İçeriğe geç

BERCESTE

Bölüm 26 · 11 dk okuma

BERCESTE

Bölüm 26

26

•

-"Siktir. Bu fena oldu."

Gözlerim tavanda nefeslerimi düzene sokmaya çalışırken üzerimden kalkan Kuvars'a baktım.

Kaşlarını yine çatmıştı. Ancak kendini sırt üstü yanıma bırakarak rahat bir nefes vermişti.

-"Uzun bir süredir fazla doluydum."

Tanrım çok edepsiz !

Daha fazla nefeslenmeden ayağa kalktı ve boxerına baktı. Sonra bana baktı.

Toparlanıp doğruldum.

-"Gözlerini kapat istersen." Eğlenircesine söylediği benim yanaklarımı kızarttı.

Yorganı kaldırıp yüzüme çektiğimde kısık bir gülme sesi işittim. Ardından adım sesleriyle uzaklaştı.

Dudaklarımı istemsizce ısırmıştım ki çok fazla acıdı. Hemen elimi koydum.

Bu kadar hırpalanmadıkları için haliyle acıyordu. Yataktan kalkar kalkmaz karşıdaki masamdan aynaya baktım.

Ah yok artık !

Hem alt dudağım kıpkırmızıydı hemde boynum feci bir haldeydi. Diş izi bile tenimde yer edinmiş duruyordu.

Fazla vahşi.

Tüylerimin ürpertisi tamamen o halinden etkilenmiş olmamdan dolayıydı.

Çabucak toparlandım ve bulduğum lastikle saçlarımı topladım. Terlediğim için duş almak istiyordum ama su sesine bakılırsa Kuvars çoktan girmişti.

Bende o boşlukta yatak örtülerini değiştirerek düzelttim.

Olduğum yerde ayakta durduğum sırada su sesi kesildi. Koridora ilerledim. Çok geçmeden Kuvars beline bir havlu sarmış olarak çıktı. Onunla birlikte çıkan buharı yüzüme çarparken yutkunup su süzülen vücuduna baktım.

Az önce üzerimdeydi değil mi ?

-"Şey...ben..." dedim sustum. Tenim diken diken olmuştu çünkü sıcak elleri belimi kavramıştı.

Eğildi ve boynumu öptü. Islak saçlarının yüzüme değmesi içimi bir hoş etmişti.

-"Sen gir bende Orhan'dan giyecek bir şeyler isteyeyim." diyerek geri çekildi.

Başımı sallayıp banyoya girdim. Banyonun aydınlık hali içimi ferahlatıyordu. Duş almaktan zevk alır hale gelmiştim.

Duş aldığım bütün vakit sırıtmıştım. Bu halime karşılık ellerimi yüzüme kapatıyor sonra kıkırdayarak indiriyordum.

Hadi ama muhteşem ötesi bir andı !!

-"Sakin ol Loya sakın sırıtma." diye fısıldadım aynadaki yansımama.

Kısa bornozumun kuşağını sıkıca bağlayıp ıslak saçlarımı geri attım. Üzerimi giyindikten sonra saçlarımı kurutmayı düşünüyordum ama böyle Kuvars'ın karşısına çıkmak nasıl olacaktı bilmiyorum.

Ufak adımlarla banyodan ayrıldığımda odadan sesi geliyordu. İlerleyip içeri girdim. Altında siyah bir eşofman üstü her zaman ki gibi çıplak halde telefonla konuşuyordu.

-"Yok dedim daha fazla yok ! Başka birini bulsunlar öyle söyle. Anlaştığımız malları teslim et. Başka iş yok Volkan."

Telefonunu kapatmış arkasını dönmüştü ki göz göze geldik. İç çekip bedenimi süzdü.

-"Sorun ne ?" diye sordum. Yine gözleri sinirden koyu renge bürünmüştü.

Başını iki yana salladı ve telefonunu yatağa attı.

