İçeriğe geç

Benim Romantik Aşkım

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Benim Romantik Aşkım

Bölüm 2

Kasımpatı Çiçekleri

Ablamın bana gösterdiği kişiyi kabul ederek bir hata yapmıştım. Kabul ettiğim akşamı vazgeçmeme rağmen şimdi ise onunla görüşmek için bu sıcak havada onunla buluşmaya gidiyordum. Kapılı birisi olarak bu sıcak günlerde zor zamanlar geçiriyor olmama rağmen şimdi ise hızlıca o kafeye ulaşmak için çaba harcıyordum.

Sonunda kafeye girdiğim kafede etrafıma bakındım. Hava öylesine sıcaktı ki soğuk ortam ile biraz olsun rahatlamıştım. Şalımı düzeltti ve bana söylenen kişi ile görüşmek istemesem bile sonuç olarak bir kez söz vermiştim. İşin içinde ablam vardı ve araya giren tanıdıklara karşı mahcup hissetmek istemiyordum.

İçten içe sızlandım. Sonunda boş bir masaya otururken resimlerde tanıdığım kişinin henüz gelmediğini anladım. Bir garson yanıma gelip menüyü bana verirken "Bir arkadaşı bekliyorum. Siparişi daha sonra vereceğiz," diyerek gülümsedim. Garson yanımdan uzaklaşırken sakin ortamın içerisinde telefonumu çıkardım ve son mesajlara baktım.

Evden geç çıkmış olmama rağmen buluşmaya bile geç kalmama rağmen görüşeceğim kişi Murat hala ortalıkta gözükmüyordu. İçten içe eksi bir dedim. Birkaç gün önce sırf yemek yapabildiğimi öğrendiği için puanlama sistemine tabi tutmuştu beni. Ve konuştuğu kişi yemek yapabildiğini öğrendiği zaman ona artı bir puan kazandın diyerek saçma şekilde benimle hitap etmişti.

Kendimi bildim bileli bu tarz yaklaşımlardan her zaman nefret etmiştim. 'Ne yani sırf birbirimizden hoşlandığımız için birlikte olamaz mıydık?' Kendi kendime konuşmaya başladım içimden. 'Yemek yapıyor oluşum, onun benimle evlenmesi için bir etken miydi?'

Başımı olumsuz şekilde salladım. Şimdilik sadece yalnızca klimadan bana gelen serin hava ile rahatlamak istiyordum. Eminim yanaklarım sıcaktan dolayı kızarmıştı. Rahatlamaya başladığım an telefonum titredi. Masanın üzerinde duran telefona uzandım ve gelen mesaja baktım.

'Sanırım kafeyi bulamadım.'

Kafeyi bulamadı mı?

Yoksa bu geç kaldığı halde yaptığı saçma bir bahane miydi?

Sakinleşmek için derin nefesler alıp verdim. Bu kafe fazlasıyla bilenen bir kafeydi ve adı ile öne çıkmıştı. Hatta sırf benden soğusun diye özellikle bu lüks mekanı tercih etmiştim. İçimden gülerken dudaklarımda ki gülüşe mani olamamıştım.

Düştüğüm duruma bak. Buluşma gününü ben ayarlamıştım. Hatta yeri ve saati bile ben ayarlamıştım. Kendimi iyice erkek tarafı gibi hissetmekten alamıyordum. Kafamda ki düşünceler o kadar fazlaydı ki bu buluşma sonunda hesabı bile ben ödesem yeriydi.

Daha fazla uğraşmak istemedim ve kısaca ona olduğum mekanın konumunu gönderdim. 'Sanırım bu şekilde buraya ulaşabilirdi değil mi?'

Beklemeye devam ederken düşüncelerimin aksine bir süre sonra olumsuz bir mesaj gelmişti. Nefesimi tuttum ve yanaklarımın şişmesine izin verdim.

'Ben kafeyi bulamıyorum. Hangi kafeydi?'

Öfke ile soludum. Dışarıya çıkan kahkahamı bastırmak için direndim. Burada tek başıma verdiğim mücadeleyi çevremde beni izleyen kişiler tabi ki anlamazdı. Beynime hücum eden tüm sinir ile sakin kalabilmek için elimden geleni yapmaya çalışıyordum. Sanırım beyimizi almaya gitmem gerekiyordu.

Zaten bu görüşmeden rahatsız olmuştum üzerine bunların gelmesi beni iyice geriyordu. Ona kısaca olduğu yeri sordum. Ve almaya gitmek için hazırlandım. Oturduğum yerden kalkarken defalarca kendime kızıyordum. Bir daha asla bir görücü kabul etmeyecektim.

Kafenin dışına doğru adım atmaya başladığımda tanıdık bir yüz gördüğümde ona bakmaktan kendimi alamamıştım. Bir ay önce dükkanıma gelip benden çiçek alan adam bana doğru yaklaşıyordu. O günün aksine bugün takım elbise giymişti ve fazlasıyla çekici duruyordu. İçimden şu an bana doğru gelen bu adamın neden görücü usulünde ki adam değil diyerek haykırdım.

Adam bir elini yüzüne kapatmıştı ve diğer elinde ki çiçek buketini kendisinden olduğunca uzakta tutmuştu. Bir an için aklımdan geçen o anları anımsadım. Bu adamın tahminimce polenlere alerjisi vardı ve elinde tuttuğu çiçekler krizantem çiçekleriydi diğer bir değişle kasımpatı çiçeği.

