Başlamadan önce bir önceki bölüm analizini yapalım istiyorum...
Yorumlarınızın hemen hemen hepsini okumaya çalıştım. Görüyorum ki hikayedeki bazı hisler size geçmemiş. Yada belki ben geçirememişimdir.
Ancak okumak ve okumak arasında fark varmış.
Loya'nın bir oda içinde büyüyüp dünyanın bütün karmaşasından bihaber yaşarken sıfırdan kendine hayat kurduğunu gördünüz.
Fiziksel bir şiddet yoktu ancak taciz vardı. Bunun yanında ruh sağlığı bütünüyle yaralı bir kız. Neden şoka girmiş olması onu salak yapıyor ki ?
Bunun sevdiğini yalnız bırakmakla uzaktan yakından alakası yok. Sanki Kuvars'la gitmemiş Korhan'a sarılmış destek olmuş gibi tepkiler verdiniz.
Loya elbette evde kalmak isteyecekti. Hem o aile ona sığınma duygusunu veriyordu hem de karşısında birden öfke patlaması yaşayan Kuvars'tan korkmuştu. Korkmak insani bir eylemdir karşımızda deli gibi aşık olduğumuz bir adamda olsa bu fark etmez.
Eğer Loya Kuvars'ın peşinden gitseydi Kuvars öfke probleminin önüne geçemezdi.
Neyse uzun lafın kısası hikayeyi en başından itibaren gerçekten hissederek okumamış olmanız beni biraz üzdü.
Bunu yeni bir tartışmaya girmek için söylemiyorum. Size geçirmek istediğim his farklı yönlere saptığı için aydınlatmak istedim.
İyi okumalar
•
-"Oğlum çekil şuradan."
-"Ben hallederim."
-"Ben yediririm ya Allah Allah. Almadık sevgilini çekil kenara." dedi Meyra hanım ve Kuvars'ı omzundan ittirerek açtığı boşluğa kendisi oturdu.
Yanımdan çekilmek istemeyen Kuvars sıkı sıkıya tuttuğu elimi bırakarak yataktan kalktı.
-"Yemek istemiyorum. " dedim kısık sesle. Midem durmadan bulanıyordu.
Tepsiyi komodine bırakıp arkama bir tane daha yastık koydu.
-"Yavrum yemezsen iyileşemezsin ki ? "
Meyra hanım öyle sevecen yaklaşınca itiraz etmek beni üzüyordu. Bir de insan annesinden görmediği yakınlığı başkasından alınca o suçluluk duygusu çok anlamsız oluyordu.
Sanki bu sevgiyi hak etmiyormuşum gibiydi.
Ben bazı zamanlar hasta olurdum ve her defasında aile doktorumuz eve gelip bakardı. Annem yanımda durmazdı. Evde ki yardımcılardan birisi ihtiyaçlarımı karşılar başımda beklerdi.
Bu yüzden Meyra hanımın bana olan tutumu çok ulaşılmaz geliyordu.
Halbuki olması gereken buymuş.
-"Çok az." dedikten sonra öksürerek geri kaymaya çalıştım.
Çok kötü haldeydim.
-"Ben sana sonra ballı ıhlamur getireceğim. Boğazını yumuşatır rahat rahat uyku çekersin." diyip bir kaşık çorbayı uzattı.
Yedikten sonra dudağımı yalayıp çekingen bakışlarla baktım.
-"Ben yiyebilirim." dedim. Bana böyle bakması beni utandırıyordu.
Anında kaşlarını çattı.
-"Konuşma bakıyım sen aç ağzını."
Bir kaç kaşığın ardından midem daha fazlasını kaldıramazken dudaklarımı kapatıp başımı salladım. Bu süre zarfında beni izleyen gözlere hiç değmemiştim.
-"Tamam anne zorlama artık. " diye müdahale etti.
Gözlerimi ellerime indirdim. Bakmamak çok zordu ama bakmak istemiyordum. Ne hissettiğimi bilmiyordum çünkü her şey karmakarışıktı.
-"Peki iniyorum ıhlamur koyacağım." Kalkıp uzaklaşmadan ateşime baktı.
