İçeriğe geç

BERCESTE

Bölüm 39 · 12 dk okuma

BERCESTE

Bölüm 39

39

Bu adamın profiline girince çıkamıyorum bir fotoğraf seçip çıkmak çok zor oluyor jsjks

Ve bu bölüm biraz gözümüz gönlümüz açılsın diyerek fazlaca beyefendiyi konuk olarak yerleştireceğim.

•

Planlanan tatile çıkmadan önce Defne'nin ve Elis'in bitmeyen enerjisiyle sonsuz bir alışveriş yapmıştık.

Onlardan arda kalan zamanımı ise sevdiğimin kollarında geçirmiştim. Bir haftanın sanırım dört gecesinde birlikteydik geri kalan üç akşam Kuvars'ın toplantıları olduğu için ayrı kalmıştık.

Ve şey o dört gece oldukça masumdu.

İkimizin içinde tutku hep harlıydı hep alevlenmeye devam ediyordu ama bana verdiği şefkatle öyle rahatlıyordum ki çok güzel zaman geçiriyorduk.

Sonra güzel bir tatilin başlangıcı için mecburen ayrılmıştık.

Üzücüydü ama kızların enerjisiyle öyle dolmuştum ki geçireceğimiz günler için heyecanlıydım.

Bugün de o günlerin ilk günüydü. Dolu dolu getirdiğimiz bavulları büyük dolaplara yerleştirmiş dinlenmek için yorgunluk kahvesi yapmıştık.

-"Oo hanımlar bize yok mu ?"

Sancar beyin mutfağa girmesiyle oturuşumu düzeltip gülümsedim.

-"Hayatım bahçeye doğru seslendim ama duymadınız." dedi Meyra hanım.

-"Süleyman akşam için dolaşalım diyordu onunla konuştuk biraz."

-"Yan komşumuz. Yazlığı aldığımızdan beri dost olduk." diye açıkladı Meyra hanım bizim için.

-"Bende bir kahveye hayır demem." Korhan mutfağa koklayarak girince sandalyeden kalktım.

-"Hemen yapıyorum. " dedim tebessümle.

-"Bize katılın." dedi Meyra hanım. Ve ikisi de masada yerini aldı. Elis çekingen tavırlarıyla sessizliğini koruyordu.

-"Sen neler yapıyorsun Elis ? Umarım tatil boyunca bizden sıkılmazsın."

Kahvelerini yaparken Sancar bey Elis'in ortama ısınması için sohbet edişini dinliyordum.

Hazır olunca verip yerime oturdum.

-"Ellerine sağlık kızım." Söylediği sıcacık kızım kelimesine vücudum kasılıyordu. Babam dahi bana böyle duygu yüklü kızım dememişti.

-"Afiyet olsun." diyip soğumaya yüz tutmuş kahvemin son yudumunu içtim.

Defne fincanları makineye koyarken bizde hep birlikte oturma odasına geçmiştik. Sanırım ilk gün hepimizin üzerinde hava değişiminden dolayı ağırlık vardı.

-"Bu akşam yemek hazırlamasak dışarıda yesek nasıl olur ?"

Ortaya atılan fikirler arasında benim aklıma düşen Kuvars oluyordu. Aramızda olması gerekenlerin en başında gelirken kendini kalabalıktan uzak tutmaya çalışıyordu.

Akşam saatine kadar biraz salonda biraz bahçede sohbet etmiştik. Artık hepimiz acıkmaya başladığımız için hazırlanmaya odalara dağıldık. Yazlık o kadar büyüktü ki herkese yetecek hatta artacak odalar bulunuyordu.

Ve benim kaldığım oda çok güzeldi. Kapının arkasında kalan boydan boya devasa dolap , ortada büyük bir yatak ve karşısında kocaman cam vardı. Küçük balkonumdan aşağıdaki havuz görünüyordu. Yatağın diğer tarafında ise araya camla paravan oluşturulmuş banyo bölümü vardı.

Olabildiğince hızlı bir şekilde duş almıştım çünkü hava çok sıcaktı ve saç diplerim terlemişti.