-"Sorun yok güzelim. Yani artık yok." Bir kaç uzun adımla başımı göğsüne yaslayıp sıkıca sarıldı.

Vücudu soğuktu ve sert.

-"Emin misin ?" diye tekrarladım.

-"Evet. Hadi üzerini giyin." Geri çekildiği an kaşlarını çatıp durdu. Uzun kemikli parmakları çenemi kavrayınca bekledim.

-"Üzgünüm. Acıyor mu ?" Parmağını dudağıma bastırmasıyla acı hissi yayıldı.

Unutmuştum.

-"Biraz." derken utanıp başımı eğdim.

İç çekip yanaklarımı kavradı. Sonra vakit kaybetmeden dudaklarıma büyük bir öpücük kondurdu.

Beni sarsan öpücüğüne karşılık tebessüm edemeden duramadım.

-"Daha sakin olmaya çalışırım." Dudaklarımdan ayrılıp bir çizgi üzerinde ilerleyerek öpe öpe boynuma kadar indi. Aynı anda belimden kalçama uzanan eliyle bornozun üstünden kalçamı avuçladı.

Kalbim uzun süre dayanamayacak !

-"Kaç yoksa bırakmam."

Sessizce kıkırdayıp kollarından sıyrıldım. Giysi odasına girer girmez kalbimi tuttum.

Sakinleşmem kısa sürmüştü çünkü bu durum hoşuma gidiyordu.

Hızlıca beyaz bir iç çamaşır takımı giyindim. Annem sayesinde düz takımlar yerine daima kaliteli ve olması gerektiği gibi en iyi iç çamaşırlar giymeye alışmıştım.

Ancak bu sefer normalde sıradan gelen dantellere farklı gözle bakıyordum. Artık farklıydı. Benden başka vücuduma dokunan birisi vardı.

Ateş basan boynuma soğuk ellerimi değdirip nefesimi üfledim.

Kuvars'ı bekletmemek için bir şort ve kapşonlu hırka alıp giyindim.

Fermuarı yukarı çekerken ufak bir dekolte kalacak şekilde bıraktım.

Aynanın önünden ayrılacakken gözlerimin boynuma gitmesiyle gözlerim olabildiğince açıldı.

İnanmıyorum !

Mor ve kırmızının tonlarına bürünmüş tam görünen yerde kocaman iz vardı.

Şaşkınlığıma morarıp şişmiş alt dudağımın kenarı eklendi.

Vücudumun canına okumuş !

Tanrım umarım kızlar yakın zamanda gelmezler. Aksi halde bunları gizlemem mümkün değildi.

Boynumu kapatıcıyla kapatmaya kalksam 15 kat sürmem gerekebilirdi !

-"Acıktım diyorum."

İçeriden ima içerikli sesiyle bağırınca toparlanıp giysi odasından çıktım. Saçlarım artık kendi kendine kuruyacaktı.

-"Tamam hazırlayacağım şimdi." dedim.

Yatağın ortasına yatmış gözleriyle beni takip ediyordu.

Makyaj masamın üstünden saç kremini alıp saçlarıma hızlıca sürdüm. En azından kabarık hale gelmemeleri bugün için iyi olurdu.

-"İstediğin bir şey varsa...?" dedim sorarcasına.

Başını iki yana salladı. Sonrasında çalan telefonuna ettiği küfürlerle onu odada bırakıp mutfağa geçtim.

Dolapta olan kahvaltı çeşitlerini servis tabaklarına koymadan önce çay demlemeyi ihmal etmedim. Şirketteyken ara sıra çay istediği için sevdiğini biliyordum.

Kahvaltılık omlet tarzı bir şeyler daha hazırlayıp mutfaktan çıktım. Mutfağın karşısında kapısı olmayan bir bölüme masa yerleştirmiştim.

Masanın üstündeki objeleri duvar dibinde olan dresuar tarzı dolaba bırakıp masayı hazırladım.

