KAYRA'DAN
Gerçekten sabrımı sınıyordu. Kendini akıllı sanıyordu, oysa beyinsizdi. Karşısında sakin kalmak zordu. Sabrımı sınıp ayriyetten üste çıkmaya çalışıyordu. Dayanamayıp belinden sertçe kendime çekip kanatlarımı harekete geçirdim.
Beyaza dönen renkler siyaha bürünürken Çisil ise direnmeye çalışıp beni itmeye çalışıyordu. Akılsız demiştim demi? Çünkü bıraksam yere yapışacaktı. Gözlerimi sarıya çevirip, gözlerimi gözlerine çevirdim. "Humana sahlı amijla", dememle gözleri geriye düşüp kafası göğsüme düştü. Uyurken daha sevimli oluyordu. En azından çenesi bir süre dinleniyordu.
Bedelini ödemesi için uçuruma gittim. Uyanmasını beklerken güzel yüzünü izlemeye devam ettim. Kahve saçları onu çekici kılarken, saflığı da özel kılıyordu. Aslında o kadar çok gücü vardı ki. Sadece Çisil bunun farkında değildi.
Az kalmıştı... Yanıma gelmesine az kalmıştı. O istemese de buna mecburdu. Ya seve seve... yada zorla... Başka tercih hakkımız yoktu, ikimizinde. Kucağımda hareketlenme olunca Çisil'e baktım. Kendine geliyordu. Gözlerini açıp bana baktığında, gözlerini etrafa çevirdi. Uçurumun kenarında olduğumuzu görmesiyle geri gitmek istedi. Fakat izin vermedim.
ÇİSİL'DEN
Gözlerimi açtığımda da Kayra ile göz göze geldim. Ne olduğu aklıma gelmesiyle herşey yerine oturmuştu. Etrafıma baktığımda uçurumun kenarında olduğumuzu fark etmemle yutkundum. Amacı neydi? Canıma kıymak mı? Geri çekilmek istesem de kollarımdan tutup izin vermedi. Ayağımla ayaklarına vurmaya başladım.
Ayaklarımı yerden kesip uçurumun ucuna gelmesiyle çırpınmayı kestim. Aşağıya bakmamla başım döndü. "Güzelce konuşabiliriz". Ortama sessizlik çökmeye devam ederken, rüzgar saçlarımı uçuruyordu. Ellerini belime koydu. Beni uçurumun ucuna daha çok yaklaştırırken geri gitmek istiyordum.
"Bedel ödendi",diyerek itilmemle uçurumun kenarındayken, kendimi düşerken buldum. Çığlık atarken şoka girdim. Çığlığım yankılanırken yere daha çok yaklaşıyordum. Gözlerimi kapatıp acıyı hissetmeye hazırladım kendimi.
Belimde hissettiğim ellerle gözlerim açılırken yukarı doğru yükseldik. Tekrardan uçuruma geri döndüğümüzde toprağı öptüm. Kararan hava ile çok korkmuştum. Bir anda Ay tam karşımızda olup bizi aydınlattı. Ayağa kalkıp Kayra'ya yumruk attım. "Bir daha sakın! Sakın ölümle beni yüz yüze getirme. Ben ölümle bir daha karşılaşmak istemiyorum. Anlıyor musun?",diyerek dizlerimin üstüne çöktüm.
2 SENE ÖNCE
Ortaokuldan çıkıp Erdim'le kaldırımda yürürken sohbetimiz çok koyuydu. Erdim sevgilimdi. 14 yaşımı güzelleştirendi. Sahile doğru gidiyorduk. Elini bana uzattı. Gülümseyerek elini tuttum. Karşıdan karşıya geçerken bir anda herşey karardı.
Gözlerimi açtığımda beyaz tavanla karşılaştım. Etrafıma bakarken annemler ağlıyordu. Kulağım uğulduyor, boğazım acıyordu. En son noldu? Ben neden burdayım?
Erdim? Erdim nerde? Yataktan doğrulurken annem beni tuttu.
-Kızım yatman gerek.
-ERDİM NERDE?
Annem bir şey dememişti. İçeri babamın girmesiyle babama döndüm.
-Baba Erdim iyi mi? O nerde?
Babam başını eğip karşımdaki koltuğa oturdu. Neden herkes susuyordu?
-YA NEDEN SUSUYORSUNUZ? ERDİM NERDE? BİR ŞEY Mİ OLDU?
-Öldü
Babamın kelimesiyle donarken ellerimi hissetmek istedim. Kalkmak için kendimde güç bulmak istedim. Yalan söylüyorlar! Yalan söylüyorlar. Erdim gitmedi. Erdim beni bırakmaz ki.
-Yalan söylüyorsunuz
,sesimi ben zor duyarken herkes yine sustu. İçeri giren doktorla Yataktan kalktım. "Erdim iyi mi?",dedim. Doktor cevap vermeyip beni yatağa yönlendirdi. "Cevap versene! Erdim nerde?",deyip sesimi yükselttim.
Doktor "Başınız sağolsun", demesiyle gözlerim karardı. Fakat odadan hemen çıktım. Erdim'in odasını ararken annemler arkamdan geliyordu.
Hiçbir yerde yoktu. Koşup izimi kaybettirdim. En aşağıya inip morg yerine geldim. Kimse yoktu. Dolabı açtığımda kanım dondu. Ama bu Erdim değildi. Altındakini açıp baktığımda çocukla karşılaşmamla kanım dondu.
Hepsine bakmıştım, nerdeyse. Son bir tane kalmıştı. Açıp baktığımda dengemi sağlayamayıp düştüm. O Erdim değildi ki. Başkasıydı... Ayağa kalkıp tekrar baktığımda yüzünde çizik vardı. Yarasına dokundum.
-Çok canın yanmadı demi?
Elim yarasında gezerken buz gibiydi.
-Sen soğuğu sevmezsin ki. Üşürsün, hoşuna gitmez.
Gözlerimden yaşlar akarken cansız bedenine sarıldım.
-Küstün mü bana? Sarılmıyorsun...
Yaşlarım eline düşerken tutunmaya çalışıyordum.
-Hadi aşkım kalk.
-Üşürsün sen, soğuğu sevmezsin ki.
-Hadi kalkta annemler şaşırsın.
-Erdim lütfen.
Belki ağlıyorum diye trip atıyor. Göz yaşlarımı sildim.
-Bak ağlamıyorum. Kızma bana, trip de atma. Ama çok yattın burda, hasta olma.
Elini tutup çekerken elini bırakmamla aşağıya düştü.
-Aşkım hani bırakmıcaktık birbirimizi.
Cevap vermiyordu. Erdim'i sarsarken "Erdim kalk... KALK", diye bağırıp elimden geleni yapıyordum.
Başımın dönmesiyle yere düşerken gözlerim karardı...
________
-Çisil bana bak...