İçeriğe geç

BENİMSİN!

Bölüm 2 · 4 dk okuma

BENİMSİN!

Bölüm 2

Bölüm 2: Ez ve Evlen

Bölüm 2

Ne olursa olsun evlenmek isteyen, tek kader eşim olan bu yakışıklı adamı kaçırmak istemeyen ben, eve gidip iki üç parça kıyafeti aldığım gibi 4 yıllık birikimimle Bodrum'a çıkmak üzere yola koyuldum.

Havaalanında Miraç'ın bindiği uçağı yakalayabilmiş ancak ekonomi sınıfından yer ayırabilmiştim. Uçak yolculuğum, ilk defa uçağa binmenin heyecanı ile bir hayli stresli geçmişti; Arka koltukta oturan küçük çocuğun tepemden atlayıp büyük göğüslerime saldırması yüzünden çocuk katili olma serüvenimi zorlukla atlatmış, dakika başı türbülans deyip koltuğuma tekme atan yaşlı amca ve küçük torunu ile şirinlerin şarkısını bağıra bağıra söylemek zorunda kalmış, sağımda oturan gotik kızın yüksek sesle dinlediği müziğe rağmen omzumda uyuyakalıp rüyasındaki korkunç fantezilerine ortak olmak zorunda kalmıştım.

Ha birde ilk defa uçağa binmemle birlikte iki gündür içimde tuttuğum büyük boy hamburgerleri tek seferde çıkarmayı başarmıştım. Sorun şuydu ki, biraz fazla yemiş olmamdan ötürü hem gotik kızın, hem de solumdaki genç kadının çantasını b*k yeşili kusmuk ile doldurmuş, üstüne birde kusarken üç defa osurmuştum. Evet, üç defa...

Sonunda tüm bu badireleri atlatıp uçaktan indiğimde, kıyafetlerime sinen iğrenç kokunun dağılması için rüzgarlı alana çıktım. Miraç'ı ileride, valizlerini alırken telefonla konuştuğunu görünce ona doğru ilerledim. Etrafımdaki kuvvetli rüzgar nedeniyle saçlarım havalanıyor, beyaz elbisemin etekleri uçuşuyordu. Havalı göründüğümden emin bir halde topuklularım üzerinde özgüvenle yürüdüm, biraz sonra Miraç beni fark etti.

Beni gördüğü anda dudakları hayretle aralandığında, saçlarımı savurdum ve sanki onunla ilgilenmiyormuş gibi etrafıma bakındım. Havalı bir şekilde Miraç'ı etkileyip kendime aşık etmeme saliseler kalmışken aniden burulan karnım ile iki büklüm oldum ve arkamdan gelen amca beni fark etmemiş olmalı ki arkamdan bana çarptı. İncecik topuklular üzerinde zaten dengemi sağlamakta zorlanan ben, su varili gibi yerde yuvarlanmaya başladım. İşin kötü yanı, Miraç'ın bakışları hala bendeydi ve yuvarlanırken açılan eteğimden dolayı altımdaki Spiderman'li iç çamaşırımı ve kenarlarından taşan et yığınlarımı gayet net görmüştü.

Havaalanında koca bir kahkaha koptuğunda, üç tane görevli koşup beni yerden kaldırmaya çalıştı. Yerde neredeyse 10 metre yuvarlandığımdan başım dönmüştü ve ayağa kalkmakta zorlanmıştım, üç kişi beni neredeyse 3 dakikada ancak ayağa diktiğinde, Miraç'ın çoktan gitmiş olduğunu gördüm. Öfkeyle yanımdaki kollarını tutan adamlara baktım.

''Bu kasları boşa mı yaptınız siz? Şuncacık beni kaldıramadınız!'' Adamlar kollarını ovuştururken hayretle bana baktı, umursamadan Miraç'ın peşinden koştum. Miraç'ın yine lüks bir araca binip gittiğini görünce geldiği otele dek onu takip ettim.

