İçeriğe geç

BERCESTE

Bölüm 41 · 12 dk okuma

BERCESTE

Bölüm 41

41

•

İçimi yakıp yıkarak bir saniye bile durmadan darbelerine devam ediyordu. Artık nefes alacak fırsatı bulamıyordum.

Aradan ne kadar geçti bilmiyorum fakat dudaklarımız birbirini kana kana içerken bir anda çekilip içimden çıktı ve bütün sıcaklığını üzerime inleyerek akıttı.

Yaşadığım aldığım zevkin haddi hesabı yoktu.

Kollarım iki yana düştüğünde göz kapaklarım da kapanmıştı.

-"Sanırım tekrar duş alman gerekecek."

Sanırım mı ?

Yüzümdeki yorgun gülümsemeyle nefeslerimi düzenlemeyi çalıştım. Kuvars'ın galiba sonunda enerjisinin küçük bir kısmı tükenmiş olmalı ki yanıma uzanmıştı.

Bir kaç dakika dinlenip yerdeki havluyla üzerimdeki kalıntılarını silince yataktan kalkmaya yeltendim. Ama izin vermemişti.

-"Gel buraya gitme." Saniyesinde kollarının arasına sıkışmış halde kaldım.

Saçlarımın arasını öpüp boyun girintime yerleşti. Masum tavrına tav olurken avucumu yanağına koydum ve okşadım.

Nasıl olduysa o şekilde ikimizde uyuya kalmıştık. Üzerimizde hiçbir şey yokken çırılçıplak halde saatlerce uyuduk.

Gözlerimi açtığımda beni kendime getiren ilk şey evin geri kalan halkıydı.

Tanrım nasıl olur da unuturum ?!

Yataktan fırladığım gibi Kuvars'ın boşluğa düşen kolu onun yüzünü buruşturmuştu. Geldiği anlar aklımda belirmemiş olsaydı çoktan eğilmiş yüzünü öpmüş olurdum.

Kendimi kaptırıp onunla sevişmiş olmam maalesef unutturmuyordu. Hata olarak elbette görmüyordum. Sadece bilincimi yitirmiş kendimi sevişirken bulmuştum.

Dudaklarıma geçirdiğim dişlerimi çekmeden sessiz adımlarla banyoya girdim. Günün ikinci duşunu almış havluya sarılmıştım ki yatakta beni izleyen gözleri gördüm.

Yanaklarım ısınıp nefes hızım değişse bile bozuntuya vermeden fön makinesini fişe taktım ve aynanın karşısına geçtim. Sırtım ona dönük olsa bile aynanın yansımasından camdan görünen yüzünü rahatça izliyordum.

Bakmamaya dikkat ederek saçlarımı tamamen kuruttum. Hava sıcak olduğu için biraz bunalmıştım.

Havluyu sıkıca tuttuktan sonra odaya girdim ve dolaba ilerledim.

-"Niye kalktın güzelim ?"

Dolabın kapağını açıp kıyafetlerimi inceledim. Umursamıyormuş gibi dudaklarımdan kelimeler öylesine çıktı.

-"Sen biraz daha yatıp bir kaç saat önceki tavrını düşünebilirsin."

Aldığım askıyla birlikte çekmeceden iç çamaşır seçtim.

-"Tamam özür dilerim. Sadece seni öyle görünce çıldırdım. O kadar."

Göz ucuyla baktığımda yatakta doğrulmuş hafif çatık kaşlarıyla beni izliyordu. Bembeyaz çarşaflarım arasında esmer geniş teni dudak uçuklatan cinstendi.

-"Kaç gündür birbirimizi görmüyoruz ve gelir gelmez böyle davranman beni incitti. Üstelik çok yersizdi !" diye çıkıştım.

Az önce onunla sevişip şimdi rötarlı olarak ona kızmam ne kadar geçerli olurdu bilemiyorum.

-"Güzelim...bebeğim bak ben dayanamam anladın mı ? Şu vücut hatların beni kıyafetlerin üzerindeyken bile etkiliyorken bahçede öyle durman...delirtici ! Kıskanç bir adamım illa söylemem mi gerekiyor ?" Konuşurken yataktan kalkıp önümde durması normaldi. Ancak çırılçıplak durması hiç etik değildi çünkü dikkatim dağılıyordu.