Çok hafif olarak yaptığım makyajım biterken saçlarım çoktan kurumaya başlamışlardı. Fön makinesiyle dümdüz kurutup açık bıraktım. Artık akşam çöktüğü için hava daha az bunaltıcıydı.

Altıma dantel beyaz bir tanga giyinip askıdan lila rengi desenli elbisemi çıkarttım. Giyindiğimde bu rengin bana yakıştığını fark ettim. Git gide bedenimin kilosu da yerine geldiğinden dolayı hatlarım dolgunlaştıkça giysiler daha yakışır geliyordu.

Yazlık alışverişimizde benden çok kızlar benim için kıyafet seçmişlerdi. Özellikle üçümüzün bikini ve mayolarını Elis seçmişti. Hepsi birbirinden güzeldi.

-"Hazır mısın kuzucuk ?"

Elis'in kapının diğer yanından gelen sesiyle aynadan bakışlarımı çektim.

-"Evet !" diye seslenirken ayağıma elbiseme uygun terlik seçiyordum.

Kapıyı aralayıp aradan baktı. O da benim gibi desenli ince askılı elbise giyiyordu.

-"Hadi çıkalım o zaman."

Çantamı alıp odadan çıktıktan sonra yazlığa yürüme mesafesi olan deniz kenarı bir restorana gittik.

Kuvars'ın olmayışı beni çok keyifsiz yapıyor olsa bile galiba en anlamlı tatilin tadını çıkarmaya özen gösterecektim.

'

Kuvars Soysal

Aynı yerde aynı hatayı defalarca yapıp delirmeme çok az kala kalemle birlikte proje kağıdını çöpe bastım.

Yok.

Dikkatimi toparlayamıyordum.

-"Gelebilir miyim ?"

İç çekip geri yaslanırken başımı salladım.

Masaya bıraktığı kahveyle gitmesini beklediğim gitmeyince sinirli soluklarım arasında başımı kaldırdım. Konuşarak yorulmadan gözlerimden geçeni anlayacağını biliyordum.

-"Yardımcı olabileceğim bir konu var mı efendim ? İyi görünmüyorsunuz ve-"

Elimi kaldırıp işaret parmağımla kapıyı gösterdim.

-"Çıkabilirsin." dedim.

Topuklarının üzerinde dönüp gittikten sonra kapıyı kapattı. Loya'dan uzak kalmam yetmiyormuş gibi üstüne en iyi asistan olan Hande işi bırakınca iyice sinirlerim gergindi.

Yerine seçilen Ebru denilen kızla henüz alışma aşamasındaydık. Üç gündür işini iyi yapıyor gibiydi ama fazla konuşma girişiminde bulunuyordu.

Teninde , dünyanın yükünü attığım kadın olmayınca gittikçe asabileşiyordum.

Özellikle o tenin tadını alıp bırakmak ızdırap gibiydi.

Tanrım !

Hatırladıkça delirir gibi oluyorum. Daha doyamamıştım bile !

Bu yaşıma kadar yaşadığım en zirve duygularımın üstüne çıktığı bir gece geçirmiştik. Loya'nın enfes vücudunun altımda kıvrandığı saatleri gözümün önüne getirmek dahi sertleşmeme neden olurken elimle alnımı sıvazladım.

Günler onsuz nasıl geçecek hiç bilmiyorum.

Muhtemelen daha fazla dayanamayıp yanına gideceğimden eminim. Fakat herkesin içinde orada kalmak istemiyordum. Uzun süredir yalnızlığa alışkındım. Oraya gidip Loya'yı alabilir herhangi bir otelde kalabilirdim. Ama o zaman annemin sözlerini çekemeyecektim. Yüksek oranda kırılacaktı.

Diğer yandan Loya'nın benim sevmediğim kalabalıkta mutlu olduğuna adım kadar eminim. Yaşayamadığı samimiyeti bulduğu yerde yüzü daha sıcak gülüyordu.

Onu yanlarından koparmak istemiyordum.

Yani çözüm noktası benim Loya için dayanmama varıyordu.

