olamaz mı ?" dedi kızar gibi.

Omuzlarım düşerken güçsüz nefesimi dışarı verdim. Aklımda binlerce olumsuz düşünceler kaynayıp duruyordu.

-"Kabul edemem." dedim en sonunda.

Yanağımın içini ısırıp yüzüme bulanan hüzün taneleriyle anahtarları eline tutuşturdum.

-"Loya kabul edemem nedir ? Benim sana bir şey almak istememin neresi kötü ?" dediğinde kaşları çatılmış öfkelenmeye başlamıştı.

Dizimi titrettiğimi sonradan fark edip kendimi durdurdum. Göğsüm sıkışıyordu. İçim içimi yiyordu ama yine de içinden çıkamıyordum.

-"Belki normal şartlarda isterdim. Ama şimdi istemiyorum çünkü...çünkü ben o yollardan kazandığın parayla aldığın hiçbir şeyi istemiyorum Kuvars. Üzgünüm."

Yaşlar dolan gözlerimi gizlemek istercesine yanından çekip gidecektim. Gözlerine bakmadan nefes almam gerekiyordu ancak kolumu tuttuğu gibi yanına geri çekmişti.

Bu defa gözü seğiriyordu. Siyaha çalan göz bebekleri öfke sinyalleriyle dolup taşmıştı.

-"Bir daha böyle bir şey duymak istemiyorum ! Bunun tartışmasını yapmak bile mantıksız ! Benim her yerden bir gelire sahip olduğumu biliyorsun. Bahsettiğin şeyden kazanıyor olsam bile ona sıra gelene kadar çok yer var. Ben sana alıyorsam kabul edeceksin Loya. Rica etmiyorum. Alt tarafı sikik bir hediyeydi ne diye beni sinirlendiriyorsun ki ?!"

Nefeslerim ister istemez sıklaşmıştı ancak gözünün dönmesi ilki kadar beni korkutmuyordu.

Elini saçlarının arasından geçirip arkasını döndü. Sakinleştiğinde bana yüzünü gösterdi.

Aldığı sık nefeslerle arabalardan siyah olanı açtı ve eğilip bir şey aldı. Doğrulduğunda kaçamak bakışlarla baktım.

Siyah bir zarf vardı. Yaklaşıp uzattı.

Öfkesinden gözlerime bakmadığı için tedirginlikle zarfı aldım. Aksini yapmak istemiyordum çünkü sakin kalmasını istiyordum.

-"Aç." dedi sadece kuru bir sesle.

Az önceki gözlerinin parıltısı kaybolmuştu. Fakat buna üzülürken kendi içimde yaşadığım çıkmaz beni de çok üzüyordu.

Onun sigara yakışını izleyip zarfı yavaş yavaş açtım.

Okuduklarımı sindirmek öyle güç geldi ki. Yeniden yeniden gözlerimi bu davetiye de gezdirdim. Sertçe yutkunup kurumuş boğazımı rahatlattım.

Tablolarımın bir bağış gecesi altında satışa çıkarıldığını anlatan sergi davetiyesinde ismim altın renklerle köşeye yazılmıştı.

Tarihi ve yeri ise bir sonraki ay Kuvars'ın otelindeydi.

Hissettiğim yoğun hüzün belki de ışık hızıyla dağıldı. Göğsüm bu defa umutla sıkışırken davetiyeyi elimle aşağı indirdim. Gerilmiş bedeniyle sırtı bana dönük sigara içen adamın sırtına sarıldım. Yanağımı yaslayıp ellerimi sert karnına sardım.

-"Teşekkür ederim." diye fısıldadım.

Bu lüks arabalardan daha değerliydi. Birilerine iyiliğin dokunacak olmasının mutluluğu nerede bulunurdu ki ?

Göğsünü indirip sigarasını attı ve bana döndü. Derin bir iç çekişle elini enseme koyup göğsüne bastırdı. Saçlarımı öpe öpe sıkıca sarıldığında aynı şekilde sarıldım.

