•
Hayatı boyunca sevilmemiş birinin böylesine sözler duyması , saçlarının okşanması paha biçilmezdi. Ve sevilmek.
Nasıl tarif edilirdi ?
-"Seni seviyorum." dedim dudaklarımı kıpırdatıp.
Kırılmış olmak kimin umrundaydı ki.
Beni ömrümde seven biri vardı !
-"Küçük kalbine sığmak...bu dünyada yaptığım en iyi şey."
Dudaklarım hafifçe kıvrıldı. Gönlümü almasını iyi biliyordu.
Ama kalbime dokundukça içim acıdan burkuluyordu. İster istemez gözlerim dolunca bakışlarımı kaçırdım.
Kendi kanımdan olanlar sevmemişti.
Bu nasıl unutulurdu ?
-"İyi ki varsın." diye fısıldadım titrek sesimle.
Bana sıkıca sarılıp başımı göğsüne yasladı ve yatağa uzandı.
-"Daima yanında olacağım."
Buna bütün umudumla sarılmıştım.
-"Sen olmasan...neler olurdu acaba ?" Aslında bu soruyu kendime sorduğumda durgunlaştım.
Yoluma devam edemezdim.
Saçlarımın arasına dudaklarını bastırıp elini yanağıma koydu.
-"Yine çok güçlü bir kadın olurdun."
Olamazdım.
Titreyen burnumu es geçip başımı salladım.
-"Hayır." dedim.
-"Öyle bir ihtimal artık yok zaten. Düşünüp kendini üzme. Ben nefes aldığım müddetçe seni kollarımdan ayırmayacağım." dedi ve çenemden kaldırıp yanaklarımı öptü. Kapalı gözlerimle boyun girintisine yerleşip derin nefesler aldım.
Kokusu sakinleştiriciydi.
Dudaklarımı birbirine bastırdığımda bir yanım yalnız kalmayı istemişti. Kuvars'ın yanında ağlamamaya çalışmak zor oluyordu.
-"Hiç mutlu değil miydin ? Nasıl bir hayatın vardı ?"
Konuşmaya hiç isteğim yokken benimle ilgili bir şeyleri merak etmişti.
Uzun uzun bir kaç dakika sustum. Parmak uçlarım çıplak göğsünde tüylerinin arasında gezinirken anılarım arasında kaybolmuştum.
-"İçinde tutmaya devam etmeni istemiyorum. Anlat ve bitsin. Geçmişi bırakmadığın için yüzün bir türlü tam anlamıyla gülmüyor."
Geçmişim , kişiliğimi ve karakterimi bütünüyle oluşturmuştu. Unutamazdım ki.
-"Ben tam anlamıyla o aileye aidim. Kurallarımıza göre yetiştirildim. Ama hislerime kimse müdahale edemedi. İçim susmadı. Kabullenemedim."
Sertçe yutkunup parmağımın ucuyla gözümün altını sildim.Boğazıma oturan sert yumruyla konuşmak oldukça güçtü.
-"Kuvars ben...ben çok bir şey istemedim."
Gözlerim tam anlamıyla bulanıklaştığında sesim iyice titrediği için sustum. Zorlukla yine yutkundum ama boğazımdaki geçmeyince başımı kaldırıp doğruldum.
Oturduğum yerde ellerimle yüzümü silerken dayanıksızlığıma kızıyordum.
Çok güçsüzdüm çok.
-"Gel buraya." Oturduğu yerden beni kucağına doğru çekince itiraz etmedim. Bacaklarımı kendime çekip kucağına yerleştim ve göğsüne yaslandım.
Bir eliyle omzumu okşarken diğer yandan avucumun içini öpüyordu.
-"Sen aslında herkesin istediği şeylere sahiptin. Ama senin istediklerin farklıydı. Biliyorum güzelim." Sesinin yatıştırıcı etkisi biraz iyi hissetmeme sebep olduktan sonra konuşmak için hazırdım.
