İçeriğe geç

BERCESTE

Bölüm 30 · 11 dk okuma

BERCESTE

Bölüm 30

30

Medyanın üstüne konuşmaya bile gerek yok diyorum ajsjs düşen kenara geçsin

•

Yüreğim gidip boynuna koş derken ayaklarımda külçe külçe ağırlık varmış gibi hareket edemedim. Benden önce gören annesi soluğu onun yanında alırken bizim gözlerimiz hala birbirine kenetliydi.

Sanki yıllardır hasret çekiyormuş gibi baktım.

Özlemim gördüğüm yerde katlanarak artmıştı.

Titreyen soluğumu dışarı verirken annesinin sarılışına karşılık vermeden ona ters bir bakış atmıştı. Çok geçmeden Defne de hızlı adımlarla yanına gitti. Kollarının arasına girdiğinde kalbime amansız bir ağrı saplandı.

Şimdi burada sarılmak için hıçkıra hıçkıra ağlayabilirim.

-"Medeni halini burada bozamaz şimdi içinde fırtınalar kopar." Korhan hala dalga geçercesine konuştuğunda kendime gelebildim.

İrkilerek kollarından ayrıldım.

Boğazımdaki yumru yok olsun diye üst üste yutkunuyordum. Ağır adımları salonu biraz da içimi titretircesine buraya yöneldiğinde dizlerimin bağı çözülmüştü. Usulca masaya tutundum.

Bir kaç adım kala önüne bir adam geçti. Gözleri beni delip geçerken adamla konuşmaya başladı.

Gözlerimi ondan bilerek kaçırdım. Baktıkça dayanamayıp sarılacaktım.

Nefes nefese bekleyişim bir türlü son bulamadı. Sancar bey de yanına gittiğinde içimden çığlık atmak istedim.

-"Ben biraz hava alacağım." dedim kalabalıktan göğsüm sıkışırken.

Orhan kenara çekilir çekilmez hızlı adımlarla arka kapıdan bahçeye çıktım. Adımlarım denizin kenarında son bulduğunda duvara vuran dalga sesleriyle birlikte göğsüm de sakinleşti.

Gelişen olaylar artık dengemi daha fazla sarsıyordu. Elimde değildi. İçim patlıyor gibi oluyordu.

Çok yoğun bir duygu karmaşası yaşıyordum.

-"İyi akşamlar. İyi misiniz ?"

Ağzımdan kaçan küçük çığlıkla arkama döndüm. Boşluğuma geldiği için korkmuştum.

Karşımdaki adam da ben korkunca şaşırmış endişelenmişti.

-"Üzgünüm korkutmak istememiştim."

Göğsüme koyduğum elimi indirirken içime kaçan nefesi üfledim.

-"Dalmıştım...asıl siz kusura bakmayın. " dedim.

Saçımı kulağımın gerisine sıkıştırıp başımı çeviriyordum ki kapıda göz alıcı bedeniyle Kuvars belirdi.

-"Ben Sinan..daha önce bir davette tanışmıştık."

Umurumda değilsin !!

Gözlerimi gözlerinden ayırmadan bedenimi tamamen ona çevirdim.

-"Tanıştık tanıştık. Hadi yol al !" Kuvars başını oynattığında adam geri adımlayarak içeri girdi.

O yaklaştıkça sanki sonum geliyordu.

Bu nasıl bir özlemek ?

Dudağıma dişlerimi geçirdiğim gibi birinin görmesini umursamadan boynuna atıldım. Yüzümü gömdüğüm teni bana yaşattığı azabı bilse bu kadar uzak kalabilir miydi ?

Gerginlikten kaskatı olan bedeninde kollarını kaldırıp bana sardığında dünyalar benim olmuştu.

Bir eli belimde diğeri boynumdayken beni göğsüne öyle bastırdı ki bu hissi ömrüm boyunca unutmak istemedim. Her şeye değer , her şeye bedeldi. Ona olan muhtaç ruhumu bir kere daha anlamış oldum. Dümdüz sevilmeye değil , Kuvars'ın sevgisine ihtiyacım vardı.

