İçeriğe geç

BERCESTE

Bölüm 20 · 12 dk okuma

BERCESTE

Bölüm 20

20

•

Otele geri döndüğümüzde aşırı derecede üşüdüğüm için odama çıkıp üzerimi değiştirmek istedim.

Uzun pijama takımımı giyinip makyajımı çıkarttım. Saçlarımı toplayıp yatağın ortasına sırt üstü yattım. Yüzümden eksik olmayan gülümsemem ile telefonumu aldım ve Elis'e iyi olduğuma dair mesaj atıp Defne'ye döndüm.

Daha fazla merak etmesin diye geldiğimizde her şeyi anlatacağımı yazdım.

Odanın sıcaklığı ve yaşadığım huzur beni mayıştırmıştı. Ne ara uyuduğumu anlamadan gözlerim derin bir uykuya kapanmıştı.

'

Kıpırdanarak uykumdan ayılırken gözlerim kapanmak için direniyordu. Elimi kaldırıp yanağımı kaşıdım ve indirdim.

Bu sefer de boynum kaşınınca iyiyce uykum açılmıştı.

Aralanan göz kapaklarımla birlikte karşımda yüzü yüzüme konumlanmış Kuvars'ı gördüm. Gözlerimi açıp kapatıp kendime geldim.

-"Kuvars ?" diye mırıldandım uykulu kısık sesimle.

Parmak uçları yine yüzümde geziniyordu.

-"Yanlışlıkla uyandırmış olabilirim." diyince gözlerimi kapatıp tebessüm ettim.

Rüya kadar güzel.

-"Olsun." dedim fısıltıyla.

Yanıma uzanmış yüzümü seviyordu. Biraz daha yaklaşınca kalp ritmim hızlandı. Elini yüzümden çekti ve sırtıma koydu. Çenesinin altında girintiye sığındım. Kokusunun en derinlerden geldiği bu yer büyüleyiciydi.

Burnumu kendimi tutamayıp boynuna sürttüm. İstemsiz yaptığım hareketle kaskatı kesildi. İrkildiğini hissettim ama bir şey söylemedi.

Rahatsız mı olmuştu ?

-"Uyuyacak mısın ?" diye sordu parmaklarını enseme çıkarırken. Saç diplerimi okşaması uyku sinyalleri veriyordu.

-"Hayır. " derken bile yarı uykuluydum.

Derin bir iç çekip sıkıca kollarını doladı. Göğsüne yaslanmak gibi huzurlu bir eylem yoktu.

-"O dağın başında yaşamaya devam etmeni istemiyorum."

Uyku sersemliği ciddiyetinin farkına varana dek sürdü. Gözlerim geri açılırken başımı biraz geri çektim.

Yüzlerimizin yakınlığı yanaklarıma kan dolmasına yetti de arttı bile.

-"Başka nerede kalacağım ?" dedim.

Aslında istesem her yerde bir ev alabilirdim lakin oranın sakinliği iyi geliyordu.

-"Şehirde bir yer bulurum olmaz mı ?" der demez başımı olumsuz anlamda salladım.

Öyle bir şeye karar verdiğimde kendim yapardım.

-"Bilmiyorum emin değilim. Eğer olursa da ben bulurum." diye cevap verdim.

Yeterince yük olmuştum.

Yüz hatları gerilirken kaşlarını çatmaya başlaması sinirlendiğini gösteriyordu.

-"Bir şey söylediğimde itiraz etmemeyi öğren. Ben yapmak istiyorum ki..söylüyorum. Ayrıca halledebileceğine eminim bu konuda şüphem yok." dedi sert bir tonda.

İtiraz istemeyen halinden dolayı geri adım attım. Sinirli hallerinden hoşlanmıyordum. Gözleri bir başka bakıyordu.

-"Yardıma ihtiyaç duyduğumda yanımda olacağını biliyorum." dedikten sonra başımı yeniden yatağa bıraktım.

Yanı başıma kıvrılmış büyük bedeni küçük vücuduma yeniden sarıldı. İç çekercesine yüzünü saçlarımın arasına getirdi. Hafif hafif hareket edip derin soluklar alırken bu yaptığıyla kalbim bir pamuğa dönüştü.

-"Daima olacağım ufaklık."

