•
Yeni evimin salonunda etrafa iç geçirerek baktım. Alışma çabaları içerisindeydim.
Sevmiştim ancak alışmam yine zaman alacaktı.
Yerleşeli iki hafta olmuştu ve Defne sağolsun her işi birlikte yapmıştık. Her eşyayı onun da fikirlerini alarak seçmiş eğlenmiştik.
Kuvars bu aralarda fazla yoğun olduğu için çok ilgilenemiyordu. Bende her gün onunla birlikte oradan oraya gidip günlerimi geçiriyordum.
Arada sırada Elis ve Defne buraya geliyor kahve içiyorduk. İkisi denk geldikçe birbirlerine ısınmışlardı.
Yaklaşık üç haftamı geçirdiğim evimin kapısı çalınınca kaşlarım çatıldı.
Kuvars , Meyra hanımın ısrarıyla aile yemeklerine katılacağı için gelen o olamazdı.
Altıma topladığım ayaklarımı uzatıp koltuktan kalktım ve tedirgin adımlarla kapıya doğru ilerledim. Parmak ucumda uzanıp kaptığımda bir kadın olduğunu gördüm.
Kapının kilidini açtım. Tamamen açtığımda orta yaşlı kadın gülümseyen yüzüyle bakıyordu.
-"İyi akşamlar kızım. Rahatsız etmedim inşallah. " dedi.
Şaşırdığım için ne yapacağımı bilemedim. Hafifçe tebessüm ettim.
-"İyi akşamlar. Yok hayır." diye yanıtladım.
Elinde tuttuğu üstü peçete ile örtülü tabağı uzattı.
-"İlk taşındığında gelecektim telaşın vardır diye gelmedim. Fırından yeni çıktı sıcak sıcak yersin."
-"Çok teşekkür ederim zahmet oldu. Ellerinize sağlık." diyerek tabağı aldım.
Mutlu olmuştum. Daha tanımadan sevgi göstererek kapıma kadar gelen birisi vardı.
-"Ne demek kızım afiyet olsun. Ben Ayla. Alt katında oturuyorum. İstediğin zaman kapımı çalabilirsin."
Gülümseyip başımı salladım.
-"Memnun oldum bende Loya. Buyrun içeri lütfen kapıda kaldınız." dedim son anda aklıma gelince.
Misafir ağırlamaktan haberim yoktu ki.
-"Yok canım evde eşim bekliyor ona çay hazırlıyordum. Sonra gelir bir kahveni içerim. Hadi iyi geceler."
Kadının arkasından asansöre binene kadar gülümseyerek baktım. Elimde mis gibi kokan tabakla mutfağıma girdim.
Becerebildiğim kadarıyla yemek yaptığım bu mutfakta vakit geçirmek sanırım gün geçtikçe güzel bir hal alıyordu.
Galiba her eşyasında kendi seçme şansım olduğu için bu ev daha rahat geliyordu.
Tezgaha bıraktığım kurabiyelerin yanında içmek için kahve yapmaya başladığım sıra telefonumun zil sesi kulağıma geldi.
Mutfaktan ayrılıp oturma odasına geçtim.
Sehpadan aldım ve baktığımda Kuvars'ın ismi yazıyordu. Kalbim her zaman olduğu gibi hafiften sıkışırken mutfağa geri yürüdüm.
-"Efendim ?" diyerek açtım.
-"Yatmıyorsun umarım."
-"Hayır daha değil." dedim.
-"Pekâlâ yanına geliyorum." der demez heyecanım çoğaldı.
-"Olur bekliyorum. " dedikten sonra telefonu kapattık.
Nihayet aradan geçen beş günden sonra evime geliyordu. Son zamanlarda akşam işi oluyordu ve biz yalnızca gündüz şirkette birbirimizi görüyorduk.
Heyecandan kahveyi falan boşverip oturma odasına girdim. Ufaktı ama ben seviyordum.
Tam istediğim gibi olan küçüklüğü güzeldi.
Etrafa göz atıp sehpada duran bardağı ve koltuğa attığım hırkamı aldım. Toparlanıcak ne varsa hızlıca düzelttikten sonra odama geçtim.
Aynanın karşısında görüntümün iyi olduğuna karar kıldım ve işten geldiğimde çıkarttığım kıyafetleri kaldırdım.
