İçeriğe geç

BERCESTE

Bölüm 40 · 12 dk okuma

BERCESTE

Bölüm 40

40

•

İki gündür gülmeyen yüzüm için el birliğiyle hareket eden kızlar bugün havuz kenarını hazırlamışlardı.

Meyra hanıma falan belli etmemeye çalışsam da yalandan gülemiyordum. Canım sıkkındı.

Aklıma geldikçe tüylerim diken diken oluyordu.

Resmen tesadüfen görmüştüm ! İnsan bir haber verir ama nerde ?! Kadınların arasında neredeyse çıplak duruyordu ya buna nasıl delirmem mi ?!

Kıskançlık damarlarım tümüyle kabarmış beni çıldırmıştı.

-"Loya seni bekliyoruz !"

Balkonun açık kapısından kızların sesi gelince yataktan kalkıp saçlarımı yeniden düzgünce at kuyruğu yaptım.

Bugün Sancar beyle birlikte Korhan tanıdıkları eşliğinde yelkenli ile açılmışlardı. Ev haliyle biz kadınlara kalmıştı.

Bu yüzden dikkat çekici mayolarımdan birini giymekte tereddüt etmedim. Çünkü bir haftadır alışmıştım. İlk başlarda Sancar bey evde dinlenerek kalırken biz hep birlikte çıkıyorduk ve Meyra hanımla Korhan'ın yanında yarı çıplak durmak rahatsızdı.

Kızları daha fazla bekletmemek için giydiğim mayonun üst kısmını düzelttim. Modelini Elis rengini ben seçmiştim.

Mayoyu giyinmeden önce yüksek koruma faktörlü güneş kremi sürmüştüm. Bugün mayomun modelinden dolayı güneşin altında yanmamak tercihimdi.

Bundan önceki günler çoktan bronzlaşmaya başlamıştım.

Odadan telefonumu bilerek almadan çıktım. Kuvars bugünden beri beni bir kez bile aramamıştı. Sinir adam.

-"Canım geldin mi ? Ah mayonun rengi çok hoş."

Beyaz askılı elbisesiyle gözüme çarpan Meyra hanıma gülümsedim. Yaşına rağmen dış görüntüsü oldukça gençti.

-"Teşekkür ederim. Bende elbisenizi çok beğendim. " diyince gülümseyip döndü.

Birlikte bahçeye çıktığımızda Elis ve Defne bronzlaştırıcı küpüne düşmüş gibi parlıyorlardı.

Hasır şemsiye açık olan şezlonga Meyra hanımla birlikte oturduk. Elis soğuk ve alkol oranı düşük içkileri bardağa döküp servis etti.

-"Akşam için Sancar yan komşularımızı davet etmiş. Tutturdu mangal yapacağız diye her yeri duman saracak." Meyra hanım yüzünü buruşturup söylendi.

Yan komşular geldiğimiz günün ertesi günü hepimizi kahvaltıya davet etmişlerdi. Ebeveynler çok sıcakkanlıydı fakat onlarla tatile gelen oğulları can sıkıcıydı. Evet iyi birisi olabilirdi ama yakın davranma çabaları beni sıkmıştı.

Kimse de fark etmediği için müdahale etmiyordu. Yalnızca kızlar fark etmişti.

-"Et sevmez misiniz ?" diye sordum.

-"Severim. Severim de daha yeni temizlik yaptırdık duman kokusu sinince yine yapılması gerekecek."

Omuzlarımı silktim."Hep birlikte yaparız." dedim.

Gülüp bacağıma dokundu.

-"Sağ ol yavrum hiç kendimizi yormayalım tatile geldik. Havuza girelim mi biraz ?"

Meyra hanımla yan yana olunca kızlardan çok ikimiz sohbet ediyorduk. Özellikle yaptığımız bir şey değildi ama böyle olmaya başlamıştı.

-"Olur." diye mırıldanıp ayağımdaki terlikleri kenara bıraktım.

Havuza yaklaşıp suya bakarken arkamdan iki hainin beni suya atması bir oldu.

Çığlıklarıma kahkahaları karışmıştı.

-"Çok fena ödeteceğim !" dedim ama gülmekten kendimi alamadım.

Çok geçmeden ikiside yanıma atlayınca peşlerinden Meyra hanım girdi.

Biraz yüzüp mermere tuttundum ve tokadan çözülen saçlarımı geri ittirdim. Elis şişme figürün üzerine sırt üstü yatıp öyle kaldı. Defne de yanıma geldikten sonra mermere oturdu.