Kötülüğü de iyiliği de olsa bütün yüreğimle ellerinde olmaktan pişman değildim.

-"İstemezsen-"

Parmak uçlarımda yükselip boynuna asıldığım gibi dudaklarına uzandım. Cümlelerini yarıda kesmenin heyecanıyla onu öperken şaşkınlığını atarak karşılık verdi. Şefkatle masumca uzun uzun dudaklarımı emdi. Öptü ve çekildik. Burnunu burnuma sürtüp tekrar öptü.

-"Beni çok mutlu ettin. Hiç aklıma gelmezdi." dedim tebessüm ederek.

Sanki rahatlamış gibi soluk verdi.

-"Mutlu olduysan bana yeter." diyerek başımın üstünü öptükten sonra tekrar sarıldı.

Yüzümdeki gülümseme yavaş yavaş solduğunda kokusunun güzelliğini hissetmek için kıpırdamadım. Burnum göğsüne değiyor iç çekesim geliyordu.

-"Fazlasıyla..." dedim alçak tonda.

Omzumu okşayıp geri çekildi. Yüzü durgundu. Benim gibi.

-"Yine de birini kabul etmeni istiyorum. " dedi başıyla arabaları işaret edip.

Dudaklarımı araladığımda ne diyeceğimi anlayıp susturdu.

-"Kabul etmen beni mutlu eder." diyince çıtım çıkmamıştı.

İstemeye istemeye başımla onayladım. Hala biraz hissettiğim hastalığımın halsizliği olduğu için yeni bir tartışmaya giresim yoktu.

-"Gidelim mi ?" diye sordu.

-"Olur." dedim nereye gideceğimizi merak ederek.

-"Önce seç. Biriyle gidelim."

İç çekerek onu kırmak istemeden siyahın önüne ilerledim. Konuşmadan anahtarlardan birini cebine atıp diğerini siyah arabanın kontağına yerleştirdi. Sonra önündeki süsü çıkartıp arka koltuğa attı.Aynı anda oturduğumuzda arabanın içinin boğucu sıcaklığı nefesimi daraltmıştı.

-"Yolları bilmediğin için ben kullanıyorum. " dedi. Halbuki şuan öyle bir düşüncem olmamıştı. Araba kullanırken onu izlemek benim için bir zevkti.

-"Halim yok zaten." diye mırıldanıp koltukta yan döndüm ve başımı yasladım. Hafif çatık kaşlarıyla otoparktan hızla çıktı. Dikkatli olduğu anlarda kaşları çatık oluyordu. Gerçi ne zaman değildi ki ?

-"Loya. Benim şirkete dönmem gerekiyor. Önemli bir anlaşma imzalayacağım."

Yorgun bakışlarımı keskin yüz hatlarında gezdirdim.

-"Bende artık kalmak istemiyorum. " dedim ve gözlerimi aşağı indirdim.

-"Neden ? Kızlarla güzel vakit geçiriyorsunuz. "

Omuz silktim.

-"Evet ama...sıkıldım." dedim diyecek bir şey bulamayınca.

Burnundan soluyup sertçe dışarı üfledi.

-"Anlıyorum. Keyfin kalmadı. Haklısın. Sıkılmadığını biliyorum seni mutsuz ettiğim için durmak istemiyorsun." diyerek içimi birer birer okudu.

Yine de öyle söyleyince içim acımıştı. Ne yaparsa yapsın kıyamazdım ki. Kendimi üzmeye razıydım.

Uzanıp dirseğinin iç kısmına dokundum.

-"Hayır beni mutsuz etmedin. Kendime gelmek için yalnız kalmak istiyorum. Hepsi bu. Sen benim hayata yeniden başlama sebebimsin. Nasıl mutsuz edebilirsin ?" dedim burnum sızlarken.

Araba bir anda yolun kenarında durdu. Daha soluklanmadan yüzümü kavrayıp öptü. Onlarca kez öpüp öpüp geri çekildi. Artık istemsizce gülümsediğimde aramızda santimler koyarak uzaklaştı.