Odam düzgün halini aldığında derin bir nefes verdim.
Yatağın hemen yanındaki kapı ise küçük ama bana yeterli gelen giysi odasına açılıyordu.
Lüksten uzak farklı bir tarzda olan odamda vakit geçirmek hoşuma gidiyordu. Yatağımın karşısında aynı tonlarda bir makyaj masası ile büyük bir ayna vardı.
Bir tek yatak odamda banyo yoktu. Evin tek banyosu vardı. Yalnız yaşayan birisi için idealdi.
Aklıma Kuvars'ın her an gelebilme ihtimali düşünce iyice elim ayağım birbirine girdi. Bu yüzden sakinleşmek için yatağımın kenarına oturdum.
Pijama yerine kıyafet mi giyseydim ?
Üzerimdekiler fazla salaş değildi ancak kararsız kalmıştım. Acaba çok mu açıktı ?
Bir şort ve askılı takımı giyiyordum.
Dolaba koyduğum hırkayı geri çıkartıp giyindiğimde en azından biraz rahatlamıştım. Ama bu sefer de sıcak basıyordu.
Ah !
Delireceğim.
Hırkayı tekrar çıkarttığım sırada kapı çaldı.
Göğsüm kafesimde gümbür gümbür atan kalbimi düşünmemeye çalışıp kapıya yürüdüm.
Gelmişti !
-"Hoşgeldin." dedim fazla sırıtmadan.
-"Hoş bulduk." Yorgun adımlarla eve girip kenarda ayakkabılarını çıkarttı. Doğrulduğunda karşısında dikiliyordum.
Yaklaştı ve yanağımı uzun uzun öptü.
-"Özlemişim."
Yanaklarım al al olurken gülümsemeden duramadım.
-"İyi ki geldin." dedim içimde tutmadan.
Ellerini yavaş yavaş belime dolayınca parmak ucumda yükselip boynuna sarıldım.
Daha doğrusu istedim ama yetişemedim.
Belimden kaldırınca daha rahat sarılmıştım. Hiç zorlanmadan bedenimi oturma odasına kadar taşıdı. Koltuğa çöktüğünde hala boynuna sarılı halde kucağındaydım.
-"Dinlenmeye ihtiyacım var. Bunu en iyi seninle yapıyorum." dedi parmakları sırtımı okşarken.
Ağır ağır hareket eden eli içimi ısıtıyordu. İyice göğsüne yerleşip boyun girintisinde kaldım.
-"Bir kaç gün dinlensen toparlanacaksın ama hiç durmuyorsun." dedim düşüncelerimi aktararak.
-"Yanımda dur dersen kalırım." Alay edercesine söylediği cümleyi ben tamamen ciddiye alarak başımı kaldırdım ve ona baktım.
Gözleri kapanmaya yüz tutmuştu.
-"Dur. Duralım." diye mırıldandım.
Uzun kirpikleri arasından yüzümü incelerken bir eli yanağımı okşuyordu.
-"Birlikte uyuyalım mı ? "
Sormasına gerek var mıydı ?! Bayıla bayıla kabul ederim.
Başımla onaylayınca hiç durmadan beni kucakladı kalktı. Durağı yatak odamdı.
Karanlıkta ışığı açma gereği duymadan bedenimi yatağa bıraktı ve kabanıyla ceketini çıkarmaya girişti.
-"Günlerdir bu anı bekliyorum. " dediğini kısık sesle duymuştum.
Tüylerim birer birer ürperdi.
Yutkunup yatakta geri kaydım. Kuvars ise en son pantolonuna elini attı. O an gözlerimi hızla kaçırdım.
Dizlerimin üzerinde dönüp yatak örtüsünü açtım ve yastıkları düzelttim.
Heyecandan titrerken yatağa çöken ağırlığı karşısında ona hiç bakamadım. Yatağın sağ tarafında yorganın içine girdim. Çok geçmeden kaslı kolları belimi kavradığı gibi kendine çekti.
-"Üşümüşsün." dedi yüzünü boynuma getirdiğinde.
Sıcak göğsüne sokulmak gibisi yoktu.
-"Isınırım." Seninle.
-"Isıtırım." dedi içimi okurcasına.