Kenardan destek alarak havuzdan çıktım. Vücudumdan sular süzerken yürüyüp bahçe masasına koyulan soğuk sudan aldım.

-"Bir şey söyleyeceğim."

Defne ufak adımlarla yanıma yanaştı.

Sessiz kaldım.

-"Cihangir bir yerden numaramı bulmuş. Mesaj atmış."

Gözlerimi büyütüp bardağı masaya koydum.

-"Cevap verdin mi ?" dediğimde başını olumsuz anlamda salladı.

Tam oflayıp ağzımı açmıştım ki bahçenin eve açılan kapısında bir beden belirdi.

Yüreğim göğüs kafesime sığmaz oldu.

Kuvars gelmiş.

-"Aa oğlum ? Bu ne güzel sürpriz ?"

Gözlerini birer kurşun gibi saliselik hızda delici etkiyle bedenimde gezdirdi. Kendimi çırılçıplak hissetmeme neden olan bakışları Meyra hanımla bölündü.

-"Çüş. Baskın yapmış gibi." diye fısıldadı Defne.

İlerleyip şezlongun üstünden tül elbisesini üzerine geçirdi.

Ayaklarımı yere sağlam basamazken dizlerim sanki boşalmış gibiydi. Derin soluklarla destek aldığım masadan uzaklaştım ve sertçe yutkundum.

Özlemden yanıp tutuşan ruhum çıldırmıştı. Koşup boynuna atlamak istiyordum.

Kokusuna günlerdir hasrettim.

-"Hoşgeldin abi."

Kupkuru kesilen dudaklarımda dilimi gezdirip gözlerine tutuldum. Simsiyah bir gömleğin altına yine siyah bir pantolon giyiniyordu.

Siyah onun üzerinde olmak için yaratılmıştı.

-"Hoşgeldin. " diye ağzımın içinde geveledim.

Konuşmasam Meyra hanım tuhaf karşılayacak ve sorgulayacaktı. Bunun olmasını istemediğim için istemeye istemeye söylemiştim.

Ona elbette hala kızgınım. Aslında kızgınlık değil de o kıskançlığın asabiyeti desem daha doğru olur.

-"Aç mısın annecim ? Yorgunsan dinlenebilirsin."

Meyra hanım mayosunun üzerine elbisesini giyinip onun yanına geçerken bende önünden yürüyüp şezlonglara ulaştım.

Bileğimdeki lastiği çıkarttım ve kollarımı kaldırıp ıslak saçlarımı tepede topuz yaptım.

-"Değilim." Buz gibi sesi benim içimi ısıtabiliyordu. Ama Meyra hanımı duraksatmıştı.

-"Peki...nasıl istersen." dedikten sonra geri dönüp yanıma oturdu.

Havuzun suyuna inen Elis , Kuvars'ı görünce bir bana bir ona baktı.

-"Hoşgeldin Kuvars. " diyerek havuzdan çıktı.

-"Sağol." dediğinde dişlerini sıktığını hissedebiliyordum.

Ona bakmayışıma delirdiğine adım kadar eminim.

İnatla bakmamayı sürdürdüm.

Katlı duran havlularımızdan birini alıp vücudumu kuruladım.

-"Yanıma gel Loya."

Sert sesiyle irkilip sıçradığımda o çoktan içeri geçmişti. Üç çift göz şaşırmış halde bana baktılar. Belli ki benim gibi onlarda bunu beklemiyordu.

Kuvars bağırır gibi söylediği için inadım körelmiş şekilde ayağa kalktım. Odadan üzerime bir şey almadan indiğim için mecburen böyle içeri girdim.

Burnundan soluyordu.

Korkutucu görüntüsüne bin kat daha fazlasını eklemişti.

-"Git şu üstüne bir şey giyin Loya. Hemen."

Korkudan aklım çıksa bile geri adım atmadım. Bu öfkesi şuan çok yersizdi.

-"Sesini alçaltır mısın ? Annen duyuyor." diye uyardım.

İleri geri yürürken parmaklarını saçlarından geçirip önümde durdu. Bakışlarının hedefinde göğüslerim vardı.

-"Siktirme bana sesini falan dediğimi yap. Sağdan soldan bahçeye bakıyorlar illa beni katil mi edeceksin ?!"

Yerimde tekrar tekrar irkilip gözlerimi yere eğdim.