-"Bir tane daha örtü getirir misiniz ? Çok üşüyorum." dedim gözlerim bulanıklaşırken.
Hasta olunca daha fazla hassaslaşıyordum.
Zaten berbat bir gün geçirmiştim ve bir de üstüne hasta olunca hiç iyi hissetmiyordum.
-"Olmaz kuzum ateşin düşmedi. Hatta üzerine daha ince bir şey giydirmek lazım. Askılı gibi.." diyince başımı salladım. Yastıklara gömdüğüm başımı daha da ateş sarmıştı.
-"Üşüyorum bari bu kalsın." diye fısıldadım güç bela.
Göğüslerimi saran morlukları görmesini en son isteyeceğim kişiydi.
Başını salladıktan sonra odadan ayrıldı. Fazla olan yastığı itmek için elimi uzattığımda Kuvars benden önce davranarak arkamdan çekti. Düzlenen yere daha rahat yerleşirken sessizce hapşırdım.
-"Yaz ortasında nasıl hasta olmayı başardın güzelim ?" diye sordu saçımı okşarken.
Gözlerimi kapatıp yanağımın altına bir elimi koydum. Titreye titreye ısınmaya çalışıyordum.
Kuvars'a yanıt olarak omuz silktiğimde verdiği sesli nefesi işittim.
-"Seni ısıtmamı ister misin ?"
Yumuşak şefkatli sesi beni biraz etkilemişti ancak hala kırılmış hissediyordum.
-"Hayır." dedim dudaklarımı kıpırdatıp.
Sonra gözlerimi yumdum. Vücudumda var olan ağrı hissi bütün kemiklerime yayılmıştı. Her yerim milim milim ağrıyordu.
-"Neden yüzüme bakmıyorsun ?" Arkamda oluşan ağırlıkla birlikte eli omzumdan çeneme kaydı ve çekmeye çalıştı.
-"Halim yok." dedim gerçek anlamda.
Dudaklarını alnıma bastırıp geri çekilmeden tekrar öptü.
-"Pekâlâ...uyu." dedi iç çekerek.
Gözlerimde yoğunlaşan halsizlik dolayısıyla çok geçmeden uyumuştum. Sürekli uyku halinde olan bedenimde kılımı kıpırdatamaz haldeydim
Geri uyanmama neden olan boğazımın kuruluğu oldu. Adeta öksürük krizi geçirir gibi yatakta sırt üstü döndüğümde enseme bir el geldi ve aynı anda dudaklarıma soğuk bardak değdi.
-"İç bebeğim."
Hala kapalı duran gözlerimi açtım. Sudan büyük bir yudum alırken Kuvars dikkatle bana bakıyordu.
Dudaklarımı ıslatıp başımı geriye bıraktım. Kendime gelmeye çabalarken vücudumu kıpırdatıp ellerimi karnıma bıraktım.
-"İyi misin ?" Sorusunu başımla onayladım. İyi olmasam bile.
Peşi sıra hapşırınca gülümseyip başımı öptü. Çekilmek yerine yatak başlığına yaslandı ve belimden tutarak beni göğsüne çekti.
Sessiz kalarak fakat karşı tepki de vermeyerek göğsüne yaslandım. Gözlerim kendiliğinden düştüğünde ince pikeyi omuzlarıma çektiğini hissettim.
Çenesi başımda elleri sırtımdaydı.
-"Hasta olduğunu duyunca...beni çok endişelendirdin." dedi mırıltıyla.
Parmaklarını kolumda gezdirişine içim gidiyordu.
-"İyiyim." dedim sessizce.
Aldığı derin solukla yükselip alçaldım. Kolumdaki elini ilerleterek yanağıma çıkarttı ve elinin tersiyle okşadı.
-"Bana kızgın mısın ? Yada kırgın ? Anlayamıyorum. Ama bana böyle mesafe koyma. Seni korkuttum farkındayım. Ben böyle bir adamım Loya. Ne kendime ne sinirime hakim olabiliyorum. O an ortalığı yakabilirim evet...ancak bilinçli olarak değil. Damarıma basan ne olursa olsun deliye dönüyorum. İnkar edemem. Sadece korkma benden. O gözlerin bir daha bana öyle bakmasın. Ben sana zarar verir miyim hiç ?"