Boğazımı nazikçe temizleyip yalnızca ve yalnızca gözlerine baktım.

-"Beni kıskanabilirsin ama mümkünse bunu incitmeden yaparsan...bende çıplaklık dereceme dikkat ederim. Olur mu ?" diye düz duru bir tonda sordum.

Bu konuya ciddi anlamda açıklık getirmezsek daha çok tartışırdık.

Kaşlarını düzeltip nefesini yüzüme üfledi.

-"Olur. Sana bağırmak istememiştim. Özür dilerim tekrar. " Elini omzuma oradan enseme çıkartırken beni çıplak göğsüne çekmişti.

İçimde bitmeyen meselelerden ötürü oldukça rahatsız şekilde ona yaslandım.

Ancak verdiğim sıkıntılı nefesten habersizdim. Elbette Kuvars fark etmişti.

-"Bana kızdığın başka bir konu var. Biliyorum." diyince ona bunu açıklamayacak olmamın rahatlığını hissettim. Çünkü ona seni boğacak kadar kıskandım diyemezdim.

Bu yüzden sessiz kaldım. Ancak göğsünden de kendimi çektim öyle kalmadım.

Saçımı kulağımın gerisine sıkıştırıp kıyafetlerimi göğsüme bastırmaya devam ettim.

-"Bir dergi için çekimdeydim. Seni üzecek hiçbir hareket yapmıyorum. Yemin ederim. Güzel aklından kendini üzecek herhangi bir şüphe geçmesin. Olur mu ?" diye sorarken yeniden bana yaklaşmış elleriyle yüzümü kavramıştı. Cümlesinin sonunda dudaklarıma minik bir öpücük kondurdu.

Kuvars'a olan güvenim tamdı. Ama çevresindeki kadınlardan emin değildim.

Bütün cemiyet , onun geniş iş dünyası ve muhtemelen ilgilenen herkes birlikte olduğumuzu biliyordu. Özellikle Defne'nin doğum gününde birlikte görüldüğümüz için kulaktan kulağa ulaşmıştır.

Bunlara rağmen ona ulaşmak isteyen kadınların sayısının çokluğunu ne yazık ki tahmin edebiliyordum.

Başımla onayladığımda dudaklarına güzel bir tebessüm peyda oldu. Burnunu burnuma sürtüp derin bir iç çekti.

-"Seni çok seviyorum ufaklık. Ve çok özledim. Gördüğümde söyleyemedim ama...bil ki özlemden içim kavruldu." diye fısıldadı.

Sanki kalbimi alıp sıkmıştı öyle nefessiz kalmıştım ki.

Kirpiklerime kadar titredim. Bir yandan utanıp kızardım. Sevgisi utandıracak kadar iyi hissettiriyordu.

-"Öfken beni hep böyle korkutacak mı ?" derken onun gibi fısıldamıştım. Sevgimi onun yaptığı şekilde aktarabilirdim ancak önce bunu halletmeliydik.

Siyaha çalan gözlerini kapatıp alnını alnıma yasladı. Teninden kendi kokumu almak muntazamdı.

Elleri incitmek istemez gibi saçlarımda nazik nazik gezdirdi. Ardından çıplak omzuma ve kaydı. Aldığı nefesin derinliğiyle hayal alemine girdim çıktım.

-"Seni üzmek en son isteyeceğim şey. Sen benim en değerlimsin. Kendimi kaybedip eğer tekrar seni kıracak olursam bana engel ol...çünkü şimdi ki gibi çok pişmanlık yaşarım." dedi boğuk sesiyle.

Yutkunup başımı eğdim.

-"Üzmek istemiyorsan...sinirine hakim olmalısın." diye kısık sesle düşüncemi söyledim.

Başını uslu uslu aşağı yukarı salladı.

-"Dikkat edeceğim. Söz."

Dudağımın kıvrılmasına izin verdikten sonra yanağını uzunca öptüm.

-"Giyineceğim." dedim geri çekilirken.

