•
Sabah baş ağrısıyla oturduğum uçakta bir türlü dinmeyen ağrıya sövüp duruyordum.
-"İlaç soralım mı ?"
İnce sesiyle birlikte küçük parmaklarını koluma dokundurunca elimi başımdan çektim.
-"Geçer gerek yok." dedim ve kaldırdığım kolumu omzuna doğru uzattım. Anlamış gibi göğsüme yaslanınca ağrı falan kalmadı diyebilirim.
Uçaktan indiğimizde fazla oturmaktan bacaklarım ağırmıştı. Loya önümden ilerlemeye başlayınca sağa sola bakıp kolunu tuttum ve yanıma çektim.
Yanımda yürümesi lazım iken neydi öyle önden önden gitmeler.
-"Yavaş olsana kızım." dedim bakışlarını görünce.
Güzel gözlerini çekip sesini çıkartmadı. Bavullar alınırken arabaya oturmuştuk.
Telefonuma bakınca canım sıkılmıştı. İşlerime dönmeyi isterken Loya'dan ayrı kalmaya gönlüm razı değildi.
-"Seni evine bırakalım. Kahvaltı yapmak ister miydin ?" Aklıma gelince sormak istedim. Bazen kendi öğünlerimi atlıyordum ancak Loya'nın vücudunu toparlama konusunda kararlıydım. Rüzgarda uçacaktı.
Dikkatimi çeken dudaklarını ısırmaya başlayınca bir şey söylemek istediğini sezdim.
Küçük hareketlerinin anlamlarını yavaş yavaş çözmek hoşuma gidiyordu.
Rahatlıkla söylemesi için üşümüş ellerini tutup usulca okşadım.
-"Sen yapmayacak mısın ki ?" diye sordu çok geçmeden.
Olmayan vaktimi onun için yaratabilirdim.
-"Birlikte yapmak istiyoruz sanırım ?" dememle yanakları pembeleşti.
Gülümsememe neden olan tatlı görüntüsüne dayanamayıp başının kenarını öptüm.
Geri çekilmeyince omzuma yaslanmıştı.
-"Zamanın varsa hazırlayabilirim." dedi bir çırpıda.
Utangaç hallerine ayrı tav oluyordum.
-"Hayır diyemem." dedim gülümserken.
Evine varana dek daha konuşmamıştım. Başım fazlasıyla ağırdığı için keyfim yoktu.
Arabadan indiğimizde ise derin bir nefes aldım. Açıkçası biraz yorgundum. Buna rağmen Loya ile hala biraz olsun vakit geçirmek için direniyordum.
-"Abi ?"
Orhan'ın sesiyle durunca Loya eve doğru devam etti.
-"Bu akşam için limanda bir gürültü ayarladık. Korhan bey yemi yutar diye düşünüyoruz. "
Arabaya yaslanıp elimi enseme attım. Korhan eğer bir bokluk çıkarıp bu gece ki işime karışırsa onu fena yamulturdum.
-"Dikkati dağılsın yeter bir de onunla uğraşamam. Loya'nın bavullarını getir." dedim ve eve adımladım.
İçeri geçtiğim gibi etrafa göz gezdirdim. Ardından banyoya geçip ellerimi yıkadım. Bir an önce eve gitmeli duş almalıydım. Uzun bir gün beni bekliyordu.
-"Kuvars ?"
İsmimi o güzel sesinden duyduğumda o yöne baktım. Banyonun kapısına yaslanmış bana bakıyordu.
-"Efendim ?" derken havluya uzanıp ellerimi kuruladım ve yanına yürüdüm.
-"Bir şey söyleyeceğim."
Sevimli ifadesine içimden gülümserken yavaş yavaş beline sarıldım. Kendime çekerken yanakları yine kızarmaya başlamıştı.
-"Söyle bakalım." dedim.
Minik parmakları göğsüme dokundu. Her yaklaştığımda bunu yapması dikkatimi kötü yönde dağıtıyor.
-"Kahvaltı için...bir şey unuttuk."
Yaklaşıp yanağını öpecektim ki kapıda Orhan'ı fark edince geri çekildim.
-"Ne gibi ?" diye sordum ancak söylediklerinden çok güzelliğiyle ilgileniyordum.
-"Evdeki yiyecekler pek yenilecek gibi değil. Sanırım aç kaldık. "
Dağın başına çıktıktan sonra mı aklına gelmişti merak ediyorum.
