Annem yatakta duran adama şaşkınca bakarken odadan hızla çıktı.
-Sende kimsin? Evimizden defol git.
-Aaaaa bebeğim, öyle yapman ne kadar doğru?
Cebimden telefonu çıkarıp 155'i tıklarken, hala daha bana bakıyordu. "Anneee, ben polisi arıyorum", diye bağırdım. "ARAMA", demesiyle donup kaldım.
Koridora baktığımda annemin elinde oklavayla geldiğini gördüm. "Anne, sakın", diyerek durdurmaya çalışsam da odaya girdi. "SEN KİMİN EVİNE GİRİYORSUN",dedi ve çocuğa saldırmaya başladı. Yatakta duran adam kalkıp kollarını siper etti. "Bakın beni yanlış anladını-", annem oklavayı sertçe ayağına vurmasıyla acı içinde bağırdı. Yere çökmesine fırsat bilip sırtına vurdu.
Adamın yere yığılmasıyla ağzım açık anneme baktım.
"Anne sen naptın?",dememle bana döndü.
-Kızım sen salak mısın? Eve pencereden girip, yatakta duran birine kahve mi vereyim? Bu performansı mı bekliyorsun annecim? Beni deli etme! Ambulansı ara, alıp götürsünler şunu
, odadan çıkıp aşağıya indi. Yerde yatan adama bakarken şaşkındım. Annem resmen etkisiz hale getirmişti.
Ambulans geldikten sonra adamı alıp götürmüşlerdi. Bizde ifade vermek için karakola gidip eve geri dönmüştük. Polis annemi tebrik edip fotoğraf çektirmişlerdi. Ağzım açık onlara bakmıştım.
Eve geldiğimizde babam bize sarıldı. "Gül bir daha böyle yapma", diyerek anneme sımsıkı sarıldı. Annemin adama ne yaptığını öğrenince korkmuştu. Haklıydı, ya adam anneme karşılık verseydi. Babamla annemin bu hallerine gülümsedim. Beraber salonda oturduk.
Telefona gelen bildirim sesiyle, televizyona bakmak yerine bakışlarımı telefona çevirdim.
'Bela', grubundan mesaj yağıyordu. Bu ikisi ne konuşuyor bakayım. Bela grubu ne derseniz:
Umay, Almila ve benden oluşan gruptu. Almila İstanbul'da yaşıyordu. Bizse Zonguldak'ta yaşıyorduk. O yüzden Almila ile daha az vakit geçiriyorduk. Almila benim kuzenimdi. Babamın kardeşinin kızıydı.
Bela Grubu
Ay Kızım
Hadi müjdeee! Ben geliyorum.
Sinirli Hatun
Ohaaaaa! Sen nasıl geleceksin buraya? Yolun bize uğrar mıydı? Hangi dağda kurt öldü?
Ay Kızım
Aşk olsun. Hem ben kuzenimden bu kadar trip yemiyorum be! Sana noluyor?
Sinirli Hatun
Ben Akşin'in tribini üstlendim. O yüzden trip atma hakkım var. Kuzenin değilsem nolmuş? Akşin senin kuzenin, bende namusun.
Ay Kızım
Ne zaman evlendik? Niye haberim yok? Hangi töredensin?
Sinirli Hatun
Töre töresindenim, sen?
Ay Kızım
Aaaaa bendeee!
Sinirli Hatun
Aaaa nasılll?
Ben
Sabah sabah ne içiyorsunuz?
Ay Kızım
Su
Sinirli Hatun
Seni gördüğümden sabah mala dönüyorum. Üzüm üzüme baka baka nede olsa ...
Ben
Lütfen ergen konuşma saçmalığını bırakıp ciddi bir şekilde konuşacaksanız, konuşalım.
Ay Kızım
Kızzz ben geliyorum. Yatağını benle paylaşman gerek yarın orda olacağım.
Ben
Annemlerin haberi var demi?
Ay Kızım
Evet, amcam biliyor. Amcam biliyorsa, yengemde biliyordur. Artık sende biliyorsun. O değil de mezun olamadık.
Sinirli Hatun
Akılsız mısın? Aynı dersleri tekrar tekrar görüyorsun. Öğren artık!
Ay Kızım
Kusura bakma, 1500 yıldır da Kuran-ı Kerim'e bağlıyız. Hala günah işleyen var.
Sinirli Hatun gruptan ayrıldı.
Sinirli Hatun'u gruba ekledin.
Ay Kızım
Yani annem gibi sende aynı kelimeyi söyleme. Üniversite de büte kalmak zor. Hoca sinir oldu bana. Bıraktı dersten beni ya. Yediği yemek boğazında kalsın.
Ben
Gıcık kaptı, diye egosunu tatmin edip bir öğrenciyi derste bırakmak. Egosunu nasıl tatmin edebilir ki? Bir öğrenciye gıcık kapan bir öğretmen de varsa, neden öğretmenlik yapıyor ki? Öğrencilerle uğraşamıyorsa?
Sinirli Hatun
Üniversite okuma düşüncem, olmadığı için kafam rahat.
Ay Kızım
Öyle nasıl olcak?
Sinirli Hatun
Halk eğitime gidiyorum, zaten. Kurs bittikten sonra, onunla ilgili işlere bakıcam.
Ay Kızım
İnşallah bulursun.
Sinirli Hatun
Yemekle ilgili şeyler yapıyoruz. Bulacağıma eminim.