Eğer beni ürkütmeyi başarmak istiyorsa bununla birlikte çok güzel kırmış başarmıştı.

Göz bebeklerime kadar titredim. Kuvars'ın bana böyle gözü dönmüş halde öfke kusması kalbime dokunmuştu.

Titreyen nefeslerimle göğsümde kesik kesik inip kalkarken sessizce iç çektim. Belki bu kadar hassas olmayabilirdim ama yapım böyleydi.

Özellikle böyle bağlı olduğum birisi olunca üç kat daha sarsıcı olmuştu.

-"Yüzüme baksana kızım !"

Dolmuş gözlerimle önümden çekilmesi için bilerek göğsünden ittirdim ve merdivenlere yöneldim. Hızlı adımlarla ulaştığım odamın kapısını kilitledikten sonra parmaklarımla burun kemerimi sıktım.

Hayır ağlamak istemiyorum.

Hayır.

O kadar gün özleyip bekledikten sonra böyle mahvetmesi mi lazımdı ?!

-"Aç şu kapıyı."

Sesi kendini tutarmış gibi sinirli şekilde kapının diğer yanından yükseldi. Kapı kolunu indirip duruyordu.

Sesimi çıkarmadım. Balkonun perdesini indirip banyoya girecektim ki kapıya insan üstü bir güçle vurunca kalbim ağzıma geldi.

-"Aç bak sinirleniyorum !"

Rezil oluyordum. Tek kelimeyle rezil.

Titreyen dizlerimle kapının yanına gittim. Zar zor kilidini çevirdiğim kapının arkasından durup çok az araladım. Alnında damarı belli olan yüzüyle bekliyordu.

-"Konuşmayacağım git." derken sesim titremediği için kendimi tebrik ettim.

-"Ya sabır."

Kapıyı ittirip içeri girdi ve kapattı.

-"Neyin afra tafrasını yapıyorsun ? Sana düzgünce üzerini giyin dedim ne var bunda ?"

Yanağımın içini ısırıp ona arkamı döndüm. Sinirden üzüntüden gözlerim doluyordu.

-"Düzgünlük bu mu ?"

-"Ne var ne dedim ?!" diye çıkıştı.

Kollarımı iki yanımda serbest bırakıp hızla ona döndüm.

-"Bağırıp durma !" dedim onun gibi sesimi yükselterek.

-"Sen avucum kadar şeyle dolaşıyorsun benim bağırmam mı anormal oluyor ?!"

Sanırım ilk resmi kavgamızı en hararetli haliyle gerçekleştiriyorduk. Ve bu inanılmaz üzücüydü.

-"Tamam sen burda dur bağırmaya devam et."

Kapıyı açacakken bileğimden çektiği gibi kendimi göğsünde buldum. Parmaklarını sardığı bileğimi ondan kurtarıp taş kesilmiş göğsüne vurdum.

Açtığım kapının önünde Meyra hanımla karşılaştım. Ama bana bakmıyordu. Sanırım odaya girecekti.

-"Sesin ortalığı ayağa kaldırdı. Ne diye bağırıp duruyorsun ? Kızı rahat bırak evde yabancı kimse yok. Gel Loya , Kuvars biraz sakinleşsin."

-"Anne-"

Meyra hanımın elimden tutup dışarı çekmesiyle kapıyı üstüne kapatması bir oldu. Odada öfkesiyle baş başa kalmış Kuvars'ı bıraktığımızda ondan korkuyordum.

Öfkesi korkutucuydu.

-"Daha çok sinirlenecek." diye mırıldandım merdivenleri inerken.

Elimdeki elini koluma çıkartıp sıvazladı.

-"Haksız olduğunu anlasın. Boşver sen üzülme." diyerek beni de bahçeye çıkarttı.

Dalgınlık içerisinde şezlonga otururken kızlar da karşıma oturdular.

-"Sanırım özlemek Kuvars beye yaramadı." diye kısık sesle konuştu Elis.

Ona içtenlikle katılıyordum.

-"Bunun babası da böyleydi."

Meyra hanımın yorumuna üçümüz birden gülüştük.

Bir kaç dakika onlara katılmaya çalıştım ama dudaklarımı kemirip yukarda bıraktığım adamı düşünüyordum.

Sırf bu pis huyu yüzünden hasret gideremedim !

Hem kızıp hem özlüyorum of !

-"Ben gidip duş alacağım. Bir de.."