-"Bu durumda ne yapmalıyız ?" diyerek tekrar soru yönelttim.
Omuzlarını silkti.
Ellerimi bedeninden ayırıp uzaklaştım.
-"Çıkalım. Otelde yeriz." Biraz daha zaman kaybına vaktim yoktu.
Bir şey demeden gerisin geri evden ayrıldık. Otele geldiğimizde direk olarak yukarı çıktık. Çıkmadan çalışanlardan birine kahvaltı göndermelerini söylemeyi unutmamıştım.
-"Gelene kadar duş almam gerekiyor rahatına bak." diyip onu salonda bıraktım.
Banyoda üzerimdekileri tamamen çıkarttıktan sonra duş kabinine girdim. Hızlıca temizlenip çıktım ve saçlarımı bir havluyla gelişi güzel kuruttum. Özenmeden fön makinesiyle işimi bitirdim. Çıktığımda masaya kahvaltı kuruluyordu.
-"Günaydın efendim. Sezin hanım size ulaşamamış. Söylememi istedi."
Otel çalışanı Murat'ın sözlerine kulak asmadan yatak odasına yürüdüm. Sezin boş işlerin kadınıydı. Ve beni çok sıkıyordu.
-"Aramamı ister misiniz ?" Kapıdan seslenmeye devam edince sinirlenmeye başlamıştım.
-"İşine bak Murat !" Bir an Loya'yı unutup bağırınca sonra pişman oldum.
Giysi odasında beş dakikada yeni takımlarımdan birini giyinip salona döndüm. Loya bıraktığım yerde oturuyordu.
-"Gelsene güzelim." diye seslendim ve sandalyeyi çektim. Oturmasını bekledikten sonra karşısına geçtim.
-"Kusura bakma acelem var biraz. İşler beni bekliyor." dedim yemeye başlarken.
-"Biraz dinleseydin."
Konuşurken çekinmesi halini ilerleyen zamanlarda atlatacağımızı umuyordum. Aksi halde benimle yabancıymışım gibi konuşması sinirlerimi oynayabilirdi.
-"Maalesef. " derken telefonum çalmaya başlayınca uzanıp aldım ve açtım.
-"Dinliyorum."
-"İyi sabahlar Kuvars bey. Projemiz bitti son olarak göz atmanızı istiyoruz ne zaman müsait olursunuz ? Hakan bey sunum için öğleden sonra şirkette olacak." Nazım'ın soluksuz konuşmasının bitmesini beklerken çaydan bir yudum aldım.
Önemli mimarlarımdan bir tanesiydi.
Aklımda zaman ayarlaması yapmak beni yoruyordu sırf bu yüzden asistan konusunda aceleciydim.
-"Ajansta toplantıya katılmam için bir saatim var Nazım. Şirkete beş dakika uğrarım. Hepiniz hazır olursanız gelip bakarım." dedim ve kapattım.
Ağız tadıyla , karşımda değerli bir varlık otururken kahvaltı yapmak istiyordum.
-"Gitmeden önce burada dinlen istersen." diye teklif sundum.
Kabul etmeyeceğini bilsem bile.
-"Alışveriş yapmam gerekiyor." dedi.
Göz ucuyla tabağına baktım. Yine doğru düzgün bir şey yemiyordu.
-"Adam akıllı yemezsen masadan kalkamazsın. Ayrıca Orhan halleder senin uğraşmana gerek yok." dediğimde omuzlarını düşürdü.
Eş zamanlı olarak yüzü de düşmüştü. Yanlış bir şey demediğime göre farklı bir durum vardı.
Kendisinin konuşmaya başlamasını bekledim.
-"Kuvars...artık ihtiyaçlarımı kendim karşılamak istiyorum. Nasıl yaşayacağımı bilmiyorum ve nasıl desem her şeyi öğrenmek bilmek istiyorum."
İştahımın kesildiği an tabağı ittirip peçeteye uzandım.
-"Pekâlâ nasıl istersen." dedikten sonra su bardağını aldım.
Loya'yı tabiki anlıyordum. Ancak ben yıllardır her şey kontrolüm altında yaşayan bir adamdım. Bu yüzden istemsizce ona da o şekilde yaklaşıyordum.
-"Kızma ama." dedi tavrını değiştirip.
Başımı salladım ve ayağa kalktım.
-"Kızmıyorum."
