İçeriğe geç

BERCESTE

Bölüm 19 · 10 dk okuma

BERCESTE

Bölüm 19

19

•

Gözlerimden geçen sinsi gülümsemeyle camın oraya yakın olan berjere oturdum ve bacak bacak üstüne attım. Kollarımı göğsümde bağlarken gözleri üzerimde gidip geldi.

-"Imm...nereden başlasam ?" dedim düşünür gibi yaparak.

-"O kadar çok mu ?" Gülümsememek için kendini sıktığı çok belliydi. Sigarasının külünü atıp yeniden yaslandı.

Başımla onayladım.

-"İlk sorum. Sen böyle her kızla benimle olduğu gibi ilgilenir misin ?" Yalandan gülümseyip bakınca başını hafifçe geri attı ve güldü.

Aklım bir gitti geldi.

O nasıl bir görüntüydü öyle ?

Beyaz dişlerini kapayıp sigarasından çekti.

-"Sen daha çok ilgimi çekiyormuşsun diyelim. "

Yanaklarım kızarmaya döndüğünde vazgeçme eşiğindeydim. Ben mi zararlı çıkacaktım bilinmez ama sürdürdüm.

-"İkinci sorum." diyip sustum.

Durma sebebim hala bu ortamın gerçekliğine inanamıyor oluşumdu. Arada bir gerçek mi değil mi diye kontrol ediyordum.

-"Evet ?"

-"Tablolarımı neden alıyorsun ?" dediğimde eğlenen yüz ifadesi durgunlaştı.

-"Canım öyle istiyor." Bunu sevmedim.

Geçiştirmişti.

Kalkıp yüzünü cama döndü.

-"Geçerli bir sebep değil." diyip ayağa kalktım. Esen rüzgar beni dondursa bile yürüyüp yanında ayakta durdum.

-"Ne öğrenmek istiyorsun ?" diye aniden yüzünü bana çevirdi. Vücudumdan geçen titremeyi fark edince sigarasını söndürdü ve camı kapattı.

-"Bilmem. Ne bilmek istediğimden emin değilim. " dedim ona bakmadan kısık tonda.

Gözlerim dalıp gittiğinde yüreğime ansızın bir ağrı saplandı.

Beni sevmesini ne çok istiyormuşum. Öyle sevilmemiştim ki nasıl olduğunu bilmiyordum. Küçükken annem beni sevmiyor diye ağlardım. Sonra sevilmeden büyümeyi öğrenmiştim.

Şimdi neden kendimi sevdirmek istiyordum ?

Bir insana verilebilecek en ağır ceza sevgisizliğe mahkum etmekti. Cezamı kaldıramıyordum. Halbuki bu yük için hiçbir suçum yoktu.

Yanağıma değen el sebebiyle irkilip daldığım boşluktan çıktım.

-"Neden ağlıyorsun şimdi ? Üzdüm mü seni ?"

Ağlıyor muydum ? Farkında değildim.

Yanaklarımın ıslaklığına şaşırıp ellerimle çabucak sildim.

-"Hayır , yok...pardon. Farkında değilim."

İyi değildim ki. Artık şaşırmamalıydım. Ani duygu geçişlerim ruh sağlığımın bozukluğunun göstergesiydi.

Güçlükle yutkunup kendimi toparlamaya çalıştım. Bu durumdan hayatımın hiçbir noktasında kurtulamayacaktım.

-"Biraz hava alacağım." diyerek hızlıca odadan ayrıldım. Koşar adımlarla üst kata terasa çıktım.

Ciğerlerim soğuk havayla şok etkisini yaşarken nefeslerimi düzenledim.

Aptal psikolojim yüzünden ona da rezil oluyordum. Çok çok zayıf bir bünyem var ! Bu delirmiş ruhum düzelmiyor ! Düzelmeyecek !

-"Kahretsin !" Elimi saçlarıma geçirip terasın korkuluklarına yaklaştım. Sıkıca tutunduğumda avuç içlerim acımıştı.

Hayatımın büyük kısmını yeteri kadar ele geçirmişlerdi. İzleri hala ve hala üzerimde.