Birer birer tabakları taşırken koridorda yanımda beliren Kuvars yanından geçerken yanağımı öpmüştü.

İki arada yaptığı hareketle gülümserken tabakları masaya bırakıp yeniden mutfağa geçtim. Dolaptan su çıkarıyordu.

-"Hazır sayılır otur." dedim.

Benden önce oturduğu masada karşısında yer alırken bu eylemin bana ne denli zevk verdiğini düşünüyordum.

Kendi ellerimle bir şeyler hazırlayıp birlikte yemek her şeyin üstündeydi.

-"Evde durmaya dayanabilecek misin ?" diye sordum gülümserken.

Kaşlarını çatıp çayını masaya bıraktı.

-"Ben dayanırım ama işler dayanmıyor."

Pekâlâ.

-"İçimden bir ses...işlerinin şirket ve ajanstan fazlası olduğunu söylüyor." Daha fazla içimde tutamayacaktım.

Sakladıkları vardı.

Çatık kaşlarını düzeltirken yüzü ifadesizliğe büründü.

-"Sen bunları düşünme." dedi itiraz istemeyen tonuyla.

Hemen tavır değişikliği gösteriyordu.

-"Merak ediyorum." dedim cesaretimin son kırıntılarıyla.

Ona bu kadar sormuş olmam bile benim için fazlaydı.

-"Fazla merak iyi değildir ufaklık."

Hoşuma gitmeyen bu yanıyla ilgili ona tepki vermeyecektim. Paylaşmak istemiyorsa paylaşmazdı. Daima merak edecektim ama Kuvars bana kendini ne kadar anlatırsa o kadarını bilecektim.

Fazlasını öğrenemezdim. İnsanlar kendini göstermek istediği kadar gösterirlerdi.

Ben önceden kendimi gizlerdim. Ama artık gizlemeye halim yoktu. Kim omzuma dokunsa ağlıyordum.

-"Telefonun."

Düşüncelerime daldığım yerden irkilerek sıyrıldığımda beni izliyordu.

Başımı belli belirsiz salladım ve sandalyeyi ittirip ayağa kalktım. Salondan telefonumu aldığımda koltuğun kenarına çöktüm.

Aramayı yanıtlamadan elimi saç diplerimden geçirdim.

Sanırım biraz sarsılmıştım.

Bastırmaya çalıştığım hisler gün yüzüne çıkmak için fırsat kolluyorlardı.

Elimi saçlarımdan indirirken aramayı yanıtladım.

-"Günaydın canım. Uyandırmadım değil mi ?"

-"Günaydın hayır uyanmıştım." diye yanıtladım karşı taraftaki Cihangir'i.

-"İyi o halde !" Daha enerjik bir sese büründü.

-"Kahvaltı yapalım mı ? İşte misin yoksa ?"

O sarhoşluk olayımdan sonra Cihangir'le buluşmaya fırsatımız olmamıştı çünkü işleri yoğundu.

-"Şey çok isterdim ama Kuvars'la kahvaltı yapıyoruz." dediğim sırada onu onaylamadığım için bir yanım çekinmişti.

-"Anlaşıldı." dedi uzatarak. Ancak güldüğü için biraz rahatladım.

-"Kusura bakma olur mu ?"

-"Ne demek canım ne kusuru ? Haberleşiriz sonra. "

Görüşmeyi sonlandırırken ayağa kalkmış masaya geri gitmiştim. Kapatıp yanıma koyduğum telefonumdan gözlerimi çektiğimde Kuvars öylece bekliyordu.

-"Kim ?" diye sordu.

-"Cihangir. " dedikten sonra tabağımda bıraktığım son lokmayı yiyerek çatalımı bıraktım.

Git gide yemek düzenim oturdukça kilo alıyordum. İyi miydi bilmiyorum.

Yüz hatları gerilmeye başladığında gelecek olanı bekledim.