Geldiği otel, en az on yıldızlı harika bir oteldi ve onun bulunduğu kattan oda tutmam, 2 yıllık birikimimin tamamını götürmüştü. Dişimden, tırnağımdan, hamburgerlerimden ayırdığım paraların hepsi tek bir odaya gitti.

Vakit kaybetmeden odama çıktım ve hayatımda görüp görebileceğim en güzel oda olmasını umursamadan üzerimi değişip hızla koridora çıktım. Üzerime bu defa kırmızı elbisemi giymiştim, beyaza göre daha kapalıydı ve kilolarım daha az belli oluyordu. Koridorda, Miraç'ı yine telefonla konuşarak asansöre gittiğini görünce ince topuklularım ile ona ulaşmak için bir hayli çaba sarf ettim. Sonunda, asansörün kapanmasına az bir zaman kalmışken Miraç benim aslan yavrusu gibi koştuğumu görüp asansörü tutmuş ancak ben, yerdeki halılara takılıp yine su varili gibi yuvarlanmıştım.

Yuvarlana yuvarlana asansöre geldiğimde, içeriye girip Miraç'a çarptım. İncecik adam ne olduğunu anlamadan arkasındaki duvara yapıştı ve korkuyla bana baktı. Aşağıdan ona sırıtıp zorlukla ayağa kalktım ve açılan üstümü düzelttim. Asansörün kapıları kapanıp nefes nefese kalmış ben ile yalnız kalan Miraç biraz korkmuş gibi görünüyordu.

''Kapıyı tuttuğunuz için teşekkürler...'' diye mırıldandım, nefes nefese. Yuvarlanıp gelen ben değilmiş gibi bir havam vardı. ''Siz, sanırım havaalanındaki kadınsınız...'' dedi. ''Spiderman'li...''

Dönüp o sevimli suratına tokat atmamak için kendimi zor tuttum. ''Demek beni tanıdınız, bende sizi tanıdım...'' dedim, bozuntuya vermeden gülümseyerek. Miraç, kaşlarını çatıp dudaklarımı işaret ettiğinde gözlerim kocamanca açıldı. Acaba dudaklarımdan hoşlanmış ve beni öpmek mi istiyordu?

Dudaklarımı ona doğru uzattığımda korkuyla duvara yapıştı ve ''Dişinizde bir şey kalmış...'' diye mırıldandı. Aynaya dönüp 32 diş sırıttığımda, kusmuğumun dişlerime bulaştığını fark ettim.

''Hay aksi!''

Kapılar açılıp Miraç hızla uzaklaştığında bir süre kendi kendime söylenip onu takip ettim. Pek iyi bir başlangıç olmasa da, Miraç'ı kendime aşık edecektim.

Miraç lüks bir lokantaya girip masalardan birine oturduğunda, hemen çaprazındaki masaya oturdum. Bir süre onun yakışıklı yüzünü seyretsem de, yanına gelen genç ve güzel kadın yüzünden içim kıskançlıkla doldu. Kadın oldukça zayıf ve narin, sarışın birisiydi.

Miraç onu samimiyetle karşılamış, hoş sohbete dalmışlardı. Bir süre kıskançlıktan elbisemin rengine benzesem de, sonunda beni şok eden bir gerçeği fark ettim. Kadının bileğindeki beliren kırmızı ip uzayıp Miraç'ın bileğine bağlandı.

Şaşkınlıkla ayağa kalktım, Miraç'ın bileğinde birleşen iki kırmızı ipin, bu iki genç kadının kaderini değiştireceğini biliyordum. Miraç, iki kadınında kaderinin kesiştiği kişiydi ancak yoluna birisi ile devam edecekti.

Dişi kusmuk dolu, varil gibi yerde yuvarlanan, spidermanli, kilolu bir kadını seçmektense karşısındaki zarif kadını seçeceğini bildiğimden kollarımı sıvadım. Ben, evde kalmaya hiçte niyetli değildim ve bu yakışıklı adamı kapmak için elimden geleni yapacaktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.