Saçlarımı uzun uzun koklayıp öptü. Kapalı gözlerimi açtığımda istemeye istemeye ondan ayrıldım.

Yüzünün her yanına baktım. Sakalları her zamankinden daha uzamıştı. Gözleriyse çökmüştü sanki.

Ama gelmişti.

Tamamlandığımı hissettim.

Burnundan aldığı sert solukla başını sağa çevirdi. Aynı yavaşlıkla bana dönerken bileğimde olan parmaklarını hafifçe sıkmıştı. Gözleri içime işlercesine bakıyordu.

-"Yüzünü gözünü öyle özledim ki...ama o şerefsizin kollarındaki görüntün aklımı allak bullak etti !" Naif başladığı cümlesinin devamında dişlerini sıkarak sinirini yansıttı.

Ürkekliğim dışarı vururken yutkundum.

-"Dans etmek istedi." diye fısıldadım.

Göğsünü hızlı hareketlerle inip kalkıyordu. Tam ağzını açmıştı ki kapının orada Meyra hanımı görünce bileğimi elinden hızla çektim. Baktığım yeri anlamış arkasına dönmüştü.

Meyra hanım bir salona bir de dışarı bakıp dışarı adım attı. Bu tarafa gelene kadar ateşim çıkabileceği en yüksek seviyeye ulaşmıştı.

-"Benim için bir problem yok lakin başınızın ağırmasını istemiyorsanız...biraz daha sakin bir yere geçin oğlum." Gergin gülümsemesiyle konuştuğunda utançtan nereye bakacağımı şaşırdım.

-"Umurumda değil şuan anne." dedi Kuvars hızlıca.

Meyra hanım başını dikleştirip Kuvars'a ters bir bakış attı.

-"Çoktan dedikoduya başladılar. Ağızlarına laf vermeyelim demek istiyorum. Fazla dikkat çektiniz. Yine de umurumda değil diyorsan gel içeride açıklama yapalım ne dersin oğlum ?!" Meyra hanımın iyi niyetinden kesinlikle şüphem yoktu. Sosyetenin içinde büyüye büyüye dağ olan dedikoduların önüne geçilmiyordu.

-"Of geldiğine pişman ediyorsun adamı !" Kuvars'ın ani bağırması ikimizi de sıçratmıştı.

Nefesimi üfleyip sigarasını çıkarışını izledim ve Meyra hanıma utana sıkıla baktım.

-"Ben...artık gitsem iyi olur." dedim mırıldanarak.

Kuvars'ı 24 saat aralıksız izlesem özlemim gitmeyecekti. Ancak burada durursam içerideki herkesin gözleri bizde olacaktı.

Mekandan soyutlanıp sarıldığım için pişman olamazdım. Yine olsa yine yapardım.

-"Daha erken canım." dedi gergin ifadesini bir kenara bırakıp.

-"Birazdan çıkarız Loya." Arkamda sigarasını içerken kendini belli eden adam nefes almamı zorlaştırıyordu.

-"Sen yeni geldin. Defne'nin yanında kal." dedim içimin büyük çoğunluğu üzülse bile.

Ailesiyle birlikte kalması teorik olarak en mantıklısıydı.

-"Loya-"

-"Lütfen." dedim sözünü keserek. Gözlerimiz anlaşırken onunkiler daha bir sinirlenmişti.

Üçümüz birlikte salona döndüğümüz an fısıltı sesleri müziğe karışmıştı ama bakışlar hiç de masum değildi.

Defne'ye bakınıp görünce yanına doğru adımladım.

-"Ben gitsem kusura bakmazsın değil mi ?" diye sordum.

Anında omuzları düştü.

-"Ya neden ?"

-"Yorgun hissediyorum. Kalabalık geldi ya biraz bunaldım."

-"Ama abim..?" diyince içime bir haller oldu.

