BENZEMEZ KİMSE SANA 🌸
Justin Timberlake - Mirrors 😍
Herkese merhabalar...
Beğenmeniz dileği ile,
Keyifli Okumalar...

Hayat hiç adil değildi aslında. Bunu fark edeli çok olmuştu. Ben biri beni sevsin diye taklalar atar iken, diğer yandan da başka biri onu görmem için takla atıyordu. Halime resmen bağırarak ağlamak istiyordum.
Bana reva mıydı bunlar dostlarım?
Kara talihime yanarken diğer yandan Kuzey'in vermiş olduğu dosyaları düzenliyordum. Yaptıkları yetmiyormuş gibi, o toplantıdan beri geçen iki hafta boyunca bana sürekli dosya düzenleme işi vermişti. Dolayısıyla sadece dosya düzenliyor ve başka da bir şey yapmıyordum.
Kahvesini bile benden istemiyor, kendisi gidip alıyordu. Artık iyice beni görmezden geliyordu. Sanki yokmuşum gibi davranıyordu.
Peki benim ne suçum vardı ki?
İşime odaklanmış bir şekilde devam ederken, önüme düşen saçımın nazik bir şekilde tutulup, kulağımın arkasına sıkıştırıldığını gördüm. Yapanı bilmiyordum ancak kalbim çoktan maratona çıkmıştı bile.
Kuzey miydi acaba?
Kafamı kaldırıp, kimin yaptığına bakınca yumruk yemiş gibi oldum. Aman Yarebbim!
Bunu yapan Tarık Beydi!
Peki ne hakla böyle bir şey yapabilirdi ki?!
Nasıl saçıma dokunurdu?!
Hiddetli bir şekilde yerimden kalkıp, ateş saçan gözlerle ona baktım.
"Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?!" diye sert ve sinirli bir şekilde konuştum.
Sanki hiç adama bağırmamışım gibi pişkin pişkin bana bakıp, sırıtmaya başladı.
"Bugün yine çok güzelsin Akasya. Ve oldukça da seksi." dedi. Ardından bedenimi sürmeye başladı.
Bu adam hiç laftan anlamıyordu. Kaç kere istemediğimi söylememe rağmen ısrarla bana yavşamaya devam ediyordu.
Bu durum beni çok rahatsız ediyordu. İki haftadır adam şirketten çıkmıyordu. Kabusum olmaya başlamıştı resmen.
"Ne diyorsunuz siz ya?! Lütfen saçmalamayı kesin Tarık Bey! Size kaç kere söyledim istemiyorum diye. Yeter artık uzak durun benden!" deyip oradan uzaklaştım. Hızla lavaboya girip, ellerimi mermere dayayıp sabır dilendim.
Ellerimi yüzümü yıkayıp bir süre sakinleştikten sonra kendime çeki düzen verip, lavabodan çıktım. Masamın olduğu yere bakınca Tarık Beyin değilde Kuzey'in orada olduğunu gördüm.
Hızlı bir şekilde yürüyüp yanına gittim.
Sesimi sakin tutmaya çalışarak,
"Buyrun Kuzey Bey?" diye konuştum.
Kuzey yüzümü dikkatlice izliyordu. Lavaboda iyice yıkamamış mıydım? Bir şey mi vardı yüzümde acaba?
Gayriihtiyari elim yüzüme gitti yanaklarımı ve burnumu sıvazladım. Ee elime bir şey gelmemişti?
Dikkatli bakmasının sebebi neydi ki?
Kuzey,
"Az önce sesin geliyordu? Ne oldu burada?" diye sordu. Gözleri ise araştırmacı gibi bakıyordu.
Ne diyecektim ben şimdi?
Gerçeği söyleyince sanki gidip, Tarık Beyi mi dövecekti?!
Yok devenin nalı!
En iyisi bir şeyler uydurmak diye düşündüm. Hadi hadi hızlı düşün Akasya.
"Şey Kuzey Bey önemli bir şey yok. Kafamı masaya çarptım da, öyle yüksek sesle söylendim kendi kendime." diye bir şeyler söyledim. İnşaAllah inanırdı.
Amin.
Araştırmacı gözlerle beni süzmeye devam ederken,
"Sakar kız." diye mırıldandı. "Daha dikkatli olsana. Bende bir şey oldu sandım." dedikten sonra benim bir şey dememi beklemeden havalı bir şekilde yürüyüp odasına girdi.
Bende ayran budalası gibi arkasından bakakaldım. Kendi kendime,
"Bu neydi şimdi?!" diye söylenip, ardından masama oturdum.
