"Hoş geldiniz size nasıl yardımcı olabilirim?"
Müşterinin tüm dikkati birbirinden farklı renklerde ki çiçeklerin üzerindeydi. "Buket yapıyorsunuz değil mi?" Sonunda bakışlarını kaldırıp bana baktığında heyecanını yüzünden okuyabiliyordum.
"Evet, eğer istediğiniz bir çeşit varsa bunu size yapabilirim."
Gergince avuç içlerini ceketinin üzerine sürdü. Sanırım bugün önemli bir gün olmalıydı. "Aslında evlilik teklifi edeceğim. Fakat aklımda bir çiçek yok. Eğer anlamı güzel olan bir çiçek buketi yaparsanız çok mutlu olurum." Kalbim heyecanla attı. Demek bugün birileri yine benim buketlerimle evlilik teklifi alacaktı. Son dönemlerde popüler olan isim buketi ile adama fikri sundum.
Bana sevgilisinin adını verdikten sonra çiçeklerin baş harfleri ismine denk gelecek şekilde sıraladım ve hepsini güzel jelatin ve tüllere sararak bağladım. Son olarak üzerine bir süre daha canlı kalması için sprey sıktım ve müşteriye sundum. Adama buketin sonucuna memnun kalmıştı.
"Acaba benim yerime bir kağıda not yazar mısınız?"
"Tabi ki ne yazmamı istersiniz?"
Bir süre düşündü ardından kelimeleri bana sunmaya başladı. "Bana geldiğin günden beri aynı sıcaklığın içerisindeyim. Lütfen hayatımın sonuna kadar beni güneşim ve ayım olmaya devam et." Kelimeleri güzel şekillerde yazarken ağlamamak için zor direndim. Dudaklarımda bir tebessüm oluşurken bu kalbimde ki hüznü dindirmek içindi. Acaba ne zaman birisi benim için böyle anlamlı sözler söyleyecekti.
"Umarım mutlu olursunuz."
Notu küçük zarfın içerisine yerleştirip buketin içine koyup bir doğal taşlı çengelli iğne ile sabitledim. "Teşekkür ederim. İnşallah benimle evlenmeyi kabul eder." Adama güç vermek için iki elimi yumruk yapıp havada bir kez kaldırıp indirdim. "Hisleriniz ona ulaştığı sürece eminim sizi kabul edecektir."
Titrek bir nefes verdi dışarıya doğru. Kolunda ki saate bakarken "Geç kalıyorum. Her şey için teşekkürler," diye aceleyle konuştu. Ücreti ödedikten sonra koşturarak çıktı dükkandan ve kalabalığın arasına karıştı. Arkasından bakarken yeniden evrene bağırdım. 'Ben ne zaman aşık olacağım? Ben de birileri gibi sevilmek ve ben de birilerini sevmek istiyorum! Aşk neden bu kadar zorsun?'
Ortalığı toparladım ve temizliği bitirdim. Teslimata giden çalışan geriye döndüğünde bugün ki müşteriyi ona kısaca anlattım. Bir erkek olduğu için bunu normal karşılarken bir kadın duygusunu anlamaması fazlasıyla normaldi. "Ensar! Bir gün sende aşık olacaksın işte o zaman sevdiğin kadına böyle şeyler yapacaksın." Bana inanmamıştı. Başını belli belirsiz salladı. "Hiranur Abla tamam bir gün aşık olacağım ama o gün bugün değil." Benimle dalga geçmeye başladı.
"Hem abla benim yerime sen kendi adına biraz endişelen. Ne zaman evlenmeyi planlıyorsun?"
Sözleri arkasından yüzüm sertleşti ve ona sert bir bakışla baktım. Bunu anlamış gibi ellerini teslim oldum der gibi kaldırdı ve bana baktı. "Tamam abla bir şey demiyorum."
"Sanki benim kapımın önünde bir sürü talip varda ben kabul etmiyorum." Surat asıp ona çıkışırken benimle dalga geçmeye başlamıştı bile "Kabul et abla evde kaldın!" Kahkaha atıp benimle dalga geçmeye devam ederken elimle kapıyı gösterdim. "Gelmiyor işte kocam ben ne ya-" kelimelerimi yardı kesen bir adamın ses tonu olmuştu.