-"Burada kalıyor. Sonra görüşürüz biz." dedikten sonra hala Orhan'ın beklediği masama ilerledim ve çantamı aldım.

-"Gidiyor musunuz ?" diye sordu.

Başımla onayladım.

-"Loya'yı evine bırak." Kuvars'ın arkamda duruşuyla derin bir soluk aldım.

-"Tabi efendim."

Aldığım nefesi vermeden ona döndüm. Bakışları beni yiyip bitiriyordu.

-"Gelirim." dedi buz gibi hissettiren ses tonuyla.

Başımı belli belirsiz aşağı yukarı salladım. Damarlarımda ateşler tutuşuyordu.

-"Görüşürüz." diye fısıldadım.

Yanından soluksuz kaçarcasına ayrıldım. Neden böyle dağılmıştım ki ? Haftalardır bu anı beklemiyor muydum ? İlk kez görüyormuş gibi yüreğim sıkışmıştı.

-"Buyrun."

Orhan'ın kapıyı açmasıyla kendime gelip koltuğa oturdum.

-"Geleceğini biliyor muydun ?"

Arabayı çalıştırmış kemerini takarken dikiz aynasından bana baktı.

-"Evet efendim." der demez kaşlarım çatıldı.

-"Neden söylemedin ?" dediğimde ise sessiz kalıp gözlerini çekti.

Zorlamadan sustum. Artık önemli olan gelmiş olmasıydı.

Eve girerken içim içime sığmaz durumdaydım. Kalbim öyle hızlı atıyordu ki duymamak imkansızdı.

Ayakkabılarımı kenara bıraktığım gibi mutfağa gidip soğuk bir su içtim. O da ferahlık vermeyince banyoda yüzüme su çarptım. Makyajım tuhaflaşınca güzelce temizleyip yüzümü kuruladım.

Gelir gelmez , geldi gelecek diye panik atak geçirdiğim dakikalar ardından salondan ayrılıp yatak odama girdim. Hala elbiseyle duruyordum ve rahatsız olmaya başlamıştım.

Kararsızlığım en üst seviyede iken bir de heyecan eklenince iyice ne yapacağımı şaşırmıştım. Bu yüzden elbisemi banyoda çıkararak suyun altına girdim. Zaman geçsin diye uzun uzun yıkandım.

Tam kabinden çıkmış bornozumu giyinmiştim ki kapı çaldı.

Hadi ama şimdi mi ?!

Hızlıca kuşağını bağlayıp aynada kendime baktım. Islak saçlarımı geriye doğru attım ve banyodan çıktım. Nefes nefese kapının önünde durdum.

Baktığımda Kuvars'ı görmemle yanağımın içine dişlerimi geçirdim.

Daha fazla bekletmeyip açtığım sırada parmaklarım bile titriyordu.

Bedenimi kapının arkasından çıkartmadan ona baktım. Beni göz ucuyla süzerken yüzüne yansıyan yorgunluğu fark ettim. Kravatını çekiştirmiş dağılmıştı.

-"Hoşgeldin. " dedim girmesini beklerken.

Geniş bedenini içeri sokup kenarda ayakkabılarını çıkarttı. Kapıyı kapatmış başımı ona çeviriyordum ki sırtım kapıya dayandı.

Ne olduğunu anlamadan kirpiklerimi bile kırpmadan dudaklarımı dudaklarında buldum.

Kendimi sanki ilk ve son kez kaybediyormuş gibi ona bıraktığımda tatlı bir öpüşle dudaklarımı serbest bıraktı. Nefesini nefesim sayarak içime çektim.

Dudağıma özlediğim tat yerleşmişti. Ciğerlerim özlediğim kokusuyla bayram yeriydi.

-"Özlemek...ızdırap...işkence...bu nasıl bir acıymış ?"

Duraksayarak konuşurken dudakları dudaklarıma değiyor can veriyordu. Gözlerim kendiliğinden kapandığında ellerimi göğsünün üzerine yerleştirdim.

