•
Kuvars gideli bir ayı geçtiğinde artık içim çok farklıydı. Hiçbir şeye hevesim kalmamıştı.
Çok mutsuzdum ancak etrafımda olan sayılı insana bunu belli etmemeye çalışıyordum.
-"Kafama göre aldım içmezsen başka alırım."
Korhan'ın uzattığı kahveyi avucumun içine alırken oturduğum yerde bedenimi dikleştirdim.
-"Olsun teşekkür ederim." dedim.
Akşama doğru Defne arayıp kahve içmeye çağırınca kırmamış gelmiştim. Yanında Korhan da varmış. Haliyle üçümüz birlikte oturuyorduk.
-"Yarın için tedirginim. İnsanların tuhaf bakışlarını nasıl çekeceğim ?" dedi Defne nefesini sıkıntıyla verirken.
Yarın onun doğum günüydü. Yıllar sonra yeniden ilk kezmiş gibi kutlayacaklardı.
-"Güzel geçeceğine eminim." dedim dalgın dalgın.
Aklım ne yazık ki burada değildi. Bir buçuk aydır görmediğim Kuvars'ta idi.
Düşündükçe kalbim duracak gibi sıkışıyordu. Dayanacak gücüm ruhum kalmamıştı. Bütün enerjim gün geçtikçe çekiliyordu.
Durduk yere gözlerim doluyordu.
-"Katılıyorum. Hem boy göstermelerinden sana sıra gelmez. Böyle şeylere katılmayı hiç sevmiyorum." diyen Korhan'a baktım.
Mimikleri Kuvars'ı andırıyordu.
-"Bilmiyorum. " diyip omuzlarını silkti.
Aradan dakikalar sessiz geçerken Korhan masaya yaslanıp bana doğru eğildi.
-"Durgunsun yine. Yani en son ki görüşümden bu yana daha durgunsun."
Dudaklarımı dilimin ucuyla ıslatıp göğsümü havayla şişirdim.
-"Yorgunum biraz o yüzden. " dedim.
Geceleri doğru düzgün uyuyamadığım için günün geri kalanı da berbat geçiyordu. Ara sıra Necati amcanın yanına uğrayıp kafamı dağıtmak amaçlı kitap okuyor sonra tekrar iş yerine çizim başına dönüyordum.
-"Kuvars iti olmadığı için değil yani ?" Yayvan bir şekilde alay edercesine konuşunca kaşlarım istemsizce çatıldı.
-"Abi.."
-"Ne halde olduğu hakkında bir fikrim yok. Ben aileden bile olmadığım halde böyle endişeleniyorken senin umurunda olmaması...çok acımasızca." diye çıkıştığımda kendimi tutamamıştım.
Belki de ilk kez birine bu tavrımı gösteriyordum. Ancak artık konu Kuvars olunca dişlerim çıkıyordu.
Yüz ifadesini düzelten Korhan geriye doğru yaslandı.
-"Ona bir şey olmaz korkma."
Gözlerimi çevirip sinirli bir nefes verdim.
İki kardeşin düşmanlığı şaka gibiydi.
-"Kalkalım mı ?"
Bir süredir oturduğumuz kafede git gide içim daraldığı anda Defne böyle söyleyince direk ayaklandım.
Korhan eve bırakmaya teklif ettiğinde şuan için ona kızgındım. Yürüme bile gitsem yine kabul etmeyecektim. Ki zaten Orhan beni yalnız bırakmadığından dolayı dışarıda bekliyordu.
Günlerdir olduğu gibi eve yeniden onunla dönmüştüm.
Yarın hareketli bir gün olacaktı. Hiç içimden gelmemesine rağmen Defne rica etmişti. Bu yüzden hazırlanırken ona eşlik edecektim.
Olduğu kadarıyla.
'
Ertesi sabah günler sonra rahat bir uyku çekmiştim. Sebebini bilmiyordum ama öğleye kadar uyumuştum.
Uzun zaman üstüne yataktan iyi bir şekilde kalkarken telefonuma uzandım.
Kuvars'tan gelen mesaj ise enerjime enerji kattı.
'Günaydın Loya'm. Günlerin seninle güzel olduğunu bir kere daha anladım. Telefonum kapalı olacak ulaşamazsan endişelenme.'
Yüzümde gülümsemeyle telefonu göğsüme bastırdım.
Nasıl da özlemiştim sarılmayı.
Onsuzluğa alışmıyordum ama beklemeye alışıyordum. En kötüsü de buydu.
