Bölüm 3
Sarışın kadın bir süre sonra tuvalete gitmek için izin istediğinde, Miraç'ın ağzının suyu aka aka peşinden baktığını görünce sinirle yerimden kalktım ve kadını takip ettim. Tuvalete geldiğimizde, kadın sırıtarak makyajını tazeliyordu. Hemen yanına yaklaştım.
''Üzerinizdeki elbise çok şıkmış.'' dedim. Kadın, kırmızı elbisesine şöyle bir göz atıp bana döndü. ''Paris moda haftasından, özel tasarımdır.''
Burun kıvırdım, ''Yanınızdaki beyefendinin de gözü sizde kaldı.''
Kadın güldü. ''Herkesin gözü bende kalır ama... Bu sefer bende ona karşı bir şey hissettim. Sanırım, aramızda bir şeyler oluşuyor.''
Gözlerimi belertip kıza baktım. ''Bunun olmasına izin verir miyim sanıyorsun?''
''Anlayamadım?''
Kızı kolundan tuttuğum gibi kendime çektim ve etli kollarımı kızın incecik boynuna doladım. Kız, ''Neler oluyor?'' diye bağırıp çırpınırken, kolumu boğazına bastırdım ve kızı koltukaltı kokum ile boğmaya başladım. Kız oksijensiz kalıp kollarıma yığıldığında, incecik bedenini saman çuvalı gibi tuvalet kabininin içine fırlatıverdim.
Kızın bir kolu yerde, bir bacağı tavanda iki büklüm yatarken sırf gıcıklık olsun diye elbisesini de yırtıp telefonunu aldım. Miraç'ı çoktan kaydetmiş olduğundan, hızlıca ona bir mesaj çektim.
''Miraç, nişanlım geldiği için gitmek zorunda kaldım. Bir süre görüşemeyiz, bu sürede beni rahatsız etme.''
Mesajın saçma olup olmadığını umursamadan gönderdim ve hızla tuvaletten çıktım. Şimdi, rakibim ile karşılaşmamın üzerinden dakikalar geçmiş olmasına rağmen onu çoktan alt etmiştim. Sinirde masadan kalkıp giden Miraç bunu doğruluyordu.
Bir süre sessizce onu takip ettiğimde, odasına girip geri mayosu ile çıktığını gördüm. Havuza gideceğini anlamam uzun sürmedi, hemen odama girip valizimi karıştırdım. Ancak o heyecanın arasında mayo almayı akıl etmediğimden, eşofmanlarımdan birini kesip şort yapmak, tişörtümü de iğrenç bir üstlük yapmaktan başka şansım kalmamıştı. O şekilde –Yani koca göbeğim dışarda- aşağıya indiğimde, her yürüyüşümde sallanıp dikkatleri üzerine çeken et yığınlarımı umursamadım.
Havuza gelir gelmez, onlarca cıbıldak kızı geçip Miraç'ı bulduğumdan, çapkın olduğundan artık emin olduğum adamın yine zayıf bir kızla oturduğunu görünce hızla oraya adımladım. Ancak havuzda taşan suların zemini kayganlaştırmasından ayağım kaydı ve tsunami yaratacak etkiyle suya düştüm. Birkaç kişi korkuyla kaçışırken, suyun altında havaya kalkan g*tümü umursamadan yüzüp Miraç'ların yanına yaklaştım.
Adamın kesinlikle zayıf kızlara zaafı vardı ve ben çoktan 2-0 geriye düşmüştüm. Kızla olan hoş sohbetlerini suyun altında nefessiz geçen dakikalarda sinirle dinleyip intikam planları kurmaya başlamıştım. Sorun şuydu ki, ben öylece beklerken, kızın bileğinde yeni bir kırmızı ip oluşup Miraç'a bağlanmıştı.
Konuştuğu her kızın kaderini kendine bağlamayı başaran bu adama küfürler yağdırıp benim olmazsa onu bir kaşık suda boğacağımı aklıma not ettim. Kız ve Miraç havuza girdiğinde, ikisinin uzaklaşacağı ana kadar bekledim ve sinsice yaklaşıp kızın incecik bacaklarından tuttuğum gibi aşağıya çektim. Kız ilk başta Miraç'ın kendine oyun yaptığını sanmış olmalı ki bir sarılacak oldu, sonra da büyük göğüslerimi görünce korkuyla kaçmaya çalıştı. Kızı suyun altında tutup neredeyse boğulacağı ana kadar aşağıda tuttum.
Kızın ensesini aşağıda tutup kendim nefes almak için başımı çıkardığımda karşımda Miraç'ı gördüm. Yüzünden akıp kaslı göğsüne inen su damlacıkları ağzımın suyunu akıtırken, tek elimle kızı boğuyordum. Önüme düşen saçları geriye doğru atıp Miraç'a güzel bir gülümseme yolladım. Bana güldü, sonra kızı aramak için kayboldu.
Miraç gidince kızı dışarı çıkardım. Kız deli gibi öksürüp bana vurmaya başladığında saçından tutup geri suya soktum. Bu gibi durumlarda kilolu olduğum için çırpı bacaklı kızları rahatça alt edebiliyordum.
Kızı çıkarır çıkarmaz, Miraç'ı rahat bırakması için onu tehdit ettim. Kız korka korka Miraç'ın yanına gitti, biraz sonra da Miraç'ın şaşkın bakışları arasında gözden kayboldu.
Sudan çıkıp havalı olduğumu umduğum bir şekilde Miraç'ın yanına gittim ve yanındaki şezlonga uzandım. Başını çevirip beni görünce önce bir korktu, sonra deniz anası misali uzandığım yerde beni uzun uzun süzdü.