-"Hoşlanmıyorum o heriften." dedi beklediğim gibi.

-"Bir kötülüğü yok sen ön yargılısın." dedim ve ayağa kalktım.

Sanırım daha yemiyordu.

-"İnsanları tanımadığın için böyle konuşuyorsun." Oturduğu yerden dik bakışlarıyla bedenimi süzüyordu.

Dudaklarımı aralasam bile konuşacak bir şey bulamadım. Ne desem devamını getirecekti.

-"Devam ediyor musun ?" diye sordum tabağını işaret edip.

Başını iki yana salladı ve ayağa kalkıp çıktı. Masayı toplarken dün gece unuttuğum kurabiyelere gözüm çarptı. Üzülere attıktan sonra ellerimi yıkayıp kuruladım.

Banyoda dişlerimi fırçalayıp Kuvars'ın yanına gittim. Koltuğa uzanmış televizyonda kanaldan kanala atlıyordu.

Usulca yanına oturduğumde geriye attığı başını kaldırıp göğsüme yasladı. Ağırlığının verdiği hoş hisle içimden gülümsedim.

-"İçecek bir şeyler var mı ?"

Dudağımı büktüm.

-"Maalesef. " dedim.

İç çekip doğruldu ve koltuğun ucunda olan telefonunu aldı. Orhan'ın ismine tıklarken başını göğsüme geri koymuştu.

Orhan'dan tabiki içki isteyip kapatırken bu defa kendisi geri yaslanmış beni göğsüne çekmişti. Bacaklarıma kendime doğru çektim ve sıcaklığına sığındım.

Sarılmasının , şefkatinin verdiği büyülü güzelliği nasıl anlatabilirdim ki ?

-"İtalya'da olacağımı kimseye söyleme tamam mı ? Özellikle Defne'ye."

Kapanan gözlerimi aralayıp başımı omzuna attım. O da eğilince burun buruna gelmiştik.

-"Neden ?" diye sordum.

Tuhafıma gidiyordu.

Burnunu yanağıma sürtüp dudaklarını değdirdi. Hafifçe titreyişimi belli etmemeye çabaladım.

-"Öyle olması gerekiyor güzelim. Sen merak etme diye sana söylüyorum."

Sesli bir nefesle belime doladığı elini biraz daha sıklaştırarak göğsüne sokarcasına sarıldı.

-"Esrarengiz konuşuyorsun." diye fısıldadım çoktan ona kapılmışken.

Avucunu yanağıma koyup okşadı. Aynı anda dudakları yanağımdan dudağıma doğru birer öpücüklerle yaklaşıyordu.

-"Sadece seni çok özleyeceğim. Bunu bil."

İster istemez kaşlarımı çattım ve bu anı bozarak geri çekildim.

-"Ne kadar kalacaksın ?" Ucu açık bir konu olması beni endişelendiriyordu.

-"Bilmiyorum duruma göre."

Atik bir hareketle beni kolayca belimden kavradı. Üzerinden geçirerek koltukla arasına almıştı. Yan döndüğünde ise tamamen kapana kısılmıştım.

Parmakları çeneme kayıp başımı kaldırdı.

-"Bende özleyeceğim." dedim kısık tonda.

Bakışları ifadesizleşti. Koyuya bürünen gözleri önce dudaklarımda sonra gözlerimde kaldı.

Böyle olduğunda ne düşündüğünü anlayamıyordum. Kendini fazlasıyla hissiz gösterebiliyordu.

Sızısını belli eden dudağımda parmağının ucunu gezdirdi. Sonra yavaş yavaş yaklaşıp dilini gezdirdi.

Kalakaldım.

Yalnızca nefesimi üfleyebildim. Geri alamadım.

Aralık kalan dudaklarım yaşadığım hisle kıpırdayamadı. Damarlarımda akan kanın fokur fokur kaynadığını sanıyordum.

