İçeriğe geç

BERCESTE

Bölüm 44 · 12 dk okuma

BERCESTE

Bölüm 44

44

•

Ağırlığını hissedemeyecek kadar uyuşuktum. Ancak aklım çoktan yerine gelmişti.

-"Ne ?" dedim kaşlarımı çatıp.

Doğum günüm müydü ?

Gülümseyip baş parmağıyla dudağımı okşadı.

-"Unuttuğunun farkındayım. Önüne şuan dünyaları sermek isterdim ama onu yarın yaparız." diyip gülümsemeye devam etti.

Şaşkındım. Tek kelimeyle şaşkın.

Hiç ama hiç aklımda değildi. Geçirdiğim günlerde öyle mutluydum ki tarihin farkında değildim.

-"Unutmuştum gerçekten. Teşekkür ederim." dedim ufak bir tebessümle.

-"İyi ki hayatımdasın. Ömrümün sonu geldiğinde bile sana aşık kalacağım." Cümlesini dudaklarımda bitirdi.

Enerjisi elbette bir dakikada tekrar depolanmıştı.

-"Seninle artık sevişmeyeceğim." dedim nefes nefese.

Yaşam belirtisi gösteren gülüşüyle birlikte yanıma yattı. Göğsümün kırmızıya boyanmış ucunu öpünce sızıyla yandı.

-"O kadar emin olma." dedi kışkırtıcı tonda.

Gözlerimi gözlerine kaydırdım. Alnı terden parlıyordu. Saçları dağılmış alnına yapışmıştı.

-"Ellerimi çöz." dedim cansız sesimle.

Göğsümden elini çekip yanağımı okşadı.

-"Ama böyle çok güzelsin." dedi derin bir iç çekip.

Dakikalarca beni izleyip saçlarıma öpücükler kondurmuştu. O arada bileklerimi çözdüğü için bende göğsüne kıvrılmış dinleniyordum.

Sevişmenin hat safhada olduğu bu gecemizi gözden geçirirken karnım sancılanıyordu.

Günün aydınlanmasına az bir zaman kala küvete girmiştik. Beni kucağından indirmeden sıcak su dolu küvete oturtmuştu.

Artık yorgunluktan kılımı kıpırdatacak halim kalmamıştı. Sıcak suyla gevşeyen bedenlerimiz büyük bir rahatlamanın içindeydi. Sonsuz enerjiye sahip olan Kuvars'ın bile yorulduğuna şahit olmak biraz gurur veriyordu.

-"Çok uykum var." dedim mızmızlanarak.

Omzumu ve boynumu öpüp avcuna aldığı sıcak suyu bıraktı.

-"Eve gidince seni uyuturum güzelim." dedi vücudumu dikkatle yıkarken.

Gülümseyip başımı geriye yatırdım.

-"Sevgilini yıkaman onun çok hoşuna gidiyor." dedim huzurla.

Öpücüklerine devam edip beni mest ediyordu.

-"Sende sevgilinin çok hoşuna gidiyorsun." diyince kıkırdadım.

-"Böyle güzel gülme. Daha ne kadar seveceğim ?" diye devam etti.

Kalbime dolan sıcaklığı gözlerimi de doldurdu. Karnımı saran eline sarıldım.

-"Sende...iyi ki varsın."

'

Pansiyondan ayrıldığımızda attığımız ilk adımda arabaya binmiştik. Etraf tıpkı akşam ki gibi ıssızdı.

Koltuğa oturuşum büyük bir acıydı. İnlememek için dudaklarımı ısırdım. Sonra dudaklarım da acıyla yandı.

Dökülüyordum.

Göğüslerimin uçları elbiseme süründükçe acıyor iç çekmeme sebep oluyordu. Kasıklarım ise son derece kötüydü.

-"Söylediğimi yaptın değil mi ?" diye sordu Kuvars ceketini koltuğa bırakırken.

Geceden çıkardığımız kıyafetlerimiz üstümüzdeyken biraz rahatsızdım. Güzelce duş almıştık lakin yine de rahat değildim.

-"Evet efendim."

Anlamadığım konuşmaya kulak asmadan Kuvars'a doğru eğildim. Başını çevirdiğinde yüzü boynumdaydı.

-"Eve gidiyoruz değil mi ?" dediğimde başını iki yana salladı.

Gözlerimi kapatıp dudağımı büktüm ve omzuna yaslandım.

