Gözlerimi açtığımda etrafıma baktım. Güneş ben burdayım, dercesine parlıyordu. Mavi bir yatağın üstündeydim. Bir dakika, üstümdeki kıyafetler neden değişik? Etrafıma baktığımda bizim ev kadar bir oda da olduğumu fark ettim.
Kayra bunu yapmış olamazdı demi? Yataktan kalkıp köşedeki aynanın karşısına geçtim. Kendime bakarken gerçekten de üstümdekiler yakışmıştı. Ne diyorum?! Kendime gelip kapıyı açtım. Uzun koridor sessizken bu içimi ürpertmişti.
Koridoru bitirdiğimde karşımda boş bir odayla karşılaşmayı düşünmüyordum.
Tekrar bir koridora girdiğimde etrafıma bakındım. Yine kimse yoktu. Çıkış neredeydi? "SEN HEMEN OLDUĞUN YERDE DUR!", duyduğum kalın sesle koşmaya başladım. Hızlı hızlı koşarken gördüğüm ilk odaya girdim.
Odaya göz gezdirip yatağın altına girdim.
Üstümdeki kıyafetle zor olmuştu. Kapı açıldı, gelen kişi sessizce adımlarını atarken etrafa baktığına emindim. Kapıyı kapatıp durdu. Bir anda eğilmesiyle göz göze gelmemle çığlığı bastım. Çıkacakken ayak bileğimden tutup beni yatağın altından çıkarttı.
Tipi çok değişikti.
Elinden kurtulup kapıdan çıkacakken duvara yapışmam bir oldu. "Hayvan yavaş olsana", kaşlarını çatıp bana baktı. Arkasında duran oklar beni korkutuyordu. "Kimsin sen? Sarayda niye dolaşıyorsun?". Beni düşman falan mı sanmıştı?
-Bak ben neden burda olduğumu bilmiyorum. Buraya nasıl geldiğim hakkında da en ufak fikrim yok. Hatta bana yardım eder misin?
,içtenlikle gülümseyip gözlerine baktım. Gözleri beyazdı. Değişik biriydi. Kapıya itip ellerimi arkamda birleştirdi. Yüzümde ki sırıtış acıyla silinirken bir yere gidiyorduk.
Kapının yanında ki kişiler, kapıyı açmasıyla yüzüme vuran ışıkla gözlerimi kapattım. İçeri girdiğimizde tahmin ettiğim gibiyse Kral oturuyordu.
-Efendim, sarayda dolaşan birini buldum.
-Bak ben-
Dizlerimin üstüne zorla oturtup susmamı sağladı.
-Arden, prensesimize nasıl böyle davranırsın?!
Kralın bağırmasıyla adının Arden olduğunu öğrendiğim kişi beni bırakmıştı. Ayağa kalkıp ona baktığımda başını öne eğmişti. Şimdi ne olmuştu?
Kral'a dönüp baktığımda "Teşekkür ederim", diyerek selam verdim. Arden odadan çıkarken Kral ve Kraliçe ile baş başa kalmıştım.
-Bana yardım eder misiniz? Nerde olduğumu bilmiyorum ve evime gitmem lazım.
-Ait olduğun yerdesin güzel kızım.
Kraliçenin sesiyle yumuşarken, sesinin çok naif olduğunu fark ettim.
-Saygımı bozmak istemiyorum fakat ait olduğum yerde değilim. Benim ait olduğum yer evim.
-Burasıda senin evin.
Kraliçeye karşı saygımı korumak istiyordum, böyle konuşması beni zorluyordu.
Kapıyı açıp hiçbir şey demeden çıktım. Geldiğimiz yerden tekrar geri gidip merdivenlerden inmeye başladım. En sonunda kapıya vardım. Sarayın bahçesine adımımı atıp çıkışa yönelmek istedim. Sadece istedim çünkü Kayra kolumdan tutup beni durdurmuştu.
-Nereye?
-Sanane!
Kolumu kendime çekmemle daha sıkı tuttu.
-Alozya'ya güzel bir gelişin olmadı biliyorum. Burayı sevmeye bakmanı, tavsiye ederim. Aksi takdirde canın çok sıkılır. Yaşadığın Dünya'ya da benzemez burası.
-Ne yani burası Dünya değil mi?
-Dünya gibi mi duruyor sence?
-Saray koydunuz diye başka gezegen mi oldu burası?
-Kızım beynin mi kıt?
-Ne sen babamsın, ne de ben kızınım. Düzgün konuş.
-Kanıt istiyorsun illa yani?
-Evet.
Kolumdan tutup beni sürüklemeye başladı. "Bıraksana kolumu be", diye bağırırken yürümeye devam ediyordu.
Ormana doğru yürürken durdu.
-Karşına bak.
Gösterdiği yere bakarken ağzım açık oraya baktım.
Saçları beyaz, gözleri masmaviydi. Kulakları normal kulak gibi değilde v şeklindeydi. Çiçeklerin arasında öyle dururken bize döndü. Kayra'ya el sallayıp gülümserken bana döndü. Dikkatlice bakmaya başladı.
Arkadan ses yükseldi.
-Kayra hoşgeldin.
Kayra arkasına dönüp gülümseyip yanımdan ayrıldı. Bende arkama dönüp baktığımda siyah saçlı, kulakları balığa benzeyen biriyle karşılaşmayı beklemiyordum. Omzuma dokunan elle irkildim. Daha demin ki beyaz saçlı kızdı.
-O suda yaşayan Erva. Nadir yüzeye çıkar. Genellikle suda yaşanan sorunlara çözüm bulur. Bu arada kendimi tanıtmadım. Ben Hesna, sen?
-Bende Çisil-
-Çisil mi? Sen prenses misin? O meşhur prenses? Cidden mi? Baştan niye demedin?
Saçlarını eliyle düzeltip önümde eğilip selam verdi.
-Prenses mi? Hala bu saçmalıklara inanmıyorum. Selam vermene gerek yok. Benim burda bir yerim yok. Evime gitmem lazım. Hesna bana bu konuda yardım eder misin?
-Ne? Prensesim böyle demenizi hiç tavsiye etmiyorum. Ayriyetten burda ki yeriniz çok önemli. Herkes sizi tanıyor
-Herkesin tanıdığına emin olma bence. Daha deminde adı Arden olan biri tarafından zorla kral ve kraliçenin yanına götürüldüm. Tanındığıma bu kadar emin değilim.
-Arada Arden'in sorgulayıcı tavırları oluyor tabi.
-Hiç içim ısınmadı.
-Zamanla ısınır, şüphen olmasın.
-Isınmasına gerek yok. Ben evime geri döneceğim.
"Rüyanda mı?", sinirim bozuluyordu. Arkama dönmemle Kayra ile burun buruna geldim. Bir adım geri çekildim. "Hayır, rüyada değil. Evime geri götür", dememle kahkaha attı. Gözlerimin dolmasıyla Kayra'ya arkamı döndüm. Ormanın içine koşmaya başladım. Arkamdan gelmiyordu. Gelmesin de! Kendimi küçük bir sahilde bulurken kumlara yaklaştım. Kumların üzerine otururken göz yaşlarımı tutmayıp bıraktım. Ağlamaya devam ederken, hava iyice esiyordu. Elbise ile fazla rahat olamasam da alışmıştım. Kollarımı kendime dolayıp denizi izlemeye başladım.
Hava kararmıştı. Karşımda uçan siyah kelebekle elimi kelebeğe doğru uzattım. Kelebeğe dokunmamla...