Biraz daha güzel yüzünü düşündüğümde kendimi toparlayıp yeni bir kalem aldım. Fincanı kenara ittim ve daha fazla dağılmama olanak vermeden kendimi odakladım.

Aradan geçen saatlerde istediğim sonuca ulaştığımda kapı tıklatıldı.

-"Gel." diye seslendim pürüzsüz tonda.

Ebru girince gözlerimi kapıdan çektim.

-"Çağlar Aksu geldi efendim."

-"Gelsin." dedim ve kravatımı düzeltip kalemi masaya bıraktım.

Yatırım konularında uzun uzadıya konuşurken saatin nasıl geçtiğini anlamamıştım. En son masada titremeye başlayan telefonun ekranında kalbimi de titreten isimi görünce uzanıp aldım.

-"Sanırım ayrıntılar bitti. Daha sonra tekrar konuşuruz." dedim çıkması gerektiğini bakışlarımla gösterirken.

-"Elbette Kuvars bey. İyi akşamlar. "

Kapıyı kapatır kapatmaz aramayı yanıtladım.

Arkadan gülüşme sesleri işittiğimde ayırt ettiğim kadarıyla Loya değildi. Kızlar olmalıydı.

-"Açmayacaksın sandım." Ruhumu hafifleten güzel ses.

-"Olur mu hiç güzelim ? Ne yapıyorsun bakalım ?" diye sordum ayağa kalkarken.

Bir kaç adımla sigara odasına girip kapıyı kapattım ve koltuğa oturdum.

-"Güneşleniyoruz. Mesaj atmıştım dönmeyince aramak istedim."

Aklımı birbirinden farklı düşünceler istila ederken daha önce böyle bir yoğunlukta hisler hissetmemiştim.

-"Nerede ?" derken sesimin tonundan habersizdim.

İç çektiren vücudunu yarı çıplak düşününce beynim sanki kaynamıştı.

-"Bugün Korhan bizi güzel bir kumsala getirdi."

Şerefsiz.

Ona belki de güvenmem gerekirdi ama kardeşimizi bile koruyamamışken benim en değerlimin yanında bulunmasına çileden çıkıyordum.

-"Yanına Volkan'ı göndereceğim. O göt Korhan'la bir yere gitmeyin anladın mı Loya ?!" diye sesimi yükselttim.

Ona zerre güvenim yoktu.

Sessiz kalınca kaşlarımı çatıp sigara yaktım.

-"İstemiyorum Kuvars. Kontrolün dahilinde olsun istiyorsan sen gel. Ama ben başımda bir koruma istemiyorum. Ve Korhan bize gayet yardımcı oluyor."

Hay sikeyim yardımını.

-"Kızım niye inat ediyorsun ? Ayrıca...umarım ultra bir çıplaklıkta değilsindir. Senin vücudunda gezinen her gözü oymamı istemiyorsan doğru düzgün giyin."

Lanet olsun.

Oturduğum yerden ne kadar sahip çıkabilirim ki ?!

-"Kuvars beni fırçalamak için mi telefonu açtın ? Neyse beni çağırıyorlar sonra görüşürüz. Sende o sırada sakinleş." dedi ve yüzüme kapattı.

Elimde sıktığım telefonu koltuğa fırlatırken aynı anda dişlerimi de sıktım.

Bu siktiğim tatil nerden çıkmıştı ?!

Ne güzel yanımda duruyordu. Gel de sakin ol !

Kumuna denizine söve söve bitirdiğim ikinci sigaradan sonra kalkıp odamdan çıktım.

Ebru'nun arkamdan söylediklerine takılmadan asansörün tuşuna bastım.

-"Yarın dergi çekimleri var. Hatırlatmamı istemiştiniz."

Ah siktir bir de bu zırzırlı işle uğraşacağım.

-"Tamam." diyip asansöre girdim.

Dergi yurtdışında ünlü bir simgeydi. Bu ay benim olmamı istemelerinin sebebi ufak boyutu geçerek büyüdüğüm için iş dünyasında dikkat çekiyordum. Haliyle konu olmam mühimdi.

Magazinde gündem olma sebeplerim çoğunlukla servet , iş disiplinim , başarılarım ve çoğu alanda bir söz hakkına sahip olmamdı.

