İçeriğe geç

BENİM GEÇMİŞİM

Bölüm 10 · 3 dk okuma

BENİM GEÇMİŞİM

Bölüm 10

Bölüm 10

Elif karavanı rahat bir yere park etmiş Kemal de ateş yakmıştı. Elif karavanın içini karıştırıyordu. Bize bir süprizi varmış. Onu aramaya gitmiş. Ben ateş başında oturuken Kemal de yiyecek bir şeyler hazırlıyordu. Yemek yapmaya bayılıyordu. O sırada Elif karavandan bağırdı. "Buldum! " Yanımıza geldiğinde elinde bir gitar vardı. "Gitar çalmayı biliyor musun? " Elif heyecenla kafasını salladı. Sandalyelerden birine oturdu. "Çalıyım mı? " "Çal bakalım! "

(...)

Kemal

Saat geç olmuştu. Burcu karavana gidip üstünü değişeceğini söyledi ve aramızdan ayrıldı. "Burcu hakkında ne düşünüyorsun? " Bu sorunun Eliften gelmiş olması çok garipti. " İyi biri, niye sordun bir sıkıntı mı var? " "Yoo bi sıkıntı yok, o benim ailem. Onu seviyorum. Sadece seni merak ettim. " "Hayatımda gördüğüm en güzel kişi... Keşke" "Keşke ne? " "Keşke... " Tam o sırada karavanın kapısının açılmasıyla sohbeti bitirdik. Elif kulağıma yaklaştı. "Pişman olmazsın. " Kalktı ve karava gitti. Pişman olmazsın mı? Nasıl yani? Ne demek istiyordu ki?

(...)

Elif ve Burcu karavanın arka kısmında yatacaktı. Bende karavanın hemen yanında çadırda kalıcaktım. Ateşi söndürüp herkese iyi geceler demeye karavana gittim. Elif olduğu yerde yoktu. Burcu da yatakta oturuyordu. Dalmış gibiydi. "Elif nerde? " Kafasını kaldırıp etrafa bakındı. "Dışarı çıkıp gelicekmiş. " Yanına oturdum. "İyi misin, iyi geldi mi kamp? " "Harikaydı. Şey, seninle bir şey konuşabilir miyiz? " Gözlerimin içine bakıyordu. "Tabii." Acaba ne diyecekti. "Kemal ben... " Tam o sırada Elif içeri daldı. "Böldüm mü? " Hayır manasında kafa salladım. "İyi geceler demeye gelmiştim. " Burcuya yarın konuşuruz deyip dışarı çıktım. Çadıra girince aklımda tek soru vardı. Ne diyecekti ki?

(...)

Sabaha kadar bir sağa bir sola döndüm durdum. En sonunda sabahın erken saatlerinde karavana gittim. "Burcu? " Fısıldıyordum. "Burcu uyan. " Burcu yavaşça kafasını kaldırdı. "Kemal? Ne oldu? " "Bir şey söylecektin. Gözüme uyku girmedi sabaha kadar döndüm durdum. " Burcu gözlerini araladı. "Dışarı çıkalım. " Üstündekileri bir kenara fırlattı ve dışarıya çıktı. Sabahın erken saatleri olduğu için hava buz gibiydi. "Kemal ben, yani sende istersen... " "Ne? Anlamadım ne demek istiyorsun? " "Seni seviyorum Kemal... "

Burcudan gelecek itirafı hiç beklemiyordum. Burcu beni, benim onu sevdiğim gibi... Gerçekten... O an yapabildiğim tek şey şok içinde bakmak oldu. Burcu da benim yüzümden biraz üzülmüş gibi bakıyordu. "Ben gideyim istersen... " Tam arkasını dönmüş, gidiyordu ki " Burcu dur! Gitme... " Durdu ve arkasına döndü. Gözleri dolu doluydu. Yanına doğru gittim. Yüzünü avuçlarımın içine aldım. "Gitme Burcu... " "Dalga geçmiyorsun dimi? " Yüzü hafiften gülümsüyor gibiydi. "Asla." Ellerim yavaşça ellerine gitti. Gözlerindeki parıltıyı görmek deneyimlediğim en iyi şeylerden biri olabilirdi. Elimi sıkıca tuttu ve karavana doğru yürümeye başladı. Bende dolayısıyla peşinden gittim. Ateşin közlerinin yanına oturdu. Hemen yanına oturdum. Kollarımı beline doladım.

(...)

Kaç saat orada öylece oturduk bilmiyorum. Ama güneş yeni yeni doğuyodu. Elif karavandan çıkıpta "Kalkın millet sabah oldu! " diyene kadar hiç bir şey farketmedim. "Aa siz kalkmışsınız zaten ne zaman kalktınız? Beni niye uyandırmadınız? " Burcu gülümseyip ayağa kalktı. "Oldu baya. " Bana doğru gülümsedikten sonra "Ee ne yiyoruz? "

(...)

Kahvaltı yaptıktan sonra kampların vazgeçilmezi olan doğa yürüyüşünü yapmaya karar verdik. Yani Burcuyla ben. Elif burada kalıp karavana bakacağını, zaten gece de çok uyumadığını, kitap okurken dalıp gittiğini söyledi. Kitap okumayı galiba çok seviyor. Sadece iki günlük bir kampa geldik ve yanında üç tane kitap getirmiş. İki günde üç kitabı bitirebileceğini iddia ediyor bakalım hadi hayırlısı. Gerçi biz yürüyüşe hazırlanırken bana imalı imalı baktı ama. Neyse çok kafaya takmadım ve Burcunun yanına gittim. "Hadi hadi, gidelim artık akşam oldu sen hazırlanana kadar ayıp değil mi bu kadar bekletiyorsun arkadaşını. " Arkadaşını kelimesini baskılayarak söylemiştim. "Sessiz ol bak duyucak Elif anlicak zaten çok zeki anlaması milisaniye almaz. " "Teyzesine çekmiş napalım çekicez artık. " diye sırıtarak çıktım. Peşimden Burcu aşağı indi. "Ne tarafa? " Uzanıp elini tuttum. Rastgele bir yere doğru yürümeye başladım. "Nereye götürürse rüzgar, oraya. "

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

11. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.