4. Bölüm — Fark Etmeden
Son ders bittiğinde sınıf yavaş yavaş boşaldı.
Lara çantasını toplarken Kerem'in hâlâ yerinden kalkmadığını fark etti.
“Sen gitmeyecek misin?”
Kerem başını kaldırdı.
“Birazdan.”
“Niye?”
“İşim var.”
Lara çantasını omzuna taktı.
“Ne işi?”
Kerem hafifçe gülümsedi.
“Merak mı ettin?”
“Hayır.”
“Öyle bakmıyorsun ama.”
Lara gözlerini devirdi.
“Her şeyi kendinle ilgili sanmayı bırak.”
“Tamam.”
Lara kapıya doğru yürüdü.
“Görüşürüz.”
Kerem'in yüzündeki gülümseme bir an kayboldu.
“Lara.”
Lara dönüp baktı.
“Ne?”
“Eve yalnız gitme.”
Lara şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.
“Niye?”
“Öylesine.”
“Öylesine diye bir şey yok.”
Kerem birkaç saniye sustu.
“Geç oldu.”
“Daha hava kararmadı.”
“Yine de.”
Lara ona baktı.
“Sen bazen çok garip davranıyorsun.”
“Biliyorum.”
“Bir şey saklıyorsun.”
Kerem'in yüzündeki ifade değişti.
“Her insanın kendine sakladığı bir şey vardır.”
Lara cevap vermedi.
Kerem çantasını aldı.
“Git hadi.”
“Emir verme.”
“Emir vermiyorum.”
“Öyle konuşuyorsun.”
Kerem gülümsedi.
“Tamam. Rica ediyorum.”
Lara istemeden gülümsedi.
“Böyle daha iyi.”
---
Akşam saatlerinde Kerem okulun çok uzağındaki eski bir spor salonunun kapısında durdu.
İçeriden eldiven sesleri geliyordu.
Buraya uzun zamandır gelmek istemiyordu.
Ama bazı şeyleri geride bırakmak sandığı kadar kolay değildi.
Kapıyı açıp içeri girdi.
Bir süre sonra eldivenlerini taktı.
Karşısındaki kişi:
“Hazır mısın?”
Kerem başını salladı.
Ama aklı başka yerdeydi.
Lara'da.
Daha onu tanıyalı bir iki gün olmuştu; yine de nasıl olup da bu kadar kısa sürede aklına yerleşebildiğini anlayamıyordu.
Sabah ona kızarkenki hâli…
Gülerken gözlerinin nasıl değiştiği…
“Ne saçmalıyorum ben?” diye mırıldandı.
Son zamanlarda onu düşünmeden duramıyordu.
Ve bundan hiç hoşlanmıyordu.
Çünkü Kerem bir şeyi çok iyi biliyordu:
Birine gerçekten değer vermeye başladığında, onu kaybetme korkusu da beraberinde geliyordu.
---
Ertesi sabah Lara okulun kapısından girerken Kerem'i gördü.
Elinin üzerinde küçük bir sıyrık vardı.
Lara hemen fark etti.
“Eline ne oldu?”
Kerem elini cebine soktu.
“Bir şey yok.”
“Yine mi?”
“Yine ne?”
“Dün de garip davranıyordun.”
“Ben hep garibim.”
“Dalga geçme.”
Kerem ona baktı.
Lara'nın yüzündeki endişeyi görünce söyleyecek bir şey bulamadı.
“Ufak bir şey.”
“Nasıl oldu?”
“Boks.”
Lara şaşırdı.
“Sen boks mu yapıyorsun?”
“Eskiden.”
“Şimdi?”
Kerem birkaç saniye sustu.
“Bazen.”
Lara eline tekrar baktı.
“Bazen dediğin şeyin sonunda böyle mi oluyorsun?”
Kerem gülümsedi.
“Merak ettin.”
“Evet.”
Bu kez Lara inkâr etmedi.
Kerem'in yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
Çünkü o küçücük “evet”, beklemediği kadar iyi hissettirmişti.
“Lara…”
“Efendim?”
Kerem bir an söylemek istedi.
Senden hoşlanıyorum.
Ama söylemedi.
Sadece başını iki yana salladı.
“Boş ver.”
Lara kaşlarını çattı.
“Ne diyecektin?”
Kerem ona bakıp hafifçe gülümsedi.
“Sonra.”
Ve ilk kez, Lara onun gözlerinde alıştığı o rahat tavrı değil…
gerçekten sakladığı bir duyguyu gördü.