"Changbin,Jeongin. Araçta kalın. Mi Roo'yu koruyun. Jisung ve Seungmin, benimle gelin. Aşağı ineceğiz."
Changbin ön koltuktan bulunduğumuz tarafa geçti. İlerledi ve aracın içinde cihazların olduğu yerde oturdu. Onlarla uğraşmaya çalışıp bıkkınlıkla derin bir nefes alıp verdi.
Uğraşmaya devam ederken araya girdi.
"Hyunjin yok. Bu cihazlardan pek bir şey anlamıyorum. Ama sanırım... Bu cihazlar şu an hiçbir işe yaramıyor. Hacklenmiş gibi. Telsizler..."diyip duraksadı ve kaşlarını daha çok çattı.
Hemen kulağına kulaklık tarzı bir şey taktı.
"Ses yok. Telsizlerden de çıt çıkmıyor."
Seungmin diğer elini cebine attı. Telefonunu çıkardı.
"Lanet olsun! Telefon da çekmiyor!"
Oturduğum yerden kalktım. Eli kolu bağlı durmaktan nefret ediyordum. Şu an yapabileceğim bir şey varken boş durmak istemiyorum.
Bu yüzden Changbin'in yanına ilerledim. Cihazları kontrol ettim. Odaklanmaya çalışarak hepsinin üzerinde gözlerimi gezdirdim.
Ekranlar maviye bulanmıştı. Ekranların üzerinde çıkan ve hâlâ büyük bir hızla çıkmaya devam eden siyah yazılar da hacklendiğini gösteriyordu.
"Hacklenmişler."dedim ve daha dikkatli baktım. Ardından kalabalığın olduğu yere döndüm.
"Müsaade ederseniz bakmak istiyorum. Bu işlerden anlarım."
Ülkenin tek Askerî ve Elektronik Sanayi Şirketi yani AES'in sahibiydim. Bu konuda dersler aldım. Elektronik cihazlardan iyi anlarım.
Changbin;
"Doğru ya sen... Gel,otur." dedi ve oturduğu yerden kalktı. Omuzlarımdan tutup beni kalktığı yere oturttu.
Oturdum. Karşımdaki leptopun tuşlarının üzerine parmaklarımı yerleştirdim. Ne yapmam gerektiğini biliyordum.
Oldukça hızlı olmaya çalışarak gerekli olan ritüelleri yerine getirmeye başladım.
Parmaklarım tuşların üzerinde şimşek hızıyla hareket ediyordu.
"Daebak!"
Seungmin'in şaşkın bir şekilde 'oha' diyişini işitmiştim tabii. Ama sadece işime odaklanıp bir an önce bu işi halletmeye çalıştım.
Gördüklerim kadarıyla, bana hayranlıkla bakan komiser tayfasına bilgi de verdim.
"Sistem bilinen biri tarafından hacklenmiş gibi. Bu güvenlik duvarlarını kim kurduysa muhteşem kurmuş. Aşılması imkânsızmış. Ama aşılmış. Zorlanmadan. Sisteminizi hackleyen kişi hiç deneme yapmamış. Tek seferde sistemi devre dışı bırakıp hâkimiyeti eline almış. Şimdi yeniden ondan almaya çalışıyorum. Yeni bir güvenlik duvarı inşa ediyorum."
Minho komiser yeniden yanıma geldi.
"Kurtarabilir misin?"
"Evet."
"Peki tahminen ne kadar sürer? Aşağı ineceğiz ama araçta kalanlarla haberleşmeliyiz. Aşağıda olsak bile yine haberleşmemiz ve koordine olmamız lâzım. Ayrıca emniyete haber verip destek istememiz de lâzım."
"2 ya da en fazla 3 dakikaya hâllederim."
"Güzel. Bu tuzağı kuran şerefsiz herhangi bir hamle yapmazsa iyi olur. Araç kurşun geçirmez. Birkaç dakika içeride kalalım. Jisung ve Seungmin. Sistem elimize geçtiği vakit kulağımızdaki telsizlerle haberleşeceğiz. Aracın kapısını açar açmaz hemen yandaki büyük kayanın arkasına geçmeliyiz. Kayanın arkasına geçer,etrafı kolaçan ederiz. Daha sonra gerekli olan ne varsa yaparız. Changbin, sen de sistem alınır alınmaz emniyete haber ver. Bunları ilet. Destek kuvvet iste. Jeongin. Mi Roo'yu canınız pahasına koruyun. Biz indikten sonra aracı kilitleyin."
Herkes Minho komiseri onayladığına dair ses çıkardı.
Bu esnada işimi bitirdim.
Sistemi geri aldım.
Tüm ekranlar birer birer düzelmeye başladı. Yine hızla oluşturmuş olduğum güvenlik duvarını etkinleştirdim.
Evet,hadi. Şimdi kır da görelim!
"Geldiler. Başardı. Başardın."
Changbin sevinçle omzumdaki ellerini sıktı.
Ben de işe yaramış olmamın verdiği heyecanla,içimde büyütmekte olduğum o korkuyu biraz olsun yenebilmiş ve rahatlamıştım.
"Evet,oldu. Şimdi bir daha hayatta kıramaz. İşinizi yapabilirsiniz."
Oturduğum yerden kalktım. Hızla Changbin oturdu ve telsizleri etkinleştirerek emniyete haber vermeye başladı.
Minho komiser de Jisung ve Seungmin komiser ile hazırlanıyordu.
"Hazır mısınız beyler? Kapıyı açar açmaz, var gücümüzle kendinizi kayanın arkasına atın. Tamam mı?"diye sordu ve onlardan onay bekledi.
Beklediği onay ikisinden de geldi. En son gözleri beni buldu.
"Biz iner inmez kapıyı hemen kapat."
Ben de onu onaylar onaylamaz üçten geriye doğru saydı. Saymayı bitirip sürgülü kapıyı açtı. Üçü de hızla açılan kapının hemen önündeki geniş kayanın arkasına geçtiler.