''Konuşacak pek vaktimiz olmadı aslında...'' diye mırıldandım. Suyun altında uzun süre kaldığımdan nefesim bir yerlerime kaçmış gibi çıkmış ve Miraç gülmüştü. ''Ben Miraç'' deyip elini uzattı.
''Bende karın, memnun oldum.''
Miraç kaşlarını kaldırdı. ''Karın? Göğüs, karın, bacak gibi olandan mı?''
Miraç'ı tutup havuza fırlatmamak için kendimi zor tuttum. ''Yok deve! Karı koca olan karın!''
Miraç güldü, başka ne yapacaktı. ''Karım olmayı mı düşünüyorsunuz?''
Başımı hızlıca salladım. ''Bence sadece ben düşünmüyorum...'' elimi kaldırıp bacaklarına vurdum. Acıyla sızlanıp bacaklarını toparladı. ''...Kaderde böyle düşünüyor.''
Başını salladı. ''Odama çıkmam gerekiyor.''
Hızla ayağa kalktım, üzerimdeki ıslak kıyafetlerimin bedenime yapışmasından dolayı her hareketimde osurur gibi ses çıkıyordu. Miraç'ın yanında zoraki ilerleyip ona odasına kadar eşlik ettim. Biraz sonra toplantısı olduğu için benimle görüşemeyeceğini söyledi.
Normalde beni başından savmaya çalışıyor diye düşünürdüm ama buraya asıl gelme amacını biliyordum. O odasına girince bende hemen odama girdim ve duş almak için son derece büyük banyoya girdim. Ancak içeriye girer girmez yerdeki mor renkli kaygan sıvıya basıp yere kapaklanmam bir oldu. Oda adeta sallandı. Yere düşmemle çıkan tok sesten dolayı geldiğini düşündüğüm bir kadın kapıya yaklaşınca, acıyan, hatta kanayan başımı zoraki kaldırıp ondan yardım istedim.
Ancak durum biraz daha farklıydı. Kadın, az önce aşağıda boğmaya çalıştığım kişiydi. Kolları göğsünde bağlı, yüzündeki (maalesef ki) güzel gülümsemesi ile bana bakıyordu.
''Canına kastedilmiş bir kadının intikamı sence ne kadar kötü olabilir tatlım?''
Zorla oturur pozisyona geçtim ve yakınımdaki havluyu başıma bastırdım. ''Aslında canını değil sadece bağını istiyordum ama...'' diye acıyla mırıldandım, sonra da başımdaki kanı görünce öfkeli bakışlarımı ona diktim. ''Artık ciğerini söküp atmak istiyorum.''
Kadın korkuyormuş gibi bakıp sonra kahkaha attı. Elindeki anahtarları salladıktan sonra arkasını döndü. ''Biz Miraç ile buluşacağız, sana iyi yıkanmalar.''
Hem banyo kapısını, hem de odanın kapısı çarpıp çıktıktan sonra kilit sesi duydum. Beni odaya kilitlemişti. Ayağa kalktım ve kapıyı açıp çıkmaya çalıştım. Acıyan başımla bu pek mümkün olmamıştı, delikten baktığımda ise kapımın önünde Miraç'la birlikte güle oynaya giden o şirret kadını gördüm.
''Miraç'ı sana bırakır mıyım sanıyorsun ha?''
Hızla duşumu aldım, üzerime güzel bir elbise giyindim ve kapının önüne geldim. Eğer doğru tahmin ettiysem, kapıyı hemen açtığım takdirde Miraç'a yetişebilirdim. Birkaç adım gerileyip koşarak kapıya abandım, çığlıklarım tüm koridordu doldurduğunda ağırlığımla birlikte kapı yerinden sökülmüş ve karşı duvara dek fırlamıştı.
Kapıyı kırar kırmaz kızgın boğa gibi etrafıma bakındım. ''Miraaaaç!''
Kapının duvara yapışmış olan tarafından acı dolu bir inleme duyunca hemen kapıyı iteledim ve ezilmiş olan adama baktım. Yazık, vücudu kağıt gibi olmuştu.
''Kardeş kusura bakma evde kalmak üzereyim, çok ciddi bir mesele!''
Adam korkuyla beni itekleyince onu orada bırakıp koştum. Asansör beni hızla aşağı indirdiğinde, Miraç'ın ileride, yanındaki fıstık gibi olan ve birazdan fıstık ezmesi yapacağım kadın ile araç beklediğini gördüm.
Ayağımdaki topuklularla koşamayacağımdan, önümdeki uzun merdivenleri aşmanın daha kolay bir yolunu buldum. Kendimi yere attığım gibi füze hızında merdivenlerden yuvarlanmaya başladım. İnsanların bana telaşla yol açtığını görmek ''Iıjıjıjjıı'' gibi sesler çıkarırken gülümsememe neden oldu. Seke seke merdivenleri aşıp birde düz zeminde yuvarlandığımda dönen başıma rağmen dikeldim ve telefonda konuşan Miraç'a doğru ilerledim.
Kadın beni çoktan fark etmişti, telaşla bana döndü.
''Yettiim Miraç'ım!''
Kadın'ın saçından tuttuğum gibi kendime çektiğimde kadın aniden bileğime vurdu ve karnıma vurduğu tekme ile beni iteledi.
Kadının bu kıvrak halleri beni şaşırmıştı. Elbisesini geriye doğru atıp roma sütünü gibi bacaklarını öne çıkardı. Resmen kungfu pozisyonu almıştı. Aynı şeyi yapıp ikimizde Miraç'a baktık. O bizi görmüyorken, Miraç için kapışacaktık.