Gülümseyerek yanağımı göğsüne yasladım. Yaklaşık on dakika kadar öyle sessizce birbirimize sarılmış halde yattık. Bacaklarımız iç içe geçmiş çoktan sıcacık olmuştuk.
-"Yarından itibaren sevgilimle kendime üç günlük tatil veriyorum."
NE !
Sevgilim.
Sevgilim mi dedi ?
Zorlukla yutkunurken dilim damağım kurumuştu. Ağzından ilk kez bu kelimeyi işitiyordum.
Sanırım bütün ömrüm boyunca işitmek istiyorum.
-"Nasıl ?" Kekelemeden konuştuğum için kendimi sayısız kere tebrik ettim.
-"Ne nasıl ? Patron olarak buna hakkım olmalı değil mi ?"
Nefesimi yavaşça üfleyip gözlerimi yumdum. Nasıl da heyecanlıydım.
-"İşlerin vardır nasıl bir anda ara vereceksin ?" diye sorumu daha düzgün sordum.
Omuz silkti ve başını eğip yanağıma dudaklarını bastırdı.
-"Hallederiz. Yoksa sen benimle durmak mı istemiyorsun ? "
Yok artık !
-"Ne ? Hayır tabiki !" dedim çabucak.
Fazla mı belli ettim ?
-"İyi o zaman çünkü evden çıkmayız."
Kanım gittikçe ısınırken tekrar yutkundum sesimi çıkarmadım.
Kuvars'la aynı evde yaşamak fikri muazzam derecede güzeldi.
-"Üç gün sonra İtalya'da olacağım. İşim uzun sürebilir bu yüzden sana doymak istiyorum. "
Duyduğum haberemi üzüleyim yoksa yanımda kalacağına mı sevineyim karar veremedim.
Hüznüm ağır basarken başımı geri çektim. Karanlıkta zar zor seçtiğim yüz hatlarını inceledim.
-"Neden ki ? Ne kadar sürecek işin ?" diye sordum üzülerek.
Belimdeki elini sıklaştırırken nefeslerimde sıklaşıyordu. Yaklaşıp mesafeyi git gide kısaltmasından dolayı farkında olmadan geri kaçıyordum. En sonunda sırt üstü düştüğüm yatakta bana üstten bakar şekilde durdu. Yüzüme vuran sıcak nefesini soluklarımla ciğerlerime yerleştiriyordum.
Sağ eli belimde sol eli çenemdeydi. Dudağımın altını baş parmağıyla okşayıp bacağını diğer yanıma attı.
O an dizlerim boşaldı. Vücudumun hissizleşmesiyle nefesim de kesilir gibi oldu.
-"Seni deli gibi özleyecek kadar uzun.."
İstemsizce kuruyan dudağımda dilimi gezdirdiğim an dudaklarımı nemlendiren dilim yerine dudakları oldu.
Nasıl olduğunu anlamadan ışık hızıyla alt dudağımı kavramıştı. Dudakları arasında dudağımla birlikte kaldı. Bedeninde yükselen iç çekiş sesi odaya yayıldı.
Parmak uçlarım dahi canını yitirmişti.
Hayatımda ilk kez böylesine uyuşturan bir şey yaşıyordum.
Titreye titreye gözlerimi kapattım. Ne yapacağım konusunda hiçbir fikre sahip değildim. Kuvars'ı gözlerim kapalı bekliyordum.
Usul usul dudaklarını kıpırdattı. Alt dudağım dudakları arasında ezilirken yavaşlığı karşısında kendimden geçerek kalçamı hareket ettirdim.
Göğsüme dolan nefesi dışarı verip bilinçsizce kollarımı kaldırdım ve ellerimi ensesine koydum.
Heybetli bedeni tamamıyla vücudumu kaplıyordu.
Dudakları ise ah tanrım rüya misali !
Ezdikçe eziyor öpüşü öldürüyordu.
Bağımsız olarak aralanan dudaklarımdan bu defa üst dudağıma geçti. Ne yapacağımı asla bilmiyor olmama rağmen onu taklit ettim. Dünyanın en muhteşem tadına sahip olan alt dudağını kavradım.
Boğazından bir hırıltılı yükseldi.
Eş zamanlı olarak kendini bana bastırmıştı. Kalbim duracak noktadayken bedenim baştan aşağı alev aldı.
