İçeriğe geç

Beni Rahat Bırak Melek

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Beni Rahat Bırak Melek

Bölüm 7

7.Bölüm (Ukala)

Gözlerimi açtığımda etrafa baktım. Ay kesin saat öğlen olmuştur. Ne uyudum be!

Yataktan doğrulduğumda gördüğüm rüya aklıma geldi. Ne kadar değişikti? Kahverengi saçlarım vardı. Birde 16 yaşındaydım. Hayır o değil, melek vardı. Kesinlikle bunu yazmam gerekliydi.

Yataktan kalkıp odadan çıktım. Aşağıdan sesler geliyordu. Tuvalete geçip elimi yüzümü yıkadım. Havluyla yüzümü silip aynada güzel yüzüme baktım. Sarı saçlarıma tekrar hayranlıkla bakarken saçlarımı elimle düzelttim.

Tuvaletten çıkıp aşağıya indim. Salona geçtiğimde annem ve babam televizyon izliyordu. "Günaydın, gönlümün sultanları", diyerek ikisini de yanaklarından öptüm. Babam gülerek "Ooooo bizde dedik herhalde bugün uyanmaz diye", demesiyle gözlerimi devirdim. "Valla rüyam uzun sürdü. Kusura bakmayın bir dahakine kısa sürer", diyerek dalga geçtim.

Annem ayağındaki terliği çıkartıp bana atarken "Babayla dalga geçilmez. 19 yaşındasın, hala öğrenemedin", bana kızarken bu haline gülmemek elde değildi.

"Sultanım öğretmene gerek yok. Öğretseydin, öğretmen olurdun", esprim ile yüzlerini buruşturdular. "Kızım acaba bu soğuk espriyi çok düşündün mü?", babamın cümlesiyle başımı olumsuz salladım.

Annem "Kızım artık erken kalkta, git ders çalış. Mezuna kalan ben değilim", dedi. Ellerimi belime koyup "Sen bir öğrencinin yaşadıklarını anlayamazsın. O sınavlara biz giriyoruz. Siz değil. Bir öğrenciye en son söylenecek sözler bunlar. Anlıyor musunuz? Duygularım darmadağın", diyerek ellerimi gözlerimin önüne çektim. Ağlıyor numarası yaparken annemin ayağında ki diğer terlik bacağımı bulmasıyla sesimi yükselttim.

Annemin roman yanı tutmuştu. Gerçekten tam bir hakiki Türk annesiydi. "Bana terlikleri geri ver. Üstünü de giyin. Aygün Teyze'ne git. Umay'la markete gitceksiniz. Liste mutfakta tezgahta, parayı da cüzdanımdan al git",diyerek emirlerini sıraladı.

-Biz sultan yerine koyalım, sen gel bizi köle yerine koy. VEBA MI BU?

, diyerek salonu terk ettim. Babam arkadan "Acaba doğum esnasında çok mu ters tuttular da beyni aktı", derken sessizce güldüm. Odaya geçip dolabı açtım.

Pembe kolej ceketimin içine beyaz tişört giydim. Altına da beyaz eşofman altımı giydikten sonra yatağın üstüne baktım. Dağınık olmuştu. Aman be gelince toplarım. Odadan çıkıp yatak odasına geçtim. Annemin çantasından cüzdanı alıp içinden para aldım.

Cüzdanı yerine koyup odadan çıktım. Aşağıya inip mutfağa geçtim. Listeyi alıp kapının önüne geçtim. Dolaptan ayakkabıları alıp annemlere seslendim:

-BEN ÇIKIYORUM

,diyerek evden çıktım. Kapının önünde ayakkabıları giyip Umay'ların evine doğru yol aldım.

İnsanlar yine sıradan hayatlarına devam ediyordu. Aynı benim gibi...

Evlerinin önlerine geldiğimde kapıyı çaldım.

Bir süre sonra kapıyı Umay açtı. "Günaydınnn ballı çöreğim. Seni kaçırmaya geldim". Umay gülerek "Tünaydın Akşin'im. Araba nerde?".

-Burda ben varken arabaya gerek mi var?

İki elimi de yanaklarıma koyup başımı eğdim. Umay kahkaha atarken kapıyı kapattı. "Hmmm acaba bu şirine kansam mı?", dedi. Dudaklarımı da büzüp bakmaya devam ettim.

-Arabayı bırak. Götür beni buralardan.

Koluna girip markete gitmeye başladık. Sessizce kaldırımda yürürken sessizliği Umay bozdu. "Sence dün akşam bana kim yazmıştır?". Kaşlarımı çatıp yüzüne baktım. Tolga mı? Hasan yada? Kesin Çağrı'dır. Sürekli ismi gibi kızın telefonuna çağrı atıp duruyorda.

"Tuğberk yazdı". Ağzım açık Umay'a baktım. "Bizim lise de popüler, herkesin aşık olduğu, o Wattpad erkeği tipli çocuk mu? Ne zaman kaza geçirmiş?", şaşkınlığımı sorularla dile getirip yağdırdım. Kolumu cimcikleyip, kızgın bakışlar attı. "Ne kazası Akşin! Abartma, sende. O yakışıklıysa, bende güzelim. Tatlıyım, hoşum, kibarım, iyiyim, mükemmelim. Daha ne olsun kızım?", kusmuk işareti yapıp kolundan çıktım. Kaldırımdan inip Umay'la arama mesafe koydum.