Kendi kendimi uyararak banyoya girdim. Bugün en azından Defne için yüzümü düşürmemeliydim.
Güzel ve rahatlatıcı bir duşun sonrasında Defne ile konuştum. Bir kaç saat sonra hazırlanmaya başlayacağını söyleyince Cihangir'i aradım.
Bir kaç gündür onu ekiyordum.
-"İnanır mısın hiç keyfim yok."
Açar açmaz beni taklit edince kıkırdayıp yatağa oturdum.
-"Karnım aç." dedim gülmeyi sonlandırıp.
-"Ben oda servisi miyim suratsız hanım ?" dedi hemen lafını esirgemeden.
-"Kapatırım bak." diye yalandan söyledim.
Çok geçmeden gülme sesi gelmişti.
-"Tamam tamam. Mağazada mısın ?" diye sordu.
-"Hayır evdeyim bugün gitmedim."
-"Tamam o zaman yarım saat sonra gelmiş olurum. Karnını doyurmaya gidelim." diyince onaylayıp telefonu kapattım.
Saçlarımı gelişi güzel kurutup kendi dalgalı haline bıraktım. İç çamaşır takımı giyindikten sonra bir kazak elbise ve çorap giyindim.
Ayağıma rastgele düz taban bot geçirdiğimde hazırdım. Üzerime herhangi bir şey almadan yalnızca çantamla birlikte evden çıktım.
Cadde üstünde yer alan güzel mekanda uzun uzun kahvaltı yaparken etraftan sürekli tanıdık geçmesi rahatsız etmişti. Özellikle Cihangir'e bir sürü kadın selam vererek geçiyordu.
-"Bayılacağım şimdi." dedim sessiz sessiz kahvemi yudumlarken.
Karşımda rahatlıkla kahkaha attı. Sonra gülümseyerek masaya yaklaştı.
-"Benimle tekrar Fransa'ya gelmeye ne dersin ?" diye sordu.
Beklemediğim bu teklif beni duraksattı.
Dudağımı büküp kahve fincanını masaya bıraktım.
-"Yani...bilmiyorum. " dedim kararsız kalarak.
Annesinin şirin dükkanını çok sevmiştim. Bana iyi gelmişti. Ancak şimdi aklım fikrim Kuvars'ta iken buradan ayrılmak nasıl olurdu ?
-"İki üç günlüğüne. Annemi görüp döneceğim. Gelmek istemezsen sorun yok." diye ekledi.
-"Haber veririm. Şimdi karar veremiyorum. Yarım bekleyen tasarımları tamamlamalıyım." dediğimde anlayışla karşılamıştı.
-"Kalkalım mı ? İşler bekler. " dedi ve lacivert ceketini alıp üzerine geçirdi.
-"Teşekkür ederim kahvaltı için." dedim arabasına ilerlerken.
-"Ne demek canım her zaman. Benim için zevkti." diyerek gülümsedi.
Beni eve bırakana kadar işleriyle ilgili sohbet etmiştik. Git gide daha çok toparlıyordu.
-"Görüşürüz dikkat et." dedim arabadan inerken.
Başını hafifçe eğip onayladı.
Uzaklaşırken bende eve çıkmıştım. Akşam giyeceğim kıyafeti kılıfına koyup diğer eşyalarımı hazırladım. Defne ile konuşup ayarladıktan sonra çok geçmeden evden çıkmıştım.
Saç renginde doğal bir değişiklik yapmak istediği için kuaförde biraz zaman geçirecektik.
Önceden annemin ısrarının yanı sıra bende saçlarımla ilgilenmeyi sevdiğim için sürekli gelirdim. Fakat son zamanlarda yaşadıklarımdan dolayı kendimi unutalı çok zaman olmuştu.
Bundan dolayı Defne saçlarını boyatırken bende sevdiğim saçlarıma bakım yaptırmak istemiştim.
İç çekip düşüncelerimin arasında Kuvars'ın yüzünü hayal ettim. Keşke bu günlerde derin bir uykuya dalsam ve Kuvars geldiği gün beni uyandırsalar.
Onsuz başka türlü zaman geçmiyordu.
Yalnızca tahmin ettiğim kadar dağılmamıştım. Aksine son derece dirayetli ve soğukkanlı şekilde onu bekliyordum. Ben bile kendime şaşırıyordum.
-"Abimi senin kadar özledim."
Defne'nin sesiyle gözlerimi ona çevirdim. Aynaya bakarken söylemişti.