Ben
Görüşürüz yarın kuzen.
Ay Kızım
Görüşürüzz
Telefonu kapatcakken, Umay özelden mesaj attı.
-Mahalleye çıkalım mı?
-Olur.
-Tamam hazırlan.
-Kapının önüne geleceğim.
-Tamam.
"Umay mahalleye çağırdı. Hazırlanıp çıkıyorum, ben". Babam "Dikkat et, bal kızım", diyerek yanağımdan öptü. Annem ve babama buse kondurup odama çıktım. Ne giysem? Tabi ki de, dün giymediklerimi.
Beyaz crop, altıma gri eşofman üstüme ceket olarakta kolej ceketimi giydim. Paramı ve malzemelerimi cebime koydum. Aşağıya inip, ayakkabı dolabımdan ayakkabılarımı aldım. Ayakkabıları giyerken, Umay'da gelmişti.
Giydiklerinin cesareti ile alkışladım. "Oturmayı düşünmüyorsun galiba", dedim. "Yok, düşünüyorum. Ama mahalleyi gezicez. Çoğunluk ayakta oluruz", dedi.
Yürümeye başladık. "Duyduğuma göre Gül Abla yine birini dövmüş".
-Ahahahaha evet. Annem işte dövmeden yapamaz.
-Cidden o adamın odanda ne işi vardı?
-Bilmiyorum, verdiği ifadeyi karakolda sormadım. Şaşırdım zaten. Şaşkınlığım fazla sürmedi. Bir baktım, valide sultan oklavayla odaya giriş yaptı. Sonra adama vurmaya başladı. Adama acıdım hatta.
-Tutuklandı mı? Noldu?
-Annemle ifade verip eve geçtik. Tutuklandı mı bilmiyorum. Fakat bizim eve tekrar uğrar mı?
-Kesinlikle uğramaz.
Güle güle mahallede dolaştık. İlerde tek başına oturan Sema'yı gördük. Umay "Ağlıyor mu?", dedikten sonra Sema'ya baktım. Gerçekten ağlıyordu.
Sema kızıl saçlı, mavi gözlü bir kızdı. On altı yaşındaydı. Mahallenin küçüğü sayılırdı.
Sema'nın yanına gittik. "Ablacım noldu?". Mavi gözlerini bize dikti. Kollarını birbirine dolayıp cevap vermedi. Evden sesler geliyordu. Emine Teyze ve Mahmut Amca kavga ediyordu gene. Tekrardan Sema'ya baktığımda, anladım. "Sema, gel balım. Senle biraz evden uzaklaşalım", deyip kolundan tutup kaldırdım.
Mahallenin aşağısında ki parka geldiğimizde kalabalıktı. Yapacak bir şeyimiz olmadığı için bir tane boş bulduğumuz banka oturduk. Sema'nın ellerinden tutup destek oldum. "Güzelim, aile içinde kavga hep olur. Biliyorum, kavga etmeleri canını sıkıyor. Gün sonunda başın çatlıyor, seslerden ama ertesi gün bir bakıyorsun. Herşey düzelmiş. İlişkilerde eşler arasında hep kavga olur-", sözümü kesti.
"Peki eşine vurmak olur mu?", dedi. Umay "Mahmut Amca, Emine Teyze'ye mi vuruyor?", dedi.
Bende şaşırmıştım. Mahmut Amca'dan böyle bir şey beklemiyordum. "Evet çok sinirlendiği zaman anneme vuruyor ve ben bunun önüne geçemiyorum", diyerek daha çok ağlamaya başladı. Sema'ya sarılıp, omzumda ağlamasına izin verdim.
Bir süre sakinleştikten sonra, yine aynı şekilde durmaya devam ettik. Umay'da omzuma başını koymuştu. Bize doğru yaklaşan erkekleri görmemle kaşlarımı çattım. "Duygusallık süreniz bittiyse, sizi evlerinize götürmemizi ister misiniz?", derken Umay omzumdan başını kaldırıp "Benimde seni diğer tarafa yollama mı ister misin?", dedi. Arkasında ki tahminen 16 yaşında olan çocuk gülmeye başladı.
Umay daha çok dikleşip çocuklara baktı. "Asi kız severim", dedi. "Bense salak birini hiç sevmem". Umay'ın cevapları çocuğun sinirlerini bozduğu yüzünden belli oluyordu.
Umay "Daha fazla konuşmaya devam edersen o dilini keserim", deyip çocuğa bağırdı.
Çocuk Umay'a doğru yaklaşması ile Umay bana döndü. "Sabrım doldu", deyip ayağa kalkması ile yaklaşan çocuğa tokat attı.
Çocuk yere düşerken arkadaşları onu kaldırdı. Umay'ı tutmaya çalışırken bu zor oluyordu.
Sinirlendiği yüz ifadesinden belli olurken kendine hakim olmakta zorlanıyordu.
Arkasındaki sarı çocuk yaklaşması ile karşısına dikildim. "Uza", diyerek daha fazla ileri gelmesine izin vermedim. Diğer çocukların üzerimize gelmesi ile olduğum yerde durdum. "Sulu gözlü kızlar, yürekliymiş abi", demesiyle Sema'nın banktan kalkıp çocuğun yakasını tutması bir oldu.
"Sulu göz demeyi kes!", diye bağırdı. "Kesmezsem, nolur?", dedi.
-KESMEZSENİZ, KESİLMENİZ BİR OLUR!
,arkadan gelen sesle...