-"Neden ?" dedim üzüntüyle.

Açık duran kendinden dalgalı saçlarımı okşayıp öptü.

-"Üzerimizi değiştirelim. Kahvaltı yapalım sonra dinleneceksin söz."

Derdimin yalnızca yorgunluk olduğunu anlaması benim için nimetti.

Sessizce onaylayan mırıltılar sunup onun düşünceli haline binlerce kez şükrettim.

Omzunda dinlendiğim yol son bulunca doğrulup etrafa baktım. Alışveriş merkezine gelmiştik.

-"Gel bakalım."

Arabadan inerken etraftan geçenlerin dikkatini çeken bedeni bir de üstüne elimi tutup indirince iyice gözler bizden tarafa dönmüştü.

Aslında çoğunlukla kadınlar tarafından izleniyordu ve bu oldukça sinir bozucu.

Elini sıkıca kavrayıp adımlarına eşlik ettim. İlk önce bana bir şeyler almak için bir mağazaya girdik. Ona her ne kadar dışarıda beklemesini söylesem de itiraz edip kabul etmedi.

-"Biz hallederiz." diyerek yanımızdan gönderdiği görevli sayesinde daha rahattım.

Askılar arasında gözüme ilk çarpan parçaları seçmeye çabaladım. Bej rengi keten bir etek üzerine ince askılı kahve tonlarında crop aldım.

Mağazanın iç giyim bölümünden utana sıkıla iç çamaşır bakmak zorundaydım.

Çıkarttığım külodu ne yazık ki giymemiştim.

-"İnsanlar bize bakıyor." dedim sanki ilgilenmiyormuş gibi.

Omuz silkti ve hala tutuğu elimin yüzeyini okşadı.

-"Önemsiz güzelim. Ben halimden memnunum. " diyip göz kırptı ve gülümsedi.

Bu hiç hoşuma gitmedi.

Beni iç çektiren bu hali kim bilir dışarıdan nasıl görünüyordur !

-"Gülme şöyle buz gibi duran adamsın şimdi gülesin mi tuttu ?!" Söylediklerimi düşünmeden askıdan beyaz bir tanga seçip bedenine baktım ve aldım.

Ben ona bunu söylerken onun seslice gülmesi iyice tepemi attırdı.

Bakmayan varsa bile her kadın en az bir kereyle yetinmeden tekrar tekrar onu süzmüştü.

Kaşlarımı çatıp kabine doğru çekiştirdim. Uzun koridorda peşimizden giren başka bir kadını kabine girerken fark ettim. Dikkati kucağına yığdığı kıyafetlerde değil Kuvars'ın bedenindeydi.

-"Elbisemi açar mısın ?" diyerek Kuvars'ı içeri çektim. Halbuki sabah ne çilelerle ona bağlatmayı başarmıştım.

Kuvars gayet zevkle kabine girdi. Sığabileceğimiz büyüklükte olan kabinin kapıdını sürükleyerek kapattıktan sonra ona arkamı döndüm.

-"Ne de güzel kıskanıyorsun..." Belime sarılıp boynumu öptü.

Aynadaki yansımamıza bakacaktım ki gözlerim yerinden çıkar gibi oldu.

-"Kuvars !! Bu halim ne ?!" diye kısık tutmaya çalışarak bağırdım.

Saten elbisemin yakası dalgalandıkça göğüslerimdeki çürükler görünüyordu.

Ellerimi yüzüme kapatıp ayağımı yere vurdum.

-"Ne varmış sevgilim ?" Bir de dalga geçtiğini anlayınca ellerimi indirip göğsüne vurdum.

-"Git bana yakası kapalı bir tişört bul. Hemen !" dedim ağlayacak gibi.

Gülümseyip ona vurduğum ellerimi tuttu ve birer birer parmaklarımı öptü.

-"Sinirliyken de ayrı seksi oluyorsun."

Uslanmaz tavrına iyice deli olurken onu kabinden dışarı attım.

Aynadaki yansımama baktıkça ağlamak istiyordum. Boynumda silik olanların dışında en belirgin olan ısırık izlerini saçlarım gizlese bile göğüslerim berbattı.

Üzülmenin faydası olmayacağını bildiğimden Kuvars'ın getirdiği tişörtü giyinerek kabinden çıktım.

Ödeme işlerini hallettikten sonra Kuvars için yan mağazadan kıyafet almıştık. Devamında yine arabadaydık.