Geçecekken kalktı önümde durdu. Ufak bedeniyle yolumu kesebileceğini düşüyordu.
-"Kaşların kendiliğinden mi çatılıyor ?"
Yüz ifadesinin güzelliğine daha fazla gergin kalamayıp ufak da olsa gülümsedim.
-"Sana bugün ev bakmaları için birilerini arayacağım. Umarım ona da istemem demezsin." derken imalı olarak söylemiştim.
-"Hayır ama senin almanı istemiyorum."
Sabah sabah gerginlik dozumun baya bir üzerine çıktım.
-"Ne istiyorsun ? Kiraya mı çıkartalım seni anlamıyorum ?" Yine kafam atmıştı bu yüzden ister istemez kızıyordum.
Gözlerinden geçen tedirginlik yüzünden kendimi biraz toparlayıp yüzünü kavradım.
-"Bak güzelim böyle bir tartışma çok yersiz. Kendi ayakların üstünde durmak istemeni anlıyorum ama bende durup seyirci olarak dışarıda kalamam. İstediğin gibi ihtiyaçlarını falan ne varsa hallet karışmıyorum. Sadece benim yakınımda güvenli bir evde yaşayacaksın ve bu benim kontrolüm altında olacak." dedikten sonra diğer yanağına hafifçe dudaklarımı değdirip geri çekildim.
-"En azından...küçük...oldukça küçük bir yer olsun."
Başımla onayladım.
-"Olur." dedim ve odaya doğru geçtim.
Kaban alıp giyerken salona geri gelmiştim.
-"Bugün dinlen yarın iş başı ufaklık. Yoğun bir iş hayatın olacak." Ona o yoğunluğu yaşatmayacaktım elbette.
Bakışlarına karışan heyecan biraz olsun beni mutlu ediyordu.
Ardından benimle birlikte çıkmak istediğini söyleyince ona ayrı bir araba ayarladım.
-"Volkan. Sana emanet." dedim Loya'nın oturduğu kapıyı kapattıktan sonra.
-"Tamamdır abi."
Arabanın içinde oturan Loya'da son kez göz gezdirip ensemi sıvazlayarak arabaya geçtim.
İlk önce şirkete gidip tamamladıkları projeye göz attım. Sonra vakit kaybetmeden ajansa gelen iş görüşmesi için firmayla toplantıya girdim.
İnşaat şirketinin yanı sıra reklam ajansı işletiyordum. Farklı yerlere el atmayı daima sevmişimdir ve bu yüzden severek ilgileniyordum.
Şirketin ciddi iş ortamına göre ajans daha renkli ve hareketli olan devasa bir yapıydı.
-"Toplantı odası hazır efendim. Gerekli ayrıntıları dosyaladık masanızda hazır."
Karşıma atlayan Eylem'in hızına göz gezdirip onayladıktan sonra odama yol aldım. Peşimden koşturarak gelmeye devam ediyordu.
-"Bu işi alırsak en başarılı reklam kampanyalarından birisi olacak Kuvars bey ! Kutlamayı düşünsek bize katılır mısınız ?!" Heyecanlı halinden dolayı hevesini kırmak istemedim lakin işim başımdan aşkındı.
Odamın kapısını benden önce açarak kenara çekildi.
-"Gelirseniz çok seviniriz !"
Gözlerimi devirip koltuğa oturmadan dosyayı aldım ve masaya yaslandım.
-"Bu akşam hiç vaktim yok Eylem." dedim düz bir tonda.
Etrafımda böyle içi içine sığmayan birisi olunca sinirlerim geriliyordu. Ciddiyetsiz tavırlardan hoşlanmazdım. Ama burası o heyecanı isteyen bir iş yeriydi ondan dolayı katlanıyordum.
-"Buna sevindim efendim çünkü kutlamayı yarın akşam için düşündük. Toplantıdan sonra tekrar fikrinizi alırım kolay gelsin !" Cevabımı almadan odayı terk etti.
Dikkatimi dağıtmadan yeniden dosyayı inceledim. Farkında olmadan aklım Loya'ya kayınca mecburen telefonumu aldım. Çünkü diğer türlü dikkatimi toplayamayacaktım.
Ararken masanın arkasına geçip oturdum ve sigara paketine uzandım.
Önem verdiğim toplantı ne yazık ki Loya'nın sesi kadar mühim değildi.
-"Efendim Kuvars ?" Arkada gürültü olması dışarıda olduğunu gösteriyordu.