"Kolay gelsin," dedi. Ardından hapşırdı. Arkama dönüp kapının girişinde duran adama baktım. O anı tam olarak nasıl anlatmam gerekirdi? Sanki bu adamla bu çiçek dükkanının içerisine güneş ışığı dolmuş gibiydi. Tek başına parıldayarak duruyordu.
Üzerinde klasik bir giyim tarzı vardı. Fakat bu adamın üzerinde sanki defile de sergiliyor gibi gözüküyordu. Saçlarını özenle şekillendirmiş ve alnına düşmesini sağlamıştı. Yüzü sakalsız ve pürüzsüz gözüküyordu. Kahverengi gözleri ve beyaz teni vardı. Hoş bir yüzü vardı. Kesinlikle hoş bir tarzı vardı.
"Pardon?" Yeniden hapşırdı. Başımı sallayarak adama baktım. Benden küçük olduğu fazlasıyla belliydi ve o yalnızca buradan geçen bir müşteriydi. Buraya gelmesi kesinlikle birisine çiçek almak istediği içindi. "Buyurun beyefendi," diye karşılık verdim sonunda.
Tekrar hapşırdı ve burnunu kaşıdı. "Lütfen bana poleni olmayan bir çiçek buketler misiniz?" Başımı salladım ve çiçeklerimin içerisinde dolaştım. Sonunda gözüme çarpan kamelya çiçeği ile adama gösterdim. "Kamelya çiçeğini ister miydiniz? Sadakat anlamına gelmektedir."
Elini hızlıca havada kaldırdı. "Fark etmez lütfen bir tane yapın. Ben dışarıda bekleyeceğim." Yeniden hapşırdı. Cam kapıyı aramıza alırken sırtına baktım. Sakince soludum. "Vay... Polene alerjisi olmasına rağmen buket almasını sağlayan kişiyi çok merak ediyorum."
"Yalnız abla erkek olmama rağmen adama ben bile düştüm."
Ona baktım kamelya vazosunu yanıma çekerken. "Ben bile derken?" Sanki bunun altında başka bir anlam vardı. "Abla adamdan gözlerini alamadın." Yeniden kıkırtı eşliğinde gülmeye başladı. Bir çiçek sapı alıp ona fırlattım. "Arka tarafa geç ve bir çelenk hazırla. Açılış için olacak." Başını sallayıp arka tarafa doğru hareket etti. "Tamam sen büyüksün Hiranur Abla." Benden uzaklaşsa bile hala kahkaha sesleri bana ulaşıyordu.
Sakince soludum ve beyaza yakın pembe renginde ki kamelya çiçeklerini sardım ve hoş bir buket olması için biraz fazla çaba harcadım. En sonunda üzerinde her hangi bir polen olmamasına karşılık kontrol ettikten sonra kapıyı açtım ve adama sesimi ulaştırdım. "Buketiniz hazır."
"Kart ile ödeme yapmak istiyorum."
Post cihazının üzerine rakamı tuşladım ve adama uzattım. Deri cüzdanından çıkardığı siyah kartı okuturken bu adamın ne kadar zengin olabileceğini düşündüm. Fakat yaptığım şeyin ne kadar yanlış olduğunu fark edip hemen kendime gelmek için adamla konuşmaya başladım. "Yazmamı istediğiniz bir yazı var mı?" Adam bukete baktı. Eli ile çevirdiği çiçeğe bakarken "Hayır gerek yok. Teşekkürler," diyerek uzaklaştı.
Arkasından adama bakarken aldığı bu çiçekler kime gidecek çok merak ettim. Ve aynı zamanda o kişinin ne kadar şanslı olduğunu da düşünüyordum. Yeniden içimde bir şeylerin yıkıldığını hissettim. Başımı gökyüzüne kaldırıp sakince soludum.
'Ben de aşk istiyorum...'