Nefesi dudaklarımdan içeri giriyor iyice beni bitiriyordu.

Dilini gezdirmeye devam ettikçe içimde çığlıklar kopuyordu. Nasıl böyle şeyler hissedebilirim ?

-"Özür dilerim." diye fısıldadı dudaklarıma doğru.

Bir tek kirpiklerim kıpırdadı. İnip kalkan göğsüm gittikçe daha çok sıkışıyordu.

Artık onun nemiyle ıslanmış olan dudağımı iki dudağının arasına aldı. Öne doğru çekip diliyle birlikte yavaşça emdi.

Adını koyamadığım bir şeylerden ötürü kıpırdanan bacaklarımı birbirine bastırıp ellerimi boynuna uzattım.

İçimden çıkan farklı bir karaktere engel olamadım.

Henüz çok tecrübesiz olduğum konuda bunu umursamayarak öpüşüne karşılık verdim. Nedensiz bir hırsla dolgun dudaklarına asılırken çıkarttığı homurtuyla belimi sıktı.

Yalnızca dudağım daha fazla acıdığı için devam edemedim. Kanadığını biliyordum. Kuvars da anlamıştı. Öpüşmeyi kesmişti ancak çekilmemişti.

Kanın metalimsi tadını temizleyecekken benden önce davranıp dudaklarıyla uzun uzun emdi.

Gözlerimi kapatıp nefesimi tuttum.

Nasıl zevk vereceğini çok iyi biliyordu.

Son kez bir öpücük bıraktığı dudaklarımdan ayrıldığında bedenini tamamen üzerime çıkarmıştı. Burnunu tenime sürte sürte boynuma indi.

Yeniden ve yeniden ıslak dili kendini hissettirdiğinde tepeden tırnağa titremiştim.

Fakat tam dudakları araya girmişti ki kapı çaldı.

-"Senin kapına koyayım." Bir küfür savurup o hışımla üstümden kalktı.

İstemeden güldüğümde iyice açılan dudağım yüzünden yüzümü buruşturdum.

Gelen Orhan istediğini getirmişti. Ama Kuvars'ın gergin bedeni içkiye rağmen gevşememişti.

O huysuz halini baya sürdürdü.

Akşam saatleri olduğunda biz hala evdeydik. Koyun koyuna yatmış izlediğim dizilerden birinin devamını getirmiştik.

Normal şeyler yapmak dahi çok güzeldi.

Tabi bir yerden sonra Kuvars sıkılınca akşam yemeğini hazırlamıştım. O da bu sırada balkonda sigara içiyordu.

Mutfağı temizlemem bittiğinde yatak odama geçtim. Kuvars'ın geceden çıkarttığı pantolonu gömleği ve yeleği hala yerde duruyordu.

Kapı sesi duyunca ona seslendim.

-"Kıyafetlerini makineye atıyorum."

Bir kaç saniye durduğumda bulunduğumuz zaman beni gülümsetti.

Şey gibi...sıradan bir aile.

-"Ceplerime bak." diye içeriden gür sesiyle geri cevap vermişti.

Onları kucaklayıp banyoya getirdim. İlk gömleğini ardından yeleğini makineye koydum. Sonra pantolonun cebinden deri kartlığını çıkarttım. Diğer cebinden işle ilgili kart ve para vardı. Cüzdanı muhtemelen kabanının cebindeydi.

Hepsini makinenin üstüne bırakıp kendi kıyafetlerimden de koydum ve çalıştırdım.

Ellerimi yıkadıktan sonra oturma odasına geri döndüm. Bu defa oturarak içki içiyor televizyon izliyordu. Akşam oluncaya dek telefonu o kadar çalmıştı ki her çalışınca sinirleniyordu.

Şimdi böyle sessiz görünce rahatlamıştım.

-"Onun yerine çay kahve yapsaydım ?" diye teklif sunarken yanına oturdum.