-"O duvarların içinde yüzyıllar boyunca çok insan yaşadı. Soyumuzun imrenilecek bir soy olması için herkes kurallara bağlı kaldı. Herkes ama herkes adımız kirlenecek diye çok korkuyordu. Ve dışarıdan muhteşem görünüyorduk." diyip sustum.
Hanzade ailesini anlatmak kolay değildi.
-"Sevginin önemi yoktu. Saygı vardı. Her yere , her şeye uygun olmalıydık. Adeta robot gibi. Aile kavramı sadece dışarıdan görenlere görünüyor. İçimizde bu kavram yoktu. Biz aile değildik. Soyumuzu muazzam şekilde ilerletmek için dünyaya gelen basit insanlardık. Ben bu kavramlardan bütün ruhumla nefret ettim Kuvars."
Tutamadığım yaşlar oluk oluk akarken hıçkırıklarımla yüzümü göğsüne kapattım.
-"Bunları sana unutturacağım söz veriyorum."
Kollarımı kaldırıp boynuna sarıldım. Gücünü hissetmek benim daha kolay nefes almamı sağlıyordu.
-"Yuva nedir bilmek istiyorum. Aile nasıl olunur ? Bir masaya oturduğunda sohbet edilir mi ?" Umutla inançla sorularımı sorarken cevaplarını yalnızca bu adamda bulacağıma adım kadar emindim.
Aldığı derin soluğun sonrasında sırtımda olan ellerini belime sabitleyip boynuma burnunu değdirdi.
-"Ailen...evin...yuvan her şeyin ben olurum. Sen yeter ki mutlu ol." Kulağıma dolan yaşam mucizesi olan sesine karşılık gözlerimden akan yaşlarla gülümsedim.
-"Annem babam yapmadı ama...beni sevdiğin için teşekkür ederim. Onlardan daha üstünsün."
Geri çekildiğimde gözlerimiz birleşti. Akmaya devam eden yaşlarımı parmaklarıyla birer birer sildi , gözlerimden öptü.
-"Aile bağları olan bir adam değilim. Sana yalan söylemeyeceğim. Bu ailemden değil benden kaynaklı. Sevgi adamı da değilim. Aslında değildim. Sen hayatıma girene dek. Ailem sen ol istiyorum. Kapısını açıp girdiğim bir evim yok. Ama içinde sen yaşayacaksan...evimiz olsun istiyorum."
Sadece bir kaç saniye öylece onu izleyen gözlerim yeniden yaşlarla dolduğunda bu defa mutluluktandı.
Sevinçten ağlamaya başladığımda ellerimi yüzüme getirip saçma sapan şekilde güldüm.
Çektiklerimin mükâfatı olarak bana gönderilen bir mucize miydi ?
Müdahale etmeden beni izlediği dakikaların ardından ellerimi indirip ona baktım. Öylece beni izliyordu. Yanaklarımı sildikten sonra ellerim yüzüne gitti. Korka korka sakallarıyla çevrili yüzünü tuttum.
-"Yaşadığım dünyamdan servet , şöhret , mal mülk istemedim. Sadece sevilmek istedim. Saçlarım okşansın , birisi bana sarılsın istedim. Karşımda canlı canlı sevgiyle atan bir kalp istedim. Eğer yolun sonunda seni bulacağımı bilseydim...yaşadıklarımın bir on katına daha katlanırdım."
Cümlemin sonu dudaklarında bitti. Onu utanmadan kendi isteğimle öptüm. Yanaklarında ellerim , dudaklarında dudaklarım öperken saniyeler sonra karşılık verdi.
Nefessiz , soluksuz öpüşmemizin etkileyen diğer yanı kucağında oluşumdu.
Bu sefer ayrı bir tutkuluydu. Belki de hislerimizin yoğunluğundan kaynaklı olabilirdi ancak ne olursa olsun aklımı başımdan almıştı.
Uzun kemikli parmakları şortumun üzerinden kalçamı kavradığında dudaklarının arasında nefes alamadım. Hemen peşinden geri yatmıştı ve iki yanında duran bacaklarımla tam üstünde yatıyordum.