-"Nerdesin ?" diye sordum gevelemeden.
Bir kaç saniyeden sonra yeniden sesi geldi.
-"Marketteyim. Şu başıma diktiğin adamdan rahatsız oluyorum artık gitmesini söyler misin ? Sürekli peşimde."
Hayıflanmasına gülümserken elimi çeneme koyup sakalımda gezdirdim.
-"Seni rahatsız ettiğini sanmıyorum ufaklık. " dedim. En fazla arkasından yürüyordur.
-"En azından arabada beklesin. İnsanlar tuhaf tuhaf bakıyor." Sanki bu ilgiye hiç alışık değilmiş gibi konuşuyor olması ilginçti.
-"Tamam söylerim. Bir sorun olursa arayabilirsin."
-"Olur." dedi sesinin enerjisini biraz daha düşürüp.
Daha sonra telefonu kapattım ve toplantı salonuna geçtim.
Gün uzun ama enerjim fazla düşüktü.
•
Loya
Aldıklarımı dolaba yerleştirirken burada daha ne kadar kalacağımı düşünüyordum. Açıkçası eve alışmıştım ama hala biraz daha ürküyordum.
Her şeye rağmen bana bir sığınak olmuştu.
Hava kararmadan önce kendime kahve yaptım. Üzerime kalın bir hırka giyinip örtü aldıktan sonra dışarı çıktım. Hiç bu ormanın havasını soluyarak oturmamıştım.
Dinginliğe ihtiyaç duyuyordum.
Beyaz taneler düşmeye başladığında gülümseyerek gökyüzüne baktım. İşte en sevdiğim zaman dilimine giriş yapmıştık.
Daha fazla üşümeye başladığımda oturduğum yerden kalktım ve eve yürüdüm. Defne akşama doğru artık sabredemeyerek çıkıp gelmişti.
Onunla konuşurken abisi ile aramızda başlayan bir şeyler beni fazlasıyla utandırıyordu. Lakin ondan bunu gizleyemezdim. Sonuçta Kuvars'ın Fransa'da benimle olduğunu biliyordu.
-"Aslında hala nasıl geliştiğini bilmiyorum. Hatta çok utanıyorum ama böyle oluverdi."
Zar zor anlattığımda ellerimi yüzüme kapatıp gözlerimi yumdum. Kendi kendime düşününce bile yüzüm kızarıyordu. Bunu birine anlatmak çok zormuş !
Defne koltukta geri düştüğünde dudaklarımı birbirine bastırıp tepkisini bekledim.
Haliyle şok içindeydi.
-"Kaldıramayacağım tanrım ! " diye fısıldadı.
Gülümseyip yanak içimi ısırdım.
Doğrulup bir anda fırlayınca irkildim.
-"Rüyada mıyım doğru söyle ?!" dedi ve kolunu çimdikledi.
Çığlık atıp ayağa kalktı.
-"Abimin ömrünün sonuna kadar yalnız yaşayacağını sanıyorduk ! İki zıt insan nasıl bir noktada buluşmuş olabilir ?!"
Hareketleri tepkileri öyle hızlıydı ki yetişemiyordum.
Uzun bir süre inanmaya çabalaması kayda değerdi. Durup durup yeniden şok geçiriyordu. Bu da beni daha fazla utandırıyordu.
En sonunda ondan kaçmak için mutfağa gittim. Kahve dolu kupaları tezgahtan alacaktım ki telefon zil sesim yakından geldi.
Elinde sallayarak sırıtan yüzüyle kapıda belirdi.
-"Eniştem olan abim arıyor !"
İstemsizce ağzımdan kahkaha dökülüverdi. Tam bir manyaktı !
-"Kahveleri alır mısın ?" dedim hala gülerken. Elinden telefonumu aldım ve aramayı yanıtladım.
-"Efendim ?" diyerek açtım. Heyecandan yüreğim ağzımda atıyordu.
-"Ne yapıyorsun ? Evde misin ?" Sesi içerlerime bir ferahlık hissi doldurdu.
Salona adımlarken arkamdan Defne geliyordu.
-"Evet. Defne ile birlikte oturuyoruz."
Uzun yol koşmuş gibi nefes nefese kalmıştım.
-"İyi yalnız değilsin demek."
-"Evet." Ona nerede olduğunu sormak için can atıyordum ama utanıyordum. Soramazdım ki.