Şaşkınlıktan ve utançtan nefes nefese dudaklarımı ondan ayırdım.
Yüzüm neredeyse 40 dereceydi.
Temasını kasıklarımdan kaldırmasıyla onu hissetmek iyice utanmama sebep oldu. Bir şey söylemeden yanıma geri yattı ve içten içe sarsılan bedenimi kollarının arasına aldı.
Gelişen bu durum bir yanımı mutluluktan çıldırtıyor diğer yanımı utançtan öldürüyordu.
Kalbim yerinden çıkarcasına atarken saçlarımın arasını öpüp okşadı.
-"Sakin ol korkutmak istemedim." diye fısıldadı kulağıma.
Yutkunup göğsüne yaslandım.
-"Uyu güzelim." dedi bir kaç dakika sonra.
Anın mayıştıran mutluluğu ile uyumam zor olsa da sıcaklığı uykumu getirmişti.
'
Yeni bir güne huzur kokan göğsün üzerinde uyanmak paha biçilemezdi. Hala uyuduğu belli olan Kuvars'ı izlemek için yavaşça geri çekildim. Başıma yastığa yerleştirip elimi yanağımın altına koydum.
Derin bir uykudaydı. Benim çekilmemle bana doğru dönmüş ardından yüz üstü yatmıştı. Başı yine de yan olduğu için yüzünü rahatlıkla görüyordum.
Gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
Çok tatlı uyuyordu.
Dudağımı ısırdım derken... Ah nasıl da aklımdan çıktı !
Kıpkırmızı kesilen yanaklarım eşliğinde parmaklarımı dudaklarıma koydum.
İlk öpücüğümü Kuvars'ın dudaklarında kaybetmek...utanç verici ve büyüleyici.
Belki kısacıktı ama ikimizi de derinden etkilediği aşikardı.
Kendi kendimi utandırmak hoşuma gitmeyince gülümseyip Kuvars'a doğru yaklaştım. Elimi geniş sırtına koyarken yanağımı da omzuna koydum. Ardından yorganla ikimizi iyice örttüm.
Nefes aldıkça onunla birlikte yükseliyor huzurun en üst noktalarına erişiyordum.
Uzun bir süre Kuvars kıpırdayana dek öylece yattım. Hareket ettiği için başımı kaldırmıştım ki açık gözleriyle karşı karşıya kaldım.
Sakalını kaşıyıp gözlerini yeniden kapattı. Esneyerek sırt üstü dönünce yastıkların arasında büzüşerek yattım.
Saniyeler geçtiğinde biraz daha ayılmış ve rahatlamış halde bana sarıldı.
-"Neden erken uyandın ?" diye sordu boğuk uykulu sesiyle.
Göğsüne bastırılmış yüzümü çevirip derin bir nefes aldım.
-"Senin kadar yorgun değilim." dedim mırıltıyla.
Dudaklarının arasından kısık bir mırıltı çıkarken burnunu saçlarımın arasında gezdirdi. Kokluyor oluşuyla içim tuhaf oluyordu.
Güzel büyülü anımızı bozan telefon sesi oldu.
-"Çok bile durdu." Oflayarak göğsümden çıktı ve yataktan kalktı.
Kalkmasıyla yutkunmam bir oldu.
İç çamaşırı kalçasını öyle sarmıştı ki vücudumdan ürperti geçti. Yürüyüp odadan çıkana dek gözlerimi muhteşem bedeninden ayıramadım.
Kendi utanmaz halime şaşırıp kalırken yatakta kalktım ve başlığa yaslandım.
-"Tamam Hande mümkün olmadıkça arama."
Bu sefer gözlerimi olabildiğince kaçırdım. Kendini yatağa atana kadar da bedenine bakmamaya özen gösterdim.
-"Sen yat. Ben kahvaltı hazırlayayım." Yataktan kalkmaya yeltenmiştim ancak elini belime atınca kendimi göğsünde buluverdim.
-"Boşver sonra yeriz."
Benim de canıma minnet.
Kuvars'la dip dibe yatma fırsatını kaçırır mıydım ?
-"Nasıl istersen." diyerek yanına kıvrıldım.
Başını kaldırıp beni kolunun üstüne çekerken yüzünün yakınlığı yine kalbime inme indirecekti.
-"Tadının damağımda kaldığını söylemiş miydim ?"