-"Güzelim." Ağlamamı tetikleyen şefkatli sesiyle burnum sızladı.

Nefesimi tuttum.

-"Biraz...biraz yalnız bırakır mısın ?" dedim zar zor.

Yanında daha ne kadar ağlayıp berbat gözükeceğim ?

Başımı eğmiş yere bakarken eğik bedenimde elini karnıma doğru sardı ve kendine çekti. Vücudunun sertliğiyle birleşen bedenim anında yumuşamıştı.

Diğer elini sırtıma yerleştirdi. Yanağım göğsüyle buluşurken gözlerimi sıkıca yumdum. Ellerimi aramızda bir yere koymuş ona sığınmıştım. Sığındığım en güvenilir yerdi.

-"Üzgünüm bırakamam. Çünkü bana içindekini anlatacaksın. Birlikte yavaş yavaş çözeceğiz."

Başımı yavaşça olumsuz anlamda salladım. Göz bebeklerimden süzülen yaşlar göğsünü ıslatırken çenesini başımın üstüne dayadı.

-"İçeri geçelim dondun." Beni kendiyle birlikte yürütürken biraz daha iyiydim.

Genelde gel gitli olurdum.

Yine odasına girdiğimizde utançtan başımı kaldıramıyordum. Durup durup ağlamalarım yalnızken benim için sorun olmuyordu.

-"Kusura bakma. Arada...yani sık sık böyle duygu karmaşası yaşıyorum. Seninle ilgili değil." diye açıkladım hala bana baktığı için.

Ellerimden tutup beni yatağa oturttu. Ardından yanıma yan şekilde oturup beni inceledi.

-"Atlatacaksın geçecek. Söz veriyorum sana."

Geçmeyecekti ama bunu söylemedim. Konuşmadım.

-"Hadi devam et sormaya. Başka şeyler düşünme." Aklımı dağıtmaya çalıştığının farkındaydım.

Ancak artık istemiyordum.

-"Başka sorum yok." dedim düz tonda.

İç çekip elini yanağıma attı ve ona bakmam için kaldırdı.

-"Niye geldiğimi sormayacak mısın ? Niye burada olduğumu ?"

Merak ediyordum ama cevaplarını kestiremiyordum.

Ben konuşmayınca yüzünü yüzüme yaklaştırıp devam etti.

-"Sana ait olan tablolara bir başkası değmesin diye aldım. Onlara bakmakla sana bakmak bir değildi. Aklıma vurduğunda sigarayı soluduğum gibi...kokunu solumak istedim. Anlıyor musun ?"

Ne nefes alıyordum ne başka bir şey. Donmuştum. Sanki yaşamıyordum. Kalbim durdu gibi.

O güzel dudaklarından neler çıkıyordu böyle ?

Ah Allah'ım bu çaresiz kulun onca gece boşuna mı ağladı ?

-"Loya. Sen yattıktan sonra...ben bir daha yatağımın o köşesinde uyuyamadım. Sanki sen vardın. Oraya sinmiştin. Öyle yanlışsın ki. Öyle olmamalısın ki. Ama karşı gelmeye ilk kez gücüm yetmiyor. Baştan sona düzene koyduğum hayatımı alt üst ettin. Her şey birbirine girdi. Kardeşimle aynı yaştasın. Bakmaya kıymalıyım. Böyle düşünmemeliyim diyordum olmadı."

Boğulacakken derin bir nefes alabildim. Titreyerek göğsüne tutundum.

Kulaklarım duyduklarım karşısında uğulduyordu. Karşımda şiir mi okuyordu içini mi döküyordu ?

-"Kuvars Soysal...küçük bir kıza yenildi. Bununla gurur duymalısın." Burnunu yanağıma sürttü ve sesli bir iç çekti.

Karnıma bıçaklar saplandı.

-"Kuvars." diye fısıldadım. İsmini söylemek bile bana bir güç veriyordu.

Büyülüydü.

Sakallarını yüzüme sürtüp mırıldandı. Ölsem yeridir.

-"Bana dünyaları ver...gözlerime baksan yeter." dedi hiç uzaklaşmadan.

Gerçekten seviyor muydu beni ? Rüya değildi değil mi ?