Ama tabiri caizse baygındım. Uykusuzluktan yorgunluktan zorla nefes alıyordum.

-"Nereye gidiyoruz ?" diye sordum.

Sakalını kaşıyıp omzuma sarıldı.

-"Gidince görürsün." dediğinde yanıt alamayacağımı anladım ve yolun bitmesini bekledim.

Araba en sonunda sahil kenarında durduğunda gülümseyerek dışarı çıktım. Kayalıkların yanından küçük bir patika iniyordu ve gerisi kumsaldı.

-"Beni takip et düşme. " Kuvars elimi tutunca bastığı yerlere basmaya özen göstererek ilerledim.

Denizden gelen esinti beraberinde ferahlatıcı kokuyu taşırken iç çektim. Kumların arasına indiğimizde sahilin boyunca boş olduğunu gördüm.

Gözüme çarpan diğer ayrıntıyla omuzlarım düştü.

-"Ya...çok güzel." dedim nefesimi dışarı yavaşça vererek.

Kuvars üstten üstten tepkilerimi izlediği için ince ruhuna hayran kaldım. Boynuna uzandığımda belimden kaldırarak yardımcı oldu.

Sıkı sıkı sarıldım. Hiç bırakmamak istercesine.

-"Çok güzel." dedim ağzım kulaklarımda.

Bel boşluğumu okşayıp yanağımı öptü.

-"Beğenmene sevindim." dedi kulağıma doğru.

-"Nasıl beğenmem ki ? Baksana !" Kollarından ayrılıp hazırlanan yere yürüdüm. Sandaletlerimden ayaklarımı saran kumları önemsemeden gülümseyerek geldiğim mindere oturdum.

Elleri cebinde yürüyüp karşıma oturduğunda yere oturmaktan hoşnut olmamış gibi bir kaç kere kıpırdandı.

Kıkırdayıp bacaklarımı bağdaş kurdum.

Nerden getirdiğini bilmediğim Orhan ahşap tablaya kahvaltı tabakları dizerken Kuvars gözlerini bir an olsun üzerimden çekmeden izliyordu.

Denizin esintisi saçlarımı uçururken tepedeki güneşe iyi geldiğini düşünüp saçımı düzelttim.

Orhan uzaklaştığında Kuvars dizine yasladığı elini indirdi ve gözlerini önce denizde sonra yüzümde gezdirdi.

Gözlerimin parladığına yemin edebilirdim.

Göğsünü şişirip dolgun dudaklarını araladı. Dün gece o dudakların arsızlığını hatırlamamla göğsüm sıkışır gibi oldu.

-"Ne var biliyor musun ? Dünya kadar malım olsa...senin yüzündeki gülümseme kadar değerli değil."

Yüzümden gülümsemem solmadan bakışlarım bulanıklaştı.

Ömrüm boyunca sevilmemiş ruhum işte şimdi böyle güzel seviliyordu.

Hak edecek ne yapmıştım ?

-"Loya'm...niye ağlıyorsun ?" Ayaklanıp yanıma oturmasıyla güldüm ve aktığını hissetmediğim yaşları yanağımdan hızlıca sildim.

Ona dalıp gittiğimi bile fark etmemiştim.

-"Üzgünüm...ben...şey yani çok mutluyum. " Yaşlar ılık ılık akmaya başladığında hiç utanç göstermedim.

Uzanıp boynuna sarıldım. Gülümseyerek gömleğin yakasından görünen boynunu öptüm.

Bir elini sırtıma diğerini saçlarıma götürüp okşadı ve kendine doğru çekti.

-"Canını sevdiğim...mutluluktan bile olsa ağlama. Ben seni artık hep güldürmek istiyorum. Dünyanın derdini tasasını ben yüklenirim. Yeter ki yüzün yaşlarla ıslanmasın."

Ağlamayı kesmek yerine hıçkırmamak için dudağımı ısırdım. Avucumu ensesine bastırıp kokusunu içime çektim.

-"Seni çok seviyorum biliyorsun değil mi ?" dediğimde gülmüştü.

-"Biliyorum çünkü aynı çoklukta bende seviyorum." dedi ve saçlarımın arasını öpüp geri çekildi.

Parmaklarının ucu gözlerimde biriken yaşları sildikten sonra dudaklarını alnıma bastırdı.