İş çıkışı masamı toparlama işini bitirip, Kuzey'in odasına doğru yürüdüm. Artık çıkacağımı söyleyecektim. Yeterdi bir saat mesai yapmıştım ve yorulmuştum. Kapıyı çalıp, içerden gelen onay sesiyle açıp içeri girdim. Kuzey masasında oturmuş, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar çekmiş ve başını ovuyordu.
Ahh çok nefes kesiciydi...
Lanet kalbim hep bana ihanet edip, bu adamın peşinden koşuyordu. Adam istemiyordu işte! Niye hala zavallı gibi peşinden koşuyordum ki! Ne olacaktı böyle?
Hafifçe boğazımı temizleyip,
"Imm... Kuzey Bey ben artık çıkabilir miyim?" diye sordum.
Kapalı gözlerini açıp bana baktı. Çok yorgun görünüyordu. İçim cız etti. Galiba bu adama olan aşkımı hiç atamayacaktım içimden. Kök salmıştı resmen. Ölene kadar da benimle olacaktı.
"Otursana Akasya." diyen Kuzey'le şaşırsam da kafamı sallayıp, gösterdiği koltuğa oturdum.
Bir müddet sessizlikten sonra en nihayetinde dudaklarını aralayıp, konuşmaya başladı.
"Bugün olanları biliyorum." deyince ne dediğini anlamayarak kaşlarımı çattım.
Hangi olanlar?
İçimden sorduğum soruyu dışımdan da sormayı akıl edip sordum.
"Hangi olanlar acaba Kuzey Bey?" diye sordum merak içinde.
Derin bir nefes alan Kuzey yerinden kalkıp, cam duvarın yanına gitti. Bir süre sessiz kaldıktan sonra konuştu.
"Tarık seni rahatsız ediyormuş?" deyip bana döndü, ifadesiz bir yüzle.
Bunu hiç beklemiyordum açıkçası. Nerden biliyordu ki?
Madem biliyordu sakin bir şekilde ona olanları anlatmaya karar verdim.
"Şöyle ki Kuzey Bey, dediğiniz doğru. Tarık denen adam bir süredir oldukça rahatsız ediyor beni. İstemiyorum dememe rağmen ısrarla bana ilgisi olduğunu ve..." deyip son anda sustum.
Kuzey,
"Ve?" diye sordu. Tek kaşı karizmatik bir şekilde havalanmıştı ve benim de yüreğime inme inmek üzere idi.
Dilimi ısırıp, söyleyip söylememe arasında kaldım bir süre. Nasıl diyecektim ki, 'Adam bugün saçıma dokundu ve beni seksi bulduğunu söyledi' mi diyecektim?
Yok daha neler!
Kuzey'in yüksek sesle,
"Ne dedin sen?!" diye bağırmasıyla irkildim. Kim ne demişti?
Ne oluyordu?
Hızla yanıma yaklaşıp, bedenini üzerime eğdi.
"Ne. Dedin. Sen. Diye. Sordum?" diye cümlesini tek tek vurgulayarak konuştu. Fazlası ile de sinirlenmişe benziyordu.
Ulan ne demişim ben arkadaş!
"Bi... Bir şey demedim ki ben?" dedim kısık bir sesle. Sesim içime kaçmıştı sanki.
Kuzey bariz görünen siniri ile daha da yaklaştı bana.
"O şerefsiz seni taciz mi etti?!" diye yüksek sesle konuştu.
Oops.
"Ne? Nasıl?" diye sordum. Cidden anlamıyordum.
Kuzey kızsa mı, gülse mi bilemediği bir haldeydi.
"Sen az önce kendi ağzınla söyledin Akasya. Adam saçına dokunmuş! Sonra sana kötü şeyler demiş! Şimdi inkar mı ediyorsun yani?!" derken kaşlarını çatmıştı iyice.
Aman Yarebbim!
Ben onu içimden dememiş miydim?
Yerimden kalkıp, karşısında durdum. Eğilmiş olan Kuzey'de doğruldu. Tam gözlerinin içine baktım.
"Ben... Ben onu içimden değilde, dışımdan mı söyledim?!" deyip elimi dudaklarıma koydum utançla.
"Evet şaşkın Akasya. İçinden değil, dışından söyledin. Ki iyi ki öyle yaptın. Yoksa öğrenemeyecektim o piçin asıl yüzünü." diyerek burnundan soludu Kuzey.