-"Çok seviyorum seni kızım. Nasıl anlatılır bu ? Şu içimdeki kalp bir sana atıyor anasını satayım nasıl olabilir ? Sen nasıl bir mucizesin ?"

Gözlerimi kapatıp elimi boynuna koydum ve yaklaşarak dudaklarımı dudaklarına sürttüm.

-"Anlatma. Aynı hisleri taşıyorum. Sana olan sevgimin sonsuzluğunu bilmek...çok güzel çok."

Fısıltımın değdiği dudaklarımı öpecekken korna sesiyle küfür ederek doğruldu.

-"Sonra alırım artık.." dedi ağzının içinden.

Sessizce kıkırdayıp koltuğa sindim. Tek bir uğraşsız hareketle bana dünyaları veriyordu.

Yolun sonu marinada bitmişti. Güneş tepede parıl parıl parlarken arabadan inip elimi tuttu. İleride bir adam gülümseyerek bize yaklaştı.

-"Merhaba Kuvars bey nasılsınız ?" diye sordu.

Sıkı sıkıya tuttuğum elini bırakmadan diğer elimi de kolunun içine yerleştirip biraz daha yaklaştım. Hoşuna gitmiş olmalı dudakları kıvrılır gibi olmuştu. Sonra adama dikkatini verdi.

-"İyiyim teşekkürler. " dedi ciddi tavrıyla.

-"Hemen geçelim isterseniz. Biraz uzakta en sonda. Diğerlerine oranla daha geniş olduğu için."

İki tarafı yatlarla çevrilmiş tahta yolda yürürken deniz havasıyla rahatlamıştım.

Soru sormak aklıma dahi gelmediğinden dolayı yalnızca Kuvars'ı takip ediyordum.

Adam tedirgin hareketleriyle Kuvars'a korkak bakışlar atıyor öyle yürüyordu.

En sonunda siyah ve beyaz renklerde çok güzel bir yatın önünde durduk. Ciddi manada büyüktü.

Fakat çok çok mükemmeldi. Galiba Kuvars kiralayacaktı ve burada zaman geçirecektik.

-"Güzel." dedi Kuvars dudaklarını kıpırdatıp. Uzaktan kıstığı gözleriyle fazlasıyla seksi dururken sigara yakıp incelemeye devam etti.

-"Geçin isterseniz tanıtmama izin verin." İskeleye tutunan adam büyük bir adımla tekneye atladı.

Tekneyle iskele arasında kalan su bir an gözüme öyle ürkütücü geldi ki göğsüm sıkışmıştı. Hemen gözlerimi çektim.

-"Geç güzelim."

Dudaklarımı ısırarak bir Kuvars'a bir de denize baktım.

-"Şey...nasıl ?" Uzun bir adım atamayıp şanssızlığıma denk gelir ve düşersem kesin korkudan ölürdüm.

Sanki yüzmeyi bilmiyor gibi düşünüyordum ama o an korkutmuştu. Belki de suyun derinliğinden kaynaklanıyordur.

Kuvars başını çevirip benden önce tekneye adım attı ve sigarasını dudaklarında bırakarak ellerini uzattı.

Aşağı bakmamaya özen gösterek sonsuz güven duyduğum ellerini sıkıca tuttum ve beni çekmesine izin verdim. Titreyen dizlerim dengede kaldığında adamın yönlendirmesiyle tekneyi gezmeye başladık.

İçerisi adeta lüks bir ev gibiydi. Girişte büyük bir oturma ve bar alanı vardı. Devamında mutfakla birleşirken ileriye doğru iki yanı camlarla kaplı koridor oluşturuyordu. Denize daha yakından manzara sunan bu ayrıntı hoşuma gitmişti.

Birden fazla yatak odasının yanı sıra en büyüğü baya güzeldi.

Güzel demek bile az kalırdı. Resmen yatın büyük bir bölümü buraya ayrılmış diyebilirdim çünkü yatağın karşısı alabildiğine denize açık camlarla kaplıydı.

Yan tarafta ise iki berjer ve bir sehpa vardı. Yatakta baya büyüktü.