-"Tamam daha fazla yaş yok. Sevgilimin karnını doyurup sonra uyumaya götüreceğim." dedi ardından tekrar karşıma geçti.

Devamında oldukça neşeli bir kahvaltı yapmıştık. Yorgunluğumu o saatte unuttum bile diyebilirdim.

Arabaya bindiğimizde ilk işim saate bakmak oldu. Çantamdan çıkarmaya uğraşmak yerine Kuvars'ın kolunu tutup önüme çekmiştim.

Henüz saat 9'u gösteriyordu.

Bu kadar erken kalkıp kahvaltı yapmış olmamız şaşırtıcı değildi.

-"Of ! Beni şimdi sıkıştıracaklar ne diyeceğim ?" Evin kapısına yürürken kendi kendime dertlenmiştim.

-"Bir şey söylemek zorunda değilsin güzelim."

Ya tabi onu bir de kızlara sormak lazım.

Nefesimi tutup Kuvars'ın anahtarla kapıyı açmasını bekledim. Anahtarı nerden edindiğini düşünmeye bile yorulmuyordum. Bu Kuvars'tı. İsterse oldururdu.

-"Günaydın kaçaklar."

Koridorda ilk olarak güler yüzüyle Sancar beye rastladığımızda gülümsedim.

-"Günaydın. Nasılsınız ?" diye sordum her sabah yaptığım gibi.

-"İyiyim kızım seni sormayacağım. Yüzün ışıldıyor." Gözlerini elinde tuttuğu gazeteye indirdiğinde kıpkırmızı kesilen yüzümü görmediği için sevinmiştim.

-"Kimse daha uyanmadı. Ben bahçeye çıkıyorum." dedi yanımızdan ayrıldı.

-"Onlar uyanmadan odama kaçıyorum." diye mırıldandım Kuvars'a.

Başıyla onaylayıp merdivenlerde arkamdan geldi.

Odalarımıza girmeden dudaklarıma derin bir öpücük bıraktı. Sersemlemiş bünyemi odama taşıdığımda enerjim son damlasındaydı.

Üzerimde sadece iç çamaşır kalıncaya dek soyundum. Sonra direk olarak yatağa atlamıştım. Tek dileğim uyandığımda bu dehşet yorgunluk geçmiş olsundu.

'

Kendi kendime uyandığıma şükür ederek esnedim ve kollarımı iki yana açtım.

Tatlı yorgunluğun gülümsemesiyle tavanı izlerken kasıklarım hala ateş gibi yanıyor ve sızlıyordu. Bütün geceyi haliyle kaldıramamış olması normaldi.

Dakikalarca izlediğim tavandan gözlerimi çekip komodinde duran saate baktım.

Yaklaşık 4 saat kadar uyuduğumu anlayınca yataktan neredeyse yuvarlanarak çıktım.

Sıcaktan terlediğim için ilk önce güzel bir duş aldım. Göğüs uçlarım hala kıpkırmızı halde hassaslıklarını korurken aynı zamanda emdiği yerler morarmaya dönmüştü.

İç çekerek banyodan çıktım. Saçlarımın yalnızca havluyla ıslaklığını aldıktan sonra yakası kapalı bir tişört ve kot şort giyinerek odadan çıkıyordum ki durdum.

Gerisin geri banyoya koştum. Islak saçlarımı kulaklarımın gerisine sıkıştırıp boynumda görünen ve muhtemelen sık sık unutacağım kızarıklıkları kapatıcı yardımıyla gizledim.

Gönül rahatlığıyla çıktığım odamdan Kuvars'ın kaldığı odaya gözüm kaydı.

Kapısını olabildiğince sessiz aralayıp içeri baktım. Kocaman yatağın ortasında yüz üstü derin bir uykudaydı.

Öyle tatlıydı ki.

Sırıtarak odanın kapısını geri kapattım. Merdivenlerden inerken yüzümü buruşturmak zorunda kaldığım sızıyı nasıl göz ardı edecektim emin değilim.

-"Defne ?" diye seslendim.

Salon boştu. Yönümü mutfağa çevirdim.

Kıkırdama sesleri buradan gelince gülümseyerek adımlarımı attım.

-"İyi ki doğdun Loya ! İyi ki doğdun iyi ki doğdun mutlu yıllar Loyaa !!"

Defne ile Elis'in cırıltıya dönük şarkı söylemeleri üzerine kahkaha attım. Ellerinde ev yapımı doğum günü pastasıyla sırıtıyorlardı.