Sürekli burnunu kaşıyor ve ufak hapşırıklar eşliğinde adımlarını atıyordu. Diğer masalarda ki tuhaf bakışlara maruz kalsa bile bu umurunda bile değil gibiydi. Çünkü elinde ki kasımpatı çiçekleri polen olarak en fazla alerjiyi tetikleyen çiçeklerden birisiydi. Alerjisi olmasına rağmen neden bu çiçekleri yanında taşıyordu ki?

Yanımdan geçerken bir kez daha hapşırdı. İstemsizce sesimi yükselttim. "İyi yaşayın." Neden onunla konuşmak istemiştim ki? Şu an başımda fazlasıyla saçma bir dert varken bu adamın da tahmin ettiğim kadarıyla bir randevusu vardı.

Adam bana yaşlanmış gözlerle baktı. Berbat bir haldeydi. "Bu çiçekler ile daha fazla yaşayamam." Bu durumdan memnun olmadığı o kadar belliydi ki. Yanımdan geçip giderken istemsizce durdurdum onu. "Bekleyin lütfen bunu alın." Çantamın içinden çıkardığım kokusuz mendili ona uzattım. Bana kaşını kaldırarak bakarken sanki buna ihtiyacı varmış gibi uzandı ve aldı. Mutlu olduğu her halinden belliydi.

"Bu çiçekler fazla polene sahiptir. Lütfen bunu da kullanın."

Çantamın derinliklerinde duran henüz kullanmaya fırsat bulamadığım burun spreyini da adama uzattım. Fakat bu önemli değildi. Çiçeklerin arasında kalmaktan bazen benim de baş ağrılarım tutuyordu fakat yedeğimde vardı. Daha sonra başka birkaç tane daha alabilirdim. Fakat şu an buna benden çok en çok bu adamın ihtiyacı vardı.

"Bu da nedir?"

Kutuyu elimden aldı. Çiçeği hala uzağında tutuyordu. "Bazen polenlerden dolayı rahatsız olduğum zaman bunu kullanırım. Merak etmeyin hiç kullanılmadı. Yeni aldım." Rahatsız olmaması için açıklama yaptım ve nazik davranmaya çalıştım. Karşımda ki bu adam kesinlikle saygı gösterilmesi gereken kişilerden birisiydi.

Adamın yüzünde tebessüm belirirken sanki kurtulduğunu dile getirir gibi sevinçle bana baktı. "Bunu nasıl anladınız?" Kutuyu incelerken üzerinde ki yazıları okudu. "Şey... Ben de çiçekçilik ile uğraştığım için artık daha iyi anlayabiliyorum." Ona bir ay önce dükkanıma geldiği zaman aynı durumdan muzdarip olduğunu dile getiremezdim.

Sanırım beni hatırlamamıştı. Bu çok doğaldı. Bu adamın hatırasında kalmak bir şans olmalıydı. Nasıl meşgul ve popüler olduğu her şekilde belliydi. Benim aksime...

"Lütfen bunları alın. Hem teşekkür niyeti hem de beni bu acıdan kurtarın."

Bir anda farklı renklerde ki çiçek buketini bana uzattı. Şaşkınlıkla adama baktım. Bunu nasıl yapabilirdim? Biraz sonra ablamın tanıştırdığı kişiyle görüşecektim. Eğer elimde olursa tamamen yanlış anlaşılmaya mahal verebilirdi.

"Üzgünüm fakat bir randevuya geldim. Eğer bu çiçekleri görürse yanlış anlaşılabilir."

"Ne güzel işte... Bunu o kişiye verebilirsiniz!"

Bu fikir ile yüzümü buruşturdum. Birazdan ret edeceğim bir adama nasıl çiçek verebilirdim. Tabi ki sevdiğim adama çiçek alırdım fakat bu kesinlikle Murat değildi! "Üzgünüm alamam!"

Onu ret ederken bizim haricimizde başka bir kadın sesi yükseldi. "Emir Bey!" Çevreme bakınmak istemedim. Çünkü kafenin ortasında ayakta yaptığımı bu konuşma ile herkesin hatta kafe sahiplerinin bile bakışları üzerimizdeydi. Adam başını kaldırıp arkama bakarken o an Emir Beyin karşımda ki bu adam olduğunu anlamıştım. İstemsizce arkaya baktım ve ona seslenen kadına baktım.

Kadın diz üstünde bir elbise giymişti ve fazlasıyla çekici duruyordu. Şekilli kahverengi saçları omuzlarından aşağıya sarkıyordu. Bana bastırılan çiçek buketi ile bakışlarım ilk önce çiçeklere ardından adama yani Emir'e kaydı. Ağzını hareket ettirdi ilk önce kadına bakarken ardından bana odaklandı.

"Lütfen siz de beni hastalığımdan kurtarın."

Kucağımda duran çiçekleri bırakırken düşmesin diyerek hızlıca tuttum. Yanımdan ayrılıp kadının olduğu yere ilerlerken son birkaç kez daha hapşırdı. Elinde tuttuğu spreyi ve mendili sıkıca tutuyordu. Kadının bir an bana baktığını gördüğümde başımı çevirdim ve önüme baktım. Sanırım beni soruyordu. Sormasına gerek bile yoktu böyle bir adamın benimle işi dahi olmazdı. Tamamen tesadüf eseriydi yaşadıklarım.

Bölüm sonu

3 yorum