Dudaklarımı aralayıp boyun girintisinde soluklandım.

-"Kuvars ?" dedim bir çırpıda. Adını söylemek zevkliydi. İsmini haykırasım geliyordu.

Burnunu gezdirdiği saçlarımdan çekip yanağını alnıma yasladı. Sakalları tatlı tatlı batıyordu.

-"Efendim ?"

Şuan da merak ettiğim konuyu duraksamadan sordum.

-"Kaç yaşındasın ?"

Evet bilmiyordum normal değil mi ?

-"33."

Aramızdaki 12 yaş gözüme çok değersiz geldi. Rakamların ne önemi vardı ?

Kuvars'ın olgunluğu kaç yaşında olursa olsun beni etkilerdi.

-"Ne o fazla mı yaşlı geldim ?"

Sessizce kıkırdayıp avuç içimi sıcak göğsüne koydum.

-"Hayır tabi." dedim. Yaşını bilmeden hayrandım. Hiçbir şey değişemezdi.

Sesli nefesini odanın içine üfleyip sırt üstü döndü. Beraberinde beni de göğsüne doğru çekmişti.

-"Ama sen benim için fazlasıyla ufaksın. O nasıl olacak ?" Biraz kendine sorar hali vardı.

Bu canımı sıkmıştı.

Göğsüne tutunarak hafifçe doğruldum.

-"Bu seni rahatsız mı ediyor ?" diye sorarken aklım aslında yatakta sarmaş dolaş yatıyor olmamıza kayıyordu. Ama bir yandan da huysuzlanmıştım.

Bel boşluğuma parmaklarını bastırarak okşadı.

-"Sırf bunu düşünerek geri durmaya çalıştım. Rahatsız etmesi senden uzak kalmama engel olamadı." Kurduğu dolaylı cümleleri aklımda tarttım.

Buna ne söylenirdi ki ?

Geri yatmak yerine tamamen doğrulup oturdum ve artık saçlarımı tutmayan lastiği çektim.

-"Loya." Dudaklarından dolu dolu çıkan ismimi telaffuz edince başımı çevirip baktım. Kalkıp otururken kolunu belime dolayıp kendine doğru çekti. Sırtım geniş göğsüne yerleşmişti.

-"Sen benim miladımsın. Ne bir daha eskisi gibi olurum ne de geleceğimi eskiye çevirebilirim. Hayatıma isteğim dışında kimseyi sokmadım. Ama sen ilmek ilmek haberim olmadan içime dolandın. Her şey değişecek biliyorsun değil mi ?" dedi sakince tek tek konuşarak.

Sıcak göğsüne biraz daha yakınlaşıp ellerimi karnımdaki eline koydum.

Duyduklarıma inanmak güçtü. Böyle güzel hayalim bile olmamıştı.

-"Seni hala tanımıyorum. Hiçbir huyunu özelliğini bilmiyorum. Sadece düştüğümde kaldıracağını biliyorum. Bir sana güvenip sığınacağım. Sen olmasan bile...seni hep hissediyorum. "

Titrek bir soluk verip göğsünden uzaklaştım. Beni izliyordu. Dizlerimin üzerinde oturarak ona döndüm. Yine gözlerim duygu yoğunluğundan yaşarmaya yüz tutmuştu.

-"Kuvars...ben iyi değilim. Olmadığımı biliyorum. Ama inanıyorum , bir gün her şeyin iyi olacağına inanıyorum." diyip başımı eğdim.

Keskin bakışlarının altında eziliyordum. Elini uzattığını gördüm. Soğuk ellerimi ellerinin arasına alıp kavradı.

-"Sen iyisin. Böyle düşünme. Sağlıklısın. Elbette yıprandın yoruldun. Kendini kaybedebilirsin. Yanımda hep ağlayabilirsin. Ne olursa olsun bir nefeslik kadar arkanda olacağım."

Kirpiklerimin arasından ona bakarken çenemi tutup kaldırdı ve yeniden göğsüne çekti. Kucağına doğru kayıp yanağımı omzuna yasladım.

-"Zamanla her şey yoluna girecek. Hep yanımda olsan bile beni tamamen tanıman zaman alacak sadece bunu söyleyebilirim."