Meyra hanım ilk hamleyi yaparak bana sarıldı.

-"Canım benim doğum günün kutlu olsun !"

-"Çok teşekkür ederim." dedim sıkıca sarılıp.

Çekildiğinde kızlar da sırayla sarılmıştı.

-"Aslında sana şaşaalı bir doğum günü yapabilirdik ama böyle aramızda olması seni daha mutlu eder diye ortak karara vardık." dedi Defne sırıtarak.

İkisine birden yeniden sarıldığımda duygusallaşmıştım.

-"İyi ki varsınız. Düşünmeniz bile beni çok mutlu etti." dedim.

-"Ya geç mi kaldık ?!"

Korhan'ın sesiyle kızlardan ayrılıp kapıya döndüm.

Sancar beyle ikisi yan yanaydı. Korhan'ın elinde şampanya olduğunu tahmin ettiğim şişeyle Sancar beyde mum paketleri vardı.

-"Evet abi ya nerede kaldınız ?!" diye kızdı Defne.

Olayı anlamasam bile gülmüştüm. Çok şaşkın görünüyorlardı.

-"Loya'cım canım mum ararken geç kaldık biraz. Sen yeniden giriyormuş gibi yapsan olur mu ?"

Sancar beyin cümlesine kahkaha atmadan duramadım. Gülmeye devam ederken mutluluktan gözlerim parlıyordu.

-"Tamam aynı şoku yaşayacağım." diyerek mutfaktan çıktım.

-"Durun durun !"

İçeride olan konuşmalara koridorda durmadan gülüyordum. O sırada merdivenlerde gözleri mahmur saçları dağınık Kuvars belirdi.

Tişörtünün yakasını düzeltirken gözleri bana kaydı.

-"Gelsene." dedim sırıtarak.

Yanıma yürüyüp yanağımı öpmeyi ihmal etmedi. Ardından eliyle gelişi güzel saçlarını geri taradı.

-"Hazırız !" diye Korhan mutfaktan bağırmıştı.

-"Ne oluyor ?" dedi Kuvars anlamayınca.

Dudaklarımı birbirine bastırıp çenemle mutfağı işaret ettim. Sonra yavaş adımlarla kapıya yaklaştığımda şampanya patlarken gözüm pastayı kaplayan mumlara kaydı.

Aynı şarkıyı tekrar tekrar gülerek kahkaha atarak söylediklerinde yere oturup hıçkıra hıçkıra ağlayasım gelmişti.

O kadar güzel o kadar iyilerdi ki bu canımı yakıyordu !!

Kapının önünde kendimi tutamayıp dudağımı büktüm. Gözlerimden yaşlar akmaya başlayınca hepsinin yüzünde manidar bir tebessüm belirdi.

-"Yaa ağlatma bizi !" Elis açtığı kollarıyla boynuma sarılınca bende ona sarıldım.

Ağlamayla gülmek arasında yaşlarımı silerken hepsine yeniden sarıldım. En sona kalan Korhan kolunu omzuma atıp yanağımdan bir makas alınca istemsizce kıkırdadım.

-"Ağlak prenses...mutlu yıllar." diye dalga geçti.

-"Oğlum sen kutlamayacak mısın ?" dedi Sancar bey gülerek.

Bunun üzerine kapıda duran Kuvars'a baktım. İfadesiz donuk bakışlarını derin bir nefesle değiştirip Korhan'a ters ters baktı.

İnsanların içinde yakınlığını ve temaslarını göstermediği için ne yapacağından şüpheliydim.

Korhan'dan dudağımı ısırarak ayrıldığım anda Kuvars bir adım daha attı ve bileğimin içine baş parmağını sürttü.

Ufak çekingen tebessümümle ilk adımı ben atarak kaslı gövdesine sarıldım. Sadece karnına sarılacak boydaydım.

Ancak o tepkisiz kalmayarak kollarını omzuma doladı ve çenesini başımın üstüne koydu.

Herkesin içinde ciddi anlamda büyük sayılan bu hareketi bizi izleyenlerin gülerek gözlerini kaçırmasına sebep olmuştu.

Sancar bey ve Meyra hanımın varlığını hatırladığımda utanarak ve istemeyerek huzurlu kollarından ayrıldım.

-"Hadi dileğinizi birlikte tutun !" Defne hala mumları yanmakta olan pastayı alarak önüme geldi.