Sebepsiz yere gözlerim doldu. Kokusu burnumun ucundaydı.
-"Zaman hemen geçse." diye mırıldandım.
Belirli bir günü olsaydı beklemek daha kolay olurdu. Böyle ucu görünmeyen bir kuyu iç karartıcı.
İlerleyen saatlerde ikimizin de saçları bitmişti. Ben düz fön çektirirken Defne hafif dalgalı yaptırmıştı.
Sade bir makyaj isteğim tamamlandığında kuaförden çıktık. Orhan'la birlikte evlerine giderken Kuvars'a ne yaptığına dair bir mesaj atmıştım ama iletilmemişti.
Moralim iyice bozulduğunda bu akşama katılmak bile içimden gelmiyordu.
Yüzümü toparlamaya çalışırken evden içeri girdiğimizde salon gürültülüydü.
-"Kim var ?" diye sordu Defne.
-"Teyzeniz ve halanız."
-"Hoşgeldin diyeyim sonra odama çıkalım olur mu ?" diyince geri çevirmedim.
Arkasından küçük adımlarla onu takip ettim. Salonun girişinde belirdiğimizde dikkatleri bu yöne çevrildi.
-"Hoşgeldiniz." dedi Defne.
-"Hoş bulduk teyzecim. Ne kadar güzel olmuşsun !" Defne ayağa kalkan kadına sarılırken başımı yere doğru eğdim.
Kendimi yine fazlalık hissettiğim anlardan birindeydim.
-"Loya...canım gelsene."
Meyra hanımın sesiyle mimiklerimin duygusuzluğunu sildim ve tebessüm ettim.
-"Nasılsınız ?" diyerek sarıldım.
-"İyiyim sen nasılsın ? Biraz solgun görünüyorsun hasta mısın yoksa ?"
Kaç yıllık ömrümde annem bu soruyu bana hiç sormamıştı. Birinin beni düşünmesi tuhaf geliyordu.
-"İyiyim iyiyim sağolun." dedim hemen.
-"Bu güzel kızımız kim ?"
Gül hanımı geçen seferden tanıdığım için bu soruyu soran kadına yani kardeşine baktım.
-"Melek...kız kardeşim. Loya da Defne'nin arkadaşı. Narin Hanzade tanıyorsundur kızı oluyor." der demez kadının kaşları yukarı kalkmıştı.
-"Ah elbette bir çok yerde karşılaşıyoruz. Deden için çok üzüldüm. Eşim cenazeye katılmıştı. Başınız sağolsun." dedi Melek hanım üzüntüyle.
Başımı hafifçe salladım.
-"Teşekkür ederim. Ayrıca tanıştığıma memnun oldum." dedim nezaketen.
Anında yüzü güldü.
-"Bende öyle canım."
-"Yeniden karşılaştığımıza sevindim." Bu sefer Gül hanım söze girmişti.
İlginin üzerimde oluşu beni utandırıyordu.
-"Bende öyle..." dedim gülümsemeye devam ederken.
-"Bizimle kahve için. Henüz vakit var." dedi Meyra hanım.
Defne bana bakınca gözlerimi kapatıp açtım. Yok hayır biz çıkalım diyemezdik tabi !
Nereye otursam diye bakarken Meyra hanım usulca koluma dokunup ikili koltuğa oturunca mecburen yanına iliştim. Sırtımı dik tutup oturmaya özen gösterdim.
Çok geçmeden ikimize getirilen kahveyi elimde tutarken onların sohbetlerini dinliyordum.
-"Kuvars nerede ? Hiç görünmüyor. Teyzesi kırılıyor ona öyle söyle."
Melek hanımdan çıkan isim yüreğimi sıkıştırırken sessizce yutkundum. Meyra hanımda bir iç çekmişti.
-"Yurt dışında. Bende oğlumu nasıl özledim bilsen. Bir de sesi soluğu çıkmıyor korkuyorum. Arıyorum açmıyor delirmek üzereyim."
Meyra hanımın benden daha kötü durumda olması beni üzmüştü. Hiç haber alamıyor olsam dediği gibi delirirdim.
-"İki gün önce konuştuk...iyi yani...içiniz rahat olsun." dedim onu mutlu etmek için.
Utana sıkıla kurduğum cümle karşısında bütün gözler bana döndü.
-"Ne zaman geleceğini söylemedi mi ?" diyince başımı iki yana salladım.