Ömrüm boyunca bekleyeceğimi söylemedim. Sessiz sakin sarılmaya devam ettim. Arada bir kasılan bedeni beni biraz rahatsız etmiyor değildi.

-"İnsanlara temas etmekten hiç hoşlanmazken sana dokunmadan duramıyorum." dediğinde işte o kasılmalarını anlamış oldum.

-"Neden ki ?" diyerek geri çekildim ve koyulaşmış gözlerine baktım.

Mimiklerini kıpırdatmadan dudaklarını oynattı.

-"Huy." diyince ufacık bir tebessüm ettim.

Gözleri dudaklarıma gittiğinde onun da dudağı kıvrılmıştı. Sonra odaya dolan telefon sesiyle hareketlenip ayağa kalktı. İleride koltuğa bıraktığı ceketine ilerledi.

Sahi ne ara odama gelmişti ? Nasıl derin uyuyorsam hiç duymamıştım.

-"Bu biraz uzun sürebilir." dedi telefonuna bakarken.

-"Olsun." dedim kısık sesle. Odamdan çıkarken kocaman sırıtıp yastığı yüzüme bastırdım.

İçimden çığlık atmak geliyordu. Herkese bağırmak söylemek istiyordum.

Kendi halime kahkaha atıp yataktan kalktım. Banyoda elimi yüzümü yıkadıktan sonra dolaptan uçları püsküllü olan örtüyü aldım. Omuzlarıma sardım ve odamdan çıkıp terasa geçtim.

Burada geceleri gökyüzünü izlemek alışkanlık haline gelmişti.

Ah bir de mutluyken daha bir güzeldi.

Soğuk olmasına aldırış etmeden sıkıca örtüye sarılıp koltuğun arka kısmına başımı yasladım.

Aradan sanırım yarım saat geçmişti terasın kapısı açıldı. Kapatıp bana doğru yaklaşırken içimde bir şeyler hopluyordu.

-"Yemek yiyelim mi ?" diye sordu ve yanıma oturup kolunu arkaya attı. Yine yakınlığının etkisiyle başka diyarlara uçmuştum.

-"Pek aç değilim." dedim.

Kaşlarını çatıp ters ters baktı.

-"Sabah da doğru düzgün yemedin. Yok olmayı mı planlıyorsun ?"

Kendimi bildim bileli iştahım yoktu. Biraz fazla zayıftım ama dert etmiyordum.

-"Tamam sana sormuyorum. Ben bir şeyler söyleyip geliyorum. Sende içeri geç." Belime dokununca tüylerim ürperdi.

Peşinden ayağa kalktım. Küçük adımlarla onu takip ederken yönünü merdivenlere çevirdi. Büyük ihtimalle otel görevlisinden isteyecekti.

Odama girdikten sonra örtüyü katlayıp yerine geri koydum. Aklımda beliren düşünceyle yüzümü buruşturdum.

Daha toplanmadım !

Kuvars gelene kadar kenarda duran bavulu açtım. Giydiklerimin bir kısmını koymuştum bu yüzden yalnızca dolapta duranları katlayıp koymaya başladım. Botlarımı kılıflarıyla yerleştirirken kapı tıklatıldı. Ardından yavaşça açıldı.

Toparlanmayı bırakıp birlikte yemek için yanına oturdum. Öyle çok zorlamıştı ki şimdiye kadar yediklerimin iki katını yemiştim.

-"Daha fazla yiyemeyeceğim." dedim geri çekilirken.

Yan yan baktı ve dudaklarını sildi.

-"En azından doğru düzgün yediğini gördüm."

-"Sabah kaçta uçak ?" diyerek konuyu benden değiştirdim.

-"6. Uyanabilir misin ?"

Başımla onayladım. Uzun zamandır uykular bana uğramadığı için kolayca uyanabiliyordum.

-"Ben toparlanmaya devam edeyim." Yanında sus pus oturmak daha fazla utandırıyordu ve kaçacak yer arıyordum.

Koltuktan kalktığımda o da yemek servislerimi almaları için görevliyi çağırmaya çıkmıştı. Geri geldiği sırada odanın belirli yerlerinde olan eşyalarımı alıp bavula koyuyordum.

-"Enteresan. "

Tok sesi ilgimi çekince başımı kaldırıp baktım. Elinde tuttuğu kağıt parçasına bakıyordu. Durup durup bir şeyler karaladığım oluyordu ve içimden ne gelirse onu çiziyordum.