Tedirgin bir şekilde,
"Siz nasıl öğrendiniz bunu?" diye sordum. Bilen iki kişi vardı, bakalım hangisi haindi?
Kuzey hala sakinleşmemiş bir ifade ile konuştu.
"Bunu nereden öğrendiğimin bir önemi yok Akasya! Önemli olan; O şerefsizin seni rahatsız ettiği ve senin bunu benden gizliyor olman." deyip dik dik bana bakmaya başladı.
Eh ama benim ki de candı arkadaş!
Sanki gizlemesem ne olacaktı?
Beni o adamdan koruyacak mıydı?
Hiç sanmam!
Aksine sevinir, adama yardım ederdi. Neden?
Çünkü benden kurtulacaktı!
Ama yemezlerdi Kuzey Efendi!
Senin benden kurtuluşun yok! İşte o kadar!
Kendime verdiğim gazla ve sinirle bende konuşmaya başladım.
"Pardon size söyleyince ne olacaktı Kuzey Bey?" diye sordum iğneleyici bir şekilde.
Ağzını açıp cevap verecekken, deli bir cesaretle elimi kaldırıp hiç düşünmeden elimi dudaklarının üstüne koydum.
"Durun bakalım ben daha konuşmamı bitirmedim. Ben konuşayım siz sonra konuşursunuz." deyip devam ettim. Daha doğrusu etmeye çabaladım.
"Ben... Yani... Ben şöyle ki..." diye diye bir türlü cümle kuramadım.
Yahu elim adamın dudaklarındaydı, nasıl konuşabilirdim ki ben?!
Ah elimi o dudaklara koymaz olaydım...
Sıcacık dudakları vardı. Alev alev yanıyordu sanki. Tam öpülesiydi.
Gerçi ben öpüşmeyi bile bilmiyordum ki!
Neyin kafasını yaşıyorsam bende.
Ne diyeceğimi bilemez bir şekilde Kuzey'in kapkara gözlerine bakmaya başladım. Gözleri bir girdap gibiydi. Baktıkça beni içine çekiyordu adeta. Bir ömür boyu o girdapta kaybolmaya gönüllüydüm ben ama keşke her şey benim isteğime göre olsaydı. Fakat ne yazık ki öyle değildi.
Aniden içimi işgal eden acıyla elimi çektim dudaklarından. Ama size yemin ederim ki elim üşüdü. Hemde anında.
Kendimi toparlayıp, biraz geri çekildim. Bacaklarım titriyordu. Lanet olasıca adamın beni düşürdüğü hale bakın. Ben kıvranırken, o sırıtıyordu.
Daha ne olduğunu anlamadan, Kuzey belimden tutup, beni kendine yaklaştırdı. Şokla içinde, kocaman açılmış gözlerimle ona baktım. Lakin Kuzey asla ama asla tahmin edemeyeceğim bir şey yaptı.
Dudaklarını, benim titreyen dudaklarıma bastırdı...
Ben dudaklarının teması ile zaten o an dünyadan kopmuştum. Sanki ben, ben değildim. Bir açken ben, ben değildim. Bir de şimdi ben, ben değildim. Gözlerim açık bir şekilde bakmaya devam ederken, bunun böyle olmadığını anımsadım. Ancak bir şey yapacak halde değildim. Sadece şok içinde öylece duruyordum. Elim, ayağım boşalmış gibiydi. Katiyen böyle bir şey beklemiyordum.
Kuzey dudaklarımı incitmeyerek, yavaş bir biçimde öpmeye başladı. Elleri belimi sıkıca tutuyor ve dudakları dudaklarıma dokunuyordu.
Bende bir müddet hareketsiz kaldıktan hemen sonra ne yapmam gerektiğini aklımın minicik kalmış bir parçasıyla buldum. Kollarımı kaldırıp, Kuzey'in boynuna sardım. Pek tabii başarılı olamadım. Adam uzundu. Bende omuzlarına ellerimi koyup, dudaklarımı oynatarak öpüşüne karşılık vermeye başladım. Hemen de atladı demeyin lütfen. Ben bunu aylardır bekliyordum. Tamam öpmesi hayaldi de, gerçeği mükemmeldi.
Ah bu çok, çok güzeldi.
Ömrümün sonuna kadar onunla böyle öpüşebilirdik. Aman Yarebbim! Biz şuan resmen öpüşüyorduk! Hem de Kuzey'le! Buna inanamıyordum.
Affet Allah'ım.
Amin.
