Burcu
Yeğenim Elifi bulduğumdan beri o kadar mutluydum ki. Birisi bana dünyaları verse bu kadar mutlu olabileceğimi düşünmüyordum. Fakat bir yandan bir sorun vardı. Kemal bi garip davranıyordu. Normalde her şeye gülen, eğlenecek bir şeyler bulan adam iki gündür sadece etrafa bakınıyor, hiçbir şey yapmak istemiyordu. Ailesini araştırma isteğini bile kaybetmişti. Ama benim için sevindiğiniz görebiliyordum. Elifi bulmamız onu da iyi etkilemişti. Şimdi ise hemen yanımda omzuna yaşlanıyordum. Bu garip bir histi. Sanki saatlerce dursam sıkılmazmışım gibi. Yada... bilmiyorum çok fazla duyguyu aynı anda yaşıyor gibiyim. Bacaklarımı kendime doğru topladım ve iyice Kemale gömüldüm. Fırsat bu fırsat bir şey demezken, belki de uyuyorken, ona doya doya sarılmalıydım. Sanki birisi bileğimden bir ip bağlamış, ipin diğer ucu da Kemale bağlı gibi. Beni kendine çekiyor. Duramıyorum. Uzaklaşamıyorum. Uzaklaşmak istiyor muyum? Neden uzaklaşmalıyım? Ya istemezse?
(...)
Anahtar sesiyle irkildim. Elif eve dönmüştü. Kemal hala yanımda ve uyuyordu. Saat çok geç değildi ama temizlik falan filan derken yorulmuştu. O da haklıydı. Saat acaba kaçtı? Kafamı biraz arkaya doğru çevirdim ve saati okumaya çalıştım. Sekiz mi dokuz mu olduğuna karar vermeye çalışırken Kemalin kıpırdanmasıyla sarsıldım. Yavaşça gözlerini araladı ve etrafına bakındı. Sonra benim baktığım yöne, saate, bakıp "Geç olmuş ya" dedi ve koltuktan kalktı. "Elif geldi mi? " diye ekledi. "Geldi" dedim. Kafa sallayıp yatak odasına geçti. Bende bizim için hazırladığı odaya geçtim. Elif çoktan üstünü değişip yatağa girmişti. Bende kendimi uykunun rahat kollarına bıraktım.
(...)
Bir nehirin kıyısındayım. Etraf sanki toz pembe. Gözüm sadece güzel şeyleri görüyor. Etrafta çiçekler var. Hatta bir çiçek tarlasındayım. İleride bir çınar ağacı var. Dallarından birinde ise bir salıncak asılı. Arkamdan bir ses duyuyorum. "Burcu! Bekle canım hemen geliyorum. " Bu ses tabii ki de Kemal e ait. Arkamdan geliyor ve belimden yakalayıp beni havaya kaldırıyor. Küçik bir çığlık attıktan sonra gülmeye başliyoruz. Sonunda beni indiriyor. O an geldi. Hissediyorum. Yüzüne doğru yaklaşıyorum. "Burcu? " Bu ses ne ya? "Burcu abla? " Kim bana sesleniyor? Ve bir anda rüya aleminin en güzel kısmındayken zorla uyandırılıyorum. "Burcu abla kalk Kemal abi kahvaltıyı hazırlamış o teyzen de kalksın artık sabah akşam uyuyo gelsin de bi yüzünü görelim diyor hadi. " Büyük ihtimalle Kemal dalga geçmek için bana uykucu diyordu. "Beş dakikaya geliyorum. " Keşke rüya olmasaydı. Keşke o anı yaşayabilseydim. Ama belki de Kemalin ailesini de bulunca işimiz bitecekti ve birbirimizi asla göremeyecektik.
Yataktan kalkıp da mutfağa geçtiğimde Kemal ve Elifin beni beklediğini gördüm. Hemen bir sandalyeye yerleştim ve yemeye başladım. Salatalıkla uzun bir süre bakıştıktan sonra onu yemeye karar verdim ve ağzıma attım. " Bugün bir şeyler mi yapsak ya? " bu teklif Eliften gelmişti.Kemal önce bana sonra Elif e baktı. "Burcuya uyarsa bana da uyar. " Bende kafa sallamakla yetindim. Gidelim bakalım. "Nereye gidicez ki? " diye sordum. Elif " Kamp yapalım, hem doğayla iç içe hemde birlikte vakit geçirmiş oluruz. " Gelsin bakalım ormanlar çiçekler kamp çadırları ve ateşler. Kamp yapmayı hep sevmişimdir. Genelde tek başıma yapardım çünki beraber takılacağım arkadaşlarım yoktu. Şimdi sevgili yeğenim ve Kemalle eğlenceli bir kamp yapabilirdik. Kemal çoktan kalkmış etrafı toplamaya başlamıştı. Bende içeriye geçip üçümüz içinde bavul hazırlamaya başladım. Tam o sırada Elif de yanıma geldli. "İyi misin? " kafa salladım. Pek iyi olduğum söylenemzdi ama kötüyüm diye bağıramazdım da. "Değilsin, noldu? " "Hiiç." diye cevap verdim. "Canın mı sıkkın? " Kafamı sağa sola salladım "Bi sıkıntı mı var? Yok manasında sesler çıkardım. " Kemal abiyle mi ilgili? Kavga falan mı ettiniz? " Eh yani biraz Kemal le ilgili diyebilirdik. "Sayılır işte. " Elif gözlerimin içine bakıyordu. "Evli misiniz siz? " Şaşırma sırası bendeydi. "Hayır değiliz arkadaşız sadece. " Elifin yüzünde küçücük minnacık bir gülümseme gerçekleşti ve tam yanımdan geçerken"Bence sen onu arkadaş olarak istemiyorsun, artık nasıl anlarsan. " diyip gitti.
(...)
İçeriden Kemalin seslenmesi geliyordu." Çıkalım mı? Hazır mısınız? " içeriden başka bir ses daha geldi. "Hazırız Kemal abi çıkalım. " Bende elimde bavullarla içeriye geçtim. "Burcu, sende hazır mısın? " "Hazırım." Kafa sallayıp kapıya doğru yürüdü. Bende elimde bavul, arkasından yürüdüm. Elifin elinde ise yiyecekler vardı. Elif hemen karavanın ön koltuğuna geçti ve yan koltuğuna da elindeki eşyaları koydu. Bende el mahkum arkaya geçtim. Kemalin yanına oturdum. " Nasıl, iyi oldu mu böyle? " diye sordum. "İyi iyi bi sorun yok ya. "
(...)
Kamp alanına gelmiştik. Yol boyunca Elif rdayodan şarkı açmış, bildiği şarkıları da bağırarak söylüyordu. Vazen Kemal de ona eşlik ediyordu. Ben sadece dinlemekle kalıyordum. Sesimin o kadar güzel olduğunu düşünmüyordum. Ama yinede dinlemek eğlenceliydi. Kamp alanına geldiğimizde ortamda neredeyse kimse yoktu. Bir tane çadır vardı, o da toplanmaya başlamıştı. Kalacak ve karavanı çekebileceğimiz bir yer bulmalıydık. Kemal biraz ilerden bağırdı. " Burası olur mu? " "Olur olur ben karavanı çekeyim. "