-"Beni neden aramıyor ki ? Hiç mi merak eder demiyor bu çocuk !" Üzüntüyle kızdığı sırada başımı kaldırdım ve Melek hanımla göz göze geldim.
Boğazını temizledi.
-"Siz...Kuvars'la arkadaşsınız sanırım." dedi merak içinde.
-"Bunu Kuvars geldiğinde konuşuruz. Şimdi Loya'yı sıkmayalım değil mi Melek ?" Meyra hanım ses tonunu yumuşatıp araya girince rahatladım.
Yanaklarım birer aleve dönüşmüştü.
-"Ay merak ettim canım ne var ?" dedi gülerek.
Meyra hanımın uyaran bakışlarıyla daha bir şey sormamıştı. Sonrasında kahvelerimiz bitince Defne'nin odasına çıktık.
Biraz telefonlarda takılmış biraz sohbet etmiştik. Giyinmeye başladığımızda ise içimden hala gitmek gelmiyordu.
Bu gece için aldığım tasarım elbise üzerimde askıdan daha güzel durmuştu.
Askılarını düzeltip ten rengi bantlı yüksek topukları giyindim. Bu sırada Defne de giysi odasından gelmişti.
Koyu mavi göz alıcı elbisesiyle harika duruyordu.
-"Çok güzel oldun." dedim tebessüm ederek.
Kocaman gülümsemesiyle beni inceledi.
-"Asıl sen çok güzel oldun ! Tam böyle abimin yanında parıl parıl parlayacak gibisin. Onsuz olsan bile.." Cümlenin sonu ikimizin de yüzünü düşürdüğünde bunu anlayıp yeniden gülümsedi.
-"Aman hep yan yanasınız sonuçta. Ayrıca sizi hala hiç birlikte görmedim ! Bir an önce gelmeli !"
Utanarak gülümsedim. Sevgili kavramıyla insanların önüne hiç çıkmamıştık ki.
Hiç çıkmamaya razıydım yeter ki gelsindi.
Doğum günü için hazırlıklar tamamlanmıştı ve arabalara oturmuştuk. Ben elbette Orhan'la birlikteydim. Gözü gibi beni kolluyordu.
-"Yenge...yanında durmamda bir sakınca yok değil mi ? Şimdi patronun sevmediği birileri yanına yaklaşırsa hesabını bana keser."
Son zamanlarda bana yenge demesine ben bile alışmıştım. Çok hoşuma gittiğini söylemeden geçemeyeceğim.
-"Çok dikkat çekiyorsun ama olmaz öyle." dedim. Hem iri yarıydı hemde güvenlik gibi yanımda dikiliyordu.
-"Dikkat çekmem lazım ki yaklaşmayı göze almasınlar." Ciddi ciddi açıklama yaptığında gülümseyip dudaklarımı birbirine bastırdım.
-"Sen nasıl istersen." dedim ardından.
Doğum günü için seçilen otelin önünde duran Orhan hızla inip kapımı açtı. Elini uzatırken gelen valeye arabanın anahtarını vermişti.
-"Teşekkürler. " dedim indiğim sırada.
Elini uzattı
-"Buyrun." dedi ve benim adımlarımın arkasından gelmeye başladı.
Denize bakan restoran kısmında organize edilmiş alana girişten baktım. Bir hayli büyük ve gösterişliydi.
Girişin hemen yanında orkestra alçak tonda klasik müzik seslendiriyorlardı.
Benim için abartılıydı ama tam Defne'ye göre cıvıl cıvıl bir ortamdı.
-"Şöyle geçin isterseniz." Orhan'ın yönlendirmesiyle boş kokteyl masalarından birine yaklaştım. Peşimden gelmekte olan Defne akrabaları arasından sıyrılıp yanıma katıldı.
-"Nasıl görünüyorum ?!" Yüzündeki heyecan ve korku ifadesine gülümsedim.
-"Harika !" diye yanıtladığımda tuttuğu nefesini vermişti.
Çantamı masaya koyup saçlarımı geriye attım. Çoğu kadın bana bakıp kendi arasında fısıldaşıyordu. Görünmediklerini mi sanıyorlar ?
Umursamamayı seçerek etrafa öylesine baktım. Biraz sonra Meyra hanım , Sancar bey ve Defne konukların arasında herkese geldiği için teşekkür etmişti. İçkiler dağıtılırken müziğin sesi yükseldi.
İç çekip yanımda kıpırdamadan dikilen Orhan'a göz ucuyla baktım.