Eh biraz da dış görüntüm dikkat çektiği için aranan yüz olmuştum.

-"Orhan bir rakı balık yapalım. "

Arabaya biner binmez aklımı dağıtacak bir neden aradım.

-"Tabi abi nasıl istersen."

İçin için özlemi artan yeşil gözleri kalbime hapsedip onu göreceğim güne kadar beklemeye koyuldum.

Ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla çıktığım koşudan döndükten sonra duş almış şirkete geçmiştim. Bakmam gereken bir kaç işin sonrasında Ebru ve Orhan'la dergi ekibinin beklediği binaya geldik.

Eski bir virane binaydı.

İçeri girdiğim an yanıma doluşan insanlardan dolayı çoktan bunalmıştım.

-"Bana verin isterseniz."

Telefonumu Ebru'ya verdikten sonra deri sandalyeye oturdum.

Herifin biri saçlarımla uğraşırken gerilmiş halde bekliyordum. Birinin bana dokunmasından oldukça nefret ederdim.

Tabi bu Loya haricinde. Nasıl olduysa o daha ilk başta temasıyla beni hiç rahatsız etmemişti.

Saçlarıma verdiği özenilmemiş şeklin bitmesini beklerken ağıran alnımı ovaladım. Dün rakıyı fazla kaçırınca getirisi baş ağrısıydı.

-"Bu taraftan."

Bir kadın önümde durunca onu takip ettim. Odadaki diğer herkes çıkarken sadece sürekli fotoğraf çeken bir eleman ve Ebru'yla Orhan kalmıştı.

-"Önce bunu deneyelim." Kadın gözleriyle her yerime ayrı bakarken bir erkek olarak rahatsız olmamın tek nedeni aklımdaki kadındı.

Elini ceketime atınca bileğini tuttuğum gibi indirdim.

-"Ben yaparım." diyip aralık kalan dudaklarımı birbirine bastırdım.

Ceketimi çıkartıp Orhan'a baktım. Yaklaşırken ona doğru attım.

-"İzin verirseniz benim görevim."

Beni soymak mı görevi amına koyayım bu nasıl görev ?!

-"Ben yaparım dedim." diye tekrar ettikten sonra kravatımı çektim çıkarttım.

Bu durumdan rahatsız olarak elimden kravatımı alıp askıya koydu. Kol düğmelerimle birlikte gömleğimi çıkartırken karşımda durmuş beni izliyordu.

Belli ki işine önem veren birisiydi fakat karşısında ben olduğum için yutkunma sesini işittim.

Aynaya doğru dönüp gömleğimi tamamen sıyırdım. Gelen öksürük sesiyle Ebru'ya öylesine bir bakış atıp önüme baktım.

-"Kuvars bey , Defne hanım arıyor." dedi Ebru.

-"Konuş." dedim. Önemli bir şey vardır diye.

-"Görüntülü ama efendim."

Bıkkınlık içeren bakışlarımı görünce nefesini üfleyip telefonuma geri baktı.

Askıdan beyaz yumuşak kumaşlı bir gömleği alan kadın arkama geçtiğinde aynadan sakince ona baktım. Aynı anda kollarımdan geçirip omuzlarıma doğru gömleği bıraktı.

-"Küçük gibi mi ? Aslında size göre dikildi ama..." Kendi kendine konuşurken koluma dokununca geri adım attım.

Yeniden önüme geçti ve gömleğin yakasını dikleştirdi.

-"Abi ?"

İleri doğru baktığımda Ebru yaklaşmış telefonun ekranını bana doğru tutuyordu.

-"Bir şey mi oldu Defne ?" diye sordum.

Kadının dokunuşlarından yeterince gergindim.

-"Şirkettesindir diye düşünerek aradım ama...farklı bir sektöre mi girdin ?"

Gözlerimi devirip gömleğin kol düğmesini ilikledim. O sırada kadın kravat yanımda kravat seçip gömleğin üstüne koyarak bakıyordu.

-"Saçmalama istersen." dedim duyacağı yükseklikte.