Yanına ilerleyip incelediği kağıda baktım.

Çıplak bir figür olan kağıdı elinden çekip alırken sertçe yutkundum.

-"Önemsiz." dedim çabucak ve bavulun kenarına sıkıştırdım.

Doğrulmuştum ki belimden çekmesiyle göğsüne yapıştım.

-"Önemsiz değil. Çok iyi bir çizim yeteneğin var."

İltifat etmesinden çok ellerini karnıma birleştirip biraz daha sıkı sarılması aklımı yerinden oynatıyordu.

-"Teşekkür ederim." dedim bilinçsizce. İç çekip ona yaslandım.

-"Ama. İç dünyanın karmaşıklığı iyi değil. Buna bir el atmak lazım." dediği gibi bedenimi çevirdi. Göğsüm göğsüne çarparken nefesim kesilmişti.

Dilim damağım kuruyunca küçük bir ses dahi çıkaramadım.

Yaklaştıkça yaklaştı. Soluksuz duruyordum çünkü heyecandan nefes almak aklıma gelmiyordu.

Sakalları yanağıma değip geçerken yanağını yanağımla aynı yere getirdi. Öylece durduğunda sıcak nefesi saçlarımın arasına karışıyordu.

Gözlerimi kapatma ihtiyacı duydum.

Öyle güzel bir his ki anlatılmaz.

-"Yanımda uyu yine. Olur mu ?" Naif sorusu yanaklarımı kızartırken utanıp biraz daha yaklaştım. Yüzümü görmesini istemediğim yerde daha fazla yaklaşmak sanırım hata olmuştu.

Utançtan odadan kaçabilirdim.

Konuşamayınca başımı aşağı yukarı salladım. Yüzünü oynatıp yeniden sakallarını sürttü. Bu hareketi içimi gıdıklıyordu.

Derin bir nefes aldım. Burnum boynuna yakın dururken nasıl sakin olunurdu ?

-"Toplanman bitti mi ?" dedi ve bir anda geri çekildi.

Bocalasam bile hızlıca toparlandım.

-"Evet. " dedim dudaklarımı kemirirken.

Göz ucuyla beni süzdü. Ağır ağır süzüyor iyice kalbimi sıkıştırıyordu.

-"Tamam beş dakikaya geliyorum." dedikten sonra çıktı.

Biraz kalbim sakinleşsin diye olduğum yerde kalıp kalbimi tuttum. Kuvars gelmeden koşar adımlarla camı açtım. Önüne geçmiş yüzümü serinletirken gülümsedim.

Ne hallere düşmüştüm böyle ?

Gelmesi ihtimali aklıma düşünce camı kapatıp perdeyi çektim. Odanın ışığını söndürdükten sonra abajuru açtım. Odanın içi sarı loş ışıkla dolduğunda bir nebze gevşemiştim.

Saçma mı oldu acaba ?

Yok canım ne saçması gece lambası amacıyla yakmıştım.

Tamam sakinim.

Saçlarımı aynanın karşısında düzeltip yüzüme baktım. Cansızlığına yapabileceğim bişey yoktu bu yüzden geri çekildim. Yatağa oturacakken Kuvars gelmişti.

İçeri onunla birlikte sigara kokusu dolunca nereye gittiğini anlamıştım.

Bakışlarımı kaçırıp beklemeye başladım. Yanımda durdu ve dudaklarını saçlarımın arasına bastırdı.

Huzurdu.

-"İlk kez işlerden uzağım. Nedense daha yorgun hissediyorum. " dedi geri çekilmeden.

Başımı eğip elimin içiyle göğsüne dokundum. Yine anında kasılmıştı.

-"Dinlenmeye alışık değilsin sanırım. " dedim mırıltıyla.

Parmakları bel boşluğuma ulaştı. Eli kolayca belimi sararken göğsüm heyecandan yerinden çıkıyordu.

-"Hiç." dedi yalnızca.

Aklıma gelen soruyla başımı kaldırıp yüzüne baktım. Yakınlığından dolayı burnum çenesine sürtünmüştü.

-"Neden ailenle kalmıyorsun ?" diye sordum.

Gözlerinden bir karartı geçer gibi oldu.