Şişeyi sehpaya koyup geri yaslandı ve elini belime attı.

-"Yok çok yedim zaten yetti."

Omuz silkip göğsüne başımı yasladım. Aklımda takılan aynı konu varken bir türlü kendimi odaklayamıyordum.

-"Kuvars." dedim dakikalar geçtiğinde.

Çenesini koyduğu başımı oynatıp iyice yerime yerleştim.

-"İş için mi gidiyorsun ?"

Bu sefer derinden ofladı ve beni göğsünden kaldırıp dikleşti.

-"Güzelim artık sormasan ? Var demek ki bir işim. Takılma böyle şeylere daralıyorum. Gereği olsa söylerim ama yok !"

Sesini zar zor alçak tutuyor olmasına rağmen sinirini tam olarak bastıramamış yansıtıyordu.

Israr ederek sormuş olmamdan dolayı utanmıştım. Ve kızdığı için biraz üzüldüm.

Sessizce yutkunup koltukta kıpırdandım. Gözlerimi ondan kaçırmıştım.

-"Üzgünüm...haklısın." İçine kaçmış sesimle yine kabuğuma çekildim.

Şükürler olsun ki telefonum beni kurtardı. Yanından kalkmak şuan için en iyi seçenekti.

Yemek odasından aldığım telefonumla yatak odama girdim ve kapıyı aralık kalacak şekilde örttüm.

-"Defne ?" diyerek açtım. Ardından yatağın ortasına sırt üstü uzandım.

-"Sesin soluğun çıkmıyor."

Düşen yüzümü yana doğru çevirip gözlerimi kapattım.

-"Evdeydim. Kuvars burada aramaya fırsatım olmadı." dedim doğrudan.

-"Vay satıldım yine. " Tepkisine gülümseyebilirdim ama dudaklarım hareket etmedi.

-"Yok aşk olsun." dedim.

Karşıdan kıkırdama sesi geldi.

-"Olsun tabi olsun. Abim işe gitmedi mi yani ?"

-"Hayır gitmedi. Dinlenmek için." Ona bunları anlatırken hala biraz zorlanıyordum.

Aldığım nefesi üfleyip sol tarafımın üstüne döndüm. Biraz üşümüştüm. Üzüntüden mi ?

-"Neyse ben seni tutmayayım. Malum bölmek gibi olmasın. Sonra ararım."

Dalga geçmesini bu defa göz ardı ettim.

-"Konuşuruz yine. İyi geceler." diyip kapattım.

Kapattığım gibi arkamdan bir beden bedenime sokuldu. Sıcaklığı anında ısı verirken ben tepki vermedim.

-"Güzelim. Loya'm."

Birileri anlamış sanırım.

-"Ben özür dilerim sen haklısın. Haklı olarak merak ediyorsun. Söyleyebileceğim tek şey yaptığım bir iş var. Bildiklerinden farklı. Bunu artık bırakmak istiyorum ve son kez olacak. Öğrensen yararına olmayacak. Bilmemen daha iyi zaten artık sonlandıracağım."

Açıklaması yeniden üstü kapalıydı. Daha da bir şey soramazdım.

-"Tamam anlıyorum." dedim biraz zaman geçtikten sonra.

İyice sıkı sarılıp boynumu öptü. Ardından saçlarımın arasını öpüp durdu.

Öpücükleri sonlanmadan beni kendine çevirip en son dudağımın kenarını uzunca öptü. Geri çekildiğinde gözlerime farklı bakıyordu. Gülümser gibi.

Sonra dudakları kıpırdadı.

-"Çok aşığım ufaklık çok."

•••

Herkese merhaba ❤

Bölümü nasıl buldunuz ?

Yakınlaşmaları yerinde mi yoksa amaan bu çok az mı diyorsunuz sjskd o sınırın ne kadar olması gerektiğine karar veremedim bir türlü sjjs

Bölüm sonu

6 yorum