Gülüşünde farklı bir his sezmiş olsam bile üstüne düşmedim.

-"Şey Loya görmeden kapatayım ben." dedi ve sinirlerimi zıplatan derecede güldü.

Kaşlarımı çattım.

-"Ne alaka Defne ? Boş konuşma." dedim ve boynumda gezinen eli hafifçe ittirip ensemi kaşıdım.

Alt tarafı sikik bir kravat seçecek !

-"Ben takarım." dedikten sonra elindeki siyah kravatı boynuma atıp aynaya döndüm. Gömleğin uç kısmını düzeltirken Loya'nın sesi vücudumda garip bir ürperti yarattı.

-"Ne oluyor ?"

Başımı çevirip baktığımda içimden okkalı bir küfür savurdum.

Siktir.

Görüş açımda aşağı eğilirken görünen dolgun göğüsleri vardı.

Siktir.

Bununla milletin yanında mı dolaşıyordu ?!

-"Ne yapıyorsun ?" Belli ki telefonu Defne'nin elinden çekmiş almıştı ki güzel yüzü gözümün önündeydi.

-"İş." derken fena halde sinirliydim.

Hasretinden yanıp tutuştuğum dudağını ısırdı.

-"Kuvars bey yetişmemiz gereken bir çekim var ve beni sürekli engelliyorsunuz." Varlığını unuttuğum kadın bana ters bir ton kullanarak kravatı düzeltti hızla yakalarımı aşağı indirdi.

Tam dudaklarımı konuşmak için aralamıştım ki aramayı sonlandırınca içimden sabır çektim.

Kadın milletini anlamak cidden zor.

-"Evet hazırsak başlıyoruz !"

Her dakikasında neden burada olduğumu sorgulayarak geçirdiğim bir olaya giriştim.

-"Bir dakika." dedikten sonra Ebru'dan telefonumu alıp camın önüne doğru ilerledim.

Arayıp ulaşamamak meselesinde en fazla öfkelendiğim insan Loya'ydı.

Ve şuan bütün bedenimle asabiydim.

Açılmayan telefonu masaya sertçe bırakıp odadan çıktım.

Geçip giden saatlerde sürekli olarak kıyafet değiştirmekten bıkkınlık gelmişti. Emir yağdırmaya alışmış adam bana söz geçiremeyeceğini anladığında yumuşak diliyle dumam gereken pozisyonları söyleyip duruyordu. Bende aksine kasmadan bir an önce bitsin diye kendi halimde duruyordum.

Aynı kadın bana yaklaşıp gömleğin bir kaç düğmesini açarken verdiği nefesi almamak için başımı çevirdim.

Benim ufaklıktan başkasının dokunması işkenceydi.

-"Ceketi markası görünecek şekilde bırak. Kuvars bey sizde oldukça rahat kalın lütfen."

Adama tepki vermeden deri koltukta geri kaydım. Üzerimde olan onlarca kadının bakışlarından bir hayli rahatsızdım. Belki de bu en alışık olduğum bir şeydi ama işte işler değişince insan yadırgıyormuş.

-"Evet ! Mükemmel !"

-"Kapak çekimine geçiyoruz. Kuvars beyi son kostümünü giymesi için kulise alın hemen."

Bir türlü bitmeyişine türlü türlü söverek sandalyeye oturdum.

Yeniden saçlarımla uğraştıkları sırada Loya'nın numarasına tıkladım. Orhan'ın yakıp uzattığı sigarayı dudaklarıma yaklaştırdığımda nihayet açabilmişti.

-"Nerdesin sen ? Sabrımı mı sınıyorsun kızım ?" Sesimi yükseltmeyeyim derken etrafıma yaydığım gerilimden odadakiler dönüp baktı sonra işlerine döndüler.

-"Hayır." Rahatlığına sinirden güldüm.

-"Delirtme beni." dedim dişlerimin arasından.

-"Ne münasebet canım ? İşinizi bölmek istemedim."

Bu ne sikim bir tavır ?

-"Bir daha aradığımda ulaşamazsam münasebetimizi tekrar anlatırım." derken kısık tonda konuşup sigaradan bir nefes çektim.