-"İstemediğiniz bir ayrıntı olursa tasarımda değişiklik yapabiliriz efendim." Adam böyle söyleyince büyüleyici manzaradan ayrılıp onlara döndüm.

Kuvars başını salladı.

-"Gerisini hallederim. Sizi Tahsin bey arayacaktı."

Adam başını salladı.

-"Evet satış işlemi sizin onayınızla hemen olacakmış. Tahsin bey arayıp bilgilendirdi. Açıkçası önceliğimiz sizin takdiriniz. Firmamız için beğenmeniz daha mühim."

Etrafında öylesine bakış atan Kuvars en son bana döndü ve elini uzatıp elimi kavradı.

-"Güzel mi ?" diye sorunu şaşırıp kaşlarımı çattım.

Sonra düzelttim ve dudağımı büktüm. Neden bana soruyordu ki ?

-"Beğenmedin mi ?" diye yeniledi sorusunu.

-"Hayır çok beğendim." dedim hızlıca. Adam karşıdan ağzımın içine bakıyordu.

Elimi bırakmadan bir kaç adım daha attı. Yatak odasına bağlı ayrı bir kapıdan içeri başını uzatınca bende merak ederek baktım.

Bir yata göre yine fazla iyi tasarıma sahipti.

Geri dönüp göğsünü havayla doldurdu ve nefesini üfledi.

-"Pekala...sende beğendiğine göre tamamdır." dedi adama baktı.

-"Alıyorum."

Gözlerim saniyeler içinde büyüdü. Elbette görmemiş değildim ancak böyle büyük bir şeyi basitçe alıyorum demesi şaşkınlık yaratmıştı.

Biraz daha düşünmesi gerekmez miydi ?

-"Hayırlı olsun Kuvars bey. "

Adamla gerekli işlemler için konuşurlarken ben hala yatın içinde geziniyordum.

Dakikalar sonra arkamdan dolanan kollarla demirlere tutunup durdum. Yüzüme ılık esen rüzgarla deniz kokusu vururken bütün huzurlu şeylerin burada toplandığını hissettim.

Çenesini başımın üzerine koyup kollarını biraz daha sıktı.

-"Vakit buldukça her şeyin tadını çıkaralım istiyorum. İstediğin yerleri gidip görelim nerede olmak istersen orada olalım. Seni mutlu gördükçe daha iyi hissediyorum."

Gözlerimi kapatıp gülümsedim.

-"Senin yanından daha güzel bir yer bilmiyorum." dedim.

Başını eğip yanağımı ve boynumu öptü.

-"Sevilmek ne güzel şey değil mi ?" diye sordu fısıldayarak.

Neden her cümlesi gözlerimi dolduruyordu ?

Ben mi çok duygusaldım yoksa aşk insanı böyle mi yapıyordu ?

-"İyi ki varsın." diyerek döndüm ve boynuna sarıldım.

Boyun girintime yerleştirdiği dudaklarını çekmeden öpücükler kondurmaya devam etti.

-"Sen var olduğun sürece yaşamak nedir öğreneceğim. Asıl sen iyi ki varsın. İyi ki hayatıma girdin yoksa ben canından çok sevmenin ne olduğunu bilmeden yaşayıp gidecektim."

•••

Herkese merhaba iyi geceler ❤

Size yaklaşık iki gün kadar gecikmeli olarak bölüm yayınlıyorum çünkü yazamadım.

Vakit buldukça yazmaya çalıştım ve ne kadar güzel oldu bilmiyorum ama bittiği gibi yayınlıyorum.

Umarım beğenmişsinizdir.

Bir sonraki bölümü geciktirmemeyi dileyerek...hoşçakalın 🌸

Bölüm sonu

2 yorum

  • Kuvars kızı aşırı derecede manipüle ediyo sinir bozucu

    1Yanıt
  • Bu kız son birlikteliklerinden sonra ilaç içmedi yakında hamilelik haberini alırız hadi gözümüz aydın

    1Yanıt