3. Bölüm — Uyarı
Lara telefonu elinde tutup mesajı bir kez daha okudu.
“Kerem'den uzak dur.”
Numara kayıtlı değildi.
“Harika…”
Telefonu kapatıp çantasına attı.
“Ne oldu?”
Lara başını kaldırdı. Kerem sıranın yanına gelmişti.
“Hiç.”
“Hiç derken?”
“Hiç işte.”
Kerem sandalyesini çekip oturdu.
“Tamam.”
Lara kaşlarını çattı.
“Tamam mı?”
“Evet.”
“Bir şey sormayacak mısın?”
Kerem ona baktı.
“Az önce hiç dedin.”
“İnsan bir kere daha sorar.”
“Sen söylemek istemiyorsun. Ben de zorlamıyorum.”
Lara birkaç saniye sustu.
“Garipsin.”
“Bunu iltifat olarak kabul ediyorum.”
“İltifat değildi.”
“Ben yine de kabul ettim.”
Lara gözlerini devirdi.
“Her şeye verecek bir cevabın var mı?”
“Genelde.”
“Ne kadar sinir bozucu olduğunu farkında mısın?”
“Farkındayım.”
“Ve hiç rahatsız olmuyor musun?”
“Hayır.”
Lara başını iki yana salladı.
“İnanılmazsın.”
Kerem gülümsedi.
“Bunu da iltifat sayıyorum.”
“Sayma.”
“Geç kaldın.”
Lara istemeden güldü.
Kerem hemen fark etti.
“Güldün.”
“Hayır.”
“Gördüm.”
“Yanlış gördün.”
“Lara, resmen güldün.”
“Bir daha söylersen güldüğümü inkâr etmeye devam edeceğim.”
Kerem hafifçe güldü.
“Tamam. Sustım.”
“İyi.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Lara telefonuna tekrar baktı.
Yeni mesaj gelmişti.
“Onu tanıdığını sanıyorsun. Asıl kim olduğunu öğrenince çok geç olacak.”
Lara'nın yüzü bir anda değişti.
Kerem bunu fark etti.
“Lara?”
“Ne?”
“Bir şey oldu.”
“Yok.”
“Az önce iyiydin.”
“İyiyim dedim ya.”
Kerem bu kez ciddi bir sesle konuştu.
“Tamam. Anlatmak istemiyorsan anlatma. Ama bir sorun varsa tek başına halletmeye çalışma.”
Lara ona baktı.
“Sen neden bu kadar ilgileniyorsun?”
Kerem birkaç saniye sustu.
“Bilmiyorum.”
Lara'nın bakışları değişti.
Kerem devam etti:
“Ama bir şeylerin ters gittiği belli.”
Lara telefonu avucunun içinde sıktı.
Mesajı ona göstermek istedi.
Ama yapamadı.
Çünkü artık merak ettiği şey sadece mesajı kimin gönderdiği değildi.
Kerem'in gerçekten kim olduğu da aklına takılmıştı.