-"Çok özledim...çok." diye fısıldadım.

-"Bende çok güzelim. Seni bir daha bırakmayacağım. Hiç." Elini enseme koyduğu gibi başımı göğsüne yasladı. Kollarımı hızla beline doladım.

Saçlarıma öpücükler bırakırken huzur seviyem dolup taşıyordu.

Dakikalarca öyle kaldık. Belki saatlerce durabilirdim.

-"Üzerini giyin." dedi ve geri çekildi.

Parıldayan gözlerimle yüzünü inceleyip başımı salladım.

Odama geçtim ve pijama elbise giyinip saçlarımı kendi haline bıraktım. Daha fazla oyalanıp zaman kaybetmek istemiyordum.

Onu oturma odasında koltukta otururken buldum. Yanına yerleştim ve göğsüne yaslanırken ayaklarımı altıma doğru çektim.

Hemen geri yaslanmış göğsüne yatmamı sağlamıştı.

-"Neden bu kadar uzun sürdü ?" diye sorduğumda saçımda gezinin parmakları bir saniye kadar duraksadı. Sonra okşamaya devam etti.

-"İşlerimi hallettim. Ancak bitti. Uzadığının farkındayım günleri bitirmek çok zordu."

Ah bir de bana sorsaydı.

-"Kötü bir tecrübe oldu." dedim iç çekercesine.

Umarım tekrar tecrübe etmezdim.

Saçlarımı öpüp elini sırtıma koydu.

-"Seni artık yanımdan ayırmayacağım."

Kendini tamamen vermeyişi ve o dalgın konuşması dikkatimi çekti.

Göğsünden destek alıp kalkıyordum ki nefesi kesilir kaşları çatılır gibi oldu. Ancak çok kısa sürmüştü emin olamadım.

-"Neyin var ?" diye sordum.

Dikleşip koltukta aşağı kaydı yeniden geri yaslandı.

-"O şerefsiz canımı sıktı biliyorsun. Sana dokunmasına nasıl izin veriyorsun ? Benim canımı yakmak için bunu yapıyor bilmiyor musun ?!"

Öfkesi gün yüzüne çıktığında kontrol etmeye çalışıyordu.

Yutkunup yastıklara yaslandım.

-"Herhangi bir art niyet sezmemiştim. Sonra anladım. "

-"Onun iyi niyetini sikerim ! İyi hiçbir yönü yok. Aklına kazı bunu ve yaklaşma. Sana yakın olmasını istemiyorum. " diye bağırdığında gayet ciddi olduğunu gördüm. Ayrıca tam şuan da siniriyle uğraşmak istemediğim için sessiz kaldım.

-"Yorgun görünüyorsun." dedim dakikalar geçtikten sonra. Onu izlemeye doyarken konuşmayı unutmuşum.

Elini saçlarından geçirip başını salladı.

-"Çok."dedi sonra ekledi.

-"Seninle uyuyup dinleneceksem değer."

Yüzümü gülümsetti. Omzunun yanında duran başımı kaldırdım ve utana sıkıla sakallı çenesinin ucunu öptüm.

Anında kollarını bana sarmıştı. Boyun girintisine yerleşip hareketsiz kaldım.

-"Uyuyalım istiyorsan." diye sorarken geri çekilmiştim. Yanağımı tutup okşadı.

-"Hayır diyemem." dedi ve dudağımın kenarına dudaklarını bastırdı. Kalbim aynı hızla sıkışıverdi.

Koltuktan birlikte kalkarken telefonunu almış Orhan'dan kıyafet istiyordu.

Kalbim güm güm göğsümü inlettiği sırada dudaklarımı kemire kemire yatak odasının yolunu tutmuştum. Arkamdan duyulan adım sesleri kalp atışlarımla orantılıydı.

-"Orhan gelene kadar duş alsam sen bakarsın değil mi ?" diyince onu onayladım.

Banyoya girmesiyle içimde biriken havayı seslice dışarı üfledim.