Yutkunup sızlayan burnumu göz ardı ettim. Karnında duran elimi yüzüme yakın bir yere çıkartıp gözlerimi kapattım.
-"Vereceğin zararı düşünmedim. İçinden çıkan o gözü kararan adam...korkutucu. Sen kardeşine bile bunu yapıyorsan..." dedim devamını getirecek güç bulamadım.
Öksürüp yüzümü buruşturdum.
-"Bilerek beni delirtiyor. Görüyorsun !" diye tekrar sesi yükselince gözlerimi sıkıca yumdum.
-"Bağırma." dedim mırıldanarak.
Hiddetlenen göğsünü indirdi.
-"Üzgünüm."
Aldığım sessiz solukla birlikte kurumuş dudaklarımı araladım.
-"Bende üzgündüm. Defalarca aradım. Umurunda bile olmadı." dediğimde sesimin çatallaşmış olmasını umursamadım.
-"Hayır Loya. Sana da gelmediğin için kızmıştım ve sakinleşmeye uğraşıyordum. Yoksa seni daha çok üzecektim."
Bir şey söylemedim. Ne diyecektim ki ? Olmuş bitmiş geçmişti.
Hem canım da almıyordu.
-"Midem bulanıyor." diyerek göğsünden zar zor kalktım ve sırtımı dönerek yastığa yattım.
Sıkı sıkıya tutunduğum örtünün altında titremeye devam ederken bana sırtımdan sarılmıştı. Açıkçası itiraz etmek içimden gelmemişti çünkü göğsünden yayılan sıcaklık beni ısıtıyordu.
-"Yapabileceğim bir şey var mı ?"
Sadece böyle kalalım.
Başımı olumsuz anlamda sallayıp gözlerimi kapattım.
Sonra dayanamadım. Kollarının arasında ona doğru döndüm. Solgun görünen gözleri gözlerime değdi. Elimi kaldırıp usulca kanı kurumuş kaşına dokundum.
-"Özür dilerim. Sadece...korkmuştum. Ne tepki vereceğimi şaşırmıştım çünkü...yaşadıklarımdan sonra her şey ağır geliyor. O an da yaşadığım bocalamayı sindiremedim. Seni öyle görmek gerçekten ürküttü. Yine de özür dilerim." diyip sustum. Gözlerimden yaşlar süzülürken yutkunup devam ettim.
-"Seninle gelmeliydim." dedim kısılmış titreyen sesimle.
Dudağımı ısırıp başımı eğdiğimde dudakları alnıma değdi.
-"Ağlama. Özür dileme. Benimde kendimi tanıyamadığım zamanlar oluyor. Korkmakta haklısın. Sadece o ite tahammül seviyem çok az. Oldum olası anlaşamayan iki kardeşiz. Benim hayatım...Korhan'ın savunduğu değerlerin tam aksi. Loya ayrıntılar tehlikelidir fakat bilmelisin ki yasa dışı işler yaptığım çok oldu."
Sessiz kalışıyla birlikte düşüncelerim karıştı.
Yasa dışı mı ?
-"Ve hala bazen oluyor. Korhan kanıtlayamasa bile yıllardır beni suçlu çıkarmanın peşinde. Onu defalarca beni rahat bırakması konusunda uyarıyorum. Ama takıntı haline getirmiş durumda. Fakat farkında olmadığı şey şu ki ben , beni suçlu çıkarmasına izin verirsem kendisi sahip olduğu her şeyi kaybeder. Mesleğini bile."
Konuşması sonlandı devam etmedi. Açıkçası açıklamasında yüzümü durgunlaştıran konu belliydi.
Yataktan destek alarak doğrulduğumda başımdaki ağrıdan duramayınca başlığa yaslandım.
-"Tam olarak ne yapıyorsun ben anlamıyorum ?"
Sakalını kaşıyıp kolunu sırtımdan dolaştırarak belime doladı.
-"Bunları bilmeni istemiyorum. " dedi derin bir soluğun ardından.
Kaşlarım çatılırken içimi yoğun kötü bir his kapladı.
-"Bunu söyledikten sonra daha mı iyi olacağımı düşünüyorsun ?" diye sordum.