-"Benimde biraz işim var. Boş bir an bulunca aramak istedim." Kendiliğinden söylemesi beni rahatlattı.
-"İşin varsa meşgul etmeyeyim." dedim istemeye istemeye.
Defne eğilip bacağıma çimdik atarken gözlerini kısmış imalı imalı bakıyordu. Sırıtması ayrı bir olay !
Kaşlarımı çatıp acıttığı bacağımı ovaladım.
-"Sabah sana araba gönderirim. Sekiz gibi hazır olursun."
Ah ben bunu tamamen unutmuştum.
-"Olur tamam." dedim ve kupayı aldım.
Fazla sıcak olduğunu fark edince geri bıraktım.
Kuvars kapattığı gibi nefesimi üfledim. Defne'ye iş olayını anlattım. Tahmin ettiğim gibi benim için çok mutlu olmuştu.
-"Ne giyinmeliyim ?" diye sordum aklıma gelince.
Dudağını büküp düşündü.
-"Tabiki çok çok iyi olmalısın ! Hem patronun asistanı hemde kız arkadaşısın !!" dediği an yanaklarım al al oldu.
-"Demesene şöyle ya." diye mırıldanıp kupaları kaptığım gibi kalktım.
Galiba konusu her açıldığında bir yerlere kaçacaktım.
-"Hadi ne giyeceğine bakalım !"
'
Ertesi sabah duştan sonra özenle düzleştirdiğim saçlarıma ve yaptığım sade makyajıma son kez göz gezdirdim.
Sonrasında ise Defne'nin şiddetle giymemi istediği elbiseyi askısından çıkarttım.
Fazla iddialıydı.
Ancak bende Defne gibi düşünüyordum. Onun gibi sesli şekilde dile getirmesem bile Kuvars'ın nasıl düşüncelere sahip olduğunu içten içe merak ediyordum.
Kıskanır mıydı ? Yoksa yanında bakımlı bir kadını beğenir miydi ?
Aslında pek kadınsı görünmediğimi düşünüyordum. Belki farkında değildim emin değilim.
Yine de bir cesaret elbiseyi üzerime geçirdim.
Bacaklarımı soğuktan korumak amaçlı uzun siyah çizme giyindim. Dekoltesi olan fermuarı tutup çekme isteğiyle yanıp tutuşurken kapanma özelliği olmadığından böyle duracaktı.
Aynaya yansıyan görüntüm bana göre güzeldi.
Umarım Kuvars için de öyledir.
Geç kalmamak adına dolaptan kabanımı aldığım gibi üzerime geçirdim. Kapıda beni bekleyen arabaya bindiğim zaman dün ki adam olduğunu gördüm.
-"Günaydın." dedim nezaketen.
Başını eğdi.
-"Günaydın efendim." dedi büyük bir ciddiyetle.
Yol bitene dek arabada çıt çıkmadı. Kuvars'ın aramasını bekliyordum. Aramadığı için daha fazla tereddüt yaşıyordum.
Çok aşırı heyecanlıydım. Ellerim ve dizlerim tir tir titriyordu.
-"Kuvars bey sizi odasında bekliyor. Buyrun buradan." Arabayı park ettikten sonra benimle beraber şirkete giren adamı takip ederken yüzlerce bakış altındaydım.
Çekinceli halde gözlerimi kaçırdım.
Umarım ayak uydurabilirdim.
Kalbim göğüs kafesime sığmakta zorluk yaşarken binanın üst katına gelmiştik. Odanın giriş kısmında cam bir bölümde oturan kadını hatırlamıştım.
Hande olmalıydı.
Adam ona uğramadan direk olarak kapıyı tıklattı ve açtı. Benim girmemi bekledikten sonra arkamdan kapattı.
Devasa odanın içinde aynı devasalıkta siyah mermer bir masa vardı. Önünde ona yaslanmış mermerden daha sert olan Kuvars.
Gözlerimiz değdi. Ardından beni inceledi.
Mesafeye rağmen dudaklarından çıkan fısıltı kulağıma ulaşmıştı.
-"Siktir."
•
Herkese iyi geceler 🌸
Üst üste gelen bölümleri okuyunca böyle ara vermek biraz üzücü oldu ancak yazamadım.
Bu bölümü de zar zor tamamladım umarım devamı su gibi akar gelir sjdkd
Bölümü nasıl buldunuz ? Uyumayanları bekliyorum 🌸
