Sevgili günlük…
Tam olarak kaç yaşındaydım hatırlamıyorum ama tahmini 10 yaşlarımda mı neydin sanırım. O zamanlarda, şimdiki gibi içime kapanık, sınıftan dışarı çıkmayan kuzenim dışında arkadaşı olmayan biriydim. Kuzenimin arkadaşlığıda… Nasıl desem? Kötü değildi, ama onunla fazla konuşmazdık ben sadece öylece yanında dururdum ama benim içime kapanıklığımı bilirdin ve her zaman benim utanıpta söyleyemediğim şeyleri benim yerime söylemek istediğim kişilere söylerdi.
Belki de bilmiyorum bu benim açılmama engel olmuş olabilir diyede düşünüyorum. Fakat benim bu içime kapanıklığım cidden utangaçlık mı ondanda emin değildim. O zamanlar arada bir bana birşeyler oluyordu. Durduk yere konuşmayı sanki unutuyordum ve çevremdeki kişilerin konuştuğu şeyleri anlayamıyordum, bazen ise farklı sesler konuşmalar bile duyuyordum ve bu konuşmaları duyduğum zamanlarda etraf sessiz olduğu zamanlardı. Kendime geldiğim zamanda ise o konuşmalardan neyden bahsediliyordu hatırlamıyordum. Tek hatırladığım bir kere silah ve polis sireni sesi duymamdı ama etrafta ne polis vardı nede silah sesi. Çünkü onları benim dışımda kimse duymuyordu.
Bu durum fark edildi mi yoksa daha ağır olmaya başladığı zamanda mı fark edildi bilmiyorum ama ailem en sonunda hastaneye götürme kararı almışlardı ve o hastane epilepsi teşhisi koyup başka bir şehire sevk vermişti. Yıllarca o şehirdeki hastaneye gidip geldik ama tedavi aynı, istedikleri test aynı, bir gelişme yok, iyileşme yok, hatta daha kötüye gitme bile vardı.
Artık bunalmıştım, randevulara gitmedim ki zaten randevulara gitmeyi bıraktığım zaman korona zamanıydı, bahenem oydu, korona bitmişti ama ben hala gitmiyordum.
Sadece ilaçları kullanmayı bırakmamıştım. Randevuları aksatmadan öncede sonrada nöbetler artmıştı, nöbet geçirme şekillerimde değişmişti. Bayılıyordum, kas katı kesiliyordum, hatta öyle ki kendime geldiğimde en az üç gün her yerim çok kötü ağrıyordu, dilimi ısırıyordum ve dilimin acısına bir kaç gün yemek yemekte zorlanıyordum, kriz öncesi ve sonrası yine o konuşamama,tuhaf sesler duyma, ve insanların konuşmalarını anlayamama gibi sorunlar yaşıyordum. Bu krizlerden sonrada birçok şeyi unutuyordum, yön bulmada iyi değilim, yer hafızam yok, isimleri, yüzleri aklımda tutmak aşırı zor. Bazen arkadaşlarım bana birinden bahseder ve o kişiden bin defa bahsetmesine rağmen benim tepkim çoğunlukla o kim olurdu.
İletişim konusunda da güçlük çekiyorum çoğu zaman bana söylenenleri geç anlıyor geç cevap veriyorum. Belge, kural o, bu şu neredeyse bir çok konu içinde aynı ne yazık ki. Yabancı dil öğrenmek benim için imkansız gibi bir şey.
Yükse ve tiz sesler, kalabalık da beni tetikleyen şeylerden birisi. Ben bunları başta panik atak yada sinir krizi sanıyordum ama bunlarda sara nöbetlerine dahilmiş. Kalabalık arkadaş ortamlarında normale göre aşırı sessiz ve durgun oluyorum. Grültü ise bam başka oluyor. Birkeresinde yakın bir arkabamın düğününe gitmiştim zaten kalabalık ve grültülü bir ortam ve kuzenlerimin ısrarı ile halaya kaldırılmıştım. Ben bu grültü ve kalabalıkta kendimi zor zaptederken herkesin bana çarpıp durması ile artık patlamıştım. Oradan en uzak ve sesin mümkün olduğunca az gelebileceği bir ortama geçtim. Elim ayağım titriyordu, ağlayarak sakinleşmeye çalışıyordum ama birileri yardım amaçlıda olsa bana dokunduğunda iyice kötüleşiyordum.
Ağır nöbetlerimde ise en kötü olduğum lisede pansiyonda kaldığım zamandı. Okuldan yeni çıkmış ve odama gelmiş uzanıyordum. O sırada kardeşim aramıştı ve onunla konuşuyordum ve birden nöbet öncesi hissettiğim o garip duyguyu yaşadım, kardeşim bana defalarca seslenmiş ama cevap verememiş. Kendime geldiğimde heryer kan içindeydi. Nöbet esnasında burnumu çok kötü çarpmışım ve çatlamış, hala o konuda tedavi olamadım ve bazen koku almakta zorlanıyorum. O sırada kardeşimle konuşuyor olmasaydık kim bilir benim o halim ne zaman anlaşılacaktı ve yardıma gelen olacaktı. Benden ses gelmeyince kadeşim nöbet geçirdiğimi anlayıp öğretmenlerime haber vermişti.
En son nöbetim ise bu ay içinde olmuştu, yurttayken arkadaşım benimle aynı iş yerinde çalışıyorduk ve ben oradan ayrılmıştım ama arkadaşımın yardıma ihtiyacı olduğu için beni aradı bende gittim. İşi bitirmiştik ve biraz dinleniyorduk ki yine o garip hisse kapıldım, belki hafif olan nöbetlerdir diye düşünüp geçmesini bekledim ama geçmeyince arkadaşımın omzuna dokunup fark etmesini bekledim. Bu seferkinde bayılmamış ve kasılmamıştım aksine hiç kımıldayamıyordum, kendime gelmek üzereyken aşırı midem bulandı ve o bulantıda geçtikten sonra yine konuşamıyordum ve konuşulanları anlayamıyordum. Aynı bir bebek gibi konuşur ama anlamsız kelimeler çıkar, duyar ama anlayamaz ya aynı onun gibi. İstem dışı bağırdığım bile oluyormuş ama ben farkında değilim. Normalde nöbet bitimi bu durum 2 dakikadan fazla sürmezdi ama bir 6 saat geçmedi bu sefer.
Çoğu işlere kabul edilemiyor ve yapamıyorum. Öğretmen olsam sınıfta nöbet geçirdiğimde ne olacak, doktor, hemşire olsam ve bir hastaya bakarken yada amaliyatta nöbet geçirsem ne olacak? Düşünsenenize bir hemşire geliyor ve size tam damar yolu açarken nöbet geçiriyor. Allah korusun. Bunlar birkaç örnekti. En son benimde sevdiğim ve diğerlerine göre başaracağıma en çok güvendiğim, yani fazla güvendiğim söyenemez ama diğer işlere göre kıyasla en güvendiğim iş, hobi ne derseniz bir tek yazarlık var ve dilerim ki bu hayalim gerçekleşir.
Bu hayattan belkide en büyük belkide tek ümidim, tek başarım bu olabilir…
İyi günler sevgili günlük…