Avuç içlerim terlemişti. Hızlı adımlarla yataktaki dekor örtüleri minderleri toparlayıp yatağı düzelttim. Yastıkları düzgünce koymuş örtüyü yarıya kadar çekmiştim.

Ardından ışığı kapatıp koridorun ışığını açtım.

Aradan çok geçmeden kapı sessizce tıklatıldı. Hızlı adımlarla ilerleyip açtım ve Orhan'ın uzattığı çantayla kıyafet kılıfını aldım.

-"Başka bir isteğiniz olursa otoparkta olacağım." dedi uzaklaştı.

Kılıfında takım elbisesi olduğu için onu giysi odasında askıya astım. Diğer çantada siyah bir pijama takımı vardı. Birlikte kaldığımız sayılı gecelerde genelde çok kıyafet tercih etmiyordu şimdi neden istemişti anlayamıştım.

Ancak üstüne düşmedim. Çantadan çıkartıp yatağın üstüne bıraktım. Bu sırada su sesi kesilmişti.

Odadan çıktığımda onun da banyodan çıkmasını bekliyordum ki öyle olmadı.

Kapıyı araladı vücudunun hepsini göstermeden kenardan baktı.

-"Getirdi mi ?" diyince başımı salladım.

-"Versene."

Yatağın üstüne bıraktım diyecekken vazgeçip odaya döndüm. Nihayetinde öyle olsa kendisi de çıkıp giyebilirdi.

Pijama takımıyla iç çamaşırı alıp ona uzattım.

-"Sağ ol güzelim. " dedi ve kapıyı kapattı.

Kendi kendime omuz silkip yatak odasına döndüm. Rahatlığıyla içinden çıkmak istemediğim yatağıma gömülürken yorgun olduğumu hissettim. Eğilip çizim yapmaktan sırtım ağrıyordu.

Ama bütün ağrılar yorgunluk tek bir adamın gelişiyle silinmişti.

-"Of bu anı ne kadar bekledim !" Sırt üstü yatağa attığı bedeninde başı karnıma gelince sessizce kıkırdadım.

Toparlanıp yanıma uzanırken yanağımı öpmekten geri kalmıyordu.

Örtünün altında göğsüne yerleşip gözlerimi kapattım. Tek yaptığı göğsünde olan bedenimi sıkıca sarmaktı.

Benimde hasretle beklediğim an buydu işte.

Saf huzur.

Kokusunun güzelliği ruhumu mayıştırdığı anlarda Kuvars usul usul sırtımı okşuyor arada bir saçlarımı öpüyordu.

-"Seni iyi gördüğüme sevindim." dedi dakikalar süren sessizliği bozarak.

Kurumuş dudaklarımı dilimle ıslattım.

-"Kötü olsaydım...sende üzülürdün. Olmam gerektiği gibi oldum. Ama özlemek çok yorucuydu." dedim kısık tonda.

Omzuma dudaklarını bastırıp sağ kolunu bana sardı.

-"Sen hep güçlüydün. Bende tam olarak bunu bekliyordum. Çok güzel bir yerdesin. Çok başarılısın. Bunlara şaşırmadığımı söylemeliyim. İçinde hep bu ışık vardı. Ben olsam da olmasam da sen kendine çok güzel bir yol çizecektin güzelim."

Ona hak vermediğim konu yüzünden dikleşip elimi göğsüne koydum.

-"Hayır sen olmadan yapamazdım." dediğimde bana gözlerini devirdi.

-"Kendine inanmaya başladığında bugünden daha iyi yerlere geleceksin. Şimdi gel günlerin yorgunluğunu çıkarayım." dediği gibi beni yeniden göğsüne yatırdı.

Düzensiz nefes alışverişlerini dinlerken kıpırdanıyor olması uyku moduna girmeme engel oluyordu.

Geriye doğru çekilip başımı yastığa koyunca bana baktı.

-"Ne oldu ?" diye sordu.