Sırtımı döndüğüm Kuvars elini karnıma kaydırmış bastırmadan öylece tutuyordu. Teninden sıcaklık yükselen vücudunu böylesine yakınımda hissetmek bile güzeldi.

-"Heyecanlandım." diye mırıldanınca hepsi gülmüştü.

Birleştirdiğim ellerimi çenemin altında tutup gözlerimi kapattım.

Tek dileğim son nefesime dek Kuvars'ın kalbinde olmak.

Mumları bir nefeste üflemeye çalıştığımda gürültüyle alkışlayıp gülümsediler.

-"Daha güzel yılların olsun inşallah yavrum. " dedi Sancar bey.

-"Hep birlikte ama eksik dua etme." diyen Meyra hanım gülümseyerek eşinin koluna sarıldı.

-"İnşallah...hep birlikte. " dedim mutluluğun zirvesini yaşarken.

-"Beni gerçekten çok mutlu ettiniz. Nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum."

-"Ay dur hiç gözlerini sulandırma. Pasta keseceğiz kaç saattir uyanmanı bekliyoruz."

Elis'in konuyu dağıtmasına gülerken pastayı Defne'den almış tezgaha koymuştu.

Kuvars elini karnımdan çekmiş bir kaç saniye bekledikten sonra mutfak dolabına yönelmişti.

-"Canım...bu bizim hediyemiz."

Meyra hanımın beklenmedik yaklaşmasıyla şaşırıp eline baktım. Sancar bey de arkasında duruyordu.

-"Ne hediyesi ? Hiç gerek yoktu...ben çok mahcup oluyorum." dedim büyük bir şaşkınlıkla.

-"Hediyesiz doğum günü mü olurmuş ? Hem biz aileyiz ne mahcubiyeti Loya ? Kızarım bak." diyip kaşlarını çattı ve elinde tuttuğu siyah zarfı uzattı.

Utana sıkıla mecburen aldım.

-"Biz düşündük ki biraz manevi olsun. Umarım hoşuna gider." dedi ben zarfı açarken.

Zarfın içindeki kağıtta benim ismime yapılan bağışı anlatan yazıyı okudum. Okurken yüzüm şekilden şekile girmişti.

Çok anlamlı bir hediye !

-"İnanmıyorum...bu çok değerli. Çok teşekkür ederim." dedim ikisine de bakarak.

-"Rica ederiz kızım." dedi Sancar bey.

Kağıdı zarfa geri koyarken Korhan ne zaman çıktığını görmediğim mutfağa girip yanıma geldi.

-"Beni utandırıyorsunuz !" dedim kaşlarımı kaldırıp.

Meyra hanımla Sancar bey güler yüzleriyle mutfaktan çıkmıştı. Bir anlık gözlerim Kuvars'a kaydı. Tezgaha kalçası yaslamış su bardağını sıkıyordu. Bakışlarının hedefi yanımdaki Korhan'dı.

-"Bu konularda çok iyi değilim ama beğenirsin herhalde. " dedi geniş omuzlarını silkerek.

Gözlerimi büyüttüm.

-"Elbette...öyle şey mi olur ?"

Karton çantayı uzattığında gözlerinde beklentiyle olan bakışlara gülümsedim.

Çantadan kutuyu çıkartıp çantayı arkamdaki masaya bıraktım. Deri kutuyu açar açmaz beğeniyle baktım.

Çok zarif bir künyeydi.

-"Çok güzel. Teşekkür ederim çok severek takacağım." dedim ve kutuyu kapattım.

Gülümseyerek uzandım teşekkür amaçlı sarılmak istedim.

Omzuna dokunmuştum ki Kuvars'ın sertçe belimden çekişiyle Korhan'dan uzaklaştım.

-"Yeter tamam." Üstüne üstlük kaşlarını çatıp kızınca ona inanamayarak baktım.

-"Kuvars lütfen." dedim onun duyacağı şekilde.

Aynı oyuncağını paylaşamayan küçük çocuklar gibiydi.

Ama ben hem öfkeden gözü kararan adama hemde içinde çocukluk kıskançlığı barındıran adama ayrı ayrı aşıktım.

•••

Herkese merhaba 🌸

Kutlama kısmımız henüz bitmedi. Diğer bölümde devam edecek.

Yorumlarınızı merakla bekliyorum ❤

Bölüm sonu

5 yorum