5. Bölüm — Aklımda
Kerem'in “Sonra.” demesinden sonra birkaç saniye arkasından baktım.
Ne diyecekti?
Asıl sinir olduğum şey, bunu gerçekten merak etmemdi.
“Lara, çocuğu gözlerinle yiyeceksin.”
Yanımdaki arkadaşıma baktım.
“Ne saçmalıyorsun?”
“Beş dakikadır Kerem'e bakıyorsun.”
“Bakmıyorum.”
“Az önce yine baktın.”
“Çünkü önümde oturuyor.”
“Tabii.”
Gözlerimi devirdim.
“Sen sus.”
Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.
“Benim hakkımda konuşmayı bitirdiyseniz derse başlayabiliriz.”
Döndüm.
Kerem sıranın yanında durmuş, sırıtıyordu.
“Sen ne zamandır buradasın?”
“Yeterince uzun.”
“Harika. Bir de konuşulanları dinliyorsun.”
“Adım geçiyordu. Merak ettim.”
“Senin hakkında konuşacak kadar boş vaktim yok.”
“Az önce beş dakikadır bana baktığını söyleyen kimdi?”
Yüzümün ısındığını hissettim.
“Sen gerçekten çok kendini beğenmişsin.”
“Sen de yakalanınca hemen sinirleniyorsun.”
“Yakalanmadım.”
“Tabii.”
“Şu ‘tabii’lerini bir gün bırak.”
“Sen de şu her şeye kızmayı bırak.”
“Sen sustuğun gün ben de bırakırım.”
Kerem gülümsedi.
“Anlaşamayacağız.”
“Sonunda doğru bir şey söyledin.”
Yerine oturdu.
Ben de önüme döndüm.
Birkaç saniye sonra arkamdan tekrar seslendi.
“Bu arada…”
“Ne?”
“Eline bakıyordun ya.”
“Ne olmuş?”
“Merak etme. Hâlâ sağlam.”
“Senin sağlam olman umurumda değil.”
“Emin misin?”
Döndüm.
“Evet.”
“Çünkü yüzün pek öyle demiyor.”
“Yüzümün ne dediğini de sen mi biliyorsun?”
“Biraz.”
“Çok sinir bozucusun.”
“Bunu daha önce söylemiştin.”
“Çünkü değişmedin.”
“Sen de değişmedin.”
“Ben değişmek zorunda değilim.”
Kerem birkaç saniye bana baktı.
“Ben de seni değiştirmeye çalışmıyorum.”
“İyi. Çünkü başaramazsın.”
“Belki de denemem.”
“Deneme zaten.”
Kerem gülümsedi.
“Tamam.”
Bu kez gerçekten sustu.
Ama nedense onun susması, konuşmasından daha çok sinirimi bozdu.
Bir süre sonra gözüm yine eline kaydı.
“Canın acıyor mu?”
Kerem hemen bana baktı.
“Az önce umursamadığını söylemiştin.”
“Fikrimi değiştirdim.”
“Çabuk değişiyormuşsun.”
“Sen de çok konuşuyorsun.”
“Eline bakmayı bırak o zaman.”
“Bakmıyorum.”
“Şu an bakıyorsun.”
Hemen gözlerimi kaçırdım.
“Tesadüf.”
Kerem güldü.
“Tabii Lara.”
“Bir daha ‘tabii’ dersen—”
“Ne yapacaksın?”
Bir an sustum.
“Bilmiyorum.”
“Ben de onu bekliyordum.”
İstemeden güldüm.
Ve o an fark ettim.
Kerem'le tartışmak sinir bozucuydu.
Ama nedense…
Onunla konuşmayı bırakmak istemiyordum.