Her ne kadar heyecandan titrediğimi belli etmemeye çabalasam bile elimde değildi. Bir de öyle ateş basıyordu ki etrafımız yanıyor gibiydi.
-"Çok güzelsin."
Dudaklarımız nefes ihtiyacıyla ayrıldığında fısıltısına gülümseyip alnımı göğsüne yasladım. Hızla inip yükseliyor hareket ediyordu.
Saç diplerimin terlediğini hissediyordum.
Bu sıcaklık güzel bir sıcaklıktı.
Nefeslerimi düzene soktuğumda yavaş yavaş başımı kaldırdım. Kapalı gözlerini açtığında canlılıkla parlıyorlardı.
-"Uyumak ister misin ?" diye sordu ellerini kalçamdan çekip alırken.
Başımı iki yana salladığımda tamamen doğrulmuş oturmuştum. Ancak yanlış bir konumda olduğumu Kuvars'ın boğuk bir inlemeyle kıpırdandığı zaman fark ettim.
Utançtan vücudum daha da ısınınca hemen yataktan indim.
-"Ben...şey...duş alacağım. " diyip kaçarcasına odadan çıktım.
Hızlıca ensemi soğuk suyla ıslattım.
İlerleyen zamanlarda umarım bu duruma alışırdım. Aksi halde bir gün utançtan kalp krizi geçirebilirim.
Bir iki dakika sonra derin soluklarla sakinleşmiştim. İlk önce hırkanın fermuarını açtım. Ardından şortumu indirdim ve ikisini makineye koydum. Kuvars'ın kurutma makinesinde olan kıyafetlerini çıkartıp düzgünce katladım.
Banyo tezgahına elimi öylece lastik almak için attığımda sıvı sabunluk gürültüyle yere vurdu.
-"Hih !" Endişeyle sıçrayıp geri kaçtım.
Kırılmıştı ama Allah'tan her yere dağılmamıştı.
-"Loya ! Düştün sandım !"
Banyoya hışımla dalan Kuvars ilk yere baktı. Sonra dondu. Göz göze gelmemiz beni de dondurmuştu.
Yarı çıplağım.
Beni bu halde gördü..
Tanrım.
Lütfen rüya olsun.
İkimizden de çıt çıkmazken yanağımın içini sertçe ısırdım. Yanaklarımdan zar zor gönderdiğim ateş üç misli halde geri gelmişti.
-"K-Kırıldı." dedim kısık sesle.
Sesim de içime kaçmıştı.
Yutkunup saçlarımı kulağımın gerisine sabitledim.
Kuvars en sonunda beni göz hapsinden ayırdığında boğazını temizlemişti.
-"Ben...toplarım. Sen bir yerini kesersin."
İtiraz etmeme fırsat kalmadan banyonun içine tamamen girdi. Yere eğilmiş porselen parçaları toplarken çıplak sırtını izlemekten başka bir şey yapmıyordum.
Ah bir de titriyordum evet.
-"Çöp nerede ?"
Bir anda doğrulunca geri adım attım. Neredeyse duş kabinin camına çarpacaktım.
-"Şurada."
İşaret ettiğim kapağı açıp kovaya parçaları attı.
Göreceğini görmüştü. Orada korkuluk gibi dikilmeyi büyük bir ciddiyetle kendime kabul ettirdim.
Kalbim sıkışa sıkışa havlu peçeteden bir kaç parça kopardım. Yere akmış deterjanı sildikten sonra kalkıp çöpe attım ve ellerimi yıkadım.
Havluyla kuruluyordum ki aynaya yansıyan bedeni arkamda durdu.
Yutkunma bile yutkunamadım. Bedenimin açık seçik her ayrıntısıyla görünmesine neden olan iç çamaşırlarıma içimden söyleniyordum.
İyi mi olmuştu kötü mü ?
Kuvars'ın gözleri bile bir başka olmuştu.