-"Evet." dedi beklemeden.
Gerçekten anlamıyorum.
-"Kuvars bilmek istiyorum." dedim ve öksürüklerim arasında uzattığı suyu içtim.
Bardağı komodine geri bırakıp beni göğsüne çekti.
-"Hastasın şimdi konuşmayalım."
-"Hayır konuşalım." Kalkmak istediğimde omzuma bastırarak hareket etmemi engelledi.
-"Güzelim hayır dedim."
Dudaklarımı aralayıp kapattım.
Kapı tıklatıldığı için mecburen susmuştum. Kuvars benden uzaklaşıp yatağın kenarına geri oturdu.
İçeri Meyra hanımla birlikte kızlar da girmişti.
-"Ihlamur getirdim."
Duruşumu düzeltip kaçamak bir bakışla Kuvars'a baktım. Bedenim zaten güçsüzdü. Şimdi iç dünyam düşüşe geçmişti.
-"Teşekkür ederim." diye mırıldandım.
Kızlar yatağın etrafından dolaşıp oturdular.
-"Düşmüş gibi." dedi Defne elini alnımdan çekerken.
Meyra hanımın uzattığı buharı tüten bardağı aldığımda kokusundan midem bulanmıştı.
-"Oğlum. Sende gidip üzerini değiştir." dedi Meyra hanım.
Dikkatli bakmadığım için şimdi görüyordum ki dün kan damlayan tişörtü hala üzerindeydi.
Kuvars başını öylesine sallayıp ayağa kalktı. Odadan çıkana kadar arkasından bakmıştım.
-"Nasıl...aranız ?" Elis elini bacağıma koyup kısık sesle sordu.
Meyra hanım burda olduğu için çekinerek gözlerimi kaçırdım.
-"İyi. Yani bir sorun yok." dedim ve sıcak içecekten bir yudum aldım. Hem tatlı hem ekşiydi.
Yüzümü buruşturup hızlıca yuttum.
-"Sevindim." dedi gülümdeyip.
Ben sevinemiyordum. Aklımı kurcalayan sorunları çözmeliydik.
Meyra hanım çıkınca arkasından Kuvars girmişti. O girince kızlar ayağa kalktılar.
-"Biz alttayız. Bir şey istersen seslenirsiniz." dedi Defne ve Elis'le yan yana çıktılar.
Kuvars giydiği gömleğin kollarını iliklerken onu inceledim. Eğilip bardağı uzattığımda benden önce davrandı ve komodine koydu.
-"Doğum gününün böyle geçmesini istememiştim. Sana daha hediyeni bile veremedim." dediğinde yüzündeki sıkıntılı ifade beni de üzmüştü.
Yan dönüp gözlerine baktım.
-"Yanımda olman yeterli." dedim halsiz sesimle.
Oturdu. Dudaklarını yanağıma bastırdı.
-"Daima." diye fısıldadı.
-"Benimle uyur musun ?" dedim bir kaç dakika sonra.
Dudakları hafifçe yukarı kıvrılır gibi oldu. Sonra başıyla onayladı. Ayakkabılarını çıkartarak yanıma uzandığında otomatik olarak göğsüne yattım.
-"Seni dinliyorum." dedim.
-"Beni yatağa atmak için kandırdın mı sen ?" diyince kıkırdamamın peşinden öksürük geldi.
-"Anlatmazsan rahat uyuyamam." dedim gülmeyi bırakarak.
Elini saçlarımda gezdirirken derin bir iç çekti.
-"Anlatırsam da uyuyamazsın." dediği an yüzüm ifadesiz kaldı.
Tüylerim teker teker ürperdi.
-"Bilmek istiyorum Kuvars."
-"Güzelim. Ben senin hazır olduğunu hissettiğimde söyleyeceğim. Sana söylemek istediğim başka bir durum var." Konuyu şimdilik zorlamak istemediğim için değiştirmesine sesimi çıkarmadım.
Eminim ki istediğinde cidden anlatacaktır.
-"Neymiş o ?" dedim biraz suratsız olarak.
Saçımdan yanağıma inen eliyle usulca dudağımı okşadı.
-"Biliyorsun ki seni bir daha yalnız bırakıp gitmeyeceğimi söylemiştim."