-"Korhan'ı öldürme ihtimalim olduğu için kendimi uzak tutuyorum diyelim." Bahsederken bile sesi anında öfkeyle dolup taşmıştı.

Neden böyle düşmanlardı merak ediyordum ancak onu soramazdım. Belki Defne olayıyla ilgiliydi yada hep var olan bir anlaşmazlık olabilirdi.

-"Hem boşver sen bunları. Sabah erken gideceğiz yatma vakti geldi." Elimi nazikçe kavrayıp yatağa doğru sürükledi.

Bunu yaparken bana ne travmalar yaşattığından habersizdi.

Kuvars

Teras kapısını kapattıktan sonra odaya geri döndüğümde bıraktığım yerde uyuyordu. O kadar uyuyup tekrar nasıl uyuyabildiğini anlayamamıştım ama iyi ki uyuyordu. Yoksa böyle izleme fırsatı bulamazdım.

Odanın kapısını kapattım ve sigara paketiyle çakmağı kenara bırakıp gömleğimi üzerimden çıkarttım. Yanına uzanmadan ayakkabılarımı da çıkarttım ve sol tarafına yerleştim.

Eli yanağının altında kıvrılmış uyuyordu.

Gülümsemeden edemedim. Masumluğu , duygularımı yok ettiğim içimde bir yerleri sallandırıyordu. Etkisi benliğimi değiştiriyordu.

Değişmekten , hayatımı etkileyen faktörlerden bu yaşıma kadar oldum olası nefret ederdim. Hayatım tamamen bir düzen içerisinde olması gerektiği gibiydi.

Loya'nın büyüsüne kapılana dek.

Hiç bilmeyecekti ama beni temellerimden değiştirmişti. Kimse için düzenimi bozmazdım. Lakin yüreğime ateşler salan bu kızı görebilmek için tek bir çizgide ilerlettiğim işlerimi kenara bırakmış gelmiştim. Bu benim için olağanüstü bir olaydı.

Ciğerlerime işleyen kokusuna karşılık iç çekip elimi yanağına koydum. Saçlarını geriye itip yüzünün yarısını ortaya çıkarttım.

O görmediğim günlerin acısını uykusuz kalarak ama onu izleyerek geçirebilirdim.

Aklıma yer ettiğini fark ettiğimde kendimi zincire vurmak istedim. Çünkü olanaksız bir şeydi. Küçüktü , masumdu. Çok daha güzel bir hayata başlamayı hak ediyordu. Ben ise çekilmez bir adamdım.

İnkar etmiyorum. Aksiyim , huysuzum , çok çabuk öfkelenir ortalığı yakıp yıkardım. Etrafımda mutlu olan tek bir kimse yoktu. Çalışanlarımda dahil işlerinde rahat değil , diken üstündeydiler. Çünkü böyle olmasını istiyordum. Hayatımda ve işimde gevşekliğe yer yoktu.

Bütün dünyam gibi Loya'yı mutsuz etmekten korkuyordum.

Ancak onsuz duramazdım. O sahip olduğum servetten daha değerli bir konumdaydı. Dünyalara değişemezdim.

Tek isteğim yeterince yaralı bünyesini daha fazla üzmemek.

Kendime hakim olamadığım anlarda onu üzerim diye büyük bir endişeye sahibim.

Güzel yüzlüm güzel yüreklim.

Yumuşak tenini okşarken öyle huzur doluyordum ki bu yüzden sürekli temas etme isteği taşıyordum.

Ben ki , dokunmaktan nefret ederdim beni düşürdüğü duruma gülüyordum.

Onu hayatımın merkezi yapmak istiyordum. Ayaklarının altına her şeyi serecektim. Yüzünün gülmesi için var olan ne varsa feda edebilirim.

Uyanmasından çekinip elimi istemeye istemeye ondan ayırdım. Kıpırdanıp beklemediğim anda göğsüme sokulunca hareket edemedim. Temasıyla kasılan bedenim ağırırken yanağını yaslayıp uykusuna devam etti.

Dişlerimi sıka sıka ona sarıldım.

Bir hayli zamandır kadınlardan uzak olmama rağmen Loya'ya o ihtiyaç gözüyle bakmıyordum. Bakamazdım. Bu masumiyeti o düşüncelere tezattı. Ama dokundukça bedenim doğal olarak tepki veriyordu.