Utancımın bastırdığı ama yok edemediği bir yanım bununla kabarırken istemsizce hoşuma gidiyordu.
Öylece hareket etmeden durduğum noktada büyük eli karnıma ulaştı. Çıplak tenim teması karşısında ürperirken buna dudakları eşlik etti. Eğilmiş çıplak omzumu öpmüştü.
Çok geçmeden diğer elini de karnımda duran elinin üstüne koydu. Böylelikle beni bir hamlede göğsüne yapıştırmıştı. Külodumun büyük bir açıklık yarattığı kalçam ona dayandığında dudaklarımdan farklı sesler çıkmasın diye sertçe ısırmak zorunda kaldım.
Öyle bir haldeydi ki adeta arkamda çıplakmışcasına net hissediyordum. Çok ama çok sertti.
Çok fazla anlaşılıyordu.
-"Kendimi ergenler gibi hissediyorum. Şimdi burada sana dokunmadan boşalabilirim." Kendine hem kızar hem de alay edercesine konuşurken gırtlaktan yükselen o sesi tüylerimi ürpertti.
Ilık nefesi tam boynumdaydı. Dudakları ise nemli nemli tenimde.
Beni böyle istiyor olması kalbimi sıkıştırıyordu. Kuvars muhteşem bir adamdı. Benimse dolgun bir vücudum bile yoktu !
Tamam kendime haksızlık etmek istemiyorum ancak daha iyi olabilirdim.
Söylediği gibi biraz kilo alsam elinin altında daha iyi görünebilirim...
Düşüncelerim beni utandırırken olduğumuz durum yeniden beynimde şimşek gibi belirdi.
Yutkunmaya çalışırken daha fazla hareketsiz duramadım. Kıpırdanmam ondan homurtu yükselmesine neden olurken güç almak için tezgaha ellerimi koydum.
Nefeslerimden kurumuş dudağımı dilimle ıslatmayı düşündüğüm an Kuvars bunu hissetmiş gibi beni tek hamlede çevirdi. Kalçam soğuk mermere değmiş dudaklarım dudaklarında canlanmıştı.
Parçalar gibi saldırırcasına öpüyordu. Ellerinin seri ve sert hali bedenimde gezinirken zevkten mest olmuştum. Uzanıp omuzlarına sarıldım.
Alt dudağının tadına yeni yeni varıyordum ki kendini geri çekti. Aynı zamanda sertliği de kasıklarımdan ayrılmıştı.
Ne zaman tuttuğunu bilmediğim kalçamı ve belimi bırakıp başını iki yana salladı. Heybetli bedeni nefesleriyle öyle inip kalkıyordu ki bu görüntü dilimin tutulmasına yetti.
-"Kendimi tutamam yapamam." Oldukça kısık söylemiş olsa bile cümlesini net olarak anladığımda çoktan banyoyu terk etmişti.
Arkasından ben dağılmış halde kaldım. Parmaklarım sızlayan dudaklarımda iken bu tutkunun daha ne kadar büyüyebileceğini hayal ediyordum.
'
Aradan iki gün daha geçmişti. Kuvars ile dünyanın en mutluluk verici olayını üç gece yaşamıştım. Kollarında uyuyor kollarında uyanıyordum.
İlk günün aksine diğer iki gün asla alevlenen bir yakınlaşma yaşamadık. Sanırım bilerek isteyerek yaklaşmıyordu.
Savunma mekanizmasının zayıfladığını hissedebiliyordum.
Bende o banyo sahnesini hazmedebilmiş değildim. Hala düşündükçe ateş basıyordu.
-"Hazırım tamam !" diye seslendim.
Koridorda oflaya puflaya sabırsızlanarak beni bekliyordu.
Halbuki yalnızca üzerimi giyinmem kalmıştı. Ama o da bu kadar hızlı hazırlanmasaymış !
-"Keşke sen kapıdan çıkarken ben yataktan kalksaydım."