"Kanka ya bu kadar iltifat çok fazla olmadı mı? Midem kalktı. Devam edersen sonun olur. Ah, aslan burcu olduğunu belli etme", gözlerimi devirdim.

"Evden çıkarken seni kaçırıcam derken iyiydi. Noldu şimdii?". Ellerimi havaya kaldırıp "Geri çekiliyorum", dedim ve bir adım daha geri attım. Bu hallerimize gülmeye devam ettik. Korna sesiyle sağıma döndüm. Üzerime gelen araçla donup kaldım. Araba yaklaşırken, kımıldayamıyordum.

Kolumdan tutulup çekilmemle rahatladım. Umay'a baktığımda gözü dolmuş bir şekilde yola bakıyordu.

Koluma tutan kişiye bakarken ela gözleriyle kaşlarımı çattım. Nerden tanıyordum? Kolumu bırakıp gözden kaybolunca Umay'a döndüm.

-Aloo, yaşıyorum

,elimi yüzünün önünde salladım. Kendine gelmesiyle bana sarıldı. Geri çekilip beni sarsmaya başladı.

-Sen gerizekalısın.

-Aptalın teki bir malsın.

-SALAK DİKKAT ETSENE!

Kıyamam sana be. Umay'a sımsıkı sarıldım. Sakinleşince yola devam ettik. Markete vardığımızda annelerimizin verdiği listeyi alıp kasaya gittik. Kuyrukta beklerken Umay şikayet etmeye başlamıştı. "Neden bir kasa açık? Nasıl sorumsuzlar ya?". Hanımefendi sabırsızda çokça dayanamıyor ayakta durmaya.

Sıra bize geldiğinde ürünleri kasaya koyduk. Kasada ki çocuk Umay'a bakarak "Kusura bakmayın, bir yandan ürünleri yerleştirmekle de görevli olduğumuzdan kasada bir kişi oluyor", demesi ile gülmemek için kendimi zor tuttum. Umay "Yok estağfurullah", diye geçiştirdi. Parayı verip marketten çıktık. Çıktığımız gibi marketin önünde anırdım.

O esnada Uamy'ın da kötü bakışlarına maruz kaldım.

Eve doğru yol alıp yürüdük. "Kapak sesi hala kulaklarım da".

-Abartma Akşin! Sadece yanlış anladı beni!

-He he öyle öyle.

-Kızım sen bugün beni gıcık etmek için mi geldin?

-Beni çağıran sendin. Cık cık cık! İnsan kardeşine böyle der mi?

-Senin gibiyse der!

-Ahahahaha tamam çekemiyorsun

,Umay'ın evinin önüne geldik. Kapıyı çaldığında kapıyı Mete açtı. Mete bizle aynı yaştaydı. Umay'la ikizlerdi. "Sen yine geldin mi?", demesi ile koptum. Umay gözlerini devirirken içeri girdi. Mete bana dönüp "Akşin gittiniz de, niye bu cadıyı getirdin", yalancıktan azar atarken Umay içerden cırladı. "BEN CADI DEĞİLİM", diye bağırdı.

Mete kulaklarını kapatıp "İşte bu yüzden demiştim", dedi.

-Biliyor musun? Haklısın.

Mete el sallayıp kapıyı kapattı.

Eve geldiğimde üstümdekilerden kurtuldum.

Ayıcıklı pijamalarımı giyip yatağa uzandım. Telefonu elime alıp Instagram'a girdim. Hikayelere ve gönderilere bakıp çıkacakken 'Umay Kiyoğlu bir hikayede sizden bahsetti', bildirimle hemen mesajlara girdim. Mesaj kısmını yenileyip hikayeye bakmamla sinir krizi geçirdim.

>Bu fotoğrafı paylaşmadan önce bana sordun mu?

>

>Öyle mii?

<Öyleee.

*Engellendi. Bu kişinin engelini kaldırmak istiyorsanız tıklamanız yeterli*

Zafer sırıtışım yüzüme yerleşirken, fazla sürmedi. Hikayesinde ben varım. Engeli kaldırdım.

-ŞUNU KALDIR.

-Hayırrrr.

-Umay çocuk musun? Sen 19 yaşında bir bireysin.

-Görende 30 yaşındayım sanar.

-Sanıyorlar zaten.

-Ne?

-Yok arkadaşım ben öyle demedim.

*Gönderilmedi*

Profili yok. Engelledi şerefsiz. Üşenmesem evine giderdim de neyse.

Telefonda bir süre daha oynamaya devam ettim. "AKŞİN", annemin bağırmasıyla yataktan kalktım. Odadan çıkıp, salona indim. Annem koltukta yaylanmış bana bakarken gülmemek için kendimi zor tutuyordum.

-Efendim anam.

-Akşin benle düzgün konuş.

-Anne, anam diyorum sana. Ne diyim? Yoksa isminle mi hitap edeyim?

-Terlik yemek ister misin?

-Bugün doydum, sağol.

-Karnın tokmuş gibi konuşmuyorsun da.

-Aaaa ben yemek yemedim

,mutfağa geçip buzdolabına baktım. Yukardan gelen cam kırılma sesiyle kapağı kapattım. Annem koltuktan fırlayıp merdivenlerden çıkarken hayranlıkla anneme baktım. Cesur kadın ya! Korkusuzca merdivenleri çıkıyor. Koşup anneme yetiştim. Odamın kapısını açmasıyla, yerde cam kırıkları ile karşılaştık. "Zarar için kusura bakmayın", sese doğru döndüm. Yatağımın üstünde oturan adamla ağzım açık kaldı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.