Klimanın soğuk havası arabanın içini serinletmişti. Teypte çalan tatlı bir müzik vardı. Ve ben hala şaşkındım. Şehrin çıkışına çoktan varmıştık. Buradan köye bir saate yakın bir yol vardı. "Müdürüm beni bırakmak zorunda değilsiniz?" Direksiyonu çevirip kavisten dönerken kaymamak için tutundum.
"Hiranur Hanım bunu söylemek için geç kalmadınız mı?"
"Fakat..." Problem beni bıraktığı kadar bir de annemlerin onu görmesi de vardı. Benim yabancı bir erkeğin arabasına biniyor oluşum bile başlı başına problem iken üzerine anne ve babamın yanımda bir erkeği görmesi onlar için şok olabilecek haldeydi. "Fakat?" diye devam etmemi istedi.
Derin bir nefes alıp verdim. "Size zahmet çektiriyor gibi hissediyorum." Bana kısa bir bakış attı. Halinden fazlasıyla memnundu. "Sence bana zahmet çektiriyor olsaydın kendimi yorar mıydım?" Gözlerimi devirdim. Kendimi koltuğa yerleştirip dışarıyı izlemeye başladım. "Problemde bu müdürüm. Neden bu şekilde davranıyorsunuz?"
"Nasıl davranıyorum?" Ağzımın içinde mırıldanmama rağmen beni duymuştu. "Neden kafede o şekilde davrandınız?" Sorusuna karşılık soru sormuştum. "Nasıl davranmışım?" Aynı misilleme ile bana karşılık verdi.
"Sizin paranızı harcamakla alakalı? Müdürüm zengin oluşunuzu sorgulamıyoruz."
Bu durum hem beni hem de Gökhan için kırıcı bir noktaydı. Kaderlerimiz aynı olmayabilir fakat o kafeye oturuyorsak gücümüz bunu karşılayabilir anlamına geliyordu. "Ben zengin oluşumla alakalı bir şey demedim."
"Fakat öyle davrandınız. Ben sizin paranızı harcamakla alakalı bir düşünceye bile giremem ve..." Bir süre bekledim ne kadar nazik davranmaya çalışsam bile bu kırıklığı başka diğer türlü ortaya çıkaramazdım. "Ve başka ne diyeceksin durma devam et!" Beni zorladı. Sustuğum zaman onun iyiliği için kendimi susturduğumu bilmesi gerekiyordu.
"Gökhan için de olumlu bir yaklaşım değildi. Niyetiniz ne olursa olsun hem benim için hem de Gökhan için kırıcı oldunuz."
"Fakat benim amacım bu değildi."
"Olmasa bile..." dedim ve durdum. Hala doğru kelimeleri seçmeye çalışıyordum. "Sanırım bilmeyerek sizi kırdım. Özür dilerim Hiranur Hanım." Başımı çevirip ona baktım. Kirpiklerimi kırpıştırdım. Bunu söylerken samimi gözüküyordu. Dışarıdan ne kadar çok ulaşılmaz ve yükseklerde olduğunu gösterse bile içinde zengin oluşunu düşünmeden hareket eden birisi vardı.
"Müdürüm..." Kırmızı ışıkta beklerken bana baktı. Bakışları yumuşaktı sanki hatalı olduğunu anlamış gibiydi. "Aynı özrü Gökhan Beye de söyleyeceğim." Bana gülüşünü gösterirken yeşile dönen ışıkla arkamızda kornaya basmaya başlayan arabaları daha fazla bekletmeden ilerlemeye devam etti.
Kalbimde hissettiğim tuhaf duygular beni geri dönüşü olmayan yollara sokuyordu. Dudağımın içini ısırmaya başladım. Bir süre sessiz geçen yolun ardından benimle yol hakkında konuşmuştu. "Müdürüm gerçekten emin misiniz? Ailemin yanına gideceğim." Ona tekrar ve tekrar sordum.
"Evet bunda bir problem mi var?"
