6. Bölüm — Biraz Daha Yakın
Okul çıkışı çantamı omzuma attığımda Kerem'i kapının önünde gördüm.
Beni bekliyor gibiydi.
Yanına yaklaşınca bana baktı.
“Geç kaldın.”
“Ben seni bekletmedim.”
“Biliyorum.”
“E o zaman niye bekliyorsun?”
“Birlikte yürürüz diye.”
Bir an durdum.
“Kim istedi?”
“Kimse.”
“Ben istemedim.”
“Fark ettim.”
“E?”
“E'si yok.”
Yanından geçip yürümeye başladım.
Birkaç saniye sonra ayak seslerini duydum.
“Peşimden gelme.”
“Ben de eve gidiyorum.”
“Benimle aynı yöne gitmen biraz şüpheli.”
“Şehirde başka sokak kalmadı mı?”
Gülmemek için kendimi tuttum.
“Çok komiksin.”
“Biliyorum.”
Bir süre sessiz yürüdük.
Garipti.
Kerem yanımdayken normalde sürekli tartışırdık.
Ama bu kez ikimiz de susuyorduk.
Sessizliği ben bozdum.
“Dün neredeydin?”
Kerem bana baktı.
“Niye?”
“Merak ettim.”
“Beni mi merak ettin?”
“Yanlış anlama.”
“Anlamadım zaten.”
“Ciddiyim.”
“Ben de.”
Gözlerimi devirdim.
“Boks yapmaya mı gittin?”
Kerem'in yüzündeki ifade değişti.
“Kim söyledi?”
“Kimse. Elinden anladım.”
“Detaycısın.”
“Cevap vermedin.”
“Evet.”
“Maç mı yaptın?”
Kerem birkaç saniye sustu.
“Bir şeyler oldu.”
“Bu nasıl cevap?”
“Normal cevap.”
“Hiç normal değil.”
Kerem durdu.
Ben de durmak zorunda kaldım.
“Lara, bunu fazla kurcalama.”
Ses tonu ilk kez ciddiydi.
“Niye?”
“Çünkü gerek yok.”
“Ben karar veririm.”
“İşte bundan korkuyorum.”
“Benden mi korkuyorsun?”
Kerem hafifçe gülümsedi.
“Senin başına bir şey gelmesinden.”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Kalbim saçma bir şekilde hızlandı.
“Ben çocuk değilim.”
“Biliyorum.”
“O zaman bana ne yapacağımı söyleme.”
“Söylemiyorum.”
“Az önce söyledin.”
“Tamam.”
“Yine ‘tamam’ deyip geçme.”
Kerem bana baktı.
“Peki. O zaman açık söyleyeyim.”
Bir adım yaklaştı.
“Boks yaptığım yer senin için iyi bir yer değil.”
“Niye?”
“Çünkü orada işler bazen kontrolden çıkıyor.”
Sesindeki ciddiyet yüzünden ilk kez gerçekten endişelendim.
“Sen neden hâlâ gidiyorsun?”
Kerem gözlerini kaçırdı.
“Bilmiyorum.”
Sonra tekrar bana baktı.
“Belki bırakmak sandığımdan daha zor.”
O an onun sadece sinir bozucu, kendini beğenmiş çocuk olmadığını düşündüm.
Bir şeyleri içinde taşıyordu.
Ve ben…
Onu anlamak istiyordum.
“Kerem?”
“Efendim?”
“Bir gün anlatırsın.”
Kerem hafifçe gülümsedi.
“Belki.”
“Belki ne?”
“Belki sana anlatırım.”
“Çok gizemli olmaya çalışma.”
“Çalışmıyorum.”
“Öyle görünüyorsun.”
“Sen de fazla meraklısın.”
“Buna alış.”
Kerem güldü.
“Sanırım alışacağım.”
Yürümeye devam ettik.
Bu kez aramızdaki sessizlik eskisi kadar garip değildi.
Hatta…
Biraz hoşuma gitmişti.