Maalesef herhangi kapalı bir bölüm olmadığından dolayı kıyafetleri yatağa bırakıp göz ucuyla Kuvars'a baktım. Tam şuan önünde çıplak kalmak benim çekinmeme sebep oldu.

-"Sende giyinsen ?" dedim nefesim göğsümü sıkıştırırken.

Kasıklarına inen v şeklinin belirginliği , kaslarının şişkinliği ve tanrım...dövmelerinin seksiliği aklımı başımdan alıyordu.

-"Neden ? Pek rahatsız olduğunu sanmıyorum. " diye munzur bir ifadeyle yaklaşıp arkamdan sarıldı.

-"Kuvars !" diye sızlandım.

Karnıma bastırdığı eliyle beni kendine yapıştırıp boynumu öpücükler kondurdu.

-"Ne yalan mı ?" diyip sokulmaya devam ederken havlu olmasına rağmen sertliğini hissettiriyordu.

Dirseğimle karnından ittirdim.

-"Git duş al hadi." dedim kurtulmak için.

İç çekip geri çekilirken yanağımı sertçe öptü.

-"Bu arada görmeyeli kilo almışsın. Fazla seksi olmuşsun !"

Banyoya giderken beni kıpkırmızı yapıp öyle girmişti. Dönüp ona bakamadım bile.

Edepsiz.

Odadan bir an önce çıksam iyi olur düşüncesiyle beyaz iç çamaşır takımını olabildiğince hızlı şekilde giyindim. Sonra ince gri eşofman altı ile üzerime tişört geçirdim.

Akşam yemeği sırasında evde herkes en rahat haliyle oluyordu. Buraya bırakıp geldiğimiz hayatımızdan farklıydık. Rahattık.

Ayağıma bir şey geçirme ihtiyacı duymadan yatak nevresimlerine giriştim. Yere dağılmış diğer eşyalarla birlikte kucaklayıp koridorda bulunan banyoya gittim. Evde çıt çıkmıyor oluşu beni öyle rahatlatmıştı ki.

Makineyi çalıştırıp yeni nevresimleri geçirmeye başladığım sırada Kuvars muhteşem bedeninden sular süzdürerek banyodan bana baktı.

-"Evde birisi var mı ?" diye sorunca başımı iki yana salladım.

-"Bavulumu alıp geleyim." dedi ve beline sardığı havluyu sağlamlaştırıp odadan çıktı.

O gelene kadar çarşafı sermiş ince pikeyle örtmüştüm.

-"Burada kalamazsın." dedim gözlerimi büyüterek.

Bavulunu odanın ortasına bırakıp açtı.

-"Niyeymiş ?" derken içinden kıyafet seçiyordu.

-"Ne demek niyeymiş ?! Evde ailen var. Hayatta olmaz." dedim başımı iki yana sallayıp.

Çıkarttığı boxerı gözlerime baka baka giyindi.

-"Ayarlarız güzelim dert etme." dedi umursamazca.

-"Ben kızları arayıp soracağım." dedim onun giyinmesini izlemek istemediğimden.

Aslında çok zevkli olurdu ancak kalbim dayanmazdı.

Telefonum altta kaldığından dolayı odadan çıkıp alt kata indim. Masadan telefonumu almış rehbere girmiştim ki evin kapısı gürültüyle açıldı. Konuşarak gülerek girenlerle karşı karşıya kaldım.

-"Bende sizi arayacaktım. Hoşgeldiniz. " dedim tebessüm ederek.

Kapıyı kapatıp bana imayla baktılar.

-"Hım...demek aklına gelmişiz. " diyen Elis'di.

Gözlerimi devirmemek için kendimi tuttum.

-"Rahat bırakın Loya'yı kızlar. Biz bir kaç malzeme aldık yemek beylerden olunca tatlı da bizden olsun dedik. Kuvars nerede bu arada ?" diye ekledi Meyra hanım bir yandan elindeki poşetleri kenara bırakırken.

-"Yukarıdaydı gelir şimdi." dedim utanmamaya özen göstererek.

-"İyi Korhan'lar da yolda geliyorlar. Mangalı hazırlamak için de Süleyman şimdi gelecek." dediği zaman zil çalmıştı. Kapının önünden çekilip açtıklarında ellerinde malzemelerle yan komşu Süleyman bey vardı.

