İçeriğe geç

Beni Rahat Bırak Melek

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Beni Rahat Bırak Melek

Bölüm 9

9.Bölüm (Kaçış)

Arkamızdan gelen sesle ağzım açık kaldı. E bu adam araba çarpacakken beni kurtaran adam değil mi? Erkekler adama bakarken Umay şaşkınca adama bakıyordu. O da beklemiyordu. Gerçi sanki ben bekliyordum?

Sarışın çocuk alayla "Ters köşe olmasın", dedi. Yanındakilerde ona katılırken adamın çene kaslarının gerildiğini gördüm. Adam konuşacakken çocuk adamın ağzına parmağını uzattı. Çocuk gülümseyip karşısındakine baktı.

Nolduğunu anlamadan sarışın çocuk boğazını tutmaya başladı. Biz bir adım geri çekildik. Umay, Sema ve ben şokla bakıyorduk. Çocuk boğazını tutarken diğerleri çocuğa şaşırarak bakıyordu. Diğerleri parkı terk etmesi ile arkalarından baktım. Boğazını tutan çocuğun yüzündeki renk mora dönüşürken yardım etmek için çocuğa yönelmek istedim.

O adam beni tuttu. "Gitme dur", dedi. Çocuk az daha nefes alamazsa ölcekti. "Ölcek görmüyor musun?", dedim. Çocuğa tekrar döndüğümde kendine geldiğini anladım. "GİDİN", diye bağırması ile Umay kolumdan tutup mahalleye doğru ilerledik. Sema "Daha demin noldu?", diye sorarken cevap vermedim. Bu aralar saçma olaylar yaşanıyordu.

Sema'yı evine bırakırken evden sesler kesilmişti. Araları düzelmişti. Bize teşekkür edip eve girdi. Umay'ı da evine bırakıp bende kendi evime yol aldım.

Terlediğim için duş alıp odaya çekildim. Saç kurutma makinesi ile saçımı kurulayıp dolabımı açtım.

Üstüme beyaz tişört, altıma da lacivert ve beyaz kareli pjama altı giydim. Yatağa uzanıp telefonu elime aldım. Sosyal medya da dolaştıktan sonra saat 01:12'ydi. Uykum iyice ağırlaşması ile gözlerimi kapattım.

____

Gözlerimi açtığımda yine saray odasındaydım. Kapıya yaklaşıp ses olup olmadığına baktım. Ses seda yoktu. Dolabı açıp çarşafların hepsini aldım. Bir saat sonra hepsini sıkıca birbirine bağladıktan sonra pencereden aşağıya bakıp etrafı kolladım, kimse yoktu. Çarşafı aşağıya sarkıtıp diğer ucunu yatağın başlığına bağladım.

Tutuna tutuna indim. Resmen odadan kurtuldum. Ne odası, saraydan kurtuldum. Bahçeye yine göz gezdirdim. Kapıda korumalar vardı. Ordan geçemezdim. Bahçenin arka tarafındaki kapının oraya geldim. Bir sürü diken vardı. Burdan çıkmak zorundaydım. Dikenlere basmamla acı içinde yüzümü buruşturdum. Ayak bileğim çizilmişti. Umursamadan dikenlerden kurtuldum. Ormana doğru hızla koşmaya başladım.

'Sen bittin', Kayra'nın içimde ki sesi ile içimi korku sararken daha hızlı koştum. Boyut kapısına vardığım zaman vakit kaybetmeden içine girdim. Kendimi ait olduğum yerde bulmamla sevinçle zıpladım. Eve gitmem lazımdı! Taksi çevirip evimin adresini verdim.

Eve geldiğim de taksiciyi bekletip kapıyı çaldım. Annem kapıyı açtı. Sıkıca anneme sarıldım. Asla bırakmak istemiyorum. Taksicinin kornaya basması ile anneme baktım. Başı ile onaylayıp içeri girdi. Geri gelip parayı bana uzattı, bende taksiciye verdim.

Hala kapıda dururken annemin ağzından kelime çıkmıyordu. Kollarını bana açtı. Vakit kaybetmeden sarıldım. "Git", kulağıma fısıldaması ile kaşlarım çatıldı. Git mi? "Burda", demesi ile annemden ayrılmak istememle annemin arkasından biri kolumu tuttu. Annem kollarını benden çekip Kayra'nın kolunu ısırdı. Kayra kolumu bırakıp annemi çekmeye çalıştı.

Annemle savaş verirken koşmaya başladım. Nereye gidicektim? Koşarak, çarşı meydana geldim. Mağazanın içine girip soluklandım. Kalabalıktan dolayı fazla dikkat çekmemiştim. Ana baba günü gibi kalabalıktı. Kalabalıktan faydalanıp kıyafetlere bakarmış gibi yaptım.

Bir süre orda vakit geçirip bakkala girdim. Taksicinin verdiği para üstü ile sakız aldım. Sakızı açlıkla çiğnerken çıktığım mağazaya geri döndüm. Kalabalık işime geliyordu.

Kalabalığın durması ile ağzım açık baka kaldım. Noluyo ya? "Benden ne kadar kaçabileceni sandın?", dedi. Arkamı dönüp Kayra'ya baktım.

-Tam bir klasikçisin

,dedim. Kayra sırıtıp dibime girdi. "Şakacı olmana daha çok düşüyorum, karıcım", dedi. Gözlerimi devirdim. "Polis Bey", dememle arkasını döndü. Merdivenlerden yukarı çıktım. Çıktım denilmez, uçtum. Kıyafetlerin arasına girip sessizce bekledim.

-Oyun istiyorsun demek!

Adım sesleriyle bu katta olduğu anlaşılıyordu. Kahretsin! İç sesimi dinliyordu. "Demek bu kattasın",dedi. İçimden şarkı mırıldanmaya başladım. Bir şeyleri yere attığını seslerden anlıyordum.

Ayak bileğimi tutan elle çığlığı bastım. Beni saklandığım yerden çıkartıp sürüklemeye başladı. Yerdeki tozları siliyordum. Diğer ayağım ile tekme atmamla dizinin üstüne çöktü.

"Sen artık çok fazla oldun". Bu sihire tekrardan kanmayacaktım. Gözlerimi gözlerinden çekmemle, nefesini yüzüme çarptı. Kafamı hala yan tutmaya devam ettim. Bileklerimdeki ellerini çekip kafamı ona doğru tuttu. Gözlerimi kapattım. Hayır, bayılmayacaktım. "Eğer gözlerini açmazsan seni öperim", demesi ile kaşlarımı çattım. Resmen tehdit ediyor, şerefsiz.

"Tamam", deyip bana yaklaştığını hissettim. Gözlerimi hızla açmamla burunlarımız birbirine değdi. Gözleri elanın en koyu tonu olmasıyla etraf bulanıklaşmaya başladı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.