-"Tamam git hadi bak dayanamazsın." Elis omzuma gülerek omzuyla vurduğunda yanaklarım pembeleşti.

-"Onunla ilgisi yok." dedim ve usulca ayağa kalktım.

Hala odamda değildir değil mi ?

-"Bizde kalkalım bari. Kızlar dışarı kahve içmeye mi çıksak ?" diyen Meyra hanım Elis ve Defne'ye bakıyordu.

-"Şey..." diye mırıldandım ve sustum.

Meyra hanım kısık sesle gülüp telefonunu şezlongtan aldı.

-"Sana sormadım hemen şekilden şekile girdin." demesiyle peşinden kızlar kıkırdadı.

-"Sizi baş başa bırakalım diyor annem."

Kaşlarımı çatmaya çalışıp eve giren üçlüye baktım. İyice dalga konusu olmuştum.

Yürüyordum fakat ayaklarım geri gidiyor bacaklarım titriyordu.

Niye böyle heyecan yapmıştım ki ?

Nefesimi tuttuğumu merdivenlerden çıkarken fark ettim. Önümden gidenler gülüşerek çıkarken ben nefes nefese kalmıştım.

Mayomun yakasından açıkta kalan göğsümü kaşıyıp elimle hava yaptım.

Odamın kapısı hala kapalı duruyordu.

Herkes çoktan odalarına dağılmıştı. Bende parmaklarım titreye titreye kapının kolunu indirdim.

Göğüs kafesimi içten içe yangına sürükleyen adam yatağımın ayak ucunda oturmuş sigara içiyordu. Dirsekleri dizlerine yaslı dururken bir eliyle alnını sıvazlıyordu.

İçim burkuldu diyecekken o görüntüler şimşek gibi önüme çakıldı. Yarı çıplakken bir kadının onu giydirmesi ve...tanrım elbette içi gitmiştir !!

-"Duş alacağım çıkar mısın ?" derken sesini mümkün olduğunca ifadesiz tutmaya çalıştım.

Konuşmadı.

Gözlerimi devirip kapıyı kapattım. Ona yapacağımı iyi biliyordum.

Evet belki biraz fazla cesaret ve müstehcenlik içeriyordu ama olsun.

Şuan onu deli gibi kıvrandırmak istiyorum.

-"Sana söylüyorum. Çıkmayacak mısın ?" diye direttim. Ama amacım elbette onu sinir etmekti odadan çıkartmak değil.

-"Çıkmıyorum lan çıkmıyorum ! Nasıl çıkartacaksın ?!"

Kaşlarımı düzeltip omuz silktim.

-"Keyfin bilir." dedim ve cam bölmeyi ittirip köşede yer alan duş kabinine ilerledim. Suyu açıp ılık olmasını beklerken ona asla bakmadan odaya geri girdim.

-"Ne yapıyorsun ?" diye daha alçak tonda sordu.

Terliklerimi yatağın kenarına bıraktım ve önünden geçerken nefesimi tuttum.

-"Gördüğün gibi." Tavrımın gıcıklığına ben bile ilk kez şahit oluyordum. Demek ki ona baya hırslanmıştım.

Ama içten içe hoşuma da gitmiyor değildi.

Arada camın olması banyonun net görünmesine hiçbir engel tanımıyordu.

Ayaklarımı duşun önünde yere sağlam basıp derin bir soluk aldım. Nefese ihtiyacım vardı.

Geri adım atmadan askılarını yavaşça indirdiğim mayoyu göğüs altımda bırakıp belindeki kemerini çözdüm.

-"Siktir ! Yapma kızım dalga mı geçiyorsun. Zorlama bak kötü olur. Otur şuraya konuşalım." Elini cama sıkıca yaslayıp hiddetle yükselip inen göğsüyle birlikte bağırmıştı.

Nasıl zorlandığına şahit olmak zevk veriyordu.

Başımı geriye çevirmedim. Nefesini duymak yetiyordu. Biraz daha bakarsam utançtan ölecektim.

-"Çıkmanı söylemiştim." dedim sanki umursamıyormuş gibi.

Önünde ikinci kez çıplak kalışımdı.

Mayomu sıyırdığım gibi ayaklarımda bıraktım. Ardından birer birer kaldırdığım ayaklarımla yavaşlığımı bozmadan suyun altına girdim.

Ruhum içimde haykırırken dışıma bir şey belli etmeyişim takdirlikti.

