Minho komiserin dediğini yaparak onlar iner inmez sürgülü kapıyı kapattım.
Jeongin oturduğu yerden kapıları kilitledi.
Siyah filmlerle kaplı camdan dışarıyı biz görebiliyorduk.
Merakla ve heyecanla aşağıya inen üçlüyü izlemeye başladık.
Kayanın arkasında oldukları için göremiyorduk tabii. Biraz sonra telsizle irtibata geçtiler.
Sesleri aracın içinde yankılandı. Minho komiser konuşuyordu.
"Kimse görünmüyor Changbin. Zaten her yer düzlük. Olsaydı mutlaka burada olurdu. Saklanacak hiçbir yeri yok."
Minho komiser doğru söylüyordu. Yolun iki yanı da kurak bozkırdı. Tarla toprağı gibiydi. Ağaç da yoktu.
Tek tük bulunan kayalar vardı sadece. Onlar da bulundukları yerde gayet doğal duruyordu. Yani sanki senelerdir oradaymış gibi.
Minho komiserlerin arkasına geçtiği kaya haricinde de saklanılabilecek bir kaya yoktu.
Yolun ortasına koyulan kayalar kesinlikle biri tarafından önümüzü kesmek için konulmuştu. Ama kimse yoktu.
Bir müddet sonra bir araç sesi duyuldu.
Bu aracın toprak yolu gelirken, lastiklerinin toprağı ve taşları ezerek çıkarmış olduğu ses bize yetiyordu.
Biz içeridekilerle beraber aracın arka camından baktık.
Bir araba geldi ve içinde bulunduğumuz aracın hemen arkasında durdu.
Kapı açıldı.
İçinden inen Felix'i görünce hemen rahatladım. Yüzüm gülümsedi. Heyecanla dudaklarımdan onun ismi döküldü.
"Felix..."
Arabanın diğer kapısı da açıldı ve içeriden genç bir kız daha çıktı. Uzun ve düz saçları at kuyruğu şeklinde bağlanmıştı. Sağına ve soluna düşen perçemleri ona çok yakışmış görünüyordu.
Buradakilerin çoğu gibi simsiyah giyinmişti. Siyah dar bir kotu, siyah kazağı, siyah deri ceketi ve kombini tamamlayan siyah deri botları vardı. Yüzü hem oldukça güzel hem de son derece ciddiydi.
Elini beline attı. Belinden tabancasını çıkarıp emniyetini açtı. Gözleri tıpkı Felix gibi kayanın arkasına geçen üçlüyü gördü. Onlara bakarak kaşlarını çattı.
Felix bağırdı.
Her ne kadar aracın içinde olsak da bunu biz bile duyduk.
"Bir sorun mu var hyung?! Neden durdunuz?! Ne yapıyorsunuz orada?!"
Changbin oturduğu yerden kalktı. Hızla sürgülü kapıya uzandı. Yana kaydırdı. Kapı kilitli olduğu için bir kere daha aynı hareketi tekrar etti. Kapıyı açtı.
Felix'i ve yanındaki kızı içeriye alarak bilgilendireceği belliydi.
Kapıyı açtı ve ona seslendi.
"Felix, Ae Ran(E Ran)! Hemen araca gelin! Çabuk!"
Onu duydular. Araca doğru ilerlediler. Ancak o esnada beklenmedik bir şey oldu.
Bir anda Changbin acı bir şekilde inleyerek geriye doğru savruldu. Düştü.
Omzunu tutuyordu.
Vurulmuştu!
Karşıdan gelen ateş hepimizi şaşkına çevirdi.
Minho, Jisung ve Seungmin komiser kayanın yanlış tarafında duruyordu! Ateş eden karşımızdan ettiğine göre şu an apaçık hedeftiler!