Her gece boşluğa yalvarıp ağladığım adam sözleriyle ruhumu okşayıp seviyordu.

Şu yaşıma kadar hiç kullanmadığım cesaretimi toplayıp elimi yüzüne koydum. Baş parmağımı bastırarak sakallarının arasında gezdirdim. Gözlerim kapalıydı ve açık olsa bile çok yakındı göremezdim.

-"Seni çok seviyorum."

Dudaklarım dudaklarının hizasında iken kurduğum cümleyle o saniye geri çekildi.

Yüzüm kıpkırmızıydı.

Utanç ve daha fazla utanç ile gözlerinin derinlerine baktım.

Sanki inanmıyormuş gibi yüzümü tarıyordu.

Çok geçmeden ellerini belime dolayıp sıkıca sarıldı. Göğsünde küçücük kalırken çenesinin altına sokuldum.

-"Sana olan hislerimi anlatsam...sevgi yanında ne kalır. " dedi saçlarımı okşayıp.

Allah'ım lütfen gerçek olsun. Lütfen hayal görecek kadar delirmemiş olayım lütfen.

-"Gerçek değil mi ?" Aslında kendi kendime sorarken yanlışlıkla sesli dile getirmiştim.

Biraz daha sarıp beni göğsüne sokmak istercesine sıktı. Kokusunu ilk defa bu denli yakından solumak hazineydi.

-"En güzel gerçeğimsin. Eğer...farklı olsaydın. Bu dünyada cehennemi yaşamaktan korkardım."

Ne yani ona karşı duracağımı mı sanmıştı ?

Hiç mi anlamamıştı karşısında eridiğimi ?

-"Farklı olacağını neden düşündün ?" diye sordum boğuk sesimle. Göğsüne yaslandığımdan dolayı sesim öyleydi.

Aldığı nefesle göğsü havalandı.

-"Buraya gelmen değiştirdi diye düşündüm." diyince doğrulup kaşlarımı kaldırdım.

-"O kadar kolay mı ?" dememle karizmatik şekilde güldü.

-"Bilmem ufaklık. Ne yapacağın belli olmazdı." Yüzünü yüzüme yaklaştırıp dudaklarını yanağıma usulca değdirdi. Bir yandan belime sarıldığı için bana sokulmuş haline mest oldum.

Kondurduğu minik buse canıma can kattı.

-"Geç olmadan bilet işini halletmeliyiz."

Bir süre sarılı durup ayrılınca saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdım ve telefonunu alışını izledim.

Hayal yada rüya gibi bakıyordum tüm bu olanlara.

-"Orhan sabaha iki dönüş bileti ayarla." dedi ve kapattı.

Oldukça kısa konuşmaydı.

Boğazımı nazikçe temizleyip aklıma geleni söyledim.

-"Bir akrabamı ziyaret etmek istiyorum. Gitmeden uğrasam iyi olur." dedim yataktan kalkarken.

Gözlerini üstümden çekmeden benim gibi ayaklandı.

-"Ben bırakırım."

-"Hayır gerek yok kendim giderim." dedim.

Aslında hiç ayrılasım yoktu fakat buraya kadar gelmişken Melda teyzemi görmemek saygısızlık olurdu.

-"Sormadım ufaklık. Üzerine başka bir şey giyin. Hasta olacaksın." dedi bir yandan ceketini giyerken.

Montumu üzerime geçirip çantama uzandım.

-"Yanıma çok fazla bir şey almamıştım. Başka kalmadı." dedim elbiseme bakarak.

Ağzının içinden bir şeyler söylenmişti ama duymamıştım. Odadan çıkarken çantamda olan telefonumun titreyişini hissettim.

Kuvars'tan sonra varlığını bile unutmuştum.

Çantamı açıp baktığımda Defne arıyordu. Açacakken kapandı. Diğer bildirimlere bakmamla gözlerim büyüdü.

Bine yakın mesaj ve sayısının beni şok ettiği aramalar. En sonuncusunda telefonumun açık olmasına rağmen açmayışıma saydırıyordu.

Geri arıyacakken o yeniden aradı.

Merdivenlerden inerken hemen açtım.