Biz mutfağa geçtiğimizde Süleyman bey bahçede sabit olan mangalın başına gitmişti.

-"Loya ?"

Koridordan gelen sesle kızlar bana yandan yandan baktılar.

-"Mutfaktayım." diye geri seslendim.

Kuvars başını kapıdan uzatıp önce annesine sonra bana doğru baktı.

-"Bir şey mi istedin oğlum ?" diye sordu Meyra hanım et soslarını hazırlarken.

-"Yok anne. Gelsene biraz. " dedi bana bakıp başıyla işaret etti.

-"Hiç de ayrı duramıyor." Kuvars uzaklaştığında Defne benimle alay edince koluna vurup mutfaktan çıktım.

Yanaklarım alev alev merdivenin orada bekleyen Kuvars'ın yanına yürüdüm.

Yaklaştığım gibi belime sarılıp alnımı öptü.

-"Bir şey söyleyeceğim güzelim." diye mırıldandı yüzünü yüzüme yaklaştırıp.

Adım sesleri duyduğumuzda Kuvars ellerini çekmişti ama Meyra hanım çoktan görmüş tebessüm ederek salona dönmüştü.

Utançtan daha fazla kızaran yanaklarımı Kuvars'ın göğsünde sakladım. Saç diplerimi okşarken sonradan fark ettim ki gömlek giymiyordu. Kuvars gömlekle doğmuş gibi yaşayan bir adam olduğundan dolayı yadırgamıştım.

Beyaz yumuşak kumaştan yapılmış yakalı bir tişört giyiyordu. Oldukça büyük görünmesine rağmen omuzlarına yapışık haldeydi. Bu da Kuvars'ın geniş bedeni yüzündendi.

-"Ben...o an kendimi kaybettim ama farkındasın korunmadık."

Bunun gerçekliğiyle yüzleştiğimde hem utanıp hem endişelenmiştim. Fakat gözlerim irileşirken ne söyleyeceğimi bilemedim.

Galiba artık bu işi öğrenmem önlemimi almam gerekiyordu. Her defasında Kuvars'ın düşünceli olarak benden önce davranmasını bekleyemezdim. Çok utanç vericiydi.

-"Şey...ben...bende unuttum. " dedim kısık sesle. Aynı anda hızlı hızlı nefes alıp veriyor gözlerine bakamıyordum.

Sıcak dudaklarını burnumun ucuna bastırdıktan sonra omuzlarımı avuç içleriyle okşadı.

-"Sorun yok ben gidip bir eczane bulacağım. Bu defa Orhan'a aldırmam olur mu ?"

Utancımı gidermek için gülerek söylediğinde çoktan aklım gitmişti bile. Öyle güzel gülüyordu ki.

-"Ama nereye gittiğini soracaklar." dedim daha fazla endişelenerek.

-"İşim olduğunu söylersin bebeğim. Gelirim birazdan yorma kendini." Bırakamıyormuş gibi tekrar tekrar yanaklarımı öpünce kıkırdayarak sert göğsünü tuttum.

Zar zor evden çıkarken gülümseyen yüzümle arkama döndüm Meyra hanımla karşılaştım. Salondan çıkıyordu. Etrafta fazla duvar olmadığı için acaba duydu mu korkusu çekmiyordum çünkü bahçedeydi.

-"Kuvars mı gitti ?" diye sordu şaşırarak.

Başımı aşağı yukarı salladım.

-"İşi varmış gelecek."

Yüz ifadesi rahatladı.

-"Tamam canım." diyerek mutfağa girdi.

Peşinden girdiğimde hemen kızlara yardıma koyuldum. Birlikte üç çeşit tatlı yapıyorduk.

Çok geçmeden Sancar beyle birlikte Korhan da gelmişti ve Süleyman beyin yanında yer almışlardı. Ardından Süleyman beyin eşi Nisa hanım da geldiğinde her yerden ayrı bir gülüş sohbet sesi yükseliyordu.

Kendimi öyle ait ve mutlu hissediyordum ki durup dururken gülümsüyordum. Kızlarla önce atışıyor sonra kahkaha atıyorduk.

