İkizler okula başlayalı bir hafta olmuştu artık o günden sonra emel götürüp getiriyordu onları. Mehmet ise işten eve, evden işe takılıyordu.Arada bir arkadaşlarıyla birlikte dışarı çıkar ama her saat başı arardı emeli.
Emel bugün de her zaman ki gibi çocukları okuldan aldı ki handanın yüzünde tuhaf bir şekilde bir heyecan bir gülümseme vardı ki tam emel soracakken Handan bir an da bir çocuğa silgisini vermişti
Handan: al Mustafa bu sende kalsın.
Mustafa: teşekkür ederim handan.
Emel meraklı gözlerle sordu
Emel: anneciğim arkadaşına neden silgini verdin sorabilir miyim?
Hasan: anne handan aşık o çocuğa
Handan kendisini ispiyonlayan kardeşine kızarak vurmuştu emel hemen araya girerek
Emel: handan anneciğim kardeşine vurma lütfen hem oğlum olabilir yani de hem siz daha küçüksünüz.
Handan: niye anne sen babama aşık değil misin?
Emel: anneciğim tabikide aşığım seviyorum ama siz daha çok küçüksünüz bu şeyler için.
Handan: aşkın yaşı olmaz anne biz karar verdik büyüyünce evleneceğiz Mustafayla.
Emel: önce büyü, okulunu oku, mesleğini eline al sonra tabikide evlenirsin de babanın seni vereceğini pek düşünmüyorum kızım.
Handan: babam bana kıyamaz ki
Emel: tamam neyse bu konuyu bir de akşam babanız gelince konuşuruz tamam mı kızım.
Der ve akşam Mehmet gelene kadar bu konu açılmaz.
Saat: 22:00
Mehmet ve Emel baş başa film izlerken emelin aklına birden handanın söylediği şey gelir ve mehmete
Emel: Mehmet sana bir şey diyeceğim ama sakın bayılma
Mehmet: hamile misin?
Emel: ne alaka ya
Mehmet: ee bayılacaksın dedin ne peki söyle o zaman
Emel: hazır mısın?
Mehmet: söyle hadi çatlatma insanı
Emel: kızın aşık olmuş babası
Mehmet: neyyy ne aşkı bu yaşta ya
Emel: valla bilmiyorum bugün bir çocuğa silgisini verdi sordum neden verdin diye oğlunda hemen anne handan o na aşık dedi.
Mehmet: bende geçen gün niye gözlüklü bir çocuğa gülümsedi diyorum ay Allah'ım daha çok erken değil mi ama yarabbim
Emel: gördün mü sen çocuğu evet sevimli bir çocuğa benziyor tam kızıma layık
Der ve güler emel ama Mehmet üzgündü sanki kızı evlenecekmiş gibi
Mehmet: ama benim kızım daha çok küçük evlenemez ki
Emel: söylediğime pişman etme Mehmet hem çocuk o ne evliliği hemende evlendirdin kızını
Mehmet: istemeye geldiklerinde kovarım bende benim size verecek kızım yok derim.
Emel: ne istemesi Mehmet hem evet şuan küçük ama ileride tabikide bir ailesi ,bir yuvası olacak onunda her zaman bizimle kalmayacak ki
Mehmet: yaşlandığım zaman bana bakmayacak yani
Der ve ağlar Mehmet emel hem gülüp hemde üzülmüştü eşine
Emel: ağlama Mehmetim sen merak etme bizim çocuklarımız bize bakarlar yalnız bırakmazlar bizi senin o iki damla yaşına kurban olurum ağlama hadi sil gözyaşlarını.
Mehmet: tamam tamam ben uyumaya gidiyorum iyi geceler
Emel: dur bende geliyorum
Mehmet duygusal bir adamdı kızı kaç yaşında olursa olsun onu kimseyle paylaşmak istemiyordu.
Saat: 08:00
Sabah olmuş ve herkes işe ve okula gitmek için erken kalkmıştı ailecek sofrada kahvaltı yaparlarken Mehmet'in aklına dünkü olay geldi hâlâ atlatamamış olucakti ki çocukları bugün okula kendi götürmek istediğini söyledi
Emel: hadi hemen ayakkabılarınızı giyinin ben çantamı alıp geliyorum
Mehmet: hayatım sen otur onları ben götürürüm okula
Emel: emin misin?
Mehmet: evet canım
Emel: tamam o zaman bende markete gideyim evde eksikler vardı
Mehmet: tamam canım. Çocuklar ayakkabılarınızı giydiniz mi?
Hasan ve Handan: evet baba
Mehmet: tamam siz arabaya binin ben hemen geliyorum
Hasan ve Handan: tamam baba.
Üçüde okula gitmek üzere yola çıkmışlardı. Mehmet iki de bir handana dikiz aynası ile bakıyordu acaba konuyu açsam mı açmasam mı diye düşünüyordu ki birden
Mehmet: Handanım kızım nasılsın
Handan: iyiyim babacığım sen nasılsın
Mehmet: iyiyim bende prensesim dün annen bir şeyler anlattı bana da
Handan: ha Mustafayı diyorsun sen
Mehmet içinden
Mehmet: demek adı Mustafa.
Ha evet aşkım onu söyledi annen dün kim peki çocuk sınıf arkadaşın mı?
Handan: evet baba sınıf arkadaşım ve biz birbirimize aşığız
Mehmet Handanın bu söylediklerini duyunca sinirden renkten renge girmişti ama çocuk olduğu aklına gelince pekte aldırış etmedi.
Mehmet: hmm ne güzel kızım
Diyerek güldü ama yinede handanın söyledikleri pek hoşuna gitmemişti.
Okula varmışlardı ki handan Mustafa ve Mustafa'nın annesi Necla hanımı görünce onlara doğru koştu. Çocuğun elini tuttuğunu gördü mehmet ama handan küçük olsa bile olgun bir kızdı ve babasının kızacağını anlayıp hemen elini çekti
Mustafa: ne oldu handan neden elini geri çektin?
Handan: canım öyle istedi
Dedi mustafa anlamamıştı ve doğruca handanı bırakıp sınıfa gitti. Hasan ve Handan ise babalarıyla vedalaşmak üzere yanına gitmişlerdi ve o na
Hasan ve Handan: görüşürüz baba.
Mehmet: Allah zihin açıklığı versin canlarım.
Deyip ikisinide öptü. Mehmet ikizler okula başladığından beri çok garip davranıyordu ki özellikle dünden sonra iyice garipleşmişti handanı ciddi anlamda paylaşmak istemiyor ve sürekli yanında duruyordu emel buna pek aldırış etmedi sonuçta babası ona bir şey olsun istemez diye düşündü.