Alışacaktım. Bu kadarı da olsun dedim.

Üzerinin açıldığını fark edince örtüyü almak için uzandım. Omuzlarına kadar çektim ve geri uzandım. O da çekilmiş yastıkların arasına girmişti.

Aynı yatakta uyumaya alışırsam gece uykularım bana zehir olacaktı buna eminim.

E kızı da sürekli yanımda yatıramazdım nasıl olacaktı bu iş ?

Gerilerek kolumu başımın altına koydum. O sırada mırıltıları kulağıma çalındı.

Yüzüne baktığımda kaşlarını çatmıştı acı çeker gibi bir ifadesi vardı.

Endişelenip dirseğimin üzerinde doğruldum. Yüz ifadesi daha tuhaf bir hal aldı. Ardından gözlerinden yaşlar süzüldü ve hıçkırdı.

Kalbim öyle ağırmıştı ki daha önce böyle bir ağrı hissetmemiştim.

Hemen yüzünü kavrayıp yaşlarını sildim.

-"Güzelim..? Loya ?"

Uykusunda ağlıyor oluşunu izlerken öyle duramazdım. Yeniden yeniden seslendim.

Çok geçmeden gözlerini geri açtığı gibi neye uğradığını şaşırdı. Ağlayarak boynuma doğru uzandı. O gözyaşları birer birer içime işliyordu. Yavaşça sırtını okşadım ve büyüleyici kokan saçlarını öptüm durdum.

-"Sakin ol ben yanındayım. Sakinleş bak bir şey yok güzelim."

Sıcaklık yayılan o noktaya dayanamayıp dudaklarımı bastırdım.

Ah o boynu beni öldürüyor.

Bir insan nasıl böyle enfes kokabilir ?

Boynundan çekilmem çok uzun sürdü. Bir an ne olduğunu unutup yeniden öpecektim ki kendi kendime küfür edip uzaklaştım.

İradeyi kaybetmenin zamanı mıydı şimdi ?

-"Su ister misin ?" diye sordum.

Omzumdan aşağıya ılık ılık göz yaşları akıyordu. Ağlamaya devam etmesi içini dökmesi açısından iyiydi ama ne olduğunu bilmek istiyordum.

-"Hayır." dedi o tatlı boğuk sesiyle.

İçime sokmak istedim. Var gücümle sarılsam kemiklerini kırardım. Kontrollü sarılmak ise baya zordu.

-"Ne gördüğünü anlatmak ister misin ?" dediğim de yine dudaklarından hıçkırık çıktı.

Zorla boynumdan ayırıp yatağa yatırdım. Yan döndü ve yorgana sarıldı. Yüzünü göremeyince huzurum kaçıyordu.

-"Kabustu sadece. " dedi göz yaşları arasında.

Yanına uzanıp göğsüme çektim ve sıkı sıkı üzerini örttüm. Çenesine kadar örtünün altında kaybolmuş göğsüme kedi gibi girmişti.

İçimin yumuşaması kötü müydü bilemedim.

-"Çok mu kötüydü ?"

Başını sallayınca saçlarının arasına yüzümü denk getirdim. Kokusu buram buram yükseliyordu.

Titrek titrek iç çekti.

-"Yine...yine o klinikteydim. Çıkamıyordum. Çok kötüydü."

Yeni bir ağlama başlangıcı geçirince sakinleşene kadar boynumda sakladım. İç çeke çeke uyuya kalmıştı.

Bende gün aydınlanana dek nefes alışlarını dinleyip hayatımın keyfini sürdüm.

•••

Herkese iyi geceler 🎈

Üst üste gelen bölümlerden sonra bunu yazmam biraz vakit aldı.

Bölüm hakkındaki düşünceleriniz neler ? 🌸

Kuvars'ın ağzından biraz yazabildim. Ne kadar becerdim bilemiyorum. Eğer yanlışlarım varsa kontrol etmeden hemen attığım içindir. Bir de eğer gözünüze çarpan birbirine uymayan kısımlar olursa söylemekten çekinmeyin lütfen. Geçmiş bölümleri okumadığım için aklımda kalmıyor ve bazen tezatlıklar olabiliyor ❤

Bölüm sonu

4 yorum