-"Sen neden Kuvars'la gitmedin ?" diye sordum canım sıkılınca.
Sesimi duyar duymaz duruşunu düzelmiş hafifçe eğilmişti.
-"Bana ihtiyacı yoktu sizin yanınızda kalmamı istedi efendim." diye yanıtladı dümdüz.
Sonrasında gelen giden ne yaptığımı merak eden yada mücevherlerle ilgili soru soranlar gelmişlerdi. Yanıma gelip ayrılan kadınlardan öyle bunalmıştım ki nereye kaçsam diye bakınıyordum. Defne de insanların arasından çıkamadığı için yalnızdım.
Zaten değişen müzikle ortamda hızla değişmişti.
Defne babasının kollarında gülücükler dağıtarak dans etmeye başladı.
Onu gülümseyerek izlerken mutluluğuna mutlulukla bakıyordum.
-"Benimle dans eder misin ? Daha güzel birini bulamadım."
Hiç ama hiç beklemediğim sözcükler yanımda beliren Korhan Soysal'a aitti.
Çok fazla şaşırmıştım ancak belli etmedim. Nezaket gereği geri çeviremeyeceğim için uzattığı elini yavaş yavaş ucundan tuttum.
-"Tabii." dedim nefesimi vererek.
Gerim gerim gerilmeme rağmen hareketlerime yansıtmayarak dans edenler arasında kollarına yerleştim.
İnsanlar bile şaşırarak iki kere bakıyorlardı.
Korhan ise aksine bir o kadar rahattı. Kişiliği ve iri kıyım bedenine bakınca böyle kolay dans edebileceği aklıma gelmezdi.
-"Kuvars için söylediklerime takılıp bana kızma. Alışırsın önemsiz gelir."
Yutkunup dudaklarımı araladım ve onu görebilmek için başımı biraz kaldırdım.
-"Bu iyi bir şey değil...yine de karışmak bana düşmüyor tabi." dedim huzursuzluk içerisinde.
Etrafta gezdirdiği gözlerini üzerime doğrulttu. Kuvars'la fazlasıyla ortak özellikleri vardı. Tıpkı bakışları gibi.
-"Birbirimizi sevmiyoruz. Zorunlu oldukça katlanıyoruz." dedi.
Bir yandan insanların gözlerini umursamayıp diğer yandan konuşmayı sürdürmek çok zordu.
-"Hiç anlaşmaya çalıştınız mı ?" diye sordum.
Aslında çok iyi kardeş olabilirlerdi. Bu kadar aynı olup zıt olmak inanılmazdı.
Başını iki yana salladı.
-"Gerek görmedik. Her neyse... Bu insanlar sürekli takımla nasıl yaşıyor ?"
Gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum. Ustalıkla konuyu geçiştirmişti.
-"Alışkanlık." dedim öylesine.
Sağ tarafımızda beliren Defne ile babasına küçük bir gülümseme gösterdim.
Defne kaş gözle Korhan'ı işaret edince ona bir tepki vermeden kaşlarımı kaldırıp indirdim.
Korhan'ın bir anda belimdeki elini sıkmasıyla dikkatim ona kaydı. Yüzündeki ifadesizliği silmiş yerine eğlenen bir yüz ifadesi bırakmıştı.
-"Ne var biliyor musun Loya ? Kuvars'la uzlaşmak yerine onu deli gibi sinirlendirmek öyle zevkli ki !"
Tek kaşımı havaya kaldırdığımda esrarengiz bir şekilde gülümsedi. Bana bakmadığı için gözlerinden geçeni görmüyordum.
-"Umarım pişman olmazsınız." dedim duygu yansıtmadan.
Küçük bir kahkaha attığında kaşlarım çatıldı. Neydi onu bu kadar eğlendiren ?
Göğsünden uzaklaşmak için geri adım attığımda başıyla arkamı işaret etti.
-"Ben pişman olacağım işlere girişmem. Ama seninkinin yüzünü görmek her şeye değer." demesiyle başımı arkaya çevirdim.
Bir kaç basamak üstte yer alan giriş kısmından buraya değen gözler kalbimi ağzıma getirmişti.
Etrafım soyutlandı.
Korhan'ın kollarında olmak bile aklımdan silinmişti.
Lakin Kuvars için aynı şeyi söyleyemezdim.
•••
Herkese iyi akşamlar ❤
Gecikmeli bir bölüm oldu. Kuvars sonunda gelebildi.
Bölüm hakkındaki düşünceleriniz neler ? 🌸