-"Gerek yok gibi. Yeterince yakın münasebetler kurulmuş. Başka bir şey demiyorsan kapatıyorum işimiz var." Loya daha önce sergilemediği bir tavır koyuyordu. Bu yüzden çözemiyordum. Zaten kadınları anlayacak kadar fazla zaman geçirmediğim için iyice çıkmaza düşüyordum.

Ne olmuştu şimdi ?

-"Seni arayacağım." dedim ve kapattım. Elimin içinde sıktığım telefonu indirirken saçımla uğraşan adamın ellerini ittirdim.

-"Yeter tamam." diyip ayağa kalktım.

Başını sallayıp bakmadan odadan ayrıldı.

-"Üzerinizi değiştireceğiz." Kadın yaklaşırken göğsümü şişirdim.

-"Beş dakika verin. Hadi." Çenemle kapıyı gösterdiğimde Ebru da dahil olmak üzere odadan çıktılar.

Yeni bir sigara yakıp sakinleşmeyi bekledim ama Loya'nın benimle konuşma tarzı yüzünden kafayı yemiştim.

Şuan daha iyi anlıyorum ki bu kız hayatıma girdi gireli sakin ve geçimi olan bir adama dönüşmüştüm. Öncesinde nasıl çekilmezdim Allah bilir.

-"Yakın münasebet kurmuşsun ne amına koyayım ?! Karakteri değişti sanki konuşmalara bak !" diye bağırdım Orhan'a bakarak.

Masaya yaslanıp kaşlarını kaldırdı.

-"Yani abi...yanlış anlamazsan eğer sen pek kavrayamadın gibi geliyor. " diyince elimi hırsla kaldırıp camın kenarına yasladım.

-"Neyi kavrayamadım lan ? Salak mı diyorsun bana ?" dedim öfkeyle.

-"Estağfurullah abi öyle demek istemedim. Yenge şimdi seni öyle görünce...hani nasıl desem kadınlar kıskanır. Sende kıskanılmayacak gibi değilsin abi."

Sigarayı dudaklarımda bırakıp ensemi kaşıdım ve saçımı düzelttim.

Aklımı karıştırdı pezevenk.

-"Nasıl yani ? Niye kıskanacak oğlum ?"

Loya'nın kıskanacak olmasının düşüncesi bile ergen çocuklar gibi terlememe sebep oldu.

Orhan gevrek gevrek gülünce etrafta ona atacak bir şeyler aradım.

-"Gülme lan gevşek !" diye bağırdım.

-"Abi sende cin gibi adamsın nasıl anlamıyorsun ? Gönül işlerine çok vaktin olmadı ondan galiba. Şimdi hatunlar sana yandığı için , yenge de bunu biliyordur. E kadın sana o kadar yakınken sende yarı çıplaktın. Anlatabildim mi ?" dedi el kol hareketleriyle.

Jeton düştüğünde Loya'nın hırçın bir kedi gibi davranma sebebini daha net anlamış oldum.

Kendimi ona o kadar ait hissediyordum ki kıskanılacak bir yön kalmamış gibiydi. Yani diğer kadınları gözüm görmüyordu bile.

Elbette ben onu deli gibi kıskanıyordum. Fakat onun beni kıskanması daha farklı hissettirmişti.

Galiba insan kaç yaşında olursa olsun sevilmeye ihtiyaç duyuyordu. Aile sevgisinden ayrıydı.

Dünya çapında elde ettiğim bütün başarıların yanında onun küçük kalbinde yer aldığımı bilmek her şeyi silip atmaya yeterdi.

Ve o saniye kısa süre içerisinde yanına gitme kararı alınca siniri gerginliği unutuverdim.

•

Buyrunuz kapak fotoğrafımız.

Kalbimize kapak oluşunu hissettik mi ?

Bölümü nasıl buldunuz ? 🌸

Çiftimizi çok fazla ayrı bırakmaya gönlüm el vermedi.

Gelişmeler sizce nasıl olmalı ? Aralarında ateşli zamanlar hariç ne yaşanmasını istersiniz ?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.