-"Rahat edemedin." dedim direk.

Sağ kolunun üzerine dönerken belimden kendine doğru çekti.

-"Hayır çok rahatım. Çünkü dünyanın en huzurlu yerindeyim."

Daha fazla konuşmadan gözlerimi yumdum. Belki de saatlerce onun yanımda olduğuna inanmaya çalışmakla geçirdim. Diğer rüyalarım yada hayallerim gibi değildi.

Sonunda özlem bitmişti.

'

Sabah basbaya gülümseyerek uyandığımda Kuvars başını göğsüme koymuş derin bir uykudaydı. Onu uyandırmak en son isteyeceğim şeydi.

Bu yüzden uyanana kadar tadını çıkararak öylece yattım.

-"Günaydın.." Boynuma dudaklarını uzun uzun bastırıp başını kaldırdı.

-"Günaydın." dedim ufak tutmaya çabaladığım tebessümle.

Yatakta olmanın verdiği rahatlığa Kuvars'la birlikte olmak eklenince kelimelerle tarif edilemiyordu.

Göz göze olmamız biraz uzun sürdüğü için gülümsemem büyüdü. Avuç içimi yanağına koydum.

-"Neden öyle bakıyorsun ?"

Bu sefer dudaklarıma indi. Sesli bir iç çekişle saniyesinde öptü.

-"Senden ayrı yaşanmazmış onu düşünüyordum." Cümlesi sanki sadece yanaklarımı kızartmaya yönelikti.

Başımı eğip boynuna doğru yattım.

-"Bir daha gitme olur mu ?" dedim.

Başımın üzerine minik bir buse kondurdu.

-"Gitmem...gitsem seni de götüreceğim. Ancak öyle çekilir."

Sıcak tenini masumca öpüp çekildim.

-"Gidersen de biraz küsebilirim." diye mırıldandığım zaman o mükemmel ötesi gülüş sesi kulağıma geldi.

-"Öyle mi ufaklık ?" Omzumdan itip yatağa sırt üstü yatırdıktan sonra boynumu yanaklarımı her noktamı sayısız kere öptüm.

Kahkaham odanın duvarlarına yankı yaparken hem gülmekten yorulmuştum hem bitmesin istiyordum.

Sonra Kuvars'ın yüzü bir an dondu. Belli etmemeye çalıştığı bariz belliydi. Ama küçük yalandan tebessümüyle üzerimden kalktı.

-"Ne oldu ?"

-"Bir şey olmadı güzelim. Acıktım. Dışarıda yiyelim mi ?" Geçiştirme çabaları benim ısrarımdan daha etkili çıkınca konuyu sonraya erteleyerek kalktım ve banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkayıp çıktıktan sonra arkamdan o girdi.

Yatağı gelişi güzel toplarken Kuvars gelmişti.

-"Takımın giysi odasında." dedim.

O odaya girince bende saçımı yapmak için banyoya girdim. Yeni aldığım kremi sürecektim ki dün giysi odasında çantayla bıraktığımı hatırladım.

Yürüyüp geldiğim odanın kapısında Kuvars pantolonunu kapatıyordu. Beni fark etmemişti. Gömleğini almak için döndüğünde önce bir ürpermiştim fakat uzun sürmedi.

Çünkü başka bir şey fark ettim.

Sol göğsünde kalbinin üzerinde bir ameliyat izi vardı.

•••

Herkese merhaba.

Çok fazla beklettiğimin farkındayım. Bunun için üzgünüm. Kötü bir dönem geçiriyordum.

Bölüm bu kadar bekletmeme rağmen kısa oldu bunu da biliyorum kusura bakmayın lütfen. Elimden ancak bu geldi. Zar zor tamamlayıp sizi daha fazla bekletmek istemedim.

Diğer bölüm ne zaman gelir bilmiyorum ama yazmaya çalıştığımı bilin yeter. Sizi seviyorum.

Görüşmek üzere ❤

Bölüm sonu

3 yorum