Nefes nefese kalmış bir şekilde yavaşça dudaklarımız birbirinden ayrıldı. Bana kalsa hiç bırakmazdım, lakin ciğerlerim artık iflas bayrağını çekmek üzereydi. Ben ömrümde bu kadar harika bir şey hissetmemiştim.
Eksik yanımın tamamlandığını hissetmiştim. Eşsiz bir şeydi bu.
Titreyen kirpiklerim eşliğinde gözlerimi açıp, Kuzey'ime baktım. (Evet Kuzey'im. Çünkü o artık benim. 😏) Gözlerini sımsıkı yummuş ve az önce öptüğüm dudaklarını birbirine bastırmıştı.
Bu neydi şimdi? Pişman mı olmuştu acaba?
Eğer öyle bir şey olmuşsa, bu sefer ciddi bir şekilde yıkılırdım. Yemin ederim asla kendime gelemezdim. Hem bunu bana yapmaya hakkı yoktu. İlk olarak o öpmüştü beni. Sonrasında da pişman olamazdı!
Beynimi saran düşüncelerle kaşlarım çatılmaya ve genzim dolmaya başladı.
Bu sırada Kuzey'in sesini duydum.
"Niye çattın bakalım kaşlarını?" diye sordu.
"Pişman mı oldun?" pat diye sordum sorumu. İçim içimi yiyiyordu çünkü.
Kuzey sımsıcak bir gülümseme sunup, belimde olan eliyle bana yön vererek koltuğa oturmamı sağladı. Yanıma oturup, yüzüme gelen saçı kulağımın arkasına sıkıştırdı. Sabah ki olay midemi bulandırmışken, Kuzey'in yaptığı içimde kelebeklerin uçmasına sebep olmuştu.
Hepsi aşktandı...
Kuzey gözlerini gözlerimden ayırmadan konuşmasına başladı.
"Pişman olmadım..." deyip derin bir nefes aldı. "Bak Akasya, ben seni ilk gördüğümde başıma bela olacağını anlamıştım." deyince yerimde kıpırdandım. Demek bela olarak görüyordu beni Kuzey Efendi!
Bir şey demeden dinlemeye devam ettim.
"Çok farklıydın. Farklısın. Hislerini açıkça söyledin bana. Ki bunu çok taktir etmiştim ben. Çok cesurdun, hala da öylesin." dedi.
Aslında eskisi kadar cesur değildim. Çünkü Kuzey'in beni her reddedişi benim cesaretimi kırıyordu.
"İlk zamanlar gelip geçici bir hevestir sende ki sanmıştım. Lakin sen ısrarla hiç pes etmiyordun. Evet defalarca kez seni kırdım biliyorum." derken gözlerini yere indirmişti. Sanırım pişman olmuştu bundan.
"Bunun için çok üzgünüm. Fakat sevmeyi hiç bilmeyen bir insan için, bunlar normaldir bence." dedi ve dedikleri ile benim kafam karışmaya başlamıştı.
En nihayetinde sessizliğimi bozup, konuştum bende.
"Nasıl yani?" diye sordum merak içinde kıvranırken.
Kuzey ellerimi tuttu ve beni bozguna uğratan cümleleri dile getirmeye başladı.
"Ben birini aşkla sevmek nasıl olur bilmiyorum Akasya! Ben bunu bilmediğim için ve korktuğum için seni kendimden uzak tutmaya çalıştım." deyip hafifçe gülümsedi.
"Ama ne yaptıysam da olmadı. Sanırım kader bizi bir araya getirmeye kararlı. Ne kadar kaçsam da hep yanyana geliyoruz seninle. Bunu artık göz ardı edemem." derken öyle yoğun bir şekilde bakıyordu ki, o an ölsem bile gam yemezdim.
"Bana böyle güzel sevmeyi öğretsene Akasya." dedi Kuzey.
Anın vermiş olduğu mutluluk ile birlikte, kendimi tutamadım ve Kuzey'in boynuna sarılıp, ağlamaya başladım.
Burnumu çeke çeke, sevdiğim adama söz verdim.
"Yemin ederim sana öyle bir sevmeyi öğreteceğim ki, kendim bile o sevgiyi kıskanır hale geleceğim." deyip sıkı sıkıya ona sarılıp, anın tadını çıkarmaya başladım.
Bölüm Sonu...
Bölüm nasıldı?
Sonraki bölümlerde görüşmek dileği ile kendinize iyi bakın.
Allah'a emanet olun.
INSTAGRAM:
Mavilinin_incileri
Sevgiler, Mavili Yazar. 🌸