Dakikalar geçmişti ben nasıl yıkandığımı bile unutacak kadar Kuvars'ı düşünüyordum. Saçlarımdan akan köpükler yüzüme geldiğinde suyun altında yüzümü yıkayıp saçlarımı geri ittim.

Gözlerimi aralamamla dudaklarıma kapan dudaklar bilincimi yitirdi.

-"Sana zorlama demiştim. Şansını kaybettin."

Ne zaman soyunmuştu ?!

-"Hayır yapma istemiyorum." Yalan.

Göğsünden ittirmeye çabaladığımda avuçlarıma batan göğüs tüylerinden bile deli gibi etkileniyordum.

-"Ben istiyorum onu ne yapacağız ?" diye fısıldayıp alt dudağımı ısırırcasına kaptı.

Dudaklarıyla eze eze öperken elleri direk kalçama kaydı. Vajinam belki de ışık hızıyla sızlamaya başlamıştı.

Kalçamı iki eliyle birden sıkarak havaya kaldırdı ve sırtımı mermere yasladı.

Dudaklarına hasret kalmış dudaklarım aynı şehvetle karşılık verirken ellerimi ensesine çıkarttım ve istemsizce tırnaklarımı batırdım. Yüksek sesle inleyip sertliğini bana öyle bir bastırışı vardı ki başımı geriye doğru bırakmak zorunda kaldım.

Dudaklarımdan koptuğu saniye hiç boşluk bırakmadan boynuma indi. Bilincim yarı açık olmasına rağmen ısırmasına izin vermeden elimle başını ittirdim.

Göğüslerime kayarak büzüşmüş ucunu kavradı. Dilini gezdirip büyük bir açlıkla emmeye başladı.

Tanrım bayılacağım.

-"Kuvars..." dedim nefes nefese. Sonra utanmazca devam ettim.

-"Dayanamıyorum !"

Hırlarcasına çıkarttığı sesin beraberinde göğsümün çoğunluğunu sığdırdığı dişlerini geçirdi. İnleyerek saç diplerini aşağı çektim.

-"Bende sana dayanamıyorum." dedi inleyerek.

Su hala üzerimizden akıp giderken ani bir hareketle beni indirdi ve göğüslerimi soğuk mermere yasladı. Hissettiğim soğukluk inlememe neden olurken gerisinde daha içten inledim.

Karnıma koyduğu eliyle kalçamı belli bir derecede geri çekmişti. Bir saniyede kendini içime ittirdiği için gözlerim kapandı.

İnleyerek dudaklarımı ısırdım.

Zevkin doruklarında kavruluyordum.

Göğsünü sırtıma dayayıp boynuma dudaklarını bastırdı. Titreyen dizlerimle daha fazla ayakta duramayacağım derken geri çekilip yeniden sınırlarıma dayanması bana durdurulamaz bir enerji verdi.

Avuç içlerimi duvara dayayıp alnımı da bastırdım.

Hızlı darbelerle olağanüstü büyük organını sonuna kadar içime yerleştiriyordu.

Bu...bu çok fazlaydı. Titremeden duramıyordum. Sanki boşaldıkça boşalıyor gibiydim.

Kaslı kolunu göğüslerimin altından geçirip elini göğsüme koydu ve hafifçe sıkıp ucunu parmaklarının arasına aldı.

Ah sanıyorum ki öleceğim.

-"Çok güzelsin. Çok dayanılmazsın." diyip inleyerek kalçamı zorladı. Vajina duvarlarım olabildiğince onu kavrarken ıslaklığım sayesinde durmadan hızlı hızlı girip çıkıyordu.

Ama ben dayanamıyordum. Ayakta duramayacağımı anladığımda kendimi bıraktım. Fakat karnımda olan kolu beni sabit tutmuştu.

-"Hayır güzelim hayır." diye fısıldadı kulağıma.

Dakikalardır zevkin en büyük işkencesini yaşıyordum. İnsan yaşadığı zevke dayanamaz mıydı ?

-"Yoruldum." dedim nefes nefese.

Hassaslaşan tenim bedeninin altında adeta uyuşmuştu.

Omuzlarımı öperek kalçamı kendine yaklaştırdı. Başımı geriye attığımda dudakları boynuma ilişti. Dilini boydan boya gezdirirken yeniden yeniden ıslanıyordum.

-"Biraz daha..." diye mırıldandı doyumsuz tavrıyla.

Titreyerek kendimi ona bıraktım. Doymak isteyen kimdi ?

