Bölüm 4
Kadın yumruk attı, başım yana düştüğünde hızla aynı darbeyi ona uyguladım. Benim kuvvetli oluşumdan, onunda muhtemelce dövüşçü oluşundan vuruşlarımız kuvvetliydi. Kadın tekmeler savurdu, bende kollarımla engelledim. Bir süre arenada gibi birbirimize hareketler yaptıktan sonra yorgunlukla kollarımı siper ettim.
Kadın bundan yaralanıp hızla ayağını kaldırıp savurduğunda ellerimle engelledim ve bacağından tuttuğum gibi onu etrafımda döndürüp fırlattım. Kadının bedeni kuş gibi havalanıp biraz ilerideki arabaya çarptı. Çıkan gürültüden ve telaşlı çığlıklardan Miraç'a baktım.
Adam hala bizi görmemişti, güzel.
Yerden kalkmaya çalışan kadına ilerledim. Saçlarından tutup kaldırdığımda, bana kafa attı. Başım acıyla geriye düştüğünde hızla bende ona kafa attım. Kadının burnu kırıldı, yüzü kanlar içinde kaldı. Kadını kaldırdığım gibi omzuma attım ve ilerlemeye başladım. Şaşkın bakışların arasında ilerleyip kimsenin görmediği bir yerde onu yere fırlattım ve bir güzel dövdüm.
Kadının baygın bedenini tekrar kaldırıp ilerideki çöp kovalarının oraya fırlattıktan sonra havadaki çırpı bacaklarını da saklayıp üstümü çırptım.
''İntikam böyle alınır!''
Kızı orada bırakıp hızlıca Miraç'ın olduğu yere gittim. Sonunda beklediği taksi gelmiş olmalı ki, telefonu kapadı ve etrafına bakındı. Şaşkınca yanında getirdiği kadınını ararken taksicinin seslenmesi ile ona doğru döndü ve arka kapıya yöneldi. Ancak aynı anda kapıyı tutan genç kadın ile şaşırıp göz göze geldiler.
Tek gözüm seğirir halde, kızgın boğa gibi onlara bakarken, kadının bileğinden çıkan kırmızı ipin Miraç'a bağlanmasıyla bağırıp üzerlerine doğru koşmaya başladım. Başka bir kadını kaldıramazdım!
Korkuyla ikisi de bana baktı ve bir adım geri çekilip benden kaçtılar. Bende kendimi durduramayıp taksiye çarptım, araç kuvvetle sallandı, tekerlekler yerinden havalandı. Geri yere düştüğümde, Miraç telaşla elini yüzüme yaslayıp vurmaya başladı.
Bayılmış taklidi yapmama gerek yoktu, gün boyu atlattığım badirelerden zaten bayılmak üzereydim. Miraç'ın yakışıklı yüzünü iyice yaklaştığını görünce dudaklarımı ileriye doğru uzattım. Bana suni teneffüs yapacak sanmıştım.
Miraç'ın ensesinden tuttuğum gibi onu kendime çektim ve dudaklarına yapıştım. Adam, kafasını denizanası yutmuş gibi can çekişip bana vura vura elimden kurtulmaya çalışsa da bacaklarımı vücuduna dolayıp yerde taklalar atmaya başladım. Adamı resmen yiyordum.
Hayatımdaki en mesut anlarımda tek eşimi ezmek üzere olmam umurumda bile değildi. Otel görevlileri telaşla bizi ayırmaya çalıştığında, bir beş dakika güreşmenin ardından Miraç'ı derin bir nefes alması için bıraktım.
Zavallı adam, kilom altında ezip suyunu çıkarmıştım. Hala yanımızda dikilen kadını görünce topuklumu çıkardığım gibi ona fırlattım ve heyecanla Miraç'a döndüm.
''Aşkım balayına en zaman çıkacağız?''
4 kişi Miraç'ın savaştan çıkmış bedenini zorlukla ayağa kaldırıp dağılmış üstünü düzeltti. Miraç'ın saçları birbirine girmiş, kıyafetleri yamulmuş ve yüzü kıpkırmızı olmuştu. Dudakları benim tarafımdan sömürüldüğünden pekiyi halde değildi. Kafasında dönüp duran kuşları neredeyse görebiliyordum. Sevimlice güldüğümde kaşlarını çattı, gözleri titreşti ve adamların kollarına yığılıverdi.
Hemen onu kucağıma aldım, yanımdaki taksiye binip hastaneye götürdüm. Önemli olan, sonunda Miraç'ı benim kapmamdı.
***Yıllar sonra***
''İşte babanızı böyle kaptım çocuklar. O kadar büyük savaşlar verdiğim yetmedi, bir de 2 sene peşinde koşturdu bu hıyar! 2 sene sonra evleneceğimizi bilsem katil olur muydum ben? Ola da bilirdim, bir hayli zevkliydi ama önemli değil. Artık Miraç gibi yakışıklı bir kocadan nur topu gibi 2 çocuğum oldu. Oyyy, canlarım benim! Aynı anneniz gibi su aygırına benzediniz ama olsun, yine de benim çocuğumsunuz.''
Çocuklarımı kucaklayıp yatakta uyuyan Miraç'ın yanına getirdim. Çocuklarım koşup babalarına sarılınca Miraç uyandı, üzerindeki ağırlıklar ile bir süre güreşti.
''Gücünüzü de annenizden almışsınız!''
Buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederiz. Gerçekten kısa ama ancak eğlenceli bir serüvendi; yazarken karakterimizi resmen 'hissettik' EZDİ VE EVLENDİ.