Kalbime doluşan yüksek adrenalin ile hızlıca doğruldum. Başımın dönmesini umursamadan iki yana salladım.
-"Bana asla gideceğini söyleme ! Asla !" diye sesimi yükselttim.
Aynı duyguları ikinci kere kaldıramazdım. Ve aynı korkuyu.
Bakışlarını yumuşatıp kolumdan tutarak göğsüne çekti.
-"Sakin ol. Dinle." dedi. Konuşmadığımı anlayınca devam etti.
-"Evet gideceğim. Farklı planlarım var ve buna gitmek de dahil. Fakat seninde benimle gelmeni istiyorum. Bir kaç günlük bir iş olmadığı için bir süreliğine buradan uzaklaşmaya ne dersin ?"
Söyledikleri kulağa bütünüyle güzel geliyordu. Kuvars'la birlikte olan neresi kötü olabilir ki ?
-"Ne kadar süreliğine ? Ve nereye ?" diye ekledim.
-"Açıkçası süresi için bir şey diyemiyorum. Kıbrıs." dediği gibi şaşırıp kaşlarımı çattım.
Orayı beklemiyordum kabul.
-"Kıbrıs mı ? Neden ki ?"
Kıpırdanıp omzumu hafifçe okşadı.
-"Aslına bakarsan yasa dışı iş kategorilerime giriyor. Bu yüzden de gelmek istemezsen sorun yok. Yanına gelip gitmeye çalışabilirim."
İş git gide ilgi çekici olmaya başladı.
-"Biraz daha açarsan..." dedim mırıltıyla.
Konuşmak da sıkıntı çektiği zaman böyle kıpırdanıp dururdu. Artık çözüyordum.
-"Bir kumarhane açacağım." demesiyle nefesim içime kaçtı.
-"Ne ?!" dediğim gibi öksürerek doğruldum ve oturdum.
Yattığı yerde çekilip başlığa sırtını yasladı. Bakışları tepkimi inceliyordu. Bu yüzden düzgün olmaya gayret ettim. Bir şeyleri anlatmasını istiyorsam tepkilerimi korumalıydım.
-"Bu seni korkutmasın. Her şey tamamen kontrolüm altında. Bütün hayatımızda da böyle. Diğer işlerimin görünmeyen yüzünde de kontrolümde. Endişelenmen için hiçbir neden yok. Bu yeni girişimim için biraz hevesliyim diyebilirim. Her yönde yatırımım var ancak bu işletme heyecanlı olacak."
Sertçe yutkundum.
-"Ne kadar yasa dışı ?" dedim tek nefeste.
Gözlerini gözlerimden çekmeden dilini dudağında gezdirdi.
-"Fazlasıyla illegal. Bir takım...maddeler de işin içine giriyor. Gözlerini büyütme hemen ! Bak bunları bilmemen gerekiyor. Ne kadar öğrenirsen o kadar susman gerekli. Anlıyorsun değil mi ? Gizli ve illegal. "
Elleriyle yüzümü kavradığında gözlerimi bile hareket ettiremedim.
Hayır doğru duymuş olamam.
Maddeler.
Göğsüme çöken ağırlıkla aynı zamanda karnıma felaket bir sancı vurdu. Başımı sallarken nefes alamadığımı hissettim.
Kuvars böyle birisi olamaz.
Ellerini ittirerek saçlarımı geri attım ve gözlerimi odada gezdirdim.
-"Güzelim. Bana bak. Düşündüğün gibi değil." Tekrar yüzümü tutacakken izin vermeyerek geri kaydım.
Zar zor kalktığım yataktan ayaklarımın üzerinde güçlükle dururken teras kapısına doğru yürüdüm.
Göğüs kafesim şiddetle inip kalkıyor nefes almamı zorlaştırıyordu.
-"Hayır...hayır." diye fısıldadım.
Öylesine kötü işlere dahil olamaz. Olmamalı.