Bir eli hala göğüslerimi yoğururken diğerini belimden karnıma oradan aşağıya vajinama kaydırdı. Kendi doluluğuyla şişmiş vajinamın üst noktasına parmaklarını bastırdığında kendimi kaybedercesine bağırdım.

Sırtımın orta noktasına bastırdığı dudaklarını çekip çenesini omzuma koydu.

-"Sesini duymak istiyorum." derken temposunu içimde daha fazla olabilirmiş gibi arttırdı.

Aynı anda iki parmağının baskısı ve okşama hızı arttığında kollarına tutunarak çığlık çığlığa inledim. Benimle birlikte gırtlaktan yükselen inlemesi sesime karışırken nihayet boşalmıştı.

Nefes nefese duvarla bedeni arasında sıkıştım. En az benim kadar soluksuz kalmıştı.

Yavaşça içimden çıktığında titreyen bacaklarımı birbirine bastırdım. Kuruyan dudaklarımdan akan suyun varlığını bile unutmuştum.

Nefeslerimiz düzene girdiğinde sessizce anlaşmış gibi yan yana yıkanıp temizlendik. Son kez köpükleri arıttığımda kollarını belime dolamıştı.

-"Seni yatağa götürmemi ister misin ?" diye sorunca başımla onayladım.

Vücudumu kendine çevirdi. İlk önce dudaklarıma dudaklarını bastırdı sonra kucakladı.

Geçerken asılan havlulardan birini aldığında beni koymadan havluyu yatağa attı. Bedenimi koyup bana tepeden siyaha çalan gözleriyle baktı.

Yutkunduğunu işittim. Yalnızca yüzüne ve üst gövdesine bakabiliyordum. Sonra yavaş yavaş nefeslerim sıklaşa sıklaşa gözlerimi aşağı kaydırdım. Karnına doğru duran inanılmaz sertliğiyle karşılaşmıştım.

Ah bu gerçek mi ?

Ve benim içime gerçekten girebiliyor mu ?

Vajinamın şuan böylesine sızlamasının sebebi bariz belliydi.

Dudağımın kenarını ısırdığımda gergin yüzünden ürkütücü bir gülümseme belirdi. Bir dizini yatağa yaslayıp üzerime eğilirken havlunun ucunu tutmuştu.

-"Evet sana ait. Ama öyle bakmaya devam edersen molamız beş dakika bile sürmeyecek." demesiyle vücudumu ateşe bıraktı.

Su damlaları olan vücudumu havluyla özenerek kuruttuktan sonra bedenimi hafifçe kaldırdı ve havlunun kullanmadığı kısmıyla saçlarımın ıslaklığını aldı.

Böyle şefkat göstermesinin beni eritiyor olduğunu tabiki görüyordu.

Ama masumiyeti fazla sürmedi. Kendisini kurutma gereği bile duymadan dizlerimi tutup iki yana ayırdığı gibi bütün gücüyle içime girdi.

Gözlerim yerinden çıkacak gibi oldu. Yatakta gücü yüzünden geri kayarken vajinamın kuruluğu sebebiyle dehşet bir acı çekmiştim.

İnleyerek kekeleyerek ismini sayıkladım. Durması için tırnaklarımı omuzlarından sırtına kaydırırken yaklaşık beş saniye içinde anlamadığım şekilde gevşemiştim.

Bir saniye önce acı çekip iki saniye içinde zevkten kıvranmam normal miydi ?

•••

Merhabaaa 🔥

Biz seksin kitabını yazarız diyormuşum jajsjs

Zaman aşımına uğramasın nefesimiz kaldığı yerden kesilmeye devam etsin derseniz bir sonraki bölümden devam edebilirim hahajas

Nasıl buldunuz ama gerçekçi olun lütfshsj

Biraz tartışsınlar derken içimdeki müstehcen tarafım kabardı ve olayı sevişmeye bağlamak istedim. Tartışmalarına sonra devam ederiz.

Bu arada medyaya mühteşem bir fotoğraf bırakmıştım lakin watty ekibi tarafından uyarı almamak için kaldırmak zorunda kaldım. Banyodaki hallerini yansıtan bir kareydi siz hayal edersiniz shsj

Yorumlarınızı bekliyoruum 🔥❤

Bölüm sonu

1 yorum

  • Kuvars en nefret ettigim erkek tipi.Herseyi burnunuzdan getirir.Allah benden uzak tutsun insallah