"Benim için var..." Kıkırtısı yükseldi. Klimayı kontrol ederken bana cevap verdi. Bozuk bir yola girdiğimiz için araba biraz daha yavaşlamıştı. "Tam olarak nasıl bir problem var? Açık olmalısınız Hiranur Hanım."
"Anne ve babamın yanına bir erkek götürme konusunda problemim var. Sizin için normal gelebilir fakat benim için normal değil." Sesim hafif yüksek çıkmıştı. Böyle anlarda kendimi zorladığım için istemsizce bağırırdım. Sanki o an bunu söyleyemezsem bir daha söyleyemezmişim gibi.
Sözlerimi duyduktan sonra boğazını temizledi fakat bunu kıkırtısını bastırmak istediği için olduğu fazlasıyla belliydi. "Hiranur Hanım geçici bile olsa ortak sayılıyoruz. Beni bu şekilde tanıtabilirsiniz." Sözleri doğru olsa bile aileme erkek olan bir arkadaşımı bile tanıştırmamıştım. Bu durum muhafazakar ailem için büyük bir adım olabilirdi.
"Eğer aileniz farklı algılarsa sizi zorlamak istemem."
Köye yaklaşmıştık. Kafamda bir mahkeme kuracak zamanım yoktu fakat belki ortağım olarak tanıtırsam her şey farklı olabilirdi. Bu yalnızca iş amaçlıydı. "Sizi bekliyorum," derken eve iyice yaklaşıyorduk. "Çiçekler sizi rahatsız etmez mi?"
"Çiçek bahçesine girmezsem problem olmaz bence."
Ailem ile tanışma konusunda fazlasıyla kararlıydı. Sakince nefes verirken başıma gelecekler hakkında daha sonra endişelenebilirdim. Tuhaf bir şekilde müdür ile tanışan ailemin mutluluğunu hissedebiliyordum. "Ailem," diye başladım. "Anne ve babam biraz tuhaf kişilikleri olabilir. Lütfen normal karşılamaya çalışın."
Gülüşü arabanın içinde çoğaldı. "Dedemle tanışan birisi için fazlasıyla anlayışlısın." Bunu bana söylerken endişelenmemem gerektiğini bana dile getiriyordu. "Dedeniz fazlasıyla işine bağlı olan birisi olarak gördüm. Kesinlikle saygı duyulması gereken birisi."
"Bir de benim yaşadıklarımı bilsen. Konumumu elde ettiğim için şimdi de beni evlilik hakkında baskılamaya başladı." Mızmızlanır gibi nefesini dışarıya verdi. Tam olarak nasıl bir geçmişi olduğunu fazlasıyla merak ediyordum. "Sürekli vaktinin geldiğini söyleyip evlenmem için beni zorluyor." Onunla kafede karşılaştığım gün geldi aklıma. Sanırım o gün bir görücü randevuya gitmişti. Bu konu hakkında konuşup konuşmamak hakkında kararsız kaldım. Konuşmaya başladığım an onunla ilgilendiğimi açık bir şekilde dile getirirdim.
Sanki onu ailemle tanıştırarak ilgilendiğimi belli etmezmişim gibi!
Evim gözüktüğünde ona söyledim. Birkaç dakikanın içerisinde araba yolun başında durmuştu. Gün öğleyi çoktan geçmişti. Arabadan inerken gelen lüks araba ile civarda ki herkesin dikkatini çekmeyi de başarmıştı. "Böyle bir yere gelmeyeli çok uzun zaman olmuş."
"Özür dilerim..." Onu buraya getirmek benim planımda yoktu bile. Lüks bir hayatın içerisinden kalkıp böyle bir yere gelmek bile onun ve benim aramda ki büyük dağları hissettiriyordu. "Beyninin içinde benimle ilgili nasıl bir yargı oluşturduğunu merak ediyorum."
Çakıl taşları ayağımızın altında ezilirken uzun zamandır duymadığım kuş sesleri bize eşlik ediyordu. Mahallede çocuk sesleri yükseliyordu. Temiz hava içimi dolduruyordu. "Şehirden uzaklaşmak iyi geldi." Halinden fazlasıyla mutluydu. Eve geldiğimiz zaman annemlerin serada olduğunu biliyordum. Ona kısaca annemleri çağıracağımı söyledim ve dinlenmesi için ağacın altında ki oturakları gösterdim. Beni dinleyip otururken çoktan hapşırmaya başlamıştı bile.