-"Loya beni dinle. Bu yeni değil. Ne kadar biliyorsun bilmiyorum ama asla kullanmıyorum. Zaten büyük kısmından elimi çekiyorum. Sana böyle hissettireceğini önceden tahmin ettiğim için normal bir iş adamı olmaya çabalıyorum. Zamanla bırakacağım. Söz veriyorum. Ama şimdi değil." Sıkı sıkıya tuttuğu ellerime bakarken yanaklarımdan yaşlar süzüldü.
Şok içindeydim. Kaskatı kesilmiştim.
-"İnanamıyorum." diye fısıldadım.
Aldığı solukla birlikte bana sarıldı ve elini enseme koyup saç diplerimi okşadı.
-"Bu yüzden bilmeni istemiyordum. Seni çok etkileyecek. Loya...galiba gelmesen daha sağlıklı olacak. Böyle yıprandığını görmek istemiyorum."
Göğsünde kaldığım saniyelerde en iyi panzehir olan kokusunu soluyarak nefeslerimi düzenledim.
Düşün.
Düşün evet.
Sakince.
Derin ve sağlam bir nefes aldım.
Kuvars aynı Kuvars. Aynı adam.
Ben yokken de vardı. Ben varken de olacak.
Hayır .
Çok büyük bir kötülük. Zehir işini yapıyor.
Hıçkırarak göğsünden uzaklaştım. Yaklaştığını anladığımda elimi kaldırarak durdurdum.
-"Biraz düşünmeme izin ver." dedim göz yaşlarım arasında.
-"Düşüncelerini rahatlatmama izin ver." dedi yalvarırcasına.
Ona döndüğün sırtıma sarıldı. Boynumu omzumu sırayla öptü.
-"Benim için tehlikeli değil. Tam merkezindeyim. Her şey avucumun içinde. Bana tehlike arz edemez çünkü bu işin içindeki herkes bana saygı duyuyor. Büyüğünden küçüğüne."
Hıçkırmamak için canımı acıtmak pahasına dudaklarımı ısırdım. Vücudum titriyordu. Böyle şeyleri kaldıramazdım ki ben. Yanımda bahsi bile geçmemiş bir konunun göbeğinde olan sevdiğim adamdı !
-"Söz veriyorum sana Loya. Bırakacağım. Ama bu yaptıklarım hayatımızda hiçbir yere dokunmuyor. Bana güveniyorsun değil mi ?"
Yaklaşık on saniye geçtiğinde yanaklarımı silip başımla onayladım. Ondan başkasına güvenmiyordum ki.
-"Benim sevgilim çok güçlü bir kadın. Güvenin kadar inancın varsa yanımda dimdik duracağını biliyorum. Yokmuş gibi varsay. Bil ama bilmiyormuş gibi yap. Senden bir şey gizlemek istemiyorum. Çünkü sen hayatımın ta kendisisin." dedi ve belimden çevirip yanaklarımı tuttuktan sonra dudaklarımı yumuşakça öptü.
Geri çekilirken kapanan gözlerimi araladım.
Hala yanaklarım ıslanıyordu. Nefeslerim titrek ama duruşum sağlamdı.
Ona inancım ve güvenim tam. O yüzden bataklığa da batsa yanında batacaktım. Ondan başka yolum olsun istemiyordum.
Sahip olduğu gücün farkındaydım. Artık daha rahat görüyordum. Gözlerinde zaman zaman yer edinen karanlık plazalarda holdinglerde olmamıştı.
Kaldırabilirdim. Evet. Kuvars'ın bırakacağım diyorsa bırakacağına adım kadar emin olabilirim.
Ben titreyen bir dal gibiyken zamanında nasıl toprağa kök saldıysam ve hayatımı ele aldıysam aynı kararlılığı bu konuda da gösterecektim.
Çünkü benden artık gizlemiyordu. Bunun Kuvars için nasıl bir adım olduğunu görmüştüm.
Artık biliyor ama bilmiyormuş gibi...
•••
Değişik bir bölüm sonunda merhaba 🌸
Kuvars'ı pis işlere soktuğum için bir nebze bile acaba demiyorum. Onu en başından böyle hayal etmiştim.
Fikirlerinizin farklı uçlarda çakışacağına eminim.
Bir şey daha sormak istiyorum. Hikayenin gidişatından veya uzayışından sıkıldınız mı ?
Düşüncelerinizi merak ediyorum 🌸