Elis'in de benden farkı yoktu. İkimizde sonradan dahil olduğumuz bu ailede kendi evimizden daha fazla rahattık.

-"Ya hep döktün ya !"

Elis dayanamayıp bağırınca Defne ile kenarda kıkırdayarak işimize devam ettik.

Korhan aldığı karpuzu kesmekte ısrar edince bir şey dememiştik fakat bütün fayanslar karpuz suyu ve çekirdeği olmuştu.

Mutfağın temizliğiyle ilgilenen Elis olunca patlayan da o olmuştu.

-"Tamam kızım temizlerim. Kulağımın dibinde ne cıyaklıyorsun ?!"

-"Çekil şuradan lütfen ben yaparım. " Elis aldığı nefesle üslubunu düzeltmişti ama dişlerini sıkarak Korhan'ı ittirmeye çalışınca kahkaha atmamak için dudaklarımı ısırdım.

Hayır o cüssesiyle Korhan'ı itekleyebileceğini mi sanmıştı ?

-"Yok. Bir yerini keseceksin senle mi uğraşacağız ?" dedi Korhan karpuzu dilimlemeye devam ederken.

-"Yere bir tane daha karpuz suyu damlarsa ben seni keseceğim !"

Savurduğu tehdite elinde tabaklar olan Defne kahkaha attı ve mutfaktan çıktı.

Salata kasesini aldığım zaman Korhan'ın onu umursamayan bakışlarını gördüm. Hatta ona ciddiye almadığını belirten şekilde ifadesiz bakmıştı.

-"Karşında emniyet amiri var farkında mısın ?"

Dudaklarımı ısırmayı bırakıp gülerek kapıdan çıktığımda Kuvars'la yüz yüze geldim.

Anında eğilip yanağımı öpmüştü. Saliselik olunca başım döndü.

-"Ne bu neşe ufaklık ?" diye sordu boğuk karizmatik sesiyle.

-"Hoşgeldin." dedim beni soluksuz bırakışını göz ardı edip.

Ah bu adam insanın aklını alıyor aklını.

Bir kaşını kaldırıp beni inceledi.

-"Hoş buldum. " dedi kısık tonda.

-"Aa Kuvars geldin mi ?" Arkamda Elis bir anda durunca yana doğru adım atıp Kuvars'a yanaştım.

-"Ver bana." dedi tekrar konuşarak. Peçete dolu olan eliyle elimdeki kaseyi aldı.

-"Sağ ol." diye mırıldandım.

Göz kırpıp gözden kayboldu.

-"Al bakalım. Her gün aynı saatte. "

Elinde fark etmediğim kutuyu kaldırıp avucuma koyunca sertçe yutkundum. Bakışlarım utanınca ifadesizleşiyordu.

-"Teşekkürler. " dedim fısıltıyla.

-"Niye geldin sen ? Ne güzel keyfimiz yerindeydi." Korhan mutfaktan iki büyük karpuz dolu tabakla çıkmış durmuştu.

Çıkar çıkmaz zaten elimi eşofmanımın cebine sokmuş ilaç kutusunu gizlemiştim.

-"Siktir git lan." dedi Kuvars anında değişen çehresiyle.

Korhan ağzının içinde bir şeyler geveleyerek uzaklaşırken yeniden Kuvars'a bakmak için başımı kaldırdım.

-"Herkes bahçede. Ben odama çıkıp geliyorum." dedim ve bir şey söylemesini beklemeden hızlıca odama çıktım.

İlacı içerken Kuvars'ın bu durumu itinayla atlamıyor oluşunu düşünüyordum. Elbette bende şuan böyle bir şeyi hiç ama hiç düşünmezdim fakat Kuvars...hiç mi istemezdi ?

Bunu öğrenemezdim. Soramazdım.

Ama işte aklıma takılmıştı.

İstediğimden değil de mesela yanlışlıkla beklenmedik anda oluverse tepkisi ne olurdu ?

Neyse saçmalıyordum.

Muhtemelen öyle bir ihtimal olsa bende hüngür hüngür ağlar ve istemezdim. Bunu Kuvars'a yormamalıydım. Beni düşünüyordu. Haklıydı.