-"Ya sen nasıl umursamaz bir kızsın ya ?! Başına bir şey geldi diye uykularım kaçtı ! Günlerdir haber bekliyorum bir kere aramaz mı insan ?!"

Soluksuz bir çırpıda bağırışıyla korkup sustum. Sinir genlerinde vardı sanırım.

-"İyiyim iyiyim gerçekten kızma. Arayacaktım da şey olmadı işte." Gevelerken söyleyecek söz bulamadım.

-"Ne olmadı ya ne olmadı ?! Bir daha bu telefon kapanmayacak duydun mu beni ?"

-"Duydum özür dilerim."

Burnundan soluduğu belliydi.

-"Korhan abimi biraz sıkıştırıp bakmasını istedim. Fransa'ya gitmişsin. Ne işin var orada senin ?"

Fbi gibi kız maşallah.

Kıkırdayınca Kuvars yan gözle bir baktı ve gelen arabanın kapısını açtı.

-"Müge anlı olmaya mı özendin sen ?" dediğimde onun da oradan sinirli gülüş sesi geldi.

-"Sus bak çok sinirliyim. Buraya gel artık. Şöyle bir sağlam olduğunu görmeden rahat uyuyamam."

Defne'nin sevgisini gün geçtikçe daha fazla hissetmek güzeldi.

-"Geleceğim."

-"Adresi söyle hadi." dedi Kuvars yanıma oturduktan sonra.

-"Abim mi o ? Senin yanında ne işi var ?" Diğer yandan Defne büyük bir şaşırmayla sordu.

-"Bir dakika. " dedim Defne'ye ve Melda teyzemin evinin olduğu sokağı söyledim.

-"Seni sonra arasam olur mu ?" diye sordum.

Şimdi Kuvars'ın gelmesini nasıl açıklayayım ki ?

-"Ya ! Merak ederim ! Çatlarım."

-"Arayacağım söz." dedikten sonra zorla kapatabildim.

En sonunda geriye yaslandığımda Kuvars beni izliyordu. Utanarak başımı çevirdim ve yukarı kayan elbisemi aşağı çekiştirdim.

-"Abi bir şey diyeceğim."

Kuvars nihayet gözlerini benden alınca rahat bir nefes verdim.

-"Söyle. " dedi arabayı süren adama. Galiba Orhan dediği bu adamdı.

-"Normalde biliyorsun ne desen boynum kıldan ince. Ama şu Özlem işkence. Başka birini bulsunlar abi delirtti beni. Her şeyi unutuyor sürekli dakika başı arıyor." Anlamadığım konu üzerinde dert yanarken telefonu çalmaya başlayınca susup hiç çekinmeden küfür etti.

Aramayı sessize alıp dikiz aynasından baktı.

-"Kusura bakmayın Loya hanım ağzımdan çıktı. Abi bak arıyor yine."

-"Oğlum ne istiyorsun ? Sana mı çalışacak bana mı ? Öğrenene kadar sabret." dedi Kuvars çatık kaşlarıyla.

-"Abi öğrenemiyor ki ! Planını programını anlatıyorum. Değişirse söylüyorum. Sonra yok nereye yazdığımı unutmuşum tekrar söyle. Al baştan. Kaç kere kahvaltını unuttu sen sinirlenirsin diye ben hatırlattım."

Kuvars bıkkınlıkla başını cama çevirdi.

-"Tamam Orhan işine son verildiğini sen söylersin. Bundan sonra kişisel asistanımsın." dediği an Orhan başını arkaya çevirdi. Sonra hemen yola döndü.

-"Ne ? Yapma abi ben ne anlarım ? Adam döv de döveyim yumurta kırmayı bile bilmem." diyince dudaklarımı birbirine bastırıp tebessüm ettim.

Adam kıvranıyordu. Kuvars hiç taviz vermeyen yüzüyle soğuk soğuk duruyordu.

Sonra bir saniye geçmeden yüzünü bana döndü.

-"Çalışmak ister misin ?"

Şaşırıp kaşımı havaya kaldırdım. Ne çalışması ?

-"Anlamadım." dedim beklemeden.