Etkileyici sesinin verdiği büyüyle titrek nefesim kendiliğinden dışarı süzüldü.
Peki ben...deli gibi utanmama rağmen tekrar istediğimi söylemiş miydim ?
Dudaklarım benden bağımsız birbirinden koparken pozisyon değişerek beni üzerine doğru çekti. Aynı anda nemli dudakları dudaklarımla birleşmiş hunharca öpüyordu.
Dudaklarımızın sesleri odanın anılarına eklenirken elimi boynundan ensesine kaydırdım. Parmaklarımın uyguladığı baskı onu dürtmüş gibi elleri sıkı sıkı belimi tuttu. Bir eli belimden aşağıya doğru kaydığında ne yaptığımı bilemeden o heyecanla kalçamı bastırmıştım.
Tanrım ne aptalım !
Domatese dönüp yataktan kaçma fikri aklıma düştüğünde onu hemen yok eden yaptığı hamle oldu.
Boğuk bir ses çıkararak ışık hızıyla beni altına çekti.
Ve o utancımı bütünüyle unuttum.
Tutkusu , arzusu utancımı alıp götürürken içime farklı tohumlar bırakmıştı.
Hiç bilmediğim hislerle baş başaydım ve onlara engel olamıyordum.
İnce cansız kollarım boynuna dolanırken kalçamı tutan parmaklarını sıktı. Dudakları dudaklarımı parçalayıp ele geçiriyordu.
Öpüşmek hakkında bildiğim bir bilgi yokken sanki ömrüm boyunca buna muhtaç yaşamışım gibi dudaklarına asılmıştım.
Kuvars da benden farklı değildi.
Bir nevi birbirimizi kana kana içiyorduk.
Sert tutumunu içinde bastıramamış olmalı ki dişlerini dudaklarıma geçirdi. Acıyla karışık başka bir duygu yaşadım.
Yoğun bir zevk.
İnleyerek saç diplerini çekiştirdim. Isırıp çektiği dudağımı emme refleksiyle tamamladı. Acısını almıştı. Zevk daha fazlaydı. İnanılır gibi değildi.
Göğsü öyle hızlı kalkıyordu ki bedeninden akan enerjiye hayret içinde bakıyordum.
Uyuşturduğu dudaklarımı serbest bırakması nefes almama fayda sağlarken soluğu boynumda aldı. Terden boynuma yapışmış saçlarımı geri itmiş yerine dudaklarını koymuştu.
Yalnızca kıvranıyordum.
Kuvars , olağanüstü bir varlıktı.
Başımı iki yastık arasında geriye atıp derin ve sesli bir nefes verdim. Ellerim hala ensesinde duruyordu. Ondan güç alırken kalçamı sıkıp duran elini bacağımın iç kısmına kaydırdı ve kaldırdı. Beline doğru attığı bacağımı istemsizce ona sardığımda kendini bana bastırdı.
Bütün bedenim en zirve noktadaydı.
Dudaklarıma dişlerimi geçirip gözlerimi yumdum.
Hiç hayal dahi etmediğim bu pozisyona gelmek benim gibi birini bile utandırmıyordu.
Kuvars'ın hızlı ve sert hamleleri onun gücüyle birleşince inanılmaz oluyordu. Üstümde terden sırılsıklam olmuş nefes nefese boynumla uğraşıyordu.
Hissettiğim acı o an için ağzımdan dışarı kaçtı. Boynumu ısırışıyla tepki olarak acı ve inleme arası bir ses çıkarttım.
Bu tutkulu saldırıyı beklemediğim açıktı. Onun görmediğim yeni bir yönüyle yüz yüzeydim.
Ancak...bu diğerlerinden çok farklıydı. Masumluğun canı cehenneme dedim.
Kuvars'ın dudakları çok canımı yakacaktı.
Fakat bir sonrakini beklemek benim için hiç kolay olmayacaktı. Sabırsızlanıyordum.
•••
Herkese iyi geceler 🌸
Aslında hiç tahmin etmediğim planlamadığım bir şekilde bölümü tamamladım.
Hoşunuza gitti mi gitmedi mi bilmiyorum fikirlerinizi merak ediyorum.
Benden alevi olmayan bir çift çıkmaz bilirsiniz sjsjd
Bir sonraki bölümde görüşürüz❤