Yazarın bakış açısıyla
O sırada okulda herkes bu olanlardan habersizdi. Arya sırasına oturmuş, Alev’in gelmesini bekliyordu. Ders zili çalmasına rağmen Alev gelmemişti. Normalde okula onunla beraber yürürlerdi. Bu durum onu şüphelendirse de hasta olabileceğini düşündü.
İlk ders bittikten sonra Kenan, Arya’nın yanına gelip Alev’i sordu. Arya ise onu önemsemedi. Kenan Alev’e sırılsıklam aşıktı ve açıkçası psikopat gibi onu izleyip dururdu.
Arya, rehber öğretmenleri Havva Hanım’ın yanına gitti ve Alev’in annesini arayıp arayamayacağını sordu. Havva Hanım ise onu şok eden bir şey söyledi:
”Alev kayıp.”
Arya, Havva Hanım’dan kendi annesini aramasını söylediğinde çoktan annesi onu aramıştı ve hemen eve gelmesini söylemişti.
Arya, hızla toparlandı ve eve doğru koşmaya başladı. Abisi zaten bulunamamıştı bir de onun gitmesi büyük yükün olurdu. Alev’in abisi Ateş aynı zamanda onun da abisi gibiydi. Onu da kardeşiymiş gibi sever kollardı.
Ağlaya ağlaya eve girdi. Annesi yoktu. Hemen Alev’in annesinin evine gitti. İkisi de ağlıyordu. Polisler onlara sorular soruyorlardı.
Cevaplayacak halleri kalmamıştı resmen. 10 dakika içinde polisler gitti. İkisinin ortasına oturdu ve ikisini de öptü. Selma teyze 2. evladının acısını yaşayamazdı.
Kendisini suçluyordu. Arya’nın annesi de kendisini suçluyordu. “Onu ben bırakmalıydım eve dinlemedi!” diye ağlıyordu. Yatak odasına geçti. Saat 22.00’dı. Sabah 05.00’e kadar ona ulaşmaya çalıştı. En sonunda da uyuyakalmış. Sabah uyandığında kendime uyuduğu için kızmaya başladın. Kenan’dan yüzlerce mesaj gelmişti.
Okuldakiler onun kaybolduğunu duymuş, hepsi aramaya çıkacakmış, gelip gelmeyeceğini sordu. Hiç tereddüt etmeden kabul etti ve evden çıkıp attığı konuma gitti. Herkes ikişerli gruplarla olup arayacaktı. Kenan Arya ile gelecekti. Her kızın yanına bir erkek geçti.
Her yeri aramalarına rağmen herkese onu sormalarına rağmen en ufak kanıt bulamamışlardı. Saat 20.00’dı. Herkes evlerine dağılmıştı ve Arya da günün yorgunluğunu atmak için uyumalıydı. Alev’in yatağında uyuyakalmış.