Yüzünü ileri çevirdi. Yine o mimik oynatmayan tavrı üstündeydi. Biraz önce şiir gibi konuşan o değilmiş gibi.

-"Güvenilir bir asistana ihtiyacım var. 7/24 yanımda olabilecek. Senin için de bir değişiklik olur." dedi duygu barındırmayan sesi ile.

En çok istediğim şey dediği gibi her an yanında olabilmekti. Bu teklifine hala çok şaşkındım.

-"İyi ama...ben o işlerden anlamam." dedim omuzlarımı düşürüp.

-"Anlarsınız valla çok kolay." Orhan'ın yalvaran haline üzüldüm.

-"Önüne bak sen Orhan."Kuvars'ın bıçak gibi keskinliği Orhan'da etki yaratırken ilk haline döndü.

-"Pardon patron." dedi ve yola odaklandı.

-"Şirket işleriyle Hande ilgileniyor. Ama çok yoğun. Günlük işlerimi planlamam için aksamadan ilerletmek amacıyla birine ihtiyaç duyuyorum."

Normal bir insana dönmek için belki de evrenin gönderdiği ilk fırsattı. Herkes gibi çalışıp normal insan hayatına sahip olabilirdim.

-"Bir şartla kabul ederim." diyince onaylamam onu şaşırtmıştı.

Bana dönüp gözlerime derin derin baktı.

-"Neymiş o ?" diye sordu.

Dudaklarımı ısırıp dikleştim.

-"Bende hep herkes gibi çalışmak sıradan bir hayata sahip olmak isterdim. Önceden hiç şansım yoktu. Eğer...ayrımcılık yapmadan Hande gibi yada Orhan gibi normal çalışan gözüyle bakarsan çalışırım. Hakkımla." diye ekledim ciddi ciddi.

Gözlerinden geçen gülümseyiş yüzüne yansımasa da hissetmek bile mutlu etmişti.

-"Emin misin ?" dedi kendi de emin olmak istercesine.

-"Evet." dediğimde başını eğip kabul ettiğini gösterdi.

-"Nasıl istersen. Döndüğümüzde başlarsın."

Toparlanmam , bazı düşünceleri tamamıyla aklımdan atmak için bana çok iyi geleceğini şimdiden biliyordum.

Esrarengiz sesini çözmeye çalışırken yol bitmişti. Tanıdık binanın önünde duran arabadan inmeden önce Kuvars'a baktım.

-"Bekleyecek misin ?" diye sordum.

-"Evet git gel."

-"İstersen siz gidin ben dönerim." dememle bakışları çıplak bacaklarıma indi.

-"Bu halde mi ?" Ne vardı halimde ?

-"Bekliyorum dedim."

Daha bir şey demeden arabadan indim ve arkadan dolaştım. Kapıyı çalarken arabanın camını indirmiş beni izliyordu.

Heyecanlanıp önüme döndüm.

Kapı Melda teyzemin çalışanı tarafından açıldı. Onun eşliğinde içeri adım attım.

Binanın altında terzi atölyesi vardı. Kendi halinde birbirinden güzel elbiseler dikerdi. Üst katta da evi vardı.

Kuvars'ın beklediğini bildiğim için rahat oturamadım.

Melda teyzeme olan biteni kısa kısa anlattım. Hiçbir şeyden haberi olmadığı için karşımda ağlamaya başlaması yine beni tetiklemişti ama bu sefer daha güçlü durdum.

Gitmemi istemeyip onunla kalmam için çok ısrar etti. Ancak arkadaşım bekliyor diyince fazla oturamadım.

-"Yine gel olur mu ? Her canın sıkıldığında buradayım. "

Omzumu okşayıp gülümsedi.

Son kez birbirimize sarıldık ve biraz ileriye park etmiş olan arabaya yürüdüm.

Bir günde yenilenmiştim. Hayata daha fazla tutunmak için bir dünya nedenim vardı.

Kuvars benim en değerli hazinemdi.

•••

Herkese merhaba 🌸

Biraz kısa oldu ama yine bugün de yayınlamak istedim.

18 bölümdür beklediğimiz gerçekleşti sanırım ne dersiniz ?

Bölümü beğendiniz mi ?

Bölüm sonu

11 yorum