Odaya sinirle girdiğinde kıkırdayıp giysi odama kaçtım. Bol bir gömleğin üzerine takımı olan kazağı geçirdiğim sırada Kuvars'ın bir sonraki durağı burası olmuştu.
-"Hadi kızım geç kalacağım."
Çıplak ayaklarımı bu defa ben sinirle yere vurdum.
-"Acele ettirmesene ! Git o zaman sen elim ayağım birbirine girdi."
Bir saattir bağırıp duruyordu.
Elini saçlarının arasından geçirdi ve yüksek sesle ofladı. İtalya için uçağa binmesi gerekirken bir yandan benimde onunla evden çıkmamı istiyordu.
-"Konuşma giyin." dedi aynı sert tonuyla.
Sabah sabah yine gerginlik depolamış.
İnadına hareket etmeden durdum. Ellerimi de göğsümde bağlayıp gözlerine baktım.
Kaşını yavaş yavaş kaldırdı. Bir adım daha attığında dip dibeydik.
-"Seni öyle bir öperim ki dua et çok az vaktim var."
Başımı dikleştirip bakarken gülmemek için bütün kaslarımı zorluyordum.
Biraz daha onu izlediğimde gidecek olmasının verdiği hüzün bulutunu dağıtmak için başımı eğip arkamı döndüm. Dolaptan uzun çizmeleri alırken düşünmemeye çalışıyordum.
Hazır olduğumda Kuvars çoktan kapı nöbetine geri dönmüştü.
Boynuma hafif kokulu bir parfüm sıkıp çantamı elime aldım. İçim üzüntüden sıkışırken böyle hazırlanmış olmamın sebebi Kuvars'a güzel görünmekti.
İyi göründüğüm zaman hızlıca odadan ayrıldım. Kuvars çıkıyor olmamızın verdiği ferahlıkla nefesini üfleyip kapıyı açtı. Bende arkasından anahtarlarımla çıktım.
Asansörde durduğumuzda göğsüm içime çöker gibi oldu. Üç gün bu kadar güzel geçince sonunda ayrılık olması şimdi kendini acı acı gösteriyordu.
Yanımda heykel gibi uzun boyuyla geniş gövdesiyle duran adama yan yan baktım.
Bakışlarım hayranlık içeriyordu.
Dayanamayıp göğsüne yaslandım. Ellerimi ceketinin altından beline sardığımda iç çekerek kollarını omuzlarıma doladı.
Kokusunu son kezmiş gibi doya doya ciğerlerime çektim.
-"Hemen gel olur mu ?" diyen mırıldandım.
Saçlarımı parmaklarıyla okşarken duran asansör ikimizin de umurunda değildi. Birer birer öptü öptü okşadı.
-"Geleceğim güzelim."
Özlemimi kaldırabilecek miydim ?
Yutkunup geri çekildim. Elimi sıkıca kavrayıp asansörden çıkarttığında gözlerim birbirine sımsıkı bağlı duran ellerimizdeydi.
Arabaya ilerlerken elimi yukarı kaldırıp sıcak dudaklarını bastırdı.
Burnum sızlamıştı.
-"Günaydın efendim. Günaydın Loya hanım."
Orhan'ın açtığı kapıdan geçmeden ona güçsüz bir tonda karşılık verip koltuğa oturdum. Kuvars yanıma oturduğu gibi yine elimi ellerinin arasına almıştı.
-"İlk havaalanına geçelim. Oradan Loya'yı bırakırsın. Volkan orada değil mi ?"
Hayır gitme diye ağlayasım geliyordu. İçimde kötü bir his vardı.
Kalbimi dağlayan bir his.
-"Evet efendim."
Elini hafifçe sıkıp ona doğru yaklaştım. Sonra başımı koluna yasladım.
-"Gitmeni istemiyorum. " dedim içimde tutmadan.
-"Yapma böyle ufaklık." Hemen dikleşti ve bedenime sıkı sıkı sarıldı. Boynuma sokulup onlarca kez öptü.
-"Ararsın değil mi ?" diye sordum. Artık sesim iyice titremeye başlamıştı.
-"Elbette. Orhan burada olacak. Bana ulaşamazsan onu arayabilirsin. Merak etmemen için." Boynumdayken sesi boğuk geliyordu. Bunu duymayı bile özleyecektim.
Tenimi ısıtan nefesini iyice aklıma kazıdım.
-"Neden gittiğini bilmiyorum ama kendine çok dikkat et olur mu ?"
Geri çekilince dudaklarında olan manidar tebessüm yüreğimi ağzıma getirdi.
O nasıl güzel bir tebessümdür.
-"Ederim bebeğim. Seni çok seviyorum." Fısıltısının beraberinde dudaklarıma tüy kadar öpücük kondurdu.
-"Bende çok seviyorum." dedim Orhan'ın duymasından utanmadan.
Havaalanı normalde bulunduğumuz yere uzaktı. Lakin sanki Kuvars gidiyor diye yollar kısalmıştı.
Elinde küçük bir bavulla arabadan indiğinde dudaklarım titriyor burnum sızlıyordu.
-"Ağlamak yok. Geldiğimde seni uzun uzun öpeceğim unutma !" diye seslendi bir kaç adım uzaktayken.
Gözlerimde yaşlarla kıkırdarken bunu duyan Orhan gülümseyip başını eğmişti.
Göğsüme oturan ağırlık konuşmama engel olurken gözlerini Orhan'a çevirdi.
-"Kızıma iyi bak Orhan." dedi silik gülümsemesi kaybolduğunda.
Yüreğimden bir şeyler kopuyordu. Gidip gelecekti neden bu kadar kötü ve parçalanmış hissediyordum ?
-"Emrin olur patron başım üstüne. İyi yolculuklar."
Bir yerden Volkan geldiğinde Kuvars'ın bavulunu aldı.
Nefesim bile yüreğimdeki ağırlıktan geçemezken ayaklarımı hareket ettirdim ve hızlı adımlarla boynuna atıldım. Anında belime sarılmıştı.
Yüzümü boynuna gömdüm öyle kaldım.
Kokusu nefes almamı sağlamıştı.
-"Aklımı , yüreğimi bulandırıyorsun. Senden başka bir şey düşünemez oldum. Bari gitmemi kolaylaştır sevgilim." dedi yumuşak şefkatli bir sesle.
İster istemez gözlerimden yaşlar süzüldü. Gerilmiş tenine dudaklarımı bastırdım.
-"Çabuk gel ve sevgilini burada sensiz bırakma." dedim titreyen iç çekişlerimle.
Sonrası işte yüreğimi de yanına alıp gitti.
Umarım içimi saran kara bulutlar yalnızca ayrıldığımız içindir. Umarım gittiği gibi hemen gelirdi.
Havaalanından ayrıldığımızda ilk başta Defne ile bir araya gelecektik. Ancak yolda giderken Elis aradı.
-"Alo Loya ? Neredesin? " dedi direk söze girip.
Göz altlarımı nazikçe sildim ve başımı geri yasladım. Arabada hala kokusu vardı.
-"Dışarıdayım. Neden ki ?" diye sordum.
-"Dedem fenalaştı. Bu defa öncekiler gibi değil. Seni de görmek istiyor gelmelisin !" dediği an hala insani duygularım olduğu için çok çok azcık endişelendim.
Ama o kadar azdı ki.
Ne olursa olsun aile büyüğümdü. Bana yaptıkları bir yana bu bir yanaydı. Beni görmek istediği için göz ardı etmeden hastanenin yolunu tutmuştum.
•••
Merhaba herkese iyi akşamlar 🌸
Keyifler nasıl ❤
Bölümü nasıl buldunuz ?
Bir şey daha sormak istiyorum. Sizceee bu çiftimiz diğerleri gibi evlenip mutlu çocuklu mu olmalı yoksa farklı bir son mu olmalı ? 🙅