Evin arka bahçesinde tahmin ettiğim gibi annem ve babam günlük atışmalarını yaparken çiçeklerle ilgilenmeye devam ediyorlardı. Daha doğrusu babam oturmuş elinde ki telefonla uğraşıyor annem çiçekleri temizliyordu. Beni gördüklerinde ilk başta şaşırmış ardından geldiğim için mutlu olmuşlardı. Onlarla kısaca selamlaştıktan sonra genel müdürün geldiğini söylediğimde şaşkınlıkları iki katına çıkmıştı.
Annem fazlasıyla heyecanlıydı fakat hazırlıksız olduğu içinde bana kızmayı ihmal etmiyordu. Birlikte müdürün yanına gitmeden önce annem hızlıca temizlenmişti. Evin önüne geldiğimde müdürün etrafı yüzünde bir tebessüm ile izlediğini gördüm. Burada oluşu onu mutlu ettiği için içimde bir huzur belirmişti. Bu duygu beni neden bu kadar mutlu etmişti ki?
"Hoş geldiniz."
Annem coşku ile müdürü karşıladı. Elleri çalıştığı için uzanıp elini tutmak yerine saklamayı tercih etmişti. Müdür babamla tokalaştıktan sonra anneme uzanmıştı. "Oğlum seradan yeni çıktım," derken mahcup olduğunu belirtti. Müdür ise tam tersine fazlasıyla samimi bir şekilde ona uzanmış ve elinden öpmüştü. "Çalışan bir insanı nasıl yargılayabilirim." Bu bana şirkette çalışmaya başladığım ilk günü anımsatmıştı. Lekeli ellerimi saklamamam gerektiğini söylerken bana verdiği heyecanı anneme de yaşatırken kalbimin atmasına engel olmak için direndim.
Soğuk içecek ile geçen kısa bir konuşmada müdür çoktan anne ve babamla anlaşmıştı. Hatta öyle ki babamla girdikleri memleket konusunda aynı şehirden olduklarını öğrenmişlerdi. Babam bu durumdan öylesine mutluydu ki müdür konuşma arasında hızlıca konuştu. "Ben memlekette ki akrabalar hakkında pek bir şey bilmiyorum fakat dedem ile konuşursanız eminim daha iyi öğrenirsiniz." Onları izlerken sanki iş veren ve çalışan yerine yeni tanışan iki kişi olarak hemen samimi bir ortam kurmuşlardı.
Konuşma uzadı ve hava iyice kararmaya başladı. Kalmamız gerektiğini söylerken annem bana ufak bir bakış attı. "Bu akşam burada kalmayacaksın değil mi?" Buruk bir tebessüm gönderdim anneme. "Annem yarın iş var. Söz veriyorum haftaya yanına geleceğim." Çalıştığımız için aile evinde fazla vakit geçiremezdik.
"Hiranur Hanım şirkette ki işleri bitirdiğinde size göndereceğim, anneciğim."
Annemle birlikte müdüre dönüp baktık. Anneciğim derken samimi olmak istediğini anlamak için kendimi zorladım. Fakat ilk günden beri fazlasıyla hoşlandığım bu adam anneme anne dediği zaman kalbimde ki buzların erimesini sağlamıştı.
Annem gülümsedi. "Kızımı fazla yormayın." Aynı samimiyetle karşılık verdi müdür. "Merak etmeyin onu yormayacağım." Bu gergin ortamdan bir an önce kaçmak istiyordum. Çünkü biraz daha devam ederse sanki aramızda ki ilişki farklı bir boyut alacak gibiydi.
"Anne baba biz kalkalım. Müdürün de işleri vardı."
Oturduğum yerden kalkarken müdürün de kalkması için ona ısrarla baktım. Benim arkamdan ayaklandı. Vedalaşmanın ardından arabaya geri döndük ve şehre gitmek için yola çıktık.