İç çekip kutuyu çekmeceye sakladıktan sonra odamdan çıktım. Merdivenleri inerken yorgun olduğumu hissediyordum. Biraz uyumuş olsak bile vücudum daha fazlasını istiyordu.

Bahçeye adım attığımda ne yaptıklarına baktım. Korhan mangalı yelliyor , Süleyman ve Sancar bey etleri ızgaraya diziyordu.

Kadınlar ise masayı kuruyorlardı.

Benim huysuz sevgilim bahçe takımına oturmuş bir ayağı dizinde telefonuyla ilgileniyordu.

-"Yardım edeyim mi ?" derken masa tarafına yaklaştım.

-"Yok aşkım bitti zaten oturuyoruz." dedi Elis.

Oturacağım sırada kapının zilini duydum ve

-"Ben açarım." dedim.

İçeri geçerken kim diye düşünüyordum. Açtığımda ise Can karşımdaydı.

Beyaz dişleriyle sırıtırken sarı saçlarını düzeltti. Tamamen sarışın bir erkekti.

-"Hoşgeldin. " diye mırıldandım nezaketen.

-"Hoş buldum canım naber ?"

Kapıyı kapatıp mimiklerime hakim olarak ona göz ucuyla baktım.

-"İyiyim teşekkür ederim." dedikten sonra önünden yürüyerek bahçeye çıktım.

-"Nerde kaldın oğlum ?" Nisa hanım Can'ı sorguya çekerken aralarından geçip Kuvars'ın yanına doğru ilerledim. Bahçe oldukça sesliydi ve herkes kendi halindeydi.

-"Sen neden yardım etmiyorsun ?" Kastettiğim Sancar beylerdi. Bize yardım edecek hali yoktu.

Telefonunu kiliyleyip yanına bıraktı. Yüzü gergindi. Bu ifadesi memnuniyetsiz olduğu zamanlar yer ediniyordu.

-"Ne anlarım ben kızım ?"

Plaza beyefendisi tabii anlamaz benimki de soru !

-"Doğru senin elin hiç kirlenmez." dedim alayla. Ardından kendimi tutamayıp kıkırdadım.

-"Ne o hanımefendi beni yetersiz mi buluyorsunuz ?"

Konunun eğlenceli yere gidiyor oluşundan ötürü yavaşça yanına oturdum. Gülümseyerek bahçeyi izledim.

-"Alakası bile yok. Her konuda iyi olamıyormuşsun bunu öğrendim." dedim eğlenerek.

Kaslı uzun kolunu koltuğun arkasına doğru atıp heybetli bedenini hafifçe çevirdi.

-"En iyi olduğum konuyu daha tam gösteremediğimi düşünüyorum. Üzerinde çalışmalıyız. Ne dersin ?" Ailesinin duymamasına rağmen yakınımızdayken böyle bir cümle kurması beni tepeden tırnağa utanç içine düşürdü.

Gözlerimi büyüterek onu uyardım.

-"Edepsiz edepsiz konuşma." dedim fısıltıyla.

Gülümsemesi büyürken başını eğip diğer eliyle sakalını kaşıdı.

-"Ben en iyi olduğum derken mesleğimi kastetmiştim." dedi sonra kulağıma yaklaştı ve boğuk boğuk fısıldadı.

-"Ama senin aklın yatakta kalmış bebeğim. Bu çok tahrik edici. "

Tanrım !!

Kalp ritmimle beraber sıcaklığım havale derecesine artarken hızlıca oturduğum yerden kalktım. Avuç içlerim bile utançtan terlemişti.

Kuvars'ın bu halleri beni kesin öldürecekti.

Gülüşüne mi dayansam yoksa tavırlarının iç gıdıklayıcılığına mı karar veremiyordum.

Sadece beni deli gibi utandırsa bile nefesim her sıkıştığında ona daha çok aşık oluyordum , bunu biliyorum.

•••

Herkese iyi geceler çoğunuz uykudadır muhtemelen iyi uykular ❤😑

Sabah uyandığınızda bölüme kavuşmuş olun diye yazarınız uyumadı ve yazıp bitirdi.

Umarım beğenmişsinizdir